,

How To Get City Center From New Airport Of İstanbul?

PUPLIC TRANSPORTATION SERVICE FROM/ TO İSTANBUL NEW AIRPORT.

How TO  Get İstanbul’s City Centers From New Airport Of İstanbul?

The name of Istanbul’s new airport is IGA Istanbul Airport. IGA Istanbul Airport is one of the largest airport in the World. Atatürk Airport is now closed. IGA Istanbul Airport is located on the European Side of Istanbul. There is one more airport in Istanbul which is Called Sabiha Gökçen Airport and It is located on the Asian Side of Istanbul.

There is so many diffrent way ( Puplic Buses, Taxi, Private transfers etc.) to go city center from IGA Istanbul Airport. The best way is HAVAIST BUSES. HAVAIST organizes two-way bus services from/to City Centers of Istanbul.

Havaist Buses; routes, fees and numbers are as follows;

BUS NUMBER: IST 1

YENİKAPI İDO TO/FROM İSTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Yenikapı İDO, Bakırköy İDO, Kuleli, Başakşehir Metrokent, İstanbul Airport.

FEE : 18 TRY.

BUS NUMBER: IST 2

TÜYAP INTERNATIONAL FAIR CENTER TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Tüyap, Cumhuriyet Mahallesi, Marmara Park, Bahçeşehir Merkez, İstanbul Airport.

FEE: 21 TRY.

BUS NUMBER: IST 3

ESENLER BUS STATION- İSTANBUL HAVALİMANI.

STATIONS:  Esenler Otogar, Alibeyköy Otogar, Hasdal, Göktürk ( Emniyet), İstanbul Airport.

FEE: 16 TRY.

BUS NUMBER: IST 4

GÜNEŞLİ TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Güneşli, İstanbul Airport.

FEE: 18 TRY.

BUS NUMBER: IST 5

BEŞİKTAŞ TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Beşiktaş Pier, Zincirlikuyu metrobus, 4.Levent, İstanbul Airport.

FEE: 18 TRY.

 

BUS NUMBER: IST 7

KADIKÖY TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Kadıköy, Acıbadem, Acıbadem Metro, Uzunçayır Metrobus, Göztepe, Yenisahra, Kavacık, İstanbul Airport.

FEE: 25 TRY.

BUS NUMBER: IST 8

PENDİK İDO TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Pendik İDO, Pendik Marmaray, Tavşantepe Metro, Sabiha Gökçen Airport, İstanbul Airport.

FEE: 30 TRY.

BUS NUMBER: IST 15

AVCILAR TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Avcılar Metrobus, Bahçeşehir, Ispartakule, İstanbul Airport.

FEE: 16 TRY.

BUS NUMBER: IST 17

HALKALI TRAIN STATION TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Halkalı Train Station, Halkalı Park, Güneşpark Evleri, Atatürk Mahallesi ( Arenapark), Mall Of İstanbul, Başakşehir Metrokent, İstanbul Airport.

FEE: 16 TRY.

BUS NUMBER: IST 19

TAKSİM SQUARE TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Taksim, Nurtepe Viyadük, İstanbul Airport.

FEE: 18 TRY.

BUS NUMBER: IST 20

SULTANAHMET TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Sultanahmet, Eminönü, Piyalepaşa, İstanbul Airport.

FEE: 18 TRY.

 

,

How To Get Asian Side Of İstanbul From İstanbul Airport?

PUPLIC TRANSPORTATION SERVICE FROM/ TO İSTANBUL NEW AIRPORT.

How To Get Asian Side Of İstanbul From İstanbul Airport?

The name of Istanbul’s new airport is IGA Istanbul Airport. IGA Istanbul Airport is one of the largest airport in the World. Atatürk Airport is now closed. IGA Istanbul Airport is located on the European Side of Istanbul. There is one more airport in Istanbul which is Called Sabiha Gökçen Airport and It is located on the Asian Side of Istanbul.

There is so many diffrent way ( Puplic Buses, Taxi, Private transfers etc.) to go city center from IGA Istanbul Airport. The best way is HAVAIST BUSES. HAVAIST organizes two-way bus services from/to City Centers of Istanbul.

Havaist Buses For Asian Side of İstanbul ; routes, fees and numbers are as follows;

BUS NUMBER: IST 7

KADIKÖY TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Kadıköy, Acıbadem, Acıbadem Metro, Uzunçayır Metrobus, Göztepe, Yenisahra, Kavacık, İstanbul Airport.

FEE: 25 TRY.

BUS NUMBER: IST 8

PENDİK İDO TO/FROM ISTANBUL AIRPORT.

STATIONS: Pendik İDO, Pendik Marmaray, Tavşantepe Metro, Sabiha Gökçen Airport, İstanbul Airport.

FEE: 30 TRY.

Midilli’de (Lesvos) Gezilecek Yerler.

MYTILINI(Midilli Merkez): Sappho Meydanı; Sahile çok yakın bir konumda bulunan etrafı kafeler ile çevrili meydan. Meydanda Antik Yunan Şair Sappho’nun heykeli bulunuyor. Sappho Antik Yunan’da çok önemli bir şairdi. Lezbiyen olduğu ve Midilli’ye bu sebeple Lesvos adının verildiği rivayet olunur, Yeni Camii; Ermou Caddesi üzerinde bulunan ve 2.Mahmut döneminde yapılmıştır, Türk Hamamı; Yeni Camii karşısında konumludur, Halim Paşa Konağı; Ermou Caddei üzerinde sergi salonu olarak kullanılmaktadır, Agios Therapon Kilisesi; Midilli’nin en önemli dini yapılarından biri. Ermou Caddesi; Alışveriş dükkânları ile dolu olan Midilli’nin ana caddesi, Panellinion Kafe; Eski Osmanlı Bankası Şubesi olan kafe tamamı ile taştan yapılmış tarihi bir bina.  İç mekân oldukça görkemli ve büyük, yüksek tavanları var. Mimari açıdan etkilenmemek mümkün değil.Yiyecek içecek konusunda pek enteresan bir durumu yok. Ada’da bulunan diğer kafelere göre biraz pahalı ama bir kez bu değişik atmosferde kahve ya da soğuk bir şeyler içip soluklanmanızı tavsiye ederiz.

GERA: Gera Körfezi; uçsuz bucaksız zeytin ağaçları ve masmavi bir deniz. Barbaros Hayrettin Paşa’nın memleketi.

AGIASOS: Agiasos Midilli Adası’nın en yüksek noktalarından birine kurulmuş bir dağ köyü. Agiasos’da; Hediyelik eşyalar satan çarşıyı, Meryemana Kilisesi’ni ve Midillili ünlü Yunan Halk Ressamı olan Theofilos Hacimiail müzesini ziyaret edebilirsiniz.

PLOMARI: Midilli Merkez’den sonra adanın en yoğun nüfuslu bölgesi. Plomari, Ouzo üretiminde Yunanistan’ın bir numarası olarak da biliniyor ve birçok Ouzo üretim merkezi burada. Plomari’de Barbayannis Ouzo Müzesi, Tarti Beach, Melinda Sahili ve Megalochori Köyü görmenizi tavsiye edeceğimiz yerlerdir.

KALLLONI: Kalloni Körfezi; plaj, liman ve kasabası ile hoşça vakit geçirebileceğiniz bir nokta. Sığ denizi ve kum plajları ile ön plana çıkıyor. Kalloni Sardalya Balıkçılığı ve konserve üretimi ile de meşhur. Midilli’nin diğer kısımları gibi Kalloni de birbirinden lezzetli deniz ürünleri tadabileceğiniz tavernalar ile dolu.

SIGRI: Sigri küçük bir balıkçı kasabasıdır. Sigri’de; Lesvos Fosil Parkı Müzesi ( Giriş 3 Euro), Sigri Kalesi ( Osmanlı Kalesi), Agia Triada Kilisesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Sigri ile Antissa arasında bulunan St.John the Theologian Manastırı ise zorlu yoluna rahmen görülmeye değer ve sanırım Midilli’nin en yüksek noktasında konumlu. Muhteşem manzara ise garanti. Restoran olarak önerimiz ise; Cavo di Oro ( Deniz Ürünleri).

ERESSOS: Antik Yunan Lirik Şairi Sappho’nun doğduğu köy. Eressos güzel restoranlar, hediyelik eşya dükkânları, kafelerin olduğu tipik bir sahil kasabası. Eressos’da  Skala Sahili ve Pithari Manastırı görülecek yerler sıralamasında öne çıkıyor. Eressos Limanı’nın diğer tarafındaki kayalık Plaj ise dalış tutkunları için çok caziptir. Restoran olarak önerimiz; Güzel yemekleri ve uygun fiyatları ile Blue Sardine.

PETRA: Kayalık bir dağ ile çevrili olan Petra’da il göze çarpan yapı, Petra’nın tepsinde bulunan ve 114 basamak tırmanılarak çıkılan Glykfylousa Panagia Manastırıdır. Glykfylousa Panagia Manastırı muhteşem bir panoramik manzarayı sizlere garanti ediyor. Sahile yakın bir noktada bulunan dar sokaklarda hediyelik eşya dükkânları, bar, kafe ve restoranlar bulunuyor. Petra merkezinden Molivos ve Petra kumsallarına çalışan turistik trenleri de deneyimlemenizi öneririz. Restoran önerimiz; Avlaki Taverna.

MOLIVOS: Molivos Midilli’nin en çok turist ağırlayan bölgesi. Molivos; limanı, taş sokakları, evleri, sahilden tepelere kadar uzanan daracık sokakları ile cennetten bir köşe. Molivos’a gelip eski bir Ceneviz Kalesi Olan Molivos Kalesi’ni (Giriş 2 Euro) de görmeden dönmek olmaz.

SKALA SKAMNIA: Skamnia Yunancada Dut Ağacı anlamına geliyormuş. Bölgede Dut Ağacı çokça bulunduğu için de Dut Ağaçları bu bölgenin ismine vesile olmuş. Oldukça küçük bir balıkçı köyü olan Skala Skamina’da az sayıda restoran ve kafe bulunmaktadır. Ayrıca ünlü Yunan yazar Stavris Mirivilis de Skala Skamina Köyü’nde doğmuş.

MANDAMADOS: Taksiarhis Manastırı ve avlusunda ballı yoğurt ile lokma.

THERMI: Osmanlı döneminden kalma Sarlıca Oteli ve Thermi sahili.

 

 

Ayrıca ilginizi çekeceğini düşündüğüm;

”Midilli ( Lesvos ) Otel Önerilerimiz” başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

 

Kos Gezi Rehberi.

Yunan adaları son yıllarda yaz tatillerimizin değişmez mekânları oldular. Birçok adanın sınırlarımıza yakın olması, hem de adalarda uygulanan fiyat politikasının Türk insanını pek fazla üzmemesi nedeni ile birçok insanımız Yunan adalarını tatil programlarına dâhil etmeye başladı.. Yunan Adaları; bakir kumsalları, masmavi denizi, bol ve ucuz deniz mahsulleri, Türk insanının damak tadına çok uygun zeytinyağlıları, bembeyaz evleri ile turistler için keyifli vakit geçirebilecekleri cazibe merkezleri durumundalar. Benim de bugünkü rotam bu adalardan Kos. Rehberlik yaptığım yıllarda İngiliz grupları her hafta Bodrum’dan Kos’a götürür ve bir gece konaklama yapar geri dönerdik. O yıllarda Kos’a o kadar çok gidip gelmemden kaynaklı olarak genellikle hep başka Yunan adalarına seyahat etmek bana daha cazip geldi, şimdi ise kızımın da yoğun ısrarı ile rotamızı Kos’a çevirdik. Kos’da konaklayabileceğiniz ucuz oteller için Kos Ucuz Otel Rehberi başlıklı yazıma göz atmanızı öneririm.

KOS NEREDE VE KOS’A NASIL ULAŞILIR?

Kos, ya da bizim deyimimiz ile İstanköy, Bodrum Turgutreis’in hemen karşısında çıplak göz ile görüş mesafesinde bulunuyor. Turgutreis’ten Kos Adası feribot ile yaklaşık 20 dakika sürüyor, yani 20 dakika sonra Avrupa birliği üyesi bir ülkenin topraklarındasınız. Yunanistan ana karasına çok uzaklarında bulunan Kos, biz Türklerin yanı sıra Avrupalı turistlerin de çokça tercih ettiği bir tatil merkezi. Adada havalimanı bulunuyor olması da Atina-Kos uçuşları ile adaya rahatlıkla ulaşılabilme imkânı veriyor.

VİZE GEREKLİ Mİ?

Evet, Kos Adası’nı ziyaret etmeniz için geçerli bir Schengen Vizeniz olması lazım.Yunanistan Vizesi hakkında daha detaylı bilgi için bu yazıma göz atmanızı tavsiye ederim.

’’ELİMİ KOLUMU SALLAYARAK GELDİM, KAPI VİZEMİ VERİN’’ UYGULAMASI NASIL İŞLİYOR?

Kapıda Vize, işte ismi çok sempatik; ama uygulaması pek de öyle olmayan vize biçimi. Öyle bir isim vermişler ki bu uygulamaya sanırsın ki hiçbir işlem yapmadan Kos’a gidip orada kapı vizenizi pasaportunuza bastırıp ülkeye giriyorsun. Yok, öyle değil işte… Kapı vizesi alabilmeniz için bilet aldığınız firmaya seyahatinizden yeterli bir süre öncesi bir takım evraklar vermeniz ve seyahat şirketinin de karşı tarafa yani Yunan tarafına bu evraklar ile başvuru yapması gerekiyor. Sonuç olarak; hani eş dost sohbetleri sırasında ‘’Yahu kapıda vize alınıyor, bizim şirketten arkadaşlar o şekilde gitmiş’’ denilen durum bu. Aynı saçma algı nasıl oluyor da yıllardır devam ediyor? Anlayabilmek mümkün değil. Bayılıyoruz bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya.

YOLCULUK BAŞLIYOR…

Saat 08.30; Akyarlar…

Akyarlar’dan Turgutreis’e hareket ediyoruz. Atıştırmalıklar, su vb. malzemeler tamam. Yıllar sonra tekrar Kos’a gidiyorum; ama bu kez kızımlaJ).

Saat 09.00; Turgutreis Limanı…

Kos’a gidecek olan feribota binmek için Turgutreis limanındayız. Birazdan pasaport kontrolünden geçeceğiz. Feribot biletlerimizi Bodrum Expresslines firmasından 15 gün kadar önceden almıştık. Bu dönemde talep yoğun olduğundan dolayı biletleri önceden almanızda fayda var.

Yolculuk 25,30 dakika kadar sürecek. Yurt dışı çıkış pulu almamıştık (Seyahat tarihinde 15 TL olan pul an itibari ile çıkan torba yasa sonucu 50 TL olmuştur) onu da limanda bulunan büfeden alıp Kos’a gitmek için tamamı ile hazır duruma geliyoruz.

Yıllar geçse de çıkış kapısında değişen bir şey yok. İnsanlar gene güneşin altında bekliyor. Yahu şuraya gazino girişlerinde olan tentelere benzer bir şey yapmak çok mu zor?

Saat 09.30; Feribottayız…

İşlemler tamam. Feribota geçtik. Bu kez Kos’a varınca 3 saat kadar sürecek bir ada turu alma niyetindeyiz. ’’Alabileceğimiz bir turunuz var mı?’’diye feribotta bulunan bir yetkiliye soruyoruz. Whatsapp ile karşı taraf ile konuşup, 2 kişi olarak bizi tura yazdırıyor. ’’Liman çıkışında tuvaletlerin yanında bir kahve var, onun orada ağacın altında rehber bayanı bulabilirsiniz ve ona ödeme yaparsınız’’ diyor. Bu işlem de tamam. Tek başıma olsam dağ tepe yürürüm, sıkıntı yok; lakin Ada ile beraber olunca durum farklı oluyor. Kızımı ilk yurtdışı çıkışında hayattan bezdirmemek ve benimle bir daha seyahate gelme fikrinden vazgeçirmemek adına 3 saatlik, otobüs ile yapılan ve adanın belli başlı noktalarını panoramik görüntüleme imkânı olan bir tura yazılmış oluyoruz. Fiyatı kişi başı 15 Euro, tur 11.00’da başlayacak ve 14.30 gibi sona erecek. Salı günleri harici her gün bu tur var ve 5 kişi de olsa 25 kişi de olsa depar alıyormuş.

Saat 10.00; Kos Limanındayız…

Feribot limana yanaştıkça tekneden gelmekte olan motor gürültüsü yerini insan uğultusuna bırakıyor. Limana doğru şöyle bir göz atıyorum, durum feci. Onlarca feribot yanaşmış ve pasaport kuyruğunda ciddi insan kalabalığı var. Gümrük görevlileri klasik yavaşlıkları ile hareket ediyor, insan bu kadar yavaş ve tembel hareket edebilir mi? Gelecek feribot sayısı belli, gelecek kişi sayısı belli; ama adamlar yıllardır buna bir önlem alıp işi hızlandırmak adına hiçbir şey yapmıyor. Neticesi upuzun gümrük kuyrukları ve saçma sapan bekleme süreleri. Bravo komşu, şaka gibisiniz…

Saat 10.30 Rehberimiz Irini ile buluşuyoruz…

Gümrük işlemlerimizi bitirip pasaportlarımıza giriş damgalarımız bastırdıktan sonra tuvaletlerin yanında bulunan meşhur ağacın altına gidip, rehberimizi bulup tur ödememizi yapma gayretine giriyoruz. Bekleyen bir bayan var; ama bizim aradığımız kişi o değil. Ağacın hemen yan tarafında karavandan bozma bir büfe bulunuyor, o büfenin önüne geçince tur rehberimiz Irini’yi buluyor ve ödememizi yapıyoruz. Benim için 15, kızım için ise 5 Euro alıyor; toplam 20 Euro’ya işi bitiriyoruz. Otobüs gelene kadar serbest zaman. Bir kahve içiyor ve büfenin sahibi ile sohbet ediyoruz, filtre kahve ve yanında 0.50 lt su 2 Euro.

Saat 11.00; Otobüsteyiz…

Koltuklarımıza kuruluyoruz. 3 saat boyunca Kos Adası’nı gezeceğimiz tur birazdan başlayacak. Otobüs arka beşli hariç dolu. Klima iyi çalışıyor, nevalemiz tamam, fotoğraf ve video çekmek için makinalarımız hazır. O zaman tur başlasın.

Saat 11.20; Yola çıktık…

Tur boyunca; Liman, Platani, Tigaki, Antimachia (Zeytiyağı Fabrikası), Kefalos, Zia Köyü’nü gezeceğiz ve 3 saat kadar sonra 14.30 ‘da şehir merkezinde turumuz sona erecek.

Saat 12.00; Antimachia Zeytinyağı Fabrikasındayız…

Antimachia Köyü sınırları içinde olan bir yeni nesil zeytinyağı üretim merkezine geliyoruz. Kısa bir sunum yapılıyor. Sonrası fabrikanın marketinden alışveriş yapmak için kısa bir mola. Her bütçeye uygun zeytinyağı, sabun gibi hediyelikler mevcut. Zeytinyağı ve sabunlarımız kapıp otobüse geri biniyoruz. Sabunlar 0.80, Zeytinyağları ise litre durumuna göre 2,5 ile 15 Euro arasında değişiyor.

Saat 12.30; Zia Köyündeyiz;

Antimachia’dan yola çıkıp 15 dakikalık bir yolculuk nihayetinde Zia Tepesi’ne varıyoruz. Müthiş bir manzara eşliğinde Zia’ya doğru çıkan dar yolda bırakın iki otobüsü, iki araba bile yan yana gelince zor geçiyor. Yolculuğun doğasına uyan ve panoramik görüntüyü daha da melankolik kılan yunan ezgileri eşliğinde; zeytin ağaçları, kah görünüp kah yok olan deniz manzarası eşliğinde Zia’ya doğru tırmanmaya devam ediyoruz. Keyfimiz yerinde, bence Zia Kos Adası’nda görülecek en güzel noktalardan biri. Saat 12.30’da Zia’ya varıyoruz. Burada 1,5 saat kadar boş zamanımız var.

Zia Tepesi, Kos Adası’nda en muhteşem panoramik manzarayı alabileceğiniz nokta. Yemyeşil ağaçlar, dar sokaklar, begonviller, tavernalar, hediyelik eşya dükkânları ve restoranları ile müthiş bir yer. Ziyaretçileri için en popüler saat akşamüzeri; çünkü buradan gün batımını izlemek paha biçilemez. Biz ise öğlen sıcağında buradayız, olsun pişman değiliz, bol gölgelik ve ağaçlık noktalarla dolu bir yer.

Zia cennetten bir köşe sanki. Alchimion isimli cennet köşesi bir kafeye oturup bir şeyler içiyoruz, sunum mükemmel. Bir bira, bir gazoz için 4.50 ödüyoruz,  yanlarında gelen; karpuz, su ve kurabiyeler standart sunum yani ikram. Bu kafe kiliseye çıkan merdivenli yolun üzerinde, yani kiliseye çıkan merdivenleri tırmanmadan önce soluklanmak için oldukça ideal bir yer.

Saat 14.30; Kos Merkezdeyiz;

Zia’dan Kos merkeze bir yanı plaj diğer yanı ise oteller ile dolu yolları takip ederek varıyoruz ve tur sona eriyor. Bundan sonrası Kos Adası merkezindeki cazibe noktalarını yürüyerek gezmek ve kafelerde keyif yapmak. Eğer Kos’a günübirlik gidiyorsanız bizim aldığımıza benzer yarım günlük bir tur almanızı tavsiye ederim. Kos Adası’nın merkezi küçük bir yer ve tüm günü orada geçirmeniz sıkıcı olabilir.

KOS MERKEZDE NERELERİ GÖRDÜK?

Yazımın üst kısmında da belirtmiş olduğum gibi adanın merkezi oldukça küçük. Limandan ada merkezine doğru yürüyerek geldiğinizde hayatın daha kalabalık olarak aktığı kısımları, kafeleri ve görülesi mekânları bulacaksınız.

  • Kos Kalesi ( Son deprem sonrası kapalı).

  • Eleftherias Meydanı ( Kafeler ve hediyelik eşya dükkânları ile çevrili şehrin ana meydanı).

  • Defterdar Camii ( Son depremde minaresi yıkılmış durumda).

  • Dimotiki Agora ( Elefherias Meydanı’nda bulunan çarşı).

  • Kos Arkeoloji Müzesi.
  • Aya Paraskevi Kilisesi.

  • Cezayirli Hasan Paşa Camii ( Hipokrat Ağacı ve Kale ile dip dibe bulunuyor).

  • Roma Odeonu ( Eleftherias Meydanı’ndan yürüyerek 10 dakika kadar bir mesafede).

  • Asklepion Sağlık Merkezi ( Merkezden yürüyerek gidilmesi zor, araba ile 10 dakikalık mesafede, özel ilgisi olanlar turlarına ekleyebilirler).

Yukarıda sıralamış olduğum cazibe noktalarının birçoğunu gezip gördükten sonra ki birçoğu birbiri ile iç içe, Hipokrat Ağacı’nn biraz ilerisinde bulduğumuz bir kafeye çöküyoruz. Artık yorgunuz, hava oldukça sıcak ama tatlı bir esinti var bu ağaçların gölgesinde kalmış kafenin bahçesinde. Dinlenmek için son derece ideal, hem  free wi-fi da var. Bu tatlı, hoş mekânın adı Cafe Neratzia, oldukça kibar bir hanım servis yapıyor. Kapının hemen önündeki masaya yayılıyoruz. 1 double espresso ve iki limonata içip 10 Euro ödüyoruz. İki saat kadar bu kafenin keyfini çıkarttıktan sonra sahil kenarından yürüyerek Bodrum’a gidecek feribotumuzun kalkacağı limana ilerliyoruz.

Bodrum’a dönmek için; sahildeki meşhur Yunuslu Havuzu geçip, Costa Palace isimli otelden sola dönüp, çok az yürüdükten sonra sağ tarafta Bodrum Feribot yazan tel kapıdan içeri girdiğimizde saat 17.00’ı gösteriyor ve feribotumuzun kalkışına 1 saat var. Tüm feribotların dönüş saatleri üç aşağı beş yukarı aynı olduğu için gene mahşeri bir kalabalık var. Neyse tüm işlemlerimizi hallediyor ve feribota geçiyoruz.

Saat 18.45; Bodrumdayız…

Thassos Hakkında Pek Çok Şey..

İSTANBUL’DAN THASSOS’A NASIL GİDİLİR?

Thassos ( Taşöz ) adası araba ile gidilebilecek İstanbul’a  en yakın Yunan adalarından biridir. Bunun yanı sıra harika bir doğası ve denizi vardır. Thassos; gezilecek ve görülecek yerler, birbirinden güzel plajlar ve Yunan mutfağının en güzel örneklerini bulabileceğiniz keyifli restoran ve kafeleri ile yaz tatili için cazip bir adrestir.

İstanbul’dan yaklaşık 450 km uzaklıkta yer alan Thassos Adası’na İstanbul’dan yaklaşık 6-7 saatlik bir araba yolculuğu ile ulaşmak mümkün. Bu süre tabi normal zaman için geçerli eğer bayram zamanı gitmeyi planlayacak olursanız toplam seyahat süresini 10 saat gibi düşünebilirsiniz, yolda çok fazla yoğunluk oluyor, bu gibi dönemlerde İpsala gümrük kapısında bekleme süresinin uzayabileceğini dikkate almanızda fayda var.

  • İpsala Sınır Kapısı’na İstanbul’dan yaklaşık  3 saatlik bir araba yolculuğu sonrası ulaşıyorsunuz.
  • Sınırdan sonra direk otobandan 1,5 saatlik bir araba yolculuğu ile Keramoti yol ayrımına kadar otobanda seyrediyorsunuz.
  • İpsala’dan çıktıktan sonra dümdüz giderek önce Alexandroupolis, sonra  Komotini  ve Xanthi sapaklarından geçiyorsunuz.
  • Thasos’a sizi götürecek olan feribot ise Keramoti kasabasından kalkıyor.
  • Xanthi ‘den yaklaşık yarım saat sonra otobanda feribot işareti ile birlikte Thassos tabelasını görebilirsiniz.
  • Chrysoupolı çıkışını takip etmelisiniz. Ancak tabela çok büyük değil, o nedenle dikkatli olun.
  • Saptıktan yaklaşık 25 km sonra sonra tabelaları takiben feribotun olduğu Keramoti kasabasına ulaşacaksınız.

FERİBOT SAATLERİ HAKKINDA.

  • Keramoti’den Thassos adasına her yarım saatte bir karşılıklı olarak feribot seferleri yapılmaktadır.
  • Keramoti -Thassos tüm gün her saat başı ve buçuklarda; 07.00,07.30, 08.00,08.30 gibi…
  • Thassos – Keramoti seferleri çeyrek geçe ve kalalarda; 07.15, 07.45,08.15,08.45 gibi….
  • Araba ücreti 20 Euro, yolcu  ücretleri ise kişi başı büyük 3,5 Euro, çocuk 2 Euro şeklindedir.
  • Feribot yolculuğu yaklaşık 30 dakika sürmektedir.

ARAÇ İLE YUNANİSTAN’A GİTMEK İÇİN GEREKLİ BELGELER NELERDİR?

  • Aracınıza Yeşil Sigorta ( Uluslararası trafik sigortası ) yaptırmanız gerekmektedir.
  • 15 günlük Yeşil Sigorta için yapmanız gereken yaklaşık ödeme 50 Euro civarı.
  • Bu sigortayı tüm sigorta acentelerinden yaptırabilirsiniz.
  • Uluslararası geçerliliği olan yenilenmiş ehliyetiniz var ise bu ehliyet ile yurtdışına çıkabilirsiniz.
  • Yenilenmiş ehliyetiniz olmaması durumunda ise Turing’den Uluslararası ehliyet almanız gerekiyor. Bu işlem ile alakalı detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. http://www.turing.org.tr/uluslararasi-surucu-belgesi/
  • Son Euro artışı ve Yunanistan’ın ekonomik durumu nedeni ile de aracınız deposunu Türkiye’de doldurmanız faydanıza olacaktır.

THASSOS’DA NE YENİR, NE İÇİLİR ?

En başta deniz mahsulleri olmak üzere, greek salat, çeşitli kızartmalar ve zeytinyağlılar ön plana çıkıyor. İçecek olarak Yunan rakılarını ve biralarını da deneyimlemek gerekli lakin bazı rakılar çok lezzetli olmasına karşın bira konusunda Türk biralarının eline su dökmeleri söz konusu değil. Yunan mutfağı kesinlikle tam biz Türklerin damak tadına göre. Deniz mahsullerine ve zeytinyağlılara doyacağınızı garanti ederim. Hem de öyle çok yüksek fiyatlar ödeyerek değil. Porsiyonlar da bizlerin alışmış olduğundan kesinlikle daha büyük.

THASSOS’DA RESTORAN ÖNERİLERİMİZ NELERDİR ?

  • Simi Restaurant  ( Limenas )

Simi restoranı Limenas bölgesinde en meşhur balık lokantalarından biridir. Lokanta genelde çok yoğun olduğu için gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

  • Masabuka Restaurant (Limenas )

Masabuka,  pazarın  sonunda  Simi restauranta giderken solda kalıyor. Burada ortaya yiyeceğiniz adet kadar çubukta köfte, sosis, tavuk şiş, mantar, patates sipariş veriyorsunuz. Mantarlar muhteşem. Restoran genellikle çok kalabalık oluyor fakat ne yazık ki rezervasyon yapma imkânı yok, sıraya girip beklemeniz gerekiyor. Bence kesinlikle beklemeye değer.

Burası aslında Plaj fakat hem öğlen hem de akşamları restoranında çok güzel yemek yiyebilirsiniz. Benim en sevdiğim peynir kroket. Kalabalık bir grup olarak geliyorsanız şehirin kalabalığından uzakta daha sakin bir akşam yemeği tercih edenler aksam rezervasyon yaptırıp nezih sakin bir ortamda yemek yiyebilir.

  • Mythos Restoran ( Limenas )

Limenas da Simi restorandan sonra Limanın sonunda solda kalıyor. Pizza yemek isterseniz inanılmaz büyük boyda Pizzaları var. Özellikle 4 peynirli pizzasını şiddetle tavsiye ederim.

Krambousa restoran; Golden Beach’te denizin üstünde çok güzel bir balık lokantası. Yine kalabalık olduğu için gitmeden önce muhakkak rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim.

  • Elena Restaurant ( Panagia )

Elena Restoran; küçük sevimli Panagia köyünde. En önemli özelliği ise kuzu, oğlak, tavuk çevirme ve kokoreç. Restoranda oturma alanı çok büyük değil ve çok fazla sıra oluyor yemekler çabuk tükeniyor.

  • Kazaviti Restaurant Traditional Tavern ( Prinos )

Kazaviti Restaurant; Prinos kasabasında  ağaçların altında, meydan muhteşem. Oğlak çevirme, kuzu, kokoreç ve içi peynir dolgulu kızarmış kabak yiyebileceğiniz çok nezih bir yer. Bence Elena da kuyruk beklemek yerine buraya gün batımı için  rezervasyon yaptırıp, akşam yemeği yemeniz daha  keyifli olacaktır.

  • Limenas’ta üstüne pudra şekeri ve tarçın dökülmüş kremalı börek yemenizi tavsiye ediyorum.

THASSOS PLAJLARI HANGİLERİDİR?

  • Marble Beach

Plaj küçük beyaz mermer parçaları ile kaplı, bu sebeple deniz tamamen turkuaz renginde görünüyor. Plajın görüntüsü gerçekten muhteşem ve mutlaka gidilmesi gereken bir yer.Burada şezlong ve şemsiye mevcut, yemek olayı için ise küçük bir büfe var.

Porto Vathy Beach de Marble Beach gibi tamamen mermer parçaları kaplı bir deniz. Marble Beach’e göre daha organize bir tesis ve daha geniş bir alana sahip.

Porto Vathy Beach, Marble Beach’den sonraki koyda yer alıyor. Kalabalık bir grup olarak gidiyorsanız buraya da gitmeden önce  Şezlong rezervasyonu yapmanızı tavsiye ederim.

Bar tarafı olan en ön sıraya rezervasyon yaptırmak isterseniz, gün içinde kişi başı  en az 10 EUR harcama yapmanız gerekiyor.

Marble Beach ve Porto Vathy’ye giderken yol güzergahınız nasıl olmalı ?

Marble Beach ve Porto Vathy‘e gidecekseniz Makryammos  tarafından gidilen yolu tercih edin.( Her iki yol alternatifi de kötü ama Makryammos tarafından gidilen yol; kötünün iyisi)

Limenas’dan Marble Beach’e giderken yolda  taşa yazılmış oklar var, bu oklar sizi Panagia tarafından götürüyor ve bu yolu hiç tavsiye etmiyorum çünkü mermer fabrikasının  tepesinden aşağıya doğru yılan şeklinde inen diğer yola göre çok çokdaha kötü  bir yol. Marble Beach’e gitmek için mutlaka Makryammos yolunu kullanmanızı tavsiye ediyorum.

Burası normalde bir tatil köyü fakat dışarıdan da plaj için giriş yapabiliyorsunuz.Hotel girişinde sizden bir giriş  ücreti  alınıyor, daha sonra hotel resepsiyonuna gidip şezlong, şemsiye kiralayıp ki ’’ bunun için giriş ücreti haricinde tekrar ücret ödemeniz gerekiyor ’’ resepsiyonun verdiği numaradaki bölüme oturuyorsunuz.Plaj dâhilinde küçük bir büfe bulunuyor ve bu büfede; soğuk sandviç, salata ve dondurulmuş pizza çeşitlerini bulmanız mümkün.

  • Paradise Beach

İncecik kumlarla kaplı bu plaj incecik kumlarla kaplı olup denize girdikten sonra uzun bir mesafe sığ daha sonra açıldıkça su derinleşiyor.Paradise Beach’de; 2 şezlong ve 1 şemsiye kirası 7 EUR. Restoran kısmında yemekler muhteşem ve porsiyonlar çok büyük. Deniz mahsullü bir makarna söyleyecek olursanız 2 kişi rahatlıkla bu makarna ile doyabilir.  Paradise Beach dâhilinde duşlar paralı ve ücreti 50 sent.

  • Aliki Beach

Adanın güneyinde yer alan bu plaj  küçük ve dar bir koyda bulunuyor.Arkasında  yan yana restoranlar  ve önlerinde onlara ait şezlonglar mevcut. Plajın ilk giriş kısmı taş daha sonrası ince kum. Burası  korunaklı bir koy olduğu için deniz dalgasız, ancak yazın çok kalabalık ve insanlar üst üste ve kalabalık gidiyorsanız burada yer bulmakta ciddi sıkıntı çekebilirsiniz.

La Scala Beach için Thassos’un en lüks  plajı diyebiliriz. Oldukça geniş bir alana sahip. Deniz,komple kum. Plajın sağ tarafında 6-7 adet loca var ve diğer yerler  şezlong. Localar için önceden rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederim, özellikle kalabalık olarak gidiyorsanız, 10 kişi ve üstü için 250 numaralı loca muhteşem. Bu locayı tüm gün için 150 EUR harcama sözü vererek kiralayabiliyorsunuz. Bu ücret  ile restoranda yemek yiyemiyorsunuz fakat locaya sandviç veya salata  çeşitleri söylerseniz bu ücretten düşüyorlar. Daha küçük localarda var ve onların kiralama ücretleri daha düşük. Plajın sol tarafında ise oldukça nezih bir restoran bar ve küçük bir havuz var.

Tarsnas Beach, Limenas bölgesinde kalıyorsanız oraya en yakın plajlardan biridir. Biz buraya özellikle adaya ayak basar basmaz yarım gün ve dönüş günü yarım gün ayırıyoruz. Plaj, bar ve yemek çeşitleri kesinlikle muhteşem. Ayrıca bu plajda şezlong için de herhangi bir ücret ödemiyorsunuz.

İlio Mare Thassos Resort; 5 yıldızlı çok şık bir hotel fakat isteyen dışarıdan da 7 Euro + 2 şezlong ve şemsiye  parası vererek buraya girebiliyor. Eğer Rüzgar yoksa deniz muhteşem. Son gittiğimizde rüzgârdan dolayı deniz çok çalkantılı ve giriş kısmı çok temiz değildi. Ayrıca otelin iç kısmında muhteşem bir havuzu ve restoranı var.

THASSOS’DA OTEL ÖNERİLERİMİZ NELERDİR?

Biz 7 senedir her sene gidiyoruz ve tercihimiz her zaman Limenas bölgesinde kalmaktan yana oldu. Ada çok büyük olmamasına karşın Limenas bölgesinden araç ile diğer tüm bölgelere ulaşmak çok daha rahat .Otel tercihimiz ise yıllardır Timoleon Hotel olup otel hakkında bazı detayları size yardımcı olması açısından aşağıda sıraladım.Çok daha detaylı bilgi için lütfen otelin web sitesini ziyaret ediniz. www.hotel-timoleon.gr

  • Feribottan iner inmez hemen solda kalıyor.
  • Hotel çok temiz  sadece banyolar küçük.
  • Hafif ama lezzetli bir kahvaltısı var.
  • Eğer 4 kişilik bir aile olarak konaklayacaksanız; yan yana olan 209-210 veya 309-310 numaralı odalar aileler için süper.
  • Otel konum olarak çok iyi çünkü akşam hiç araba çıkarmadan arka sokaktaki pazara ve restoranlara kolaylıkla gidebiliyorsunuz.
  • Çocuklar ile seyahat ediyorsanız; otelin hemen karşısında küçük bir lunapark var.

THASSOS’DA YAPMADAN DÖNMEMENİZ GEREKENLER NELERDİR?

  • Deniz mahsullerinin olabildiğince tadın.
  • Olabildiğince farklı plaj görün.
  • Panagia’da oğlak çevirme yiyin.
  • Yunan içkilerini deneyimleyin.
  • Kremalı börek ile kahvaltı yapın.
  • Adanın araba ile tüm bölgelerini ve köylerini turlayın.

LEROS; Yeşil, Mavi Bir Ada.

Yunan adaları son yıllarda yaz tatillerimizin değişmez mekânları oldular. Birçok adanın sınırlarımıza yakın olması, hem de adalarda uygulanan fiyat politikasının Türk insanını pek fazla üzmüyor olması nedeni ile birçok insanımız Yunan adalarını tatil programlarına dâhil etmektedir. Yunan Adaları; bakir kumsalları, masmavi denizi, bol ve ucuz deniz mahsulleri, Türk insanının damak tadına çok uygun zeytinyağlıları, bembeyaz evleri ile turistler için keyifli vakit geçirebilecekleri cazibe merkezleri.

Ben bu adalarda çok uzun soluklu konaklamalar yapmamakla beraber, tüm Bodrum tatillerimde mutlaka günübirlik veyahut 1,2 gece konaklamalı olarak adalara seyahat etmeyi kendime prensip edinmiş durumdayım.

Ülkemize yakın Yunan adaları içinde en bakir olan adalardan biri de Leros adası. Leros standart kültür seviyesine sahip her Türk insanının fikir sahibi olduğu 12 adalardan bir tanesi olup Turgutreis – Leros direkt feribot seferleri ile adaya ülkemizden ulaşım daha da kolaylaşmıştır.

TURGUTREİS’TEN LEROS’A NASIL GİDİLİR?

Feribot ile Turgutreis’ten Leros yaklaşık 70-75 dakika sürüyor. Feribot dediğime bakmayın bu parkurda öyle büyük gemiler değil küçük motorlar çalışıyor ve 100 kişi o motorda pek konforlu olmayan şartlarda yolculuk ediyor.

FERİBOT SEFERLERİ HANGİ GÜN VE SAATLERDE?

Seferler; Salı, Cuma ve Pazar günleri karşılıklı olarak yapılmakta olup Turgutreis kalkış 10.00, Leros kalkış ise 17.30 şeklinde.

FERİBOT ÜCRETLERİ NE KADAR?

  • Günübirlik gidiş / dönüş; 42 Euro.
  • Tek yön; 37 Euro.
  • Farklı günlerde gidiş / dönüş; 67 Euro.

www.bodrumferibot.com adresinden; Leros ve diğer adalara olan seferler ile alakalı daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

LEROS’U NASIL GEZEBİLİRSİNİZ?

Leros; sevimli balıkçı köyleri, plajları, masmavi denizi, tavernaları ile sakin mi sakin bir Ege adasıdır. Leros, görmüş olduğum diğer Yunan adalarına nazaran daha yeşil bir ada. Ada; 1912-1943 yılları arasında İtalyan hâkimiyetinde kalmış ve bunun izlerini Lakki tarafındaki binalarda net olarak görmek mümkün.( Art & Deco mimarisi )

Turgutreis’ten Leros’a vardığınız zaman teknenizin yanaşmış olduğu yer Agia Marina limanı.

Gümrük işlemlerini bitirip limandan çıktığınız zaman karşınıza günübirlik ( 3 saat ) ada turları yapan minibüsler çıkıyor. Eğer Leros’a günübirlik gelmişseniz bu turlara katılmanızı öneririm, bu turlar araç dolduğunda depar aldığından dolayı limandan erken çıkmaya gayret etmenizde fayda olacaktır.

Taksi tutarak adayı gezmek ise ayrı bir alternatif, 40 Euro civarına 3 saatlik panoramik ada turu yapılabilir, 4 kişi olmanız durumunda fiyat gayet uyguna geliyor.

Adanın liman kısmı pek büyük olmadığından dolayı tur almak ya da taksi tutarak adayı gezmek en mantıklı alternatifler yoksa liman kısmında yapılabilecek fazlaca bir şey yok.

Herkes için uygun olmayabilir ama Leros’un bazı bölgelerine Agia Marina liman bölgesinden yürüyerek ulaşmanız da mümkün. Örnek vermek gerekir ise Agia Marina’dan Alinda Beach’e 1 saatlik yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Yürüyüş yolu tamamı ile asfalt, deniz kenarı ve kesinlikle güvenli. Agia Marina ve Alinda Beach’i bir hilalin iki ucu olarak düşünebilirsiniz. Alinda Beach kıyı boyunca uzanmış otelleri, restoranları ve dar ama tertemiz plajları ile şahane, sakin, keyifli bir kıyı şeridi.

Ayrıca Agia Marina’dan 15 dakika yürüyüş ile Platanos’a da varabilirsiniz. Platanos’dan bir başka harika koy olan Panteli’ye ise 20 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşmanız mümkün. Pantelli kıyı boyunca uzanmış tavernaları ile dillere destan bir balıkçı köyü, gündüz saatlerinde kıyı boyunca uzanan şezlongların yerini gece saatlerinde tavernaların tahta masaları alıyor.

NELERİ GÖRMELİSİNİZ?

Panteli Kalesi / Adanın en iyi manzarasını 360 derece olarak alabileceğiniz nokta.

Panaghia Kyra ( Meryem Ana ) Manastırı.

Küçük bir adacık üzerinde bulunan Agios Isidoros Şapeli.

4.yy ‘dan kalma Panaghia tis Gourlomatas Kilisesi.

Lakki Limanı

Eski Yel Değirmenleri.

Lakki’de bulunan Savaş Müzesi.

Bellenis Kalesi ve Kulesi / Agia Marina’dan Alinda Beach’e giderken yol üzerinde.

LEROS’UN ÜCRETSİZ VE ŞAHANE PLAJLARI.

Panteli / Leros’da bulunan en modern ve organize sahil.

Alinda / Leros’da bulunan en organize sahillerden bir diğeri. Uzun, dar, ağaçlık bir sahil.

Gurna / En uzun kum sahil.

Drymonas / Gurna’nın güneyi.

Vromolithos / En güzel plajlardan biri.

Dyo Lisgara / Alinda’nın en sonunda.

Koulouoki / Lakki’de.

Merkies / Lakki’den 1 km kadar sonra.

Blefuti / Partheni tarafında.

Xirokambos / Adanın güney tarafında olup en güzel plajlardan biri.

OTEL ÖNERİLERİMİZ NELERDİR?

Chrisoula / www.chrisoula.gr / Alinda Beach

Crithonis Paradise Hotel / www.crithonisparadisehotel.gr / Alinda Beach

Hotel Princess / www.lerosprincess.com / Alinda Beach

Hotel Akrogiali / www.akrogialileros.com / Gourne Drymonas

Hotel Nefeli / www.nefelihotels-leros.com / Krithoni

Smalis Studios / www.smalisleros.com / Lakki

RESTORAN ÖNERİLERİMİZ NELERDİR?

Taverna Dimitris o Karaflas / Nefis manzara, şahane deniz ürünleri.

Mylos / Çok kaliteli bir balık restoranı. Müthiş konum.

Taverna Paradisos / Leros restoranları içinde en kaliteli olanlardan bir diğeri. muhteşem manzara, müthiş sunum.

Sweet Leros / Kahve, likör, ev kurabiyeleri ve tatlılar. Tek geçilebilir.

Kalimnos, Bambaşka Bir Ege Hikayesi.

Sıcak hem de pek sıcak bir Temmuz sabahı Akyarlar‘ dan minibüs ile Turgutreis Marina‘ya iniyorum. Hava sabahın 07.30’u olmasına rağmen şimdiden çok sıcak. Bu saatte beni yola düşüren neden Bodrum’a yakın Yunan adalarından biri olan Kalimnos‘ a gidecek oluşum. Cevat Şakir’in hikâyelerinde de çok bahsi geçer Kalimnos’ un ve adanın kara kaderli sünger avcılarının.

Hiç bir gölgelik alan olmayan yurtdışı çıkış pulu ve feribot bileti kuyruğuna giriyorum. Yaklaşık 1 saatlik bekleyişten sonra -sistem mi bozulmuş ne?- biletimi alıp pasaport kontrolü için çok şükür ki kapalı ve güneşten korunabileceğim bir alana geçiyorum. Bileti aldığım gişedeki elemen o kadar otomatiğe bağlamış ki, yurtdışı çıkış pulum var dememe rağmen bana ‘’bileti pulsuz satamıyoruz’’ diyor; lakin ufak bir tartışmadan sonra saçmaladığının farkına varıp sadece bilet almama razı oluyor. Pasaport kontrolünden sonra ILIAS isimli motora geçiyorum. Üsküdar–Beşiktaş seferini yapan küçük teknelerden biraz daha büyük.

Turgutreis Marina’yı çıkar çıkmaz dalga başlıyor ve Kalimnos’a kadar tekne bata çıka ilerliyor. Kıta sahanlığı nerede başlıyor, nerede bitiyor?  Tam olarak bilmiyorum; ama etraftaki kayalıklara, adalara boya ile yapılmış olan Yunan bayrakları 5,10 dakika içinde karşınıza çıkmaya başlıyor. Yolculuk başlangıcında dışarıda oturmayı tercih edenler de sırılsıklam bir vaziyette kapalı olan alana gelince, kapalı alan tam bir mülteci teknesi durumunu alıyor. Sıcak ve motorun delirten gürültüsüne bu kalabalık da ekleniyor.50 dakika kadar süren bu sancılı yolculuk sonunda, dalga bir anda kesiliyor ve Kalimnos limanına varıyoruz. Öyle cennet bir koya falan vardığımızı sanmayın. Ağaç ve yeşilliğin neredeyse hiç olmadığı bir adadayız, bu durumu az çok tahmin ediyordum; fakat bu derecesini inanın beklemiyordum.

Çizgi roman meraklısıysanız;  Mr.No karakterini ve pırpır uçağı ile iniş yaptığı barakadan bozma Latin Amerika havaalanlarını iyi biliyor olmanız lazım. Kalimnos limanının içinde pasaport kontrolü için girdiğimiz gümrük, bu barakadan bozma havaalanlarından da beter. Gümrük kuyruğunda pasaport polisine hediye etmek için baklava vs. getirmiş olanlar var, pasaport kontrolünde sıkıntı çıkmasın diye mi, yoksa gerçekten içlerinden mi gelmiş? Açıkçası bilemedim.

Gelmeden önce niyetim adayı kendi başıma gezmek şeklindeydi. Kah yürüyerek, kah otobüse binerek Kalimnos’ u gezmeyi planlamıştım; lakin hava çok sıcak olduğundan dolayı cesaret edemedim. Limanın hemen çıkışında Kalimnos turu yapan MAGOS Travel’ a girip;  10 Euro karşılığında, 3 saat sürecek bir ada turu satın aldım. En azından panoramik ada gezisini otobüs ile yapacak, sonra da turun bıraktığı adanın arka kısmındaki plajda denize girip, yemek yiyip 2 saat sonra da onların göndereceği araç ile geri dönecektim. Program akla çok yatkın olup zaten dönüş feribotuna kadar yaklaşık 6 saat vaktim vardı.

Önce kapının önünde 27 kişi kapasiteli midibüs vardı, daha sonra çok fazla satış olduğu için bunu otobüse çevirdiler ve 20 dakika kadar bekledikten sonra yola çıktık. Eğer Kalimnos’a  feribot ile gelmiş ve 6,7 saat vaktiniz var ise bu turu almak oldukça mantıklı. Sizi Kalimnos’un hemen hemen her köşesine götürüyor ve yaklaşık 3 saat panoramik gezi imkânı sunuyor, yürüyerek bunu yapabilmeniz imkansız gibi.

Bu Turun Size Avantajları Neler Olur?

  • Kalimnos’un hemen hemen büyük bir kısmını panoramik olarak görebilmeniz.
  • Fotoğraf molaları.
  • Muhteşem bir tepede konuşlanmış olan Aya Savvas Manastırı ziyareti.
  • Adanın arka kısmında plaj molası (Eğer arzu ederseniz ek bir ücret ödeyerek bu plajda kalıyorsunuz,2 saat kadar sonra sizi alıp Kalimnos merkezine bırakıyorlar.)
  • Kalimnos merkezde sünger deposunda 30 dakika kadar alışveriş molası.
  • Otobüste buluna rehberin gezilen yerler hakkında ingilizce olarak bilgi vermesi.

Kalimnos’ un diğer Yunan adalarına göre popülaritesi çok daha az. Ada’nın ön kısmı – limanın da olduğu kısım- genel olarak diğer adalardan ve Bodrum’dan gelmiş olan günübirlikçi turistlerin yeme, içme, dinlenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik restoran ve kafeler ile dolu. Adanın bu kısmı gündüz saatlerinde oldukça boş. Konaklamalı deniz tatili için adaya gelenlere hitap eden bölge Kalimnos’ un arka tarafı. Bu bölüm muhteşem, mas mavi kumsallar ile dolu. İstediğiniz kumsala girip yüzebilir, güneşin keyfini çıkarabilir, salaş balıkçı restoranlarında deniz mahsullerine doyabilirsiniz. Kumsallar kimsenin tekelinde değil ve alabildiğine bakir.

Pothia’ ya hakim bir tepede kurulmuş olan Aya Savvas Manastırı ise Kalimnos’un en önemli ibadethanesi. Uzun ve zorlu bir yokuşun sonunda dik bir tepede bulunmakta olan manastıra yürüyerek çıkılabilir fakat yaz aylarında zorlayıcı olabilir. Aya Savvas  Manastırı’na  vardığımızda şans eseri içeride ayin vardı. Ana salon ve manastırın bahçesi içindeki küçük odalardan gelen dua sesleri beni başka bir rüya âlemine geçirdi. Kafesli camlardan içeri sızan güneş ışığının gölgesi eğik bir duvar silueti ile vücut buluyor, bu güneş ışığı koridorunda binlerce toz parçası dans ediyordu.

Bu manastırı ziyaret etmenin diğer bir ödülü de panoramik olarak şehir ve liman fotoğrafı alabileceğimiz en iyi noktada bulunuyor olması idi.

Manastırdan ayrıldıktan sonra tur otobüsü beni ve benimle birlikte yüzme molasına katılmak için ödeme yapmış olan birkaç kişiyi daha plaja bıraktı. Deniz kenarında oldukça keyifli geçen 2 saatten sonra Kalimnos merkezine dönüp feribot saatine kadar bir kafe de bira içip, deniz mahsulleri yedim. Fiyatlar makul. Eğer bizim turistik mekânlarda kazıklanmaktan ve etraftaki kendini sosyete olarak tabir eden tiplerden sıkıldıysanız bu adalar sizin için de biçilmiş kaftan olabilir.

Artık dönüş saati gelmişti. Pek uzun sürmeyen bir pasaport kontrolünden sonra Bodrum’a geri döneceğimiz motora geçiyoruz. Güzel bir gün sonunda Bodrum’a geri dönüş yolundayız. Pruvamız Neta Olsun!

Midilli Adası Otel Önerilerimiz.

MİDİLLİ NEREDEDİR?

Yunanca adı Lesbos/ Lesvos olan ve Ege Denizi’nde bulunan Yunana Adası. Midilli Adası ülkemiz Ayvalık ilçesine oldukça yakın bir konumda bulunmaktadır. Yunanistan’ın 3. büyük adasıdır.

MİDİLLİ’YE NASIL GİDİLİR?

Feribot ile Ayvalık- Midilli arası 1 saat 30 dakika sürüyor, ücret 25 Euro. Feribot seferleri için detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

MİDİLLİ’YE VİZE GEREKİYOR MU?

  • Midilli’ye seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.
  •  Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?
  • Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

MİDİLLİ’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

”Midilli’de (Lesvos) Gezilecek Yerler” başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

MİDİLLİ ADASI OTEL ÖNERİLERİMİZ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz uygun fiyatlı otellerden bir derleme yaptık. Bu derlemeyi; otellerin kısa bilgileri, Midilli feribot limanına olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

  • Derleme yaptıklarımız;  konakladığımız ya da konaklama yapanlar tarafından bizlere önerilmiş otellerdir.
  • Midilli otellerine rezervasyon yapmak için buradan da faydalanabilirsiniz.

HOTEL MYTILANA VILLAGE / 3 YILDIZ

  • HOTEL MYTILANA VILLAGE
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, havuz, denize sıfır, otopark, Lobide PC, şezlong, plaj şemsiyesi.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, klima, LCD TV.

HOTEL LESVION / 3 YILDIZ

  • HOTEL LESVION
  • Otel olanakları: Çamaşırhane, sigara içilmeyen odalar, otopark, lobide PC.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, su ısıtıcı, klima, kasa, saç kurutma makinası, telefon, TV.

ORFEAS / 2 YILDIZ

  • ORFEAS HOTEL
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, evcil hayvan kabul ediliyor, otopark, lobide PC.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, klima, saç kurutma makinası, telefon, TV.

HOTEL BLUE SEA / 3 YILDIZ

  • HOTEL BLUE SEA
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, evcil hayvan kabul ediliyor, çamaşırhane, otopark, lobide PC, sigara içilmeyen odalar.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, klima, kasa, saç kurutma makinası, televizyon.

PYRGOS OF MYTILENE / 4 YILDIZ

  • PYRGOS OF MYTILENE
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, evcil hayvan kabul ediliyor, çamaşırhane, otopark, lobide PC, sigara içilmeyen odalar.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, klima, kasa, saç kurutma makinası, televizyon, ütü masası.

Santorini / Thira Otel Önerilerimiz.

SANTORINI NEREDEDİR?

Santorini Adası Ege Denizi’nde bulunur. Yunanistan anakarasına 200 kilometre uzaklıktadır. Santorini Adası 76 km2 alana yayılmıştır. Adanın İtalyanca adı  Santorini olup ülkemizde de bu şekilde anılmaktadır; fakat adanın Yunanca adı Thira’dır.

SANTORINI’YE NASIL GİDİLİR?

Feribot ile nasıl gidilir?

Santorini’ye Türkiye’den direkt feribot seferi yok. Kos – Santorini seferi yapan feribotlar ile Santorini’ye ulaşabilirsiniz yani Santorini’ye feribot ile gitmek niyetindeyseniz ilk yapmanız gereken Kos Adası’na ulaşmak olmalı.

Kos – Santorini feribotları hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir ve rezervasyon yapabilirsiniz.

Uçak ile nasıl gidilir?

Santorini uçuşlarına  rezervasyon yapmak için burayı tıklayınız.

Santorini havalimanı hakkında bilgi için buradan faydalanabilirsiniz.

SANTORINI’YE  VİZE GEREKİYOR MU?

Santorini’ye seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

SANTORINI / THIRA ADASI OTEL ÖNERİLERİMİZ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz uygun fiyatlı otellerden bir derleme yaptık. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri,  Athinios Port’a olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

  • Derleme yaptıklarımız;  konakladığımız ya da konaklama yapanlar tarafından bizlere önerilmiş otellerdir.
  • Santorini Adası otellerine rezervasyon yapmak için buradan  faydalanabilirsiniz.

ATLANTIS BEACH VILLA / 3 YILDIZ.

  • Atlantis Beach Villa
  • Otel olanakları; Odalarda ve lobide free wi-fi, havuz, otopark, havuzda havlu, havuzda şemsiye, lobide PC, şezlong.
  • Oda olanakları; Duş, buzdolabı, klima, mutfak, saç kurutma makinası, telefon, televizyon.

HOTEL ANDREAS / 1 YILDIZ.

  • Hotel Andreas
  • Otel olanakları; Odalarda ve lobide free wi-fi, havuz, otopark, şezlong, havuzda şemsiye.
  • Oda olanakları; Buzdolabı, klima, kasa, sa. Kurutma makinası, telefon, tv, ütü masası.

HOLIDAY BEACH RESORT / 3 YILDIZ.

  • Holiday Beach Resort
  • Otel olanakları; free wi-fi, havuz, denize sıfır, havaalanı servisi, plajda havlu, otopark, sigara içilmeyen odalar.
  • Oda olanakları; Duş, su ısıtıcı, klima, kasa, televizyon, saç kurutma makinası.

AKROTIRI HOTEL / 2 YILDIZ.

  • Akrotiri Hotel
  • Otel olanakları; Oda ve lobide free wi-fi, evcil hayvan kabul ediliyor, denize sıfır, lobide PC, otopark.
  • Oda olanakları; Duş, buzdolabı, klima, saç kuruta makinası, telefon, televizyon.

KAMARI BEACH HOTEL / 3 YILDIZ.

  • Kamari Beach Hotel
  • Otel olanakları; odalarda ve lobide free wi-fi, havuz, çamaşırhane, deniz sıfır, oda servisi, otopark, lobide kasa, spor salonu, toplantı odası.
  • Oda olanakları; Duş, buzdolabı, klima, televizyon, kasa, saç kurutma makinası, telefon.

 

Kos Adası Ucuz Otel Rehberi…

Kolay ulaşımı ve Türkiye’ye yakınlığı ile halkımızın yaz aylarında oldukça yoğun bir şekilde ziyeret ettiği Yunan adalarının en üst sırasında Kos Adası bulunmaktadır. Bodrum’dan 45 dakika , Turgutreis’ten ise 20 dakika gibi kısa süreler içinde ulaşılabilen Yunanistan’ın Kos Adası Türk turistler için vazgeçilmez bir destinasyon olmuş durumda. 20 dakika içinde başka bir ülkeye gidebilmek muhteşem bir duygu ve gerçekten cezbedici. Kos, uzun soluklu konaklamalar için olduğu kadar günübirlik geziler için de oldukça cazip.

KOS’A VİZE GEREKİYOR MU?

Kos Adası’na seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

KOS ADASI OTEL ÖNERİLERİMİZ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz ucuz otellerden bir derleme yaptım. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri, limana olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

Farklı otel alternatifleri için buradan faydalanabilirsiniz.

PARADISE HOTEL / 2 YILDIZ.

Odalarında; klima, saç kurutma makinası bulunur. Resepsiyonu 24 saat açıktır. Ekstra ücret karşılığında kahvaltı servisi verilmektedir. Kos feribot iskelesine ve kasaba merkezine yürüyüş mesafesindedir.

ANASTASİA HOTEL / 2 YILDIZ. www.anastasiahotelkos.gr

2 binadan oluşan ve farklı tiplerde oda alternatifleri bulunan otel sahile 10 dakika yürüyüş mesafesindedir.

DIMITRIS PARISTA / 2 YILDIZ. www.dimitris-parista.gr

 

Marinaya 2 km, limana 1,5 km, şehir merkezine 450 m mesafede olan otelin 250 metre yakınında bir de plaj bulunmaktadır. Dimitris-Parista  Kos adasında bulabileceğiniz en hesaplı ve merkezi oteller listesinde en üst sıralarda bulunmaktadır.

BRISTOL SEA VIEW HOTELS / 2 YILDIZ.www.bristolseaviewhotel.gr

Kos merkezinde ana sahil yolunda bulunur. Barlar ve restoranlara yürüyüş mesafesindedir. 5 kişiye kadar konaklama imkanı veren klimalı daireleri olup limana ve şehir merkezine yürüme mesafesindedir.

KOS BAY HOTEL / 2 YILDIZ.www.kosbay.com

Yeni Kos limanı’nın tam karşısında bulunur. Sade ama son derece konforlu bir oteldir.24 saat açık resepsiyon, ortak alanda Wi-Fi ve resepsiyonda TV bulunmaktadır. Odalar klimalı olup bazı odalarda TV’de bulunmaktadır. Şehir ve plajlara ulaşmak adına oldukça elverişli bir konumdadır.

FANTASIA HOTEL APARTMENTS / 2 YILDIZ.

Kos merkezindedir. 200 m mesafede plaj bulunur. Konum olarak liman, marina ve gece hayatına kolayca erişimi vardır. Wi-Fi ve ücretsiz otoparkı mevcuttur.

THEONIA HOTEL / 2 YILDIZ.www.theoniahotel.gr

Limana ve şehir merkezine 500 m mesafede bulunan otelin ufak bir açık havuzu da bulunmaktadır. İstek dahilinde ekstra kahvaltı servisi de vardır. Odalarda Klima, TV ve free Wi-Fi, minibar ve balkon bulunur.

CATHERİNE HOTEL / 2 YILDIZ.www.catherinehotel.gr

Odalarda klima, TV, telefon, saç kurutma makinası ve balkon mevcuttur. Resepsiyonu sürekli açık değildir. Ortak alanda İnternet erişimi, kasa ve otoparkı bulunur. Feribot iskelesine 10 dakika yürüyüş mesafesindedir.

 

ZEPHYROS HOTEL / 2 YILDIZ.www.zephyros-hotel.com

Kos sahil şeridinde bulunan otelin çok ufak bir yüzme havuzu da bulunmaktadır. Odalarda saç kurutma makinası, klima bulunmaktadır.

LENAKI APARTMENTS / 2 YILDIZ.www.lenaki.com

Şehir merkezine 15 dakika yürüyüş mesafesinde olup barlar sokağı ve restoranlara yürüyüş mesafesindedir. Lambi Plajı’na ise 1 Km mesafededir.

MARITSA STUDIOS / 1 YILDIZ.

Otopark, kablosuz internet ve 24 saat açık resepsiyonu vardır. Tesis Kamari Koyu’nda bulunmaktadır. Oda temizliği ve çarşaf değişimi haftada 2 kez yapılmaktadır.

 

Samos Ucuz Otel Rehberi…

Türkiye’ye en yakın Yunan adası olan Samos / Sisam da diğer Yunan adaları gibi ülkemizden hatırı sayılır bir sayıda turist ağırlamaktadır. Seferihisar / Sığacık ve Kuşadası’ndan Samos adasına feribot seferleri gerçekleşmektedir. Samos adası bünyesinde 3 adet uluslararası feribot limanı olup bu limanlar; Vathi, Pythagorion, Karlovasi’dir. Vathi ve Pythagorion limanlarına Kuşadası’ndan, Karlovasi limanına ise Seferihisar / Sığacık’tan seferler yapılmaktadır.

SAMOS’A VİZE GEREKİYOR MU?

Samos Adası’na seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

SAMOS ADASI OTEL ÖNERİLERİMİZ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz ucuz otellerden bir derleme yaptım. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri, limanlara olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

Farklı otel alternatifleri için de buradan faydalanabilirsiniz.

INO VILLAGE HOTEL / 3 Yıldız. www.inovillagehotel.com

Samos şehir merkezine 15 dakika mesafede bulunur. Tüm odalarda minibar, saç kurutma makinası, klima bulunur. Ufak bir havuzu vardır.

KOKKARI BEACH HOTEL / 3 Yıldız. www.kokkaribeach.com

43 oda, 65 Bungalow bulunan otelin tüm odalarında klima, TV, kasa, saç kurutma makinası, buzdolabı, telefon mevcuttur.

LIMNIONAS BAY HOTEL / 3 Yıldız. www.hotel-limnionas-bay-village.com

200 metre uzağında bir plaj olan otel; hem doğa yürüyüşü hem de deniz tatili için ideal bir konumdadır. Havuz kısmında şezlong ücretsiz, plajda ücretlidir. Ücretli kasa, ortak alanda televizyon, ortak alanda ücretsiz wi-fi, ücretsiz otopark imkanları mevcuttur.

VIRGINIA HOTEL SAMOS / 3 Yıldız. www.virginia-hotel-samos.com

Limana 2 kilometre mesafededir. Küçük bir açık havuzu bulunur.Otelin 2,5 kilometre uzağında bir plaj vardır. Ortak kullanım alanlarında; ücretsiz wi-fi , televizyon bulunmaktadır.

HOTEL ANTHEMIS SAMOS / 3 Yıldız. www.samos-apartments.com

Samos şehir merkezine 1 kilometre mesafededir. Açık havuzu bulunur, Gagou Plajı’na 3 dakika yürüme uzaklığındadır. Ortak alanlarda ücretsiz internet erişim sağlar. 12 yaşına kadar olan çocuklar ücretsizdir.

SAMOS BAY HOTEL / 3 Yıldız.  www.samosbay.gr

Gagou plajına 800 metre mesafede bulunur. Yarım pansiyon konaklama imkanı vardır. Otelin önce çıkan özelliklerine göz attığımızda; ücretsiz wi-fi, tüm odalarda klima, deniz manzaralı odalar, saç kurutma makinası, evcil hayvan kabulü ilk göze çarpan imkânlar oluyor.

HOTEL MEROPE / 3 Yıldız.  www.hotelmerope.gr

80 odası bulunan otelin tüm odalarında klima mevcut. Hem büyükler hem de çocuklar için açık havuz var. Ortak alanda televizyon imkanı bulunmakta.

KERKIS BAY HOTEL / 3 Yıldız. www.kerkisbayhotel.com

Otel Marathokambos bölgesinde konumlu olup plaja sadece 50 metre uzaklıktadır. Triple, double, suit şeklinde konaklama imkanı sunan deniz ve kara manzaralı 29 adet odası var, tüm odalarda televizyon ve klima mevcut.

THY Osaka’ya Tekrar Uçmaya Başlıyor.

İstanbul Osaka seferleri 14 Nisan 2020 tarihi itibari ile tekrar 4 frekans olarak başlıyor. 8 Haziran 2020 tarihi itibari ile ise seferler 5 frekansa çıkartılacak.

İstanbul – Osaka uçuş kodu TK 086, Osaka- İstanbul uçuş kodu ise TK 087 olacak.

Haftanın 1,2,4,5 ve 6. günlerinde  gerçekleşecek olan seferler;

Istanbul-Osaka  İstanbul Kalkış: 01.25- Osaka Varış 18.40

Osaka – İstanbul  Osaka Kalkış: 22.50 – İstanbul Varış: 05.10 şeklinde olacak.

 

,

2. Mahmud Türbesi ve Haziresi.

Sultanahmet’ten Divan Yolu Caddesi’ni takip ederek Beyazıt’a doğru çıkarken, Çemberlitaş’ta yolun sağ tarafında kalır Sultan 2.Mahmud Türbesi. Hani o yıllar yılı önünden geçip de ne olduğunu asla merak etmediklerimizden bir diğeri de bu türbedir ne yazık ki!

2.Mahmud’un 1839’da vefat etmesinin ardından oğlu Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Dönemin ünlü kalfalarından olan Ohannes ve Boğos Danyan tarafından projelendirilmiştir. Türbe için kullanılan arazi ise 2.Mahmud’un kız kardeşi Esma Sultan tarafından tahsis edilmiştir.

Türbenin yapımı 1840 yılında tamamlanmıştır. Avluya geçilen giriş kapısının üstünde bulunan kitabe Yesarizade Mustafa İzzet tarafından yazılmıştır. 2.Mahmud türbesi; sebil, odalar, çeşme ve hazireden oluşan bir yapı bütünüdür.

2.Mahmud Türbesi’nin Osmanlı Hanedan türbeleri geleneğinin en önemli örneklerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

2.Mahmud Türbesi’nde toplam on sekiz sanduka bulunmaktadır. 2.Mahmud’dan sonra bazı aile fertleri daha burada defnedilmiştir.

Türbeye bitişik hazîrede ise; Ziya Gökalp,  İttihat ve Terakki kurucusu İshak Sükûti, Viyana sefiri Sadullah Paşa, tarihçi Ata Bey, ilk basın şehidi Hasan Fehmi gibi isimlerin de kabirlerinin bulunduğu 140 kadar mezar yer almaktadır.

 

Piazza Navona.

Piaza Navona, Roma’nın en görkemli ve turistik meydanlarından biridir. Eğer Piazza Navona’yı daha önce ziyaret etmemişseniz onu ilk gördüğünüz an tüm heybeti ile içine çeker ve büyüler sizi.

Roma kendisi kadar meydanları ile de ünlü bir kenttir. Bu görkemli meydanlar ve tarih birleşip Roma’yı oluşturmuş dersek yanlış bir tabir kullanmış olmayız sanırım.

Bana göre Roma’nın tüm meydanları çok ihtişamlı. Zaten şehrin her bir noktasından tarih fışkırıyor. ‘’Roma’nın bütün meydanları ihtişamlı’’ dedik; ama hepsi bir yana Piazza Navona bir yana.

Piazza Navona’ya hem Pantheon hem Campo dei Fiori hem de arka sokakları, Tiber Nehri’ni aşarak Vatikan ve Castel Sant Angelo tarafından da ulaşabilirsiniz.

Piazza Navona hep biraz bohem gelmiştir bana. Bir Montmartre değildir tabi ki de ama meydanda bulunan sokak ressamları ve müzisyenler bu havayı solutuyor ve hissettiriyor insana.

Turistik bir meydan olması sebebi ile günün her saati kalabalık ve cıvıl cıvıldır. Sokak ressamları, müzisyenler, Jonglörler bu tarihi oval meydanın mutlak ev sahipleri yani Hancılarıdırlar!

PIAZZA NAVONA’NIN TARİHİ:

Piazza Navona, Stadio di Domiziano ismi ile bir stadyum olarak oval bir yapıda inşa edilmiştir. Bu Stadyumu 1.YY’da ‘’İmparator Domitianus’’ Romalılara hediye olarak yaptırtmıştır. Dünyaca ünlü Circo Massimo benzeri oval bir yapıya sahip olan Piazza Navona, Circo Massimo’dan daha küçüktür. Spor müsabakaları için kullanılmış olan meydan Kolezyum’un tahrip olduğu dönem zarfında Gladyatör Döğüşleri için de kullanılmıştır.

30.000 kişi kapasitesi olan stadyum 3.YY’da yeniden inşa edilmiştir. ‘’Alessandro Severo’’ tarafından yaptırılan stadyumun adı Sirk Alexandrinus olmuştur.

Ortaçağda stadyum yavaşça çökmüştür. Günümüzde Piazza Navona etrafında bulunan binalar bu çöken stadyumun tribünlerinin yerlerine inşa edilmiştir.

GÜNÜMÜZDE PIAZZA NAVONA:

Günümüzde Piazza Navona’da bulunan ve meydanla özdeşleşmiş yapılar ise şu şekildedir;

FONTANA DEI QUATTRO FIUMI: 1651 yılında Gianlorenzo Bernini tarafından projelendirilmiş ve yapılmıştır. Çeşme dünyadaki Papalık otoritesinin simgesidir. Bir efsaneye göre Bernini Sant’ Agnese Kilisesi projelendirme işinin rakibi Borromini’ye verilmesi nedeni ile Çeşmede kendisini Borromini’nin yaptığı işten korumak amacıyla elini kaldıran bir heykel figürü yaratmıştır. Bu figür Rio Del La Plata Nehri’ni temsil etmektedir.

FONTANA DEL NETTUNO: Fontana del Calderai olarak da bilinir. Meydanın kuzey kısmında bulunur. Fontana del Nettuno’da bulunan ana figür olan Neptün heykelini mimar Antonio della Bitta yapmıştır. Kalan diğer 8 figür ise Gregorio Zappala’nın elinden çıkmıştır.

FONTANA DEL MORO: Piazza Navona’nın güney kısmında bulunan Fontana del Moro Papa Innocenzo X’un isteği ile Bernini tarafından projelendirilmiş ve 1654 yılında Giacomo della Porta tarafından yaratılmış; ama tamamlanamamış olan çeşmenin üzerine yapılmıştır. Fontana del Moro yarı insan bir merkez figürden oluşmaktadır. Bu dev merkez figür Moro (Afrika) olarak adlandırılmıştır.

SANT’AGNESE DI AGONE: Sant’Agnese di Agone, 1672 yılında yapımı tamamlanmış olan ve Piazza Navon’da bulunan Barok kilisedir. Rivayete göre kilise Stadio di Domiziano’da ölen genç bir kız olan Sant’Agnese’ye ithaf edilmiştir.

Barok mimari ile inşa edilmiş olan Sant’Agnese di Agone Yunan Haç Planı’na göre düzenlenmiştir. Papa Innocenzo X’un edebi istirahatgahı da bu kilsedir.

Oldukça görkemli ve sanat ile dopdolu olan kilise Roma’nın en önemli, görülmesi gereken dini yapılarından bir diğeridir.

Kilise 3 mimar tarafından projelendirilmiştir bu mimarlar; Rainaldi, Borromini ve Rainaldi’nin oğlu Carlo’dur.

PALAZZO PAMPHILJ: Piazza Navona’da bulunan saray 1644-1650 yılları arasında inşa edilmiştir. Innocenzo X’un Papa seçilmesinden sonra bu sarayda yaşamıştır. Palazzo Pamphilj 1920’den bu yana Brezilya elçiliği olarak kullanılmaktadır.

Belgrad Gezi Notları.

Sırbistan’ın başkenti Belgrad Türk turistlerin oldukça rağbet göstermekte olduğu destinasyonlardan biri durumunda. Uçuş mesafesinin kısa olmasının yanı sıra Sırbistan’ın Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor olmasının da Belgrad’ı ziyaret eden Türk popülasyonunun fazla olması üzerinde ciddi bir etkisi var. Bir seyahate giderken vize derdi olmaması çok önemli. Bunun yanı sıra vize için harcanan – ki ciddi bir rakam tutuyor- meblağdan kurtuluyor olmak da Belgrad ya da Sırbistan’ın herhangi bir bölgesine yapılacak olan seyahatleri cazip kılıyor. Yukarıda saydığımız pozitif etkenlere Sırbistan’ın Euro bölgesi ülkelerine nazaran oldukça ucuz bir ülke olmasını da eklersek hata yapmış olmayız sanırım.

SIRBİSTAN NEREDEDİR?

Balkanlarda konumlu olan ülke eski Yugoslavya Federasyonu döneminde federasyonda yer alan en büyük etnik gruptu. Balkanlarda daha doğrusu Yugoslavya Federasyonu’nda yaşanan uzun ve acı bir iç savaş dönemi sonrası Yugoslavya Federasyonu en son hali ile 7 ülkeye (Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan, Makedonya, Karadağ, Kosova, Bosna-Hersek) ayrıldı. Bu ülkelerden bir de Sırbistan ve yazımızın konusu olan Belgrad ise Sırbistan’ın başkenti. Şehir Eski ve Yeni şehir olarak iki bölüme ayrılıyor; Stari Grad ( Eski Şehir), Novi Belgrad ( Yeni Belgrad) olarak adlandırılıyor. Belgrad Sırpça ’da ”Beyaz Şehir” anlamına geliyor.

BELGRAD’A NASIL GİDİLİR?

THY ve Pegasus Havayolları’nın Belgrad uçuşları bulunuyor. İstanbul-Belgrad uçuşu yaklaşık olarak 1 saat 40 dakika sürüyor.

Belgrad uçak bileti almak ya da fiyatlar, saatler hakkında fikir edinmek için burayı tıklayınız.

BELGRAD HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL ULAŞILIR?

Belgrad Havalimanı’nın adı Nikola Tesla Havalimanı. Nikola Tesla Havalimanı Belgrad şehir merkezine 20 KM mesafede konumlu.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Belgrad’da da Havalimanından şehir merkezine gelmek için birçok alternatif mevcut. Bizim yazımızın konusu ise bu alternatiflerin toplu taşıma ile olanları.

Toplu taşıma ile Belgrad Nikola Tesla Havalimanı’ndan Belgrad şehir merkezine ulaşmak adına öne çıkan alternatifler ise şöyle;

Mini Bus A1: Havalimanı çıkışında Minibüs A1 durağı bulunuyor. Buradan kalkan araçlarla SLAVIJA MEYDANI’na kadar ulaşabilirsiniz. Ücret 300 Dinar olup yaklaşık 2,50 Euro’ya tekabül etmektedir. Bileti minibüste şoförden alabiliyorsunuz.

72 No’lu Otobüs:  Bu otobüs ile ZELENI VENAC’a kadar gidebilirsiniz. 35 dakikada bir kalkan otobüsün yolculuk süresi 50 dakikadır. 72 No’lu otobüsü kullanmanız durumunda ödeyecek olduğunuz ücret; bileti çıkıştaki büfeden alırsanız 89, otobüs içinde alırsanız 150 Dinar’dır.Bu otobüs için öncelikli olarak havalimanının 2.katına çıkmanız gerekiyor.

OTEL ÖNERİSİ:

Konaklama yapmış olduğumuz otel; Trg Republike, Skadarlija, Knez Mihailova caddesi ve Alışveriş merkezi Rajiceva’ya çok yakın mesafede bulunmakta olan Belgrade Inn Garni Hotel. Otel gayet temiz ve merkezi konumda ayrıca toplu taşıma noktalarına da oldukça yakın. Kahvaltısı tatmin edici, odalar güzel döşenmiş ve temiz ama küçük. İş amaçlı geziler için de otelin bünyesinde 50 kişilik bir toplantı salonu bulunuyor.

Belgrade Inn Garni Hotel hakkındaki müşteri yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Belgrade Inn Garni Hotel ya da başka bir otel hakkında bilgi almak, rezervasyon yapmak için burayı tıklayınız.

BELGRAD’DA TOPLU TAŞIMA:

Otobüs, Troleybüs, Tramvayların her kapsında kart okutma makinası bulunuyor. Otobüslere istediğiniz kapıdan inip binebiliyorsunuz. Araçlara bindiğinizde kartınızı okutmanız gerekiyor. Şehir içi ulaşımda kullanılan kart İstanbul Kart muadili Busplus. Busplus durakların çevresinde bulunan büfelerden temin edinilebiliyor. Araçlara binerken yerel halkın kart bastığını görmedim. Bu durum sizin de tercihinize kalmış; ama ulaşım o kadar ucuz ki boşuna gurbet ellerde riske girmeyin derim. Şehir ulaşım ağı olarak 4 bölgeye ayrılmış durumda; bunun 1 ve 2. Bölgesi şehir içi ve genelde sizin işleriniz de bu bölgelerde olacak. 2 no’lu tramvay ile bütün Stari Grad’ı yani Eski Belgrad’ı gezebilirsiniz.

BELGRAD’DA NERELERİ ZİYARET ETMELİSİNİZ?

Kalemegdan Kalesi (Belgrad Kalesi): Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği noktada bulunan tarihi kale.

Aziz Sava Katedrali: Dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden biri.

Nikola Tesla Müzesi: Bilim dünyası tarafından hakkının tam olarak teslim edilmediğini düşündüğüm ünlü bilim adamı Nikola Tesla hakkında birçok şey bulacağınız müze.

Sırbistan Ulusal Müzesi: TRG Republike’de bulunan Sırbistan’ın en eski ve en büyük müzesi.

St. Mark Kilisesi: Tasmajdan Parkı içinde bulunan Sırp Ortodoks kilisesi.

Tasmajdan (Taş Meydan): Belgrad’ın içinde oldukça büyük ve yemyeşil bir park.

Skadarlija Mahallesi: Belgrad’ın bohem mahallesi.

Bayraklı Camii: 1500’lerin sonuna doğru Osmanlı döneminde Belgrad’da inşa edilmiş olan cami.

Trg Republike (Cumhuriyet Meydanı): Belgrad’ın en popüler meydanı, şehrin kalbi de diyebiliriz. Ulusal müze, Ulusal tiyatro ve şehrin en işlek caddesi olan Knez Mihailova’nın hemen yanı başında.

Trg Trazije (Trazije Meydanı): Belgrad’ın Trg Republike’den sonraki en görkemli ve ünlü meydanı.

Damat Ali Paşa Türbesi: Belgrad Kalesi içinde bulunmakta olan ‘’Mora Fatihi’’ Damat Ali Paşa’nın türbesi.

,

İstanbul Havalimanı’nda İşinizi Kolaylaştıracak Videolar.

İstanbul’un yeni havalimanı hizmete girdi. Bilinmeyen ya da yeni açılan yerlerde ilk günler zor oluyor. Hem seyahat edecek olanlar hem de çalışanlar konuya pek vakıf olmadığı için bir takım sıkıntılar yaşanabiliyor.

Türk Hava Yolları tarafından İstanbul Havalimanı‘nda işlemlerinizi daha rahat halledebilmeniz adına bir takım bilgilendirme videoları hazırlanmış bulunmakta. Bu videoları sizler için derledik ve Konu başlıklarının yan ksıımlarına ilgili videoları yükledik.

Faydanıza olması umuduyla.

Herkese İyi Yolculuklar.

İç Hat Giden Yolcu Nasıl Bir Yol İzleyecek? Video

İç Hat Gelen Yolcu Nasıl Bir Yol İzleyecek? Video

Dış Hat Giden Yolcu Nasıl Bir Yol İzleyecek? Video

Dış Hat Gelen Yolcu Nasıl Bir Yol İzleyecek? Video

İç Hattan Dış Hatta Transfer İçin Nasıl Bir Yol İzlenecek?  Video

Dış Hattan İç Hatta Transfer İçin Nasıl Bir Yol İzlenecek?  Video

Dış Hatlar Arası Transfer İçin Nasıl Bir Yol İzlenecek? Video

Check/ in Seçenekleri Nelerdir? Video

İç Hat Lounge. Video

Berlin Seyahat Notları.

Berlin, kendinden çok duvarı ile ünlü şehir. Çok kısa tanımlamak gerekir ise bu şehrin kendinden daha ünlü Berlin Duvarı (Berlin Mauer); Doğu Alman vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmasının önlemek amacı ile 1961 yılında yapılmaya başlanmış ve 1989 yılında yıkılmıştır.

Duvar Doğu Almanya ile Batı Almanya’yı değil; Doğu Almanya sınırları içinde bulunan Berlin’i, onu yöneten iki farklı güç arasında bölüyordu.

Bir tarafta Batı Berlin yönetimi: Amerika, İngiltere, Fransa;  diğer tarafta ise Sovyetler Birliği. Berlin Duvarı ile alakalı daha detaylı bilgi almak isteyenler için internet sonsuz bir deniz. Biz tarihi tarihçilere bırakalım ve Berlin seyahat notlarımızı aktarmaya başlayalım.

Aylar öncesinden Pegasus Havayolları internet sayfası vasıtası ile uçak biletimi aldım. Berlin’de Tegel ve Schönefeld olmak üzere iki havalimanı bulunuyor. Pegasus  Schönefeld  Havalimanı’na uçuyor.  İstanbul-Berlin uçuşu yaklaşık 2 saat 10 dakika kadar sürüyor. Schönefeld havalimanı oldukça küçük ve çağdışı bir havalimanı, uçaktan indikten sonra kısa bir mesafe yürüyüp havalimanı binasına giriyorsunuz ve girer girmez pasaport polisi birimleri karşınıza çıkıyor. Berlin’den ayrılırken ise pasaporta nerdeyse uçağa binmek için çıkacağınız kapının hemen dibinde giriyor ve uçağa geçiyorsunuz. C/ in yaptırdıktan ve boardinginizi aldıktan sonra elinizi kolunuzu sallaya sallaya uçağın kalkacağı kapıya kadar gidiyorsunuz, bu durum insanı ‘’Acaba pasaport kontrolünü mü atladım?’’ endişesine düşüyor.

SCHÖNEFELD HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Schönefeld Havalimanı’ndan Berlin şehir merkezine ulaşmanın en kolay yolu tren yani S BAHN kullanmak.  Almanya’da her yerde S BAHN Ve U BAHN tabelaları göreceksiniz. Peki, nedir bunlar diyecek olursanız;  Çok kısa anlatmak gerekir ise U Bahn dedikleri metrodur ve yer altından, S Bahn dedikleri ise trendir ve yeryüzünden yol alır.

Almanya’da ulaşım ile alakalı daha fazla bilgi bulunan yazılarım için  buraya ve buraya göz atmanızı öneririm.

Sizi Berlin şehir merkezine ulaştıracak olan tren biletinizi, Schönefeld Havalimanı’ndan çıktıktan sonra, trene geçmeden önce konumlu olan makinalardan temin edebilirsiniz. İki farklı firmanın bilet makinası var, birinin kullanımı diğerinden çok daha kolay; ama zor kullanımlı makine havalimanından tren istasyonuna giderken daha önce karşınıza çıkıyor ve kimsenin bu konudan haberi olmadığından dolayı önünde –kalabalığa makinanın kullanımının zorluğu da eklenince- uzun kuyruklar oluşuyor. Siz daha uzakta olan ve önünde kuyruk olmayan makinayı tercih edin ( Tecrübe ile sabit ). Şehir merkezine ulaşmak için Berlin ABC bölgelerini kapsayan bilet almanız gerekiyor ve ücreti 3,10 Euro.

S9 ve S45 trenleri ile Schönefeld ‘den şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Şehrin daha merkezi noktasına giden tren S9. Ayrıca Schönefeld Havalimanı terminal çıkışında bulunan 171, X7 ve N7 otobüsleri ile de Rudow U BAHN istasyonuna kadar ulaşabilirsiniz.

Berlin Metro Haritası

OTEL ÖNERİSİ:

Berlin neredeyse küçük Türkiye ve bu nedenle Türk işletmecilerin de sahibi olduğu birçok otel var. Ne fark eder derseniz? Eğer yabancı dil sorunu yaşıyorsanız, bu tip bir otelde konaklamak size birçok konuda kolaylık sağlar.

Bu detayı belirttikten sonra gelelim benim konaklama yapmış olduğum otele. Ben, Brandeburg Gate’e, Check Point Charli’ye, U BAHN ve S BAHN duraklarına oldukça yakın konumda bulunan Holiday Inn Express Berlin City Center’da konakladım. Standart Holiday Inn konforuna sahip olan otel çok fazla lüks beklentisi olmayan ama bilindik bir grup otelinde konaklama yapmak isteyenler için oldukça ideal. Kahvaltısı yeterli ve lezzetli, merkezi konumda, Möckembrücke S BAHN istasyonu otelden 10 dakika yürüyüş mesafesinde.

Holiday Inn Exspress Berlin City Center hakkındaki misafir yorumlarını buradan  okuyabilirsiniz.

Ayrıca buradan diğer Berlin otel alternatifleri hakkında bilgi edinebilir ve rezervasyon yapabilirsiniz.

BERLİN’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

Brandenburg Tor: Berlin’in simgesel yapılarından biridir. Berlin’in batı ve doğu olarak iki bölüme ayrıldığı yıllarda Doğu Berlin tarafında bulunmuştur. Açılışı 1791 yılıdır.

Reichstag ( Parlamento Binası ): Hitler’in Almanya’nın başına geçişine kadar Alman parlamentosunun toplandığı binadır. Berlin’in önde gelen simgesel yapılarından bir diğeridir. Soğuk savaş döneminde Batı Berlin sınırları içinde bulunmuştur.

Belin Duvarı: Doğu Alman vatandaşlarının Batı Berlin’e kaçmasını engellemek amacı ile Berlin’in İngiliz, Fransız ve Amerikan kontrolünde bulunan ve Batı Berlin olarak anılan kısmının etrafına Sovyet garantörlüğü altındaki Doğu Alman hükümetinin örmüş olduğu 46 KM uzunluğundaki duvar. Diğer adı ile Utanç Duvarı. Kasım 1991’de Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesi ile yıkılmıştır.

Berliner Dom ( Berlin Katedrali): 1750 yılında ilk açılışı yapılmış olan Berlin’in en önemli Protestan kilisesidir.  Katedral olarak geçmesine karşın burada hiçbir zaman bir piskopos yaşamadığı için tam olarak katedral olarak kabul görmemiştir.2.Dünya savaşı sırasında ağır hasar alan Berliner Dom 1975-80 yılları arasında tekrar inşa edilmiştir. Katedralin kubbe kısmına tırmanmayı göze alırsanız Berlin’in panoramik görüntüsünü en muhteşem bir şekilde alabileceğiniz noktaya ulaşmış olursunuz.

Alexanderplatz:  Almanya’nın en büyük meydanıdır. Berlin’i ziyaret eden Rus Çarı 1.Alexander’dan ismin almış olup Berlin’in Mitte bölgesinde yer almaktadır.

Potsdamer Platz: Berlin’in önemli meydanlarından bir diğeri Postdamer Platz’dır.

Checkpoint Charlie: Bölünmüş Berlin’de kullanılan 13 geçiş kapısından en ünlü olanıdır.1961 yılında yaşanan tank krizi ile adından çokça söz ettirmiş olan Checkpoint Charlie günümüzde Berlin’i ziyaret eden turistlerin en çok rağbet ettiği cazibe noktalarından biridir.

Müzeler Adası: Berlin’de Spree Nehri üzerinde bulunmakta olan bir adada konumludur. Ada, Avrupa’nın hatta Dünya’nın en önemli eserlerinin sergilendiği birçok galeri ve müzeye ev sahipliği yapmaktadır. 1999 yılından bu yana UNESCO Dünya mirası kapsamındadır.

Berliner Fernsehturm: Alexanderplatz’a yakın bir noktada bulunan televizyon kulesidir. Doğu Alman yönetimi döneminde inşa edilmiş olan kulenin Berlin’in simgesi olması hedeflenmiştir. Berlin Televizyon Kulesi 368 metre yüksekliğindedir. Yüksekliği ile Almanya’da birinci Avrupa’da ise ikinci sırada yer almaktadır.

Holocaust Anıtı: Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı veya Holocaust ( Holokost ) Anıtı Almanya’nın başkenti Berlin’de Holokost’da hayatlarını kaybetmiş Yahudilere adanmış bir anıtmezardır.

Kreuzberg: Berlin’de yaşayan Türkler tarafından küçük İstanbul olarak adlandırılan ve bu adlandırmadan da anlaşılacağı gibi Türk nüfusun yoğun bir şekilde yaşamakta olduğu semttir.

Charlottenburg Sarayı: 17.yüzyılda inşa edilmiş olan saray Berlin’in en büyük sarayıdır. Eğer kapsamlı bir şekilde gezmek isterseniz yarım gününüzü belki de tam bir gününüzü buraya ayırmanız gerekebilir.

Pergamon Museum: Berlin müzeler adasında bulunmakta olan 5 müzeden en iddialı olanıdır. Alman arkeologların Osmanlı topraklarında 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başlarında yapmış oldukları kazılar sonucu çıkartılmış olan eserler burada sergilenmektedir. Topraklarımızda çıkartılan eserlerin Almanya’ya neden ve ne şartlar altında götürüldüğü ya da kaçırıldığı ise aydınlatılması gereken önemli bir konudur.

Unter Der Linden: ‘’Ihlamur Ağaçlarının Altı’’ anlamına gelen Berlin’in en popüler bulvarıdır.

DDR Museum: Demokratik Almanya dönemi yaşam tarzına ışık tutan belge ve objelerin sergilendiği müze.

Tiergarten: Berlin’in en popüler parkı. Park, şehrin Tiergarten semtinde bulunmakta olup 210 hektar alana yayılmıştır.

Victory Column: Berlin’in simgesel anıtlarından bir diğeri de Victory Column’dur. Sütün 1864 yılında Prusya zaferi şerefine tasarlanmış ve 1873 yılında açılmıştır.

,

İGA PASS CARD Nasıl Alınır?

İSTANBUL HAVALİMANI’NDA AYRICALIKLI YOLCU NASIL OLUNUR?

İstanbul Havalimanı’nda ayrıcalıklı yolcu olabilmek için İGA’nın size sunmakta olduğu birçok servis bulunuyor. İGA PASS CARD bu ayrıcalıklı servislerden bir yıl boyunca faydalanmanızı sağlıyor. Bunun yanı sıra bu hizmetleri tek tek, her ihtiyaç duyduğunuzda da satın alabilirsiniz.

YARARLANILABİLECEK PREMIUM SERVİSLER NELERDİR?

  • İGA Lounge (Dış Hatlar) 4.420 m2 Giden Yolcu katında.
  • İGA Fast Track (Hızlı Geçiş).
  • İGA Buggy; Gate’e kadar Buggy ile transfer.
  • İGA Meet & Greet (Karşılama Servisi)
  • İGA Vale & Otopark ( Vale ve Otopark Servisi)

İGA PASS CARD YA DA PREMIUM SERVİS NASIL SATIN ALABİLİRSİNİZ?

IGA PASS CARD sayfasından başvuru yaparak kolayca İGA PASS CARD sahibi olabilirsiniz. Bunun yanı sıra bu sayfadan Premium servislerden ihtiyacınız olanları da online olarak satın alabilirsiniz.

İGA PASS CARD TÜRLERİ VE ÜYELİK FİYATLARI NELERDİR?

İGA PASS PLUS: 299 Euro / Yıl.

  1. Hızlı geçiş + 1 Misafir.
  2. Öncelikli Check/in + 1 Misafir.
  3. İGA Lounge kullanımı + 1 Misafir.
  4. Buggy kullanımı + 1 Misafir.

İGA PASS EXTRA: 399 Euro / Yıl.

  1. Hızlı geçiş + 1 Misafir.
  2. Öncelikli Check/in + 1 Misafir.
  3. İGA Lounge kullanımı + 1 Misafir.
  4. Buggy kullanımı + 1 Misafir.
  5. Vale + Otopark ( 30 Gün Süreyle)

İGA PASS PREMIUM: 799 Euro / Yıl.

  1. Hızlı geçiş + 2 Misafir.
  2. Öncelikli Check/in + 2 Misafir.
  3. İGA Lounge kullanımı + 2 Misafir.
  4. Buggy kullanımı + 2 Misafir.
  5. Vale + Otopark ( 90 Gün Süreyle)
  6. Şehir içi transfer ( 10 Kez )

İGA PASS CARD ve Premium Servisler için daha detaylı bilgiye buradan  ulaşabilirsiniz.

,

İstanbul Havalimanı Hakkında Kısa Kısa.

İSTANBUL HAVALİMANI NEREDE KONUMLU?

İstanbul Havalimanı’nın yeri; Çatalca, Göktürk Arnavutköy kavşağında ve Terkos Gölü’ne yakın bir alanda, Tayakadın ve Akpınar Köyleri arasında olup şehrin Karadeniz kıyısına yakın kısmındadır. İstanbul Havalimanı 76,5 km2 bir alana yayılıyor.

İSTANBUL HAVALİMANI HAKKINDA KISA BİLGİLER:

  • 3 adet veri merkezi
  • 102 adet entegre sistem
  • 467 sunucu
  • 780 telekomünikasyon noktası
  • 3257 adet kartlı geçiş noktası
  • 3267 adet uçuş bilgi monitörü
  • 9000 güvenlik kamerası
  • 248 adet kusurlu hareket kamerası
  • 000 m2 yeme, içme alanı
  • 20 milyon GB’lık veri alanı
  • 200 milyon yolcu kapasitesi ( Tüm fazlar tamamlandığında)
  • 300’den fazla noktaya uçuş imkânı ( Tüm fazlar tamamlandığında)
  • 000 kişinin aynı anda internete girebilme imkânı
  • 228 adet pasaport kontrol noktası
  • 2021 ‘ e kadar tamamlanacak olan metro hattı.
  • Giden yolcu katında 39 bin 812 m², gelen yolcu katında ise 13 bin 998 m² duty free mağaza alanı bulunuyor.
  • Katlı otopark 700 bin metrekare ve 18 bin araç kapasiteli.
  • Kargo alanı 200 futbol sahası büyüklüğünde.
  • 3 uçak aynı anda inebilecek
  • 6 adet ana pist bulunuyor.

 

,

Havalimanı Oteli; İGA Yotel…

Yeni havalimanı yani  tam adı ile İstanbul Havalimanı 6 Nisan 2019 tarihi itibari ile hizmete girecek. Şimdilik bazı uçuşlar buradan yapılıyor; ama henüz Atatürk Havalimanı’ndan da uçuşlar devam etmekte.

İstanbul Havalimanı’nda iki uçuş arası uzun süreli aktarmalarda ya da farklı durumlarda kullanılmak üzere ortaya çıkacak Havalimanı oteli ihtiyacını ‘’Yotel İstanbul Airport’’ karşılayacak.

Yotel markasının Dünya üzerinde 3 farklı çeşit oteli bulunuyor,bunları sıralayacak olursak;

  • Yotel (Stay Samarter): Şehir merkezlerinde ve şehirler merkezlerine yakın bölgelerde.
  • YotelAir (Travel Smarter): Havalimanlarında.
  • YotelPad (Live Smarter): Şehir merkezlerinde ve tatil bölgelerinde.

Gelelim İstanbul Havalimanı’nda bulunan Yotel İstanbul Airport’a;

 

  • Yotel İstanbul Airport’un 277 odası bulunuyor.Otelde öne çıkan oda sınıfları 3 tip fakat 6 tip oda bulunmakta, öne çıkan oda tipleri;

Premium Queen 13m2 (Maximum 2 büyük konaklayabilir.)

Premium Plus King 29 m2 (Maximum 3 büyük konaklayabilir.)

Premium Plus Twin 29 m2 (Maximum 3 büyük konaklayabilir.)

  • Otelde odalar kabin olarak adlandırmakta.
  • 6 Nisan itibari ile müşterilerini ağırlamaya başlayacak.
  • Otelin lobisinde muhteşem bir internet erişimi olan Business Center ya da çalışma alanı var.

 

İhtiyacı olanlara keyifli konaklamalar.

Yunanistan Vizesi İçin Gerekli Evraklar.

  1. Yunanistan’a seyahat etmek için geçerli bir SCHENGEN Vizeniz olması gerekiyor.
  2. Bordrolu çalışanların Yunanistan SCHENGEN Vizesi alabilmek için aşağıda sıralanmış olan evrakları tamamlaması gerekiyor.
  3. Yunanistan SCHENGEN Vizesi için ödemeniz gereken ücret 80 Euro.
  4. Yunanistan SCHENGEN Vizesi için yetkili kuruluş İstanbul’da Kozmoz Vize‘dir. Başvurularınızı buraya yapmanız gerekiyor.
  5. Konsoloslukla hiçbir işiniz yok!
  6. Kozmoz Vize hakkında daha detaylı bilgi ve online randevu için buradan faydalanabilirsiniz.
  • Pasaport
  • Arka fonu beyaz 2 adet fotoğraf
    • Son 6 ay içerisinde çektirilmiş,
    • Objektife direk bakan
    • Yüz hatlarının tamamının açık seçik ayırt edilmesini sağlayacak biçimde
  • Yurtdışı seyahat sağlık sigortası (Seyahat süresine göre  8 Euro’dan başlayan fiyatlar ile yaptırabilirsiniz) Online Seyahat Sigortası için burayı tıklayınız.
    • Minn 30,000€ teminatlı
    • Geliş ve gidiş tarihlerini min 1er gün öncesi ve sonrasını kapsayan
    • Orijinal ıslak imzalı ve acente kaşesi olan
  • Otel ve uçak rezervasyonları
  • Şirket Antetli Kâğıdına konsolosluğa hitaben yazılmış, imza yetkilisi tarafından imzalanmış vize talep dilekçesi.
    • Orijinal, kaşeli ve ıslak imzalı
    • Başvuru sahibinin Firmadaki görevi
    • Başvuru sahibinin firmada hangi tarihte işe başladığı
    • Seyahatin gidiş-dönüş tarihleri
    • Seyahat amacı ve hedefi ( firma/fuar, turizm vs. bilgiler belirtilmeli)
    • Talep edilen vize süresi ( birden fazla seyahat olacaksa belirtilmeli)
    • Masrafların firma/şahıs vb. tarafından karşılanacağına dair teminat
  • Şirket imza sirküleri fotokopisi (süresi geçmemiş)
  • Orijinal Faaliyet belgesi (Tic. veya San. Odasından – son 3 ay tarihli)
  • Vergi levhası fotokopisi ( Son dönem)
  • Ticaret Sicil Gazetesi ve Kuruluş Gazetesi fotokopileri
  • SGK işe giriş bildirgesi
    • Şirket tarafından kaşelenmiş ve imzalanmış
  • Bardodlu SGK hizmet dökümü
    • e-devlet’ üzerinden E-Hizmetler/Sosyal Güvenlik Kurumu/SGK Tescil ve Hizmet Dökümü
    • SGK müdürlüklerinden alınmış
  • Son 3 aya ait Maaş bordroları
    • Şirket tarafından kaşelenmiş ve imzalanmış hem de bordro sahibi tarafından imzalanmış olmalı
    • İmzalar ıslak imza olmak durumundadır
  • Şahsi banka hesap dökümleri
    • Güncel tarihli
    • Son 3 ay hesap hareketli
    • Bakiyesi bulunan
    • Başvurudan min. 10 gün öncesine kadar işlenmiş olmalı
      • Her durumda konsolosluk bankadan alınmış dökümün imzasını atan yetkilinin yetkilerini içeren imza sirküleri fotokopisini istemektedir.
  • Araç ruhsat, tapu, kira kontrat fotokopileri (Turistik başvurularda)
  • T.C Kimlik numarası yazılı Nüfus Cüzdan Fotokopisi
  • Orijinal Tam Tekmil Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği
    • E-devletten veya nüfus müdürlüklerinden alınmış
  • Pasaportunuzun resimli sayfasının fotokopisi
  • Pasaportta bulunan tüm vizelerin ve işlenmiş sayfaların fotokopisi

Mykonos Otel Önerilerimiz.

MYKONOS NEREDEDİR?

Mykonos Adası, Ege Denizi’nde bulunan plajları, mimari yapısı ve gece hayatı ile ünlü Yunan Adası. Mykonos’ta yaklaşık olarak 10.000 yerleşik nüfus vardır. Özellikle yaz aylarında ciddi bir turist akımına uğramakta olan ada diğer Yunan Adaları ve anakarası ile kıyaslandığında oldukça pahalıdır.

MYKONOS’A NASIL GİDİLİR?

Feribot ile nasıl gidilir?

Türkiye’den Mykonos Adası’na  direkt feribot seferi yok. Seferihisar’dan Samos’a geçip oradan Mykonos Adası‘na feribot almanız mümkün. Yunanistan’ın Pire ve faklı limanlarından da Mykonos Adası‘na feribot seferleri var.

  • Seferihisar – Samos feribot seferleri için burayı tıklayınız.
  • Yunanistan’dan Mykonos Adası‘na feribot seferleri hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Uçak ile nasıl gidilir?

  • AtlasJet’in yaz aylarında İstanbul-Mykonos seferleri oluyor. Detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
  • Ayrıca burayı da incelemenizi de tavsiye ederim.

MYKONOS’A VİZE GEREKİYOR MU?

Mykonos’a seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

MYKONOS  ADASI OTEL ÖNERİLERİMİZ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz uygun fiyatlı otellerden bir derleme yaptık. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri,  Mykonos Port’a olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

  • Derleme yaptıklarımız;  konakladığımız ya da konaklama yapanlar tarafından bizlere önerilmiş otellerdir.
  • Mykonos Adası otellerine rezervasyon yapmak için buradan da faydalanabilirsiniz.

THE GEORGHE OTEL / 4 Yıldız

  • The George Hotel
  • Otel olanakları: Havuz, çamaşırhane, oda servisi, otopark, lobide PC.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, wi-fi, klima, LCD TV, kasa, saç kurutma makinası, telefon.

HOTEL VIENOULA’S GARDEN / 4 Yıldız

  • Hotel Vienoula’s Garden
  • Otel olanakları: Odalarda ve Lobide free wi-fi, havuz, çamaşırhane, oda servisi, otopark, sigara içilmeyen odalar, lobide PC.
  • Oda olanakları: Duş, buzdolabı, klima, kasa, saç kurutma makinası, telefon, televizyon.

HOTEL DESPOTİKO / 3 Yıldız

  • Hotel Despotiko
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, evcil hayvan kabul ediliyor, havuz, otoparak, çamaşırhane, havuz, havuzda havlu, kuaför, lobide PC.
  • Oda olanakları: Duş, klima, kasa, saç kurutma makinası, telefon, televizyon.

PETASOS TOWN HOTEL / 3 Yıldız

  • Petasos Hotel
  • Otel olanakları: Havaalanı servisi, çamaşırhane, emanet kasa, lobide PC, sigara içilmeyen odalar.
  • Oda olanakları: Duş, klima, saç kurutma makinası, telefon, televizyon.

MYKONOS THEOXENIA HOTEL / 4 Yıldız

  • Mykonos Theoxenia Hotel
  • Otel olanakları: Odalarda ve lobide free wi-fi, havuz, çamaşırhane, havalimanı servisi, otopark lobide PC, spor salonu.
  • Odalarda: Duş, televizyon, klima, kasa, telefon.

 

 

Sakız Adası / Chios Otel Önerileri.

Sakız Adası / Chios topraklarımıza Çeşme’den yapılacak yaklaşık 30 dakikalık bir feribot yolculuğu ile ulaşılabilecek kadar yakın. Diğer Yunan Adaları gibi Sakız Adası da Türk turistlerden oldukça rağbet görmekte. Sakız Adası, Yunan Adaları içinde hem yüzölçümü hem de yaşayan kişi sayısı olarak en üstlerde yer almakta.

SAKIZ ADASI’NA NASIL GİDİLİR?

Ülkemizden Sakız Adası’na gitmek için en kolay yol feribot seferleri.Yazımın üst kısmında da belirtmiş olduğum gibi yaklaşık 30 dakikalık bir feribot yolculuğu neticesinde Çeşme’den Sakız Adası’na ulaşabilirsiniz. Sakız Adası’nda havalimanı da bulunmakta; fakat ülkemizden seyahatler için en efektif yol feribot seferleri.

  • Sakız Adası feribot seferleri için detaylı bilgiye buradan  ulaşabilirsiniz.
  • Sakız Adası uçuşları ve online rezervasyon için  buradan faydalanabilirsiniz.

SAKIZ ADASI’NA   VİZE GEREKİYOR MU?

Sakız Adası’na seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

SAKIZ ADASI / CHIOS OTEL ALTERNATİFLERİ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz uygun fiyatlı otellerden bir derleme yaptık. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri, Chios Port’a olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

  • Derleme yaptıklarımız;  konakladığımız ya da konaklama yapanlar tarafından bizlere önerilmiş otellerdir.
  • Sakız Adası otellerine rezervasyon yapmak için buradan  faydalanabilirsiniz.

HOTEL AGIA MARKELLA / 3 YILDIZ.

  • Hotel Agıa Markella
  • Otel olanakları; Havuz, denize sıfır, lobide kasa, sigara içilmeyen odalar, otopark.
  • Odalarda; Duş, çalışma masası, klima, telefon.

MEDIEVAL CASTEL SUITES / 3 YILDIZ.

  • Medieval Castel Suites
  • Otel olanakları; Lobide wi-fi, çamaşırhane, lobide kasa, lobide bilgisayar.
  • Odalarda; Duş, buzdolabı, su ısıtıcı, internet, kl,ma, kasa, saç kurutma makinası, televizyon, ütü masası.

FEDRA OTEL / 3 YILDIZ.

  • Fedra Otel
  • Otel olanakları; ücretsiz wi-fi, sigara içilmeyen odalar, otopark, evcil hayvan kabul ediliyor.
  • Odalarda; Duş, buzdolabı, klima, saç kurutma makinası ve telefon bulunuyor.

SEAFRONT OTEL / 3 YILDIZ.

  • Seafront Otel
  • Otel olanakları; ücretsiz wi-fi, havalimanı servisi, oda servisi, lobide kasa, lobide PC.
  • Odalarda; Duş, buzdolabı, çalışma masası, su ısıtıcı, klima, mutfak, saç kurutma makinesi, telefon, televizyon bulunmaktadır.

CHIOS CHANDRIS HOTEL / 4 YILDIZ.

  • Chandris Hotel
  • Otel olanakları; ücretsiz wi-fi, otopark, havuz, kuaför, sigara içilmeyen odalar, evcil hayvan kabul ediliyor.
  • Odalarda; Duş, buzdolabı, su ısıtıcı, klima, saç kurutma makinası, telefon, televizyon, ütü masası.

Rodos Adası Otel Önerileri.

Rodos, Ege Denizi’nde bulunan 12 adaların en büyüğüdür. Rodos, Deniz, kum, güneş tatilleri için ziyaretçilerine eşsiz imkânlar sunmanın yanı sıra tarihi mekanları ile de ön plana çıkmaktadır. Türkiye’ye olan yakınlığının da sebebi ile yaz aylarında ülkemizden hatırı sayılır sayıda turist Rodos Adası’nı ziyaret etmektedir.

TÜRKİYE’DEN RODOS’A FERİBOT:

Marmaris ve Bodrum’dan Rodos’a feribot seferleri düzenlenmekte olup Bodrum’dan 140, Marmaris’ten ise 60 dakika gibi kısa bir sürede Rodos’a ulaşabilirsiniz. Feribot deferleri ve online bilet için burayı tıklayınız.

RODOS’A VİZE GEREKİYOR MU?

Rodos Adası’na seyahat etmek için geçerli bir Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

Peki, Yunanistan için Schengen Vizesi nasıl alırsınız?

Sorunuzun cevabını burada bulabilirsiniz.

RODOS ADASI OTEL ALTERNATİFLERİ:

Çeşitli otel alternatiflerinin bulunduğu adada konaklama yapabileceğiniz uygun fiyatlı otellerden bir derleme yaptık. Bu derlemeyi;  otellerin kısa bilgileri, Mandraki Port’a olan mesafe haritaları ile birlikte aşağıda bulabilirsiniz.

  • Derleme yaptıklarımız;  konakladığımız ya da konaklama yapanlar tarafından bizlere önerilmiş otellerdir.
  • Rodos Adası otellerine rezervasyon yapmak için buradan faydalanabilirsiniz.

SAVOY HOTEL / 2 YILDIZ.

  • Savoy Hotel
  • Lobide ve odalarda free wi-fi var.
  • Odalarda; buzdolabı, duş, klima, LCD TV, saç kurutma makinası, telefon bulunuyor.
  • 24 saat oda servisi hizmeti veriliyor.
  • Evcil hayvan kabul ediliyor.

BEST WESTERN PLAZA / 4 YILDIZ.

 

  • Best Western Plaza
  • Lobide ve odalarda free wi-fi var.
  • Evcil hayvan kabul ediliyor.
  • Havuz, sauna, otopark bulunuyor.
  • Odalarda; çalışma masası, klima, kasa, saç kurutma makinası, telefon, tv, ütü masası bulunuyor.

HOTEL EVDOKIA / 2 YILDIZ

  • Evdokia Hotel
  • Lobide ve odalarda free wi-fi var.
  • Evcil hayvan kabul ediliyor.
  • Odalarda; buzdolabı, kasa, saç kurutma makinası, televizyon bulunuyor.

HOTEL PHILOXENIA / 2 YILDIZ.

  • Hotel Philoxenia
  • Lobide ve odalarda free wi-fi var.
  • Otopark ve sigara içilmeyen odaları bulunuyor.
  • Odalarda; buzdolabı, LCV TV, mutfak, saç kurutma makinası, telefon, ütü masası bulunmakta.

HOTEL ATLANTIS CITY / 3 YILDIZ.

  • Atlantis City
  • Odalarda ve lobide free wi-fi imkânı.
  • Evcil hayvan kabul ediliyor.
  • Odalarda; buzdolabı, su ısıtıcıs, klima, kasa, saç kurutma makinası, telefon , televizyon mevcut.

Milano’da Nereleri Ziyaret Edebilirsiniz?

MILANO NEREDEDİR?

Milano İtalya’nın kuzeyinde Lombardiya bölgesinin başkentidir. Yaklaşık 1 milyon 300 bin kişinin ikamet etmekte olduğu şehir modanın da başkenti olarak anılır. Nüfus popülasyonu açısından da İtalya’da 2.sıradadır.

MILANO’YA NASIL GİDİLİR?

Milano’nun Linate ve Malpensa Havalimanlarına ya da Bergamo Il Caravaggio Havalimanı’na uçarak Milano’ya seyahat edebilirsiniz.

BERGAMO VE MILANO HAVALİMANLARI HAKKINDA KISA BİLGİLER:

Milano ve Bergamo aralarında 40 Kilometre mesafe bulunan iki şehir ve iç içe girmiş durumda. Bergamo ve Milano’da toplam 3 havalimanı bulunuyor ve bu şehirlere yolculuk yapanlar bu limanları kullanmakta. Ciddi bir trafik akışının olduğu bu havalimanları sırası ile Linate, Malpensa, Bergamo ıl Caravaggio Orio Al Serio.

Milano Linate Havalimanı:

Milano şehir merkezine 10 KM.

Bergamo şehir merkezine 60 KM.

Bergamo Il Caravaggio Havalimanı: Havaalanı çıkışında hem Bergamo hem de Milano merkez tren istasyonuna ulaşım sağlayan otobüsler bulunuyor.

Bergamo şehir merkezine 8 KM.

Milano şehir merkezine 60 KM.

Malpensa Havalimanı:

Milano şehir merkezine 50 KM.

Bergamo şehir merkezine 90 KM.

Bu her üç havalimanından şehirler ulaşımlar için

Trenİtalia

Malpensa Express

TerraVision

Atb Bergamo

adreslerinden faydalanabilirsiniz.

MILANO’DA NERELERİ ZİYARET ETMELİYİZ?

Öne Çıkanlar;

  1. Duomo / Milano’da gezilecek yerlerin başında gelen Duomo Katedrali Avrupa’nın en büyük 4. Katedrali olup yapılı 500 yıl sürmüştür.
  2. Galleria Vittorio Emanuelle / İçinde pahalı mağazaların bulunduğu ve bunun yanında sıra dışı bir mimariye sahip olan pasaj.
  3. Teatro Alla Scala / Dünyanın en ünlü opera binalarından biri. Duomo Meydanı’nda bulunmaktadır.
  4. Brera / Milano’nun eski bölgelerinden biri. Restoranları, kafeleri, eski yapıları ile daha ziyade turistlere hitap eder.
  5. Castello Sforzesco / İçinde bir müze de bulunmakta olan Milano kalesi.
  6. Navigli Bölgesi / Milano’nun kanallar bölgesi. Kanal boyunca sıralanmış restoran ve kafelerle dolu.
  7. Porta Ticinese / Milano’nun çok sayıdaki giriş noktasından bir diğeri. İlk olarak 16.yy sonra ise 19.yy’da yapılan Milano’nun güneybatı kapısı.
  8. Colonne Di San Lorenzo / 5.yy’ye ait Roma kalıntıları. Corso di Porta Ticinese üzerinde bulunmaktadır.
  9. Basilica San Lorenzo Maggiore / Milano’da görmeye değer dini yapılardan bir diğeri. Milano’nun en eski kiliselerinden biridir.
  10. Naviglio Grande / Tornavento’dan başlayıp Milano’da Darsena di Porta Ticinese’de sona eren kanal.

Bunların yanı sıra;

  1. Via Monte Napoleone
  2. Corso Como
  3. Zona Tortona
  4. Porta Garibaldi.

Bergamo Gezisi.

BERGAMO NEREDEDİR?

İtalya’nın Lombardia bölgesinde bulunan şehir. Lombardiya’nın başkenti olan Milano’ya 40 KM. mesafede olan Bergamo denizden 250 metre yükseklikte konumludur. Şehir Alta (üst) ve Bassa(alt) olmak üzere iki bölüme yarılmıştır. Yaklaşık 120.000 kişinin yaşamakta olduğu şehir Milano’nun gölgesi altında olsa da her yıl hatırı sayılır derecede turist tarafından ziyaret edilmektedir.

BERGAMO’YA NASIL GİDİLİR?

Bergamo Il Caravaggio Havalimanı’na ya da Milano’nun Linate ve Malpensa Havalimanlarına uçarak Bergamo’ya seyahat edebilirsiniz.

BERGAMO VE MILANO HAVALİMANLARI HAKKINDA KISA BİLGİLER:

Milano ve Bergamo aralarında 40 Kilometre mesafe bulunan iki şehir ve iç içe girmiş durumda. Bergamo ve Milano’da toplam 3 havalimanı bulunuyor ve bu şehirlere yolculuk yapanlar bu limanları kullanmakta. Ciddi bir trafik akışının olduğu bu havalimanları sırası ile Linate, Malpensa, Bergamo ıl Caravaggio Orio Al Serio.

Milano Linate Havalimanı:

Milano şehir merkezine 10 KM.

Bergamo şehir merkezine 60 KM.

Bergamo Il Caravaggio Havalimanı: Havaalanı çıkışında hem Bergamo hem de Milano merkez tren istasyonuna ulaşım sağlayan otobüsler bulunuyor.

Bergamo şehir merkezine 8 KM.

Milano şehir merkezine 60 KM.

Malpensa Havalimanı:

Milano şehir merkezine 50 KM.

Bergamo şehir merkezine 90 KM.

Bu her üç havalimanından şehirler ulaşımlar için

Trenİtalia

TerraVision

Atb Bergamo

adreslerinden faydalanabilirsiniz.

BERGAMO’DA NERELERİ ZİYARET ETMELİYİZ?

Öne Çıkanlar;

  1. Basılıca Di Santa Maria Maggiore / Görüp görebileceğiniz en görkemli dini yapılardan biri. İç ve dış cephelerde bulunan detaylar harika.
  2. Piazza Vecchia / Bergamo’nun Alta Citta kısmında bulunmakta olan tarihi meydan. Tarih boyunca kentin toplumsal olaylarına ev sahipliği etmiştir.
  3. La Citta Alta / Bergamo’nu diğer bir ifade ile Old Town kısmı. Şehrin yeni kısmı ise La Citta Bassa olarak adlandırılıyor.
  4. Accademia Carrara /  Ortaçağ İtalyan sanatının sergilendiği müze. Muhteşem bir koleksiyon.
  5. Museo D’Arte Sacra San Martino/ Santa Maria Maggiore’den sonra Bergamo’da görebileceğiniz en görkemli dini eser.
  6. Cattedrale Di Bergamo ( Duomo) / Hemen yan tarafında konumlu olan Santa Maria Maggiore’nin gölgesinde kalan; ama bir o kadar da etkileyici olan şehrin ana kilisesi.
  7. Mura Venete / Bergamo’yu korumak için Venedikliler tarafından yaptırılan surlar. UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunmaktadır.
  8. Campanone o Torre Civica / Bergamo’nun en iyi manzarasını alabileceğiniz kule.
  9. Fontana Contarini / 1780 yılında yapılan aslan figürleri ile süslenmiş çeşme.
  10. Palazzo Della Ragione / Piazza Vecchia’dabulunur. Günümüzde Hükümet Sarayı olarak kullanılmaktadır.
  11. Cittadella / Bergamo’nun en önemli tarihi meydanlarından bir diğeri.

 

Bunların yanı sıra;

  1. Chiesa Di San Michele
  2. Basilica Di Sant’ Alessandro
  3. Museo Adriano Bernareggi
  4. Museo Donizettiano
  5. Civico Museo Archeologico
  6. Fondazione Museo Di Palazzo Moroni
  7. Galleria Michelangelo

Milano ve Bergamo Havalimanları’ndan Şehir Merkezlerine Nasıl Gelinir?

Milano ve Bergamo aralarında 40 Kilometre mesafe bulunan iki şehir ve iç içe girmiş durumda. Bergamo ve Milano’da toplam 3 havalimanı bulunuyor ve bu şehirlere yolculuk yapanlar bu limanları kullanmakta. Ciddi bir trafik akışının olduğu bu havalimanları sırası ile Linate, Malpensa, Bergamo ıl Caravaggio Orio Al Serio.

Milano Linate Havalimanı:

Milano şehir merkezine 10 KM.

Bergamo şehir merkezine 60 KM.

Bergamo Il Caravaggio Havalimanı: Havaalanı çıkışında hem Bergamo hem de Milano merkez tren istasyonuna ulaşım sağlayan otobüsler bulunuyor.

Bergamo şehir merkezine 8 KM.

Milano şehir merkezine 60 KM.

Malpensa Havalimanı:

Milano şehir merkezine 50 KM.

Bergamo şehir merkezine 90 KM.

Bu her üç havalimanından şehirler ulaşımlar için

Trenİtalia

Malpensa Express

TerraVision

Bergamo Atb

adreslerinden faydalanabilirsiniz.

Venedik: Hayal Mi Gerçek Mi?

1.Gün:

Türk Hava Yolları saat 10.25 uçağı ile İtalya’nın kanalları ve karnavalları ile ünlü Venedik şehrine gitmek üzere yola çıktık.  Uçağımız 10.50’de havalandı ve yerel saat ile 14.40’ta Venedik Marco Polo Havalimanı’na indik. Marco Polo Havalimanı çok küçük bir havalimanı; ama bunun tam aksine Ortadoğu’dan ve Asya’dan gelen birçok 777 tipi büyük uçak alanda duruyor. Marco Polo Havalimanı’nda işler sandığınız gibi hızlı yürümüyor, terminale girdiğiniz de gruplar halinde pasaporttan geçiş yapıyorsunuz, yaklaşık 1 saat gibi bir sürede pasaport işlemlerimizi tamamlayıp gümrük kısmından dışarı çıktık.

Uçak bileti alternatifleri için buradan faydalanabilirsiniz.

VENEDİK HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Venedik merkeze gitmek için vapuretto biletimizi bilet makinalarından aldık. Vapurettoya gitmek için valizlerimizi aldıktan sonra çıktığımız salonun bir üst katına çıktık ve üzerinde ferry yazan mavi renkli tabelaları takip edip vapurettoya ulaştık. Bilet bedeli 1 kişi için 15 Euro, seferleri Alilaguna isimli firma yapıyor, buradan daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Vapuretto duraklarına varmak için yürüyüş süresi yaklaşık 10 dakika, burada 12 numaralı istasyona gidip Blue Line sırasına girmek gerekiyor.  Bindiğim vapur sırasıyla; Havalimanı, Murano, Ospetale, Lido ve birkaç farklı durağa daha uğradı, bu deniz yolculuğu yaklaşık 1 saat kadar sürdü. Bu araçlar belli bir hız limitini aşmıyor. Farklı ve daha hızlı bir alternatif arayanlara önerim deniz taksi olur; deniz taksiler oldukça hızlı; fakat fiyat olarak da oldukça pahalı, yaklaşık 70 ile 100 Euro arasında ödemeniz gerekiyor; ama bunun karşılığını 25 dakikada San Marco Meydanı’na ulaşarak alıyorsunuz.

NEREDE KONAKLADIK?

Hotel Canaletto 3 yıldızlı tipik bir Venedik oteli. Birçok otele nazaran daha iyi, öyle daracık sokak arasında değil ve San Marco Meydanı’na 10 dakika yürüme mesafesinde, sabah kahvaltısı standart. Oteli zar zor bulduk; çünkü bütün sokaklar sizi farklı yere çıkarıyor, Google Map bile zaman zaman yolunu şaşırıyor; çünkü çoğu yerde ve ara sokaklarda GPS çekmiyor.

Venedik otelleri hakkında detaylı bilgi ve rezervasyon için burayı tıklayınız.

Uzun bir uğraştan sonra otelimizi bulduk ve eşyalarımızı otele bırakıp şehri keşfetmek için dışarı çıktık. Bugün hava çok sisli ve soğuk, havadaki rutubette buna eklenince gezmek biraz zorlaşıyor. Sokaklar çok kalabalık, tam festival zamanı Venedik’te olduğumuz için her yer renkli kıyafetler giymiş insanlarla dolu, sokak aralarında yer alan küçük meydanlarda çeşitli etkinlikler yapılıyor, ortam muhteşem.

Aksam yemeğini dilim pizza yapan bir yerde yedik; 1 çorba 2 büyük dilim pizza için 13 Euro verdik.

2.Gün:

MURANO, BURANO, TORCELLO ADALARI:

Venedik ile mesafesi yaklaşık 45 dakika olan adalara ulaşım Vapurettolar ile sağlanıyor. Murano Adası; cam işçiliği, Burano Adası; rengârenk evleri, Torcello Adası ise; tarihi kalıntıları ile ön plana çıkıyor. Bu 3 adaya gitmek için en uygun yol 24 saat geçerliliği olan ve 20 Euro’ya satılan Vapuretto Pass kartlarından satın almak. Kart almazsanız bilet fiyatları her bir kullanım için 7 Euro. Biletler ve daha detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

VENEDİK’TE NERELERİ ZİYARET ETMELİYİZ?

İtalya’nın genelinde olduğu gibi Venedik’te de baktığınız her yer, gördüğünüz her şey buram buram tarih kokuyor. Rialto Köprüsü, San Marco Meydanı, Venedik Kulesi, Accademia Müzesi, San Marco Bazilikası, Palazzo Ducale, Da Vinci Müzesi görülmesi gereken başlıca yerler.

Kahve molası için San Marco Meydanı’nda tarihi 1860’lara kadar uzanan Cafe Lavena’yı önerebilirim. Ortam oldukça otantik, ürünler çok güzel; fakat fiyatlar biraz pahalı.

Akşam yemekleri için ise Kori Ristorante’yi  öneririm. Yemekler ve servis gayet başarılı, Türkçe konuşan elemanlar ve Türkçe menü mevcut, fiyatlar makul seviyede.

3.Gün:

Bugün uçağımız 10.25’ te bu nedenle sabah 07.20’de yola çıkıyoruz, otelden havalimanına yolculuk yaklaşık 1 saat sürüyor. Marco Polo Havalimanı’nda güvenlik çok sıkı ve işler yazımın üst satırlarında da belirttiğim üzere çok yavaş işliyor. Havalimanına gelmeden önce online c/in yapmanız, bar kodlu biniş kartınızı çıkartmış olmanız işlemlerinizin süresini oldukça kısaltacaktır.

THY ile yaptığımız uçuşta uçağımız Venedik’ten10.40’ta hareket etti ve saat 14.50’de Atatürk havalimanına indik.

 

Kösice, Krakow Gezi Rehberi…

KÖSİCE, KRAKOW, ZAKOPANE, AUSCHWITZ-BIRKENAU,

1.GÜN:
KÖSİCE / SLOVAKYA’YA UÇUŞ…

İstanbul – Kosice arası uçus yaklaşık 1.5 saat kadar sürdü. Uzak Olmayan Uzaklar ekibi olarak biletlerimizi yaklaşık 3 ay kadar önce 99 USD’ye THY’den almıştık. Slovakya’nın kış döneminde Türkiye ile 2 saat farkı var. Kösice İnternational Airport oldukça küçük bir havalimanı ve bizim taşra havalimanlarına benziyor.

KÖSİCE NEREDEDİR?

Macaristan, Ukrayna ve Polonya sınırlarına oldukça yakın bir bölgede bulunur. Hornad nehri ile Ore dağları arasında kurulmuştur. Bratislava’dan sonra Slovakya’nın en büyük ikinci kentidir.

KÖSİCE HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Kösice şehir merkezine ulaşımı taksi ya da 23 numaralı otobüs ile yapabilirsiniz. 23 numaralı otobüs saatte bir hareket ediyor, durağın yanında bilet makinesi var, bu makinadan biletinizi temin edebilirsiniz. Farklı zaman seçenekleri mevcut, en ucuz olan bileti alabilirsiniz bu da 0.60 cent, havalimanından şehir merkezine ulaşım yaklaşık 25 dakika sürüyor. Bu otobüsle; tren ve otobüs garının bulunduğu son durağa kadar gidebilirsiniz. Son duraktan otelinize ulaşmak için tramvaylara binmeniz gerekiyor. Tramvaylarda kimse bilet kullanmıyor ve gelişi güzel inip biniyorlar biz de risk aldık ve bilet almadık.

KONAKLAMA…

Konaklama yaptığımız yer Kosice Old Town’ da bir pansiyondu. Kosice Old Town’da genelde küçük oteller var ve hepsi pansiyon olarak adlandırılıyor. Biz konaklamamızı Penzion Grand İsimli otel / pansiyonda yaptık. Otel hakkında detaylı bilgi için burayı tıklayınız.  Rezervasyon yaparken dikkat etmek gerek çünkü bu tip otellerde banyo ve tuvaletin müşterek olma ihtimali çok yüksek.

KÖSİCE’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

İlk günümü Kösice içinde kısa bir şehir türü yaparak geçirdim. Karlı ve oldukça soğuk bir gündü. Kosice şehir merkezî tam bir eski doğu bloku kenti. Gizemli bir havası var. Binalar gayet iyi korunmuş, şehrin dış mahalleleri, eski doğu bloku tipi toplu konutlar yani klasik yüksek apartmanlarla dolu. Şehiri gezmek için ½ gün yeterli. Çok fazla beklentiniz olmasın, başka şehirlerle kombine edilmemiş bir program yaparsanız mantık dışı olur. Bir tek Kösice’de kalmak oldukça boş ve anlamsız bir program olur.

Kösice’de ziyaret edebileceğiniz başlıca yerler ise;

  • Hlavne Nametstie
  • Elisabeth Katedrali
  • Kosice Old Town
  • Spis Kalesi
2.GÜN:
KRAKOW / POLONYA’YA GİDİYORUZ…

Sabah 08:50’de Flixbus otobüsü ile Kosice’den Krakow Polonya’ya hareket ettik. Flixbus Avrupa içinde seferler düzenleyen bir otobüs firması olup biletimizi seyahatimizden 1,5 ay önce 6.99 Euro’ ya almıştık. Yaklaşık 4.5 saat süren bir yolculuk için oldukça uygun bir ücret, tabii ki de son dakika fiyatlar daha yüksek oluyor. Saat 13.20 de Krakow’a vardık. Online bilet için buradan faydalanabilirsiniz.

KAYAKLA ATLAMA DÜNYA ŞAMPİYONASI / ZAKOPANE…

Buraya geliş amaçlarımızdan biri de Zakopane’de Kayakla Atlama Dünya Şampiyonası’nı izlemekti. Krakow’dan Zakopane’ye gidebilmek için hemen otobüs araştırmaya başladık. İç hat seferleri olan Szwagropol otobüs firmasının bir otobüsünde yer bulduk. Online bilet ve bilgi.

 

Krakow-Zakopane yolculuğu için 5 USD’ye denk gelen 20 Zloty ödedik. Polonya Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen hala Zloty kullanıyor ve hem halk, hem de hükümet Euro’ya geçmemek, bu süreyi uzatmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu yolculuğumuz yaklaşık olarak 2.5 saat sürdü ve saat 16:00 gibi Zakopane’ye vardık. Zakopane ve çevresi hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Zakopane’den  Wielka Krokiew’e  yani kayak merkezine 5 Euro’ya tekabül eden bir ücret ödeyerek taksi ile geçtik. Yolculuk yaklaşık 10 dakika sürüyor. Başka araç alternatifleri de var; ama Dünya Şampiyonasının yapılmakta olduğu hafta sonu bu alternatifleri beklemekle zaman kaybetmek yerine biran önce Wielka Krokiew’e varmayı tercih ettik. Kayakla atlama sporuna ilginiz varsa ya da hadi geldik izleyelim derseniz bir çok sitede biletler satılıyor; ama Dünya Kupası zamanı her yer hınca hınç dolu idi ve biletler çok pahalıydı; ama o parayı vermeye değerdi, atmosfer nefes kesiciydi. Gece Krakow merkezde konakladık.

3.GÜN:
AUSCHWITZ-BIRKENAU TOPLAMA KAMPI…

Krakow’da ikinci günümüzü insanlık tarihinin utanç abidelerinden birine;  Auschwitz-Birkenau Alman Nazi Toplama Ve İmha Kampı’na ayırıyoruz. Bu kampı görmek ve o mekanların içinde olmak insanı inanın derinden yaralıyor ve psikolojisini bozuyor. Kampın her bir noktasında yaşanmış olan insanlık dramını ve vahşeti hissedebiliyorsunuz ve kafanızda cevabı çok zor onlarca soru oluşuyor.

Kampa gidebilmek adına Auschwitz-tour.com sitesinden rezervasyon yaptık ve turu satın aldık. Krakow’da birçok günlük tur yapan firma var biz de firmalar için yapılan yorumlara göre tercihimizi kullandık ve de memnun kaldık. Sabah saat 08.20’de otelin önünden tur minibüsü bizi aldı ve tur süreci başladı. Krakow şehir merkezinde bulunan otelimizden Auschwitz-Birkenau yolculuğu 1 saat 15 dakika sürdü.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saat 10.10’da rehberimiz Lucas eşliğinde Auschwitz müzesine giriş yaptık. Tura başlamadan hemen önce, hangi gruba ait olduğunuzu şaşırmamanız adına, tüm katılımcılara tur rehberleri tarafından renkli stickerlar yapıştırıyor. İçeride tur anlatımları kulaklık ile yapılmakta,  müze Auschwitz ve Birkenau olmak üzere 2 bölümden oluşuyor.  Auschwitz bölümüne meşhur; ‘’Arbeit Macht Frei ‘’yani ‘’Çalışmak Özgürleştirir’’ yazan kapıdan içeri giriliyor. Bu bölümde Nazi Subaylarının konakladığı ve ofis olarak kullanılan evler, burada çalışan Polonya Yahudileri tarafından kullanılan konaklama, banyo mutfak blokları yer alıyor. Mutfak bloğunun arka kısmında ise bir Krematoryum da mevcut. Bloklardan 4, 5, 7 ve 11. blokların içlerini gezdik, bu blokları Soykırım Müzesi haline getirmişler. Buradaki gezimiz 1.5 saat kadar sürdü.

Auschwitz’den sonra, araçla 5 dakika mesafede bulunan Birkenau’ya geçtik. Birkenau ünlü tren hattının da bulunduğu yer. Burada da Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelen Yahudilere ait konaklama, tuvalet, yemek yenen, banyo yapılan barakalar ve bunun karşısında da bir çok Krematoryum ve gaz odaları bulunuyor. Tren yolu  bu iki bölümün tam ortasından geçiyor, giriş kapısı ile tren yolunun sonu yaklaşık 1km mesafede. Ortada, fotoğraflarda gördüğümüz Yahudileri taşıyan bir vagon durmakta.  Yolun sonunda ise burada katledilen insanlar için bir anıt mezar bulunuyor.

Birkenau turu da 1.5 saat kadar sürüyor ve sonra tekrar Krakow’a dönüyoruz. 15.00’da oteldeyiz.

4.GÜN:

Kahvaltı sonrası Krakow merkezi ve Yahudi Mahallesi Kazimierz’i ve Wawel Katedrali’ni geziyoruz. Saat 15.30’ da otelin önündeki duraktan 3 numaralı tramvay ile otogara gidiyoruz. Galeria Krakow’un  önündeki durakta inince AVM içinden geçerek otobüs ve tren garına ulaşabiliyorsunuz. Unutmayın Krakow geliş ve gidişte Old Town’a  ulaşmak için kullanacağınız tramvayın numarası 3 ve yolculuk süresi yaklaşık 10 dakika. Saat 16.35’de Flixbus ile tekrar Kösice’ye dönüyoruz. Akşam saat 21.10’da Kösice’ye varıyoruz.

KÖSİCE’DE DÖNÜŞ KONAKLAMASI…

2 numaralı tramvay ile otelin yakınında bulunan durağa gidiyoruz, bu kez kaldığımız otel Kösice Old Town’ın daha da içinde butik Penzion Slovakia isimli bir otel. Otel hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Bu otel Kösice’ye gelişimizde kaldığımız otel olan  Penzion Grand’a göre daha iyi ;ama burada kalış süremiz çok kısa ve sabah çok erken bir saatte kalkıp havalimanına gidiyoruz. Bu tesisin odaları gayet güzel. Girişte otantik bir restorandı var, akşam yemeğini burada aldık, fiyatı çok uygun ortamı ise gayet nezihti.

5.GÜN:
İSTANBUL’A DÖNÜŞ…

Sabah saat 05. 00’da uyandık, yürüyerek otelin 10 dakika uzağında olan  Maraton Mieu durağından 2 numaralı tramvay ile Stancia Mieu adlı son durağa gittik.  Stancia Mieu’dan Kösice Havalimanı’na sabah saat 05.00 itibari ile saat başı otobüs var ve numarası 23.

Uçuşumuz saat 08.55’te olduğu için saat 06.00 otobüsü ile havalimanına gittik. Bu otobüslerin bazı seferleri ara duraklara da uğruyor yani direkt havalimanını servisi değiller.

PASAPORT İŞLEMLERİ…

Bize mi denk düştü bilemiyoruz; ama hem Slovakya’ya girişte, hem de çıkışta Pasaport polisi onlarca soru sordu ve tüm otel, bilet, sigorta gibi rezervasyonlarımıza baktı. Bunca seyahate rağmen daha önce hiç böyle bir olay yaşamamıştık,  bunu da dip not olarak vermek istedim.

Girona Hakkında Kısa Kısa.

GIRONA NEREDEDİR?

Girona, İspanya’da Katalonya bölgesinde bulunan bir şehirdir. En büyük Katalan şehirlerinden bir tanesi olan Girona, Barselona’ya yaklaşık 100 kilometre mesafede konumludur.

GIRONA’YA NASIL GİDİLİR?

Girona’ya gitmek için en kolay yol Barcelona’dan Girona’ya geçmektir. Barcelona’dan Girona’ya ise en iyi bağlantı tren ile sağlanmaktadır.

BARCELONA’DAN GIRONA’YA TREN.

Sizi Girona’ya götürecek olan trene Barcelona’nın Sant Estacio ve Passeig de Gracia duraklarından binebilirsiniz; fakat her Girona treni her iki durağa birden uğramayabiliyor, biletinizi almadan önce bu detaya dikkat etmenizi öneririm. Tren fiyatları genelde trenlerin hızı ile doğru orantılı olup; 13 ile 30 Euro arasında değişiklik göstermektedir. En hızlı trenler, yüksek hızlı AVE ve AVANT trenleri olup Renfe firması tarafından işletilmektedirler. AVE ile 45 dakika gibi bir sürede bu yolculuğu yapabilirsiniz aksi takdirde yolculuk süreleri farklı tren alternatifleri ile 2 saate kadar yükselebilmektedir. Girona’da trenden ineceğiniz noktadan şehir merkezine 10-15 dakikalık keyifli bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Trenden inilecek durak Girona ile aynı ismi taşıyan Girona Tren İstasyonu’dur.

GIRONA’DA NERELERİ GEZMELİSİNİZ?

  1. Passeig de La Muralla / 3,5 kilometre uzunluğunda, şehri çepeçevre saran tarihi surlar.
  2. Jewish Quarter (Yahudi Mahallesi) / Arnavut kaldırımları, dar sokakları, taş evleri ile çok iyi korunmuş mahalleler. Her noktası Ortaçağ’a bir dokunuş.
  3. Girona Cathedral / Bölgenin en görkemli dini yapılarından biri. İnşasına 1400’lü yılların başlarında başlanmıştır.Götik tarzın en iyi örneklerinden biri olan katedrale 100’e yakın basamak tırmanarak ulaşılabilmektedir.
  4. Jewish Museum (Yahudi tarih Müzesi) / Yüzyıllar önce Girona’da yaşamış olan Yahudi halkının tarihine ışık tutan müze.
  5. Rambla de La Libertad / Girona’nın en popüler ve turistik caddesi.
  6. Placa de La Independencia / Kafeler ve restoranlar ile dolu, capcanlı bir meydan.Şehrin 0 noktası da diyebiliriz.
  7. Pont de Pedra (Pedra Köprüsü) / Onyar Nehri üzerinde buluna tarihi ve bir o kadar da turistik köprü.
  8. Casas del Onyar (Onyar Evleri) / Onyar Nehri üzerindeki, pastel renkler ile boyalı evler. Bu evler nehri bir sur gibi çevirmektedir.

Ayrıca;

  1. Museu d’ Arqueologia
  2. Pont de Les Peixaterres Velles
  3. La Cala S’Alguer
  4. Torre Gironella
  5. Esglesia de Sant Feliu  da ilginizi çekebilecek cazibe noktaları olarak göze çarpmaktadır.

Udine Hakkında Kısa Kısa…

UDINE NEREDEDİR?

Udine, Kuzeydoğu İtalya’da Slovenya sınırına 40 KM mesafede bulunmakta olan bir şehirdir. İtalya’nın Friuli-Venezia Giulia bölgesinde bulunur ve diğer büyük İtalyan şehirlerine nazaran daha küçük, sakin ve güvenlidir.

UDINE’YE NASIL GİDİLİR?

Udine’de havalimanı bulunmuyor. Udine’ye seyahat edecekler için en mantıklı uçuş noktası Venedik Marco Polo Havalimanı. Buradan alınacak bir tren ile kolaylıkla Udine’ye ulaşılabilir.

Öncelikle Marco Polo Havalimanı’ndan Mestre tren istasyonuna ulaşılmalı, bunun nedeni trene Venedik’ten değil Mestre’den binecek olmanız. Marco Polo Havalimanı terminal binası çıkışında, Venedik Havalimanı – Mestre arası çalışan otobüsler bulunuyor, bu yolculuk yaklaşık 25 dakika kadar sürüyor. Mestre’ye vardığınızda sizi Mestre’den Udine’ye götürecek olan trenlerden birine bilet alabilirsiniz. Hemen hemen her saat başı tren seferi var ve yolculuk yaklaşık 2 saat kadar sürüyor. 10 ile 25 Euro arası değişen fiyatlara bilet alınılabilir, bilet fiyatları trenlerin hızına göre değişmektedir. Trenler ve bilet fiyatları hakkında buradan bilgi edinebilirsiniz.  İstasyonlarda İngilizce menüsü olan bilet makinaları ve bunun yanı sıra gişeler de var. Bilet makinalarının yanında da mutlaka yardımcı olabilecek bir personel bulunuyor.

UDINE’YE YAKIN DİĞER HAVALİMANLARI NERELERİDİR?

Udine’ye ulaşmak adına; Trieste, Treviso ya da Slovenya’nın Ljubljana kentleri havaalanlarını kullanmak da farklı ve mantıklı alternatifler olarak önümüze çıkıyor.

UDINE’DE NERELERİ GÖRMELİYİZ, ZİYARET ETMELİYİZ?

Bütün İtalyan şehirleri gibi Udine de zamanda bir yolculuğa çıkartıyor sizi. Udine’nin hemen hemen her köşesinde tarihin izlerine tanık olmak mümkün. Her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce turist şehri ziyaret ediyor. Bu ziyaretçilerin büyük kısmını, Udine’ye olan yakınlığına bağlı olarak Avusturyalılar ve Slovenler oluşturuyor.

Şimdi bu tarih kokan İtalyan şehrinin cazibe noktaları hakkında kısa bilgiler verelim, nereleri görmeliyiz, nereleri ziyaret etmeliyiz?

Öne Çıkanlar:

  1. Piazza San Giacomo / Etrafında restoranlar, dükkânlar, kafeler bulunan ve turistlerin oldukça rağbet ettiği tarihi meydan.
  2. Chiesa di San Giacomo / Piazza San Giacomo’da bulunan görkemli dini yapı, kilise.
  3. Piazza della Liberta / Udine’de buram buram Ortaçağ kokan sakin ama görkemli meydan.
  4. Il Castello di Udine / Piazza della Liberta’dan kısa bir yürüyüş sonucu ulaşılabilen Ortaçağ kalesi.
  5. Cathedrale di Udine ( Duomo) / Dışı basit görünen fakat içi çok görkemli olan dini yapı. Tam adı Duomo di Santa Maria Annunziata’dır.
  6. Casa Cavazzini / Modern Sanatlar Müzesi.
  7. Museo Etnografico del Friuli / Piazza Giacomelli’de bulunmakta olan Etnografya müzesinde geçmişe şahane bir yolculuk yapabilirsiniz.
  8. Loggiato di San Giovanni / Piazza della Liberta’da bulunan ve tarihi saat kulesine de ev sahipliği yapan gotik sundurma.
  9. Piazza di Duomo / Duomo Katedrali’nin bulunduğu meydan.
  10. Battistero Museo del Duomo / Duomo içinde bulunan müze.

Bunların yanı sıra;

  1. Oratorio della Purita / Piazza del Duomo’da.
  2. Chiesa della Beata Vergine del Carmine / Via Aquieleia’da.
  3. Arco Bollani / Piazza della Liberta’da.
  4. Palazzo del Monte di Pieta / Via del Monte’de.
  5. Chiesa di S.Francesco / Piazza dell’Ospedale Vecchio’da.
  6. Chiesa di Sant’Antonio Abate / Via Treppo’da.

MSC ORCHESTRA İle Marsilya’dan Cenova’ya.

Aylar öncesinden MSC ORCHESTRA gemisi ile Marsilya-Genova yolculuğumuz için biletlerimizi almıştık. Zaman çok hızlı aktı ve bir Eylül günü seyahat tarihimiz gelmişti.

Gemi konaklama belgelerimizi, uçak biletlerimizi ve gemi sonrası Nice’te yapacağımız otel konaklamamızın belgesini seyahat dosyamıza koyup, valizlerimizi de kapattıktan sonra yola çıkmak için hazır hale gelmiştik. İlk durağımız İstanbul-Marsilya uçuşumuzu gerçekleştirmek için İstanbul Atatürk Havalimanı oldu. İstanbul-Marsilya uçuşumuzu THY ile gerçekleştirdik ve uçuş 3 saat 30 dakika sürdü.

MARSİLYA HAVALİMANI İLE VIEUX PORT ARASI ULAŞIM NASIL?

Marsilya’ya yani Aeroport Marseille Provence’den MSC ORCHESTRA ‘ya katılacağımız liman olan Vieux Port’a taksi ile ulaştık zaten başka bir ulaşım imkânı da mümkün değil. Havalimanı ile liman arası 15 dakika kadar sürüyor ve taksi ücreti 45 Euro. Taksiye bindiğinizde hangi gemiye katılacağınızı şoföre söylemeniz durumunda sizi o geminin önüne kadar götürüyor.

Anlatmış olduğum bu ulaşım detayı kafalarınızı karıştırmasın. Eğer Marsilya şehir merkezi ya da Provence’e gitmek isterseniz, hemen terminal çıkışında toplu taşıma imkânları ( Metro, otobüs vb.) mevcut; lakin Vieux Port’a herhangi bir toplu taşıma imkanı yok. Ya transfer alacaksınız ya da taksi.

GEMİYE GİRİŞ İŞLEMLERİ NE ŞEKİLDE OLUYOR?

Limana varışta öncelikle valizlerinizi bırakıp 1.kontrol noktasına geçiyorsunuz. Akabinde 1.kontrol noktasından yukarıya Pasaport kontrolü ve evraklarınızın kaşelenmesi için çıkıyorsunuz. Bu aşamaları geçtikten sonra artık gemiye binmenize engel hiçbir prosedür kalmamış oluyor. Gemi içinde görevli personel sizi karşılıyor ve fotoğrafınızı çekip, check-in işlemlerinizi tamamlıyor. Odalara giriş saati 14.00, oda pass kartınızı alıp odanıza geçtiğinizde 1.kontrol noktasında teslim etmiş olduğunuz valizlerinizin odanızın kapısına kadar getirilmiş olduğunu görüyorsunuz. Odaya girdiğinizde ise yatağınızın üstünde, liman giriş çıkışlarında kullanacak olduğunuz gemi tanıtım kartlarınız hazır olarak buluyorsunuz.

GEMİDE EKSTRA HARCAMALAR NASIL OLUYOR?

Gemide hiçbir şekilde para ile ödeme yapmanız mümkün değil. Ekstra harcamalarınızı yapabilmeniz adına sizlere kart veriliyor. Bu harcamalar için ailelerden 250 Euro, münferitlerden 150 Euro depozito, nakit ya da kredi kartı vasıtası ile alınıyor, kartınızda para bittikçe tekrar yükleme yapıyorsunuz. Hiç ekstra yapmayacağınızı düşünüyorsanız, kart almayabilirsiniz. Yolculuk sonrasında artan paranız varsa çıkış işlemlerinizi müteakip muhasebeden kalan paranızı alıyorsunuz; fakat burada şöyle bir durum var: Eğer depozitonuzu kredi kartı vasıtası ile ödemişseniz ve kartınızda para kalmış ise iadesi kredi kartınıza ancak 15 gün içerisinde yapılabiliyor. Gemide 10 Euro günlük bahşiş bedeli var, kartınıza hiç para yükletmezseniz sizden bu bedeli almıyorlar; yani bir nevi hiçbir ekstra servis almadığınız için bahşiş ödemenizi gerektirecek bir durumda olmadığı mantığı ile hareket ediyorlar. Seyahate çıkan iki arkadaş tek bir kart kullanır ise 10 günlük bir seyahatte 100 Euro bahşiş bedeli ödemekten kurtulabilirler, bu da kişi başı 50 Euro’nun cepte kalması anlamına gelir.

GEMİDE KAÇ ÇEŞİT KABİN VAR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

MSC ORCHESTRA’ da toplam 1.275 kabin var ve yolcu kapasitesi 3.223 kişi.

Gemide: İç Kabin, Dış Kabin, Balkonlu Kabin ve Suit Kabin olmak üzere 4 ana kabin tipi mevcut.

İç Kabin:  13-20 m² arası 275 adet olup geminin iç kısmında bulunurlar. Bu tip kabinlerin penceresi bulunmamaktadır.

Dış Kabin: 16-17 m² arası 173 adet olup geminin dış tarafında bulunur ama balkonları olmayıp lomboz adı verilen açılmayan camları bulunmaktadır.

Balkonlu Kabin: 17-39 m² arası 809 adet olup geminin dış tarafında bulunur ayrıca önlerinde oturulabilecek büyüklükte balkonları bulunmaktadır.

Suit Kabin: 31 m² olup 18 adet bulunmaktadır.

Ayrıca bu kabin grupları da kendi içlerinde farklı alternatifleri olan kabinlere ayrılmaktadır.

MSC ORCHESTRA’DA YEME, İÇME VE RESTORANLAR.

Gemi seyahatinizi Tam Pansiyon olarak satın alıyorsunuz, yani; sabah, öğlen ve akşam yemekleri şeklinde. C/ in günü öğlen yemeği ile başlıyor, C/ out günü ise sabah kahvaltısı ile bitiriyorsunuz. Gemide 2 adet A la carte restoran ve geminin en üst katında da yaklaşık 20 saat kadar hizmet veren bir açık büfe restoran mevcut. Bu açık büfe restoranda: Pizza, makarna, çorba, meyve, pasta, sandviçler, kurabiyeler, et çeşitleri, ızgaralar vs… aklınıza gelebilecek her türlü yiyecek, içecek mevcut. A la carte restoranda yemeğe katılmak için mutlaka ceket, kumaş pantolon giyinmek mecburi; yani bir suit code durumu söz konusu. Eğer çok kasamam diyorsanız, sadece en üst kattaki açık büfe restoranda da gayet rahatlıkla tüm yeme, içme ihtiyaçlarınız karşılayabilirsiniz, açık büfe restoranda böyle bir kılık, kıyafet  mecburiyeti yok. Kapalı su geminin her yerinde ücretli, sadece A la carte restoran ve 15.kattaki açık büfe restoranda makinelerden içeceğiniz su ücretsiz; ama bu su da büyük ihtimalle arıtma. Açık büfe kısmında ise çay, kahve ve konsantre meyve suları ücretsiz.

A la carte restoranda yemek iki ayrı saatte veriliyor. Gemi kartlarınızın üzerinde sizin yemeğe gireceğiniz saat yazılı oluyor ve akşam yemeğinin ilk grubu 19.30’da restorana giriş yapabiliyor.

SİGARA OLAYI.

Sadece açık büfenin olduğu 15.katta sigara içenlere ayrılmış bir alan var, diğer alanlarda sigara içmek yasak.

MSC ORCHESTRA’DA BAŞKA NE İMKANLAR MEVCUT?

Havuz, sauna, fitness, animasyon gösterileri, casino gibi imkânlar mevcuttur.

GEMİDE İNTERNET ERİŞİMİ NASIL?

Gemi denizde seyir halindeyken, cep telefonu ve internet kesinlikle çekmiyor. Karaya yakın kısımlarda zor da olsa bağlantı yakalanabiliyor. Yani seyir halindeyken internet ve cep telefonunu unutun. Gemi de satın alabileceğiniz çeşitli internet paketleri var; ama bu paketler de bir farklılık sağlamıyor.

SEYAHAT ROTAMIZ NASILDI?

1.Gece: Marsilya’dan Palma de Mallorca’ya seyir halinde geçti.

1.Sabah: Akşam saat 19.00’da Marsilya’dan hareket eden gemimiz, sabah saat 10.00’da Mallorca’ya vardı ve akşam saat 20.00’a dek burada demirli kaldı, en geç saat 19.30’da gemide olmamız gerekiyordu. Şehir merkezi limana oldukça yakın. Liman çıkışında bisiklet kiralama imkânı var, günlük kiralama bedeli 10 Euro. Liman ile şehir arası bisiklet ile 15 dakika kadar sürüyor ve Mallorca’yı bisiklet ile rahatlıkla gezebilirsiniz. Bisiklet ile şehri gezmek hem ekonomik hem de güvenli, bisiklet kullanıcılarının hep geçiş önceliği var.Gemi içinde de paket turlar satılıyor fakat bu turlar oldukça pahalı. Zaten gemiye bindiğiniz andan itibaren gemi personeli mütemadiyen size:  Yemek, alışveriş, tur paketleri satmaya çalışıyor. Mallorca şehir merkezine ulaştığınızda bisiklet park noktalarına bisikletinizi kilitleyerek bırakabilirseniz. Görülecek yerler: Büyük Katedral ve çevresinde konumlu Old Town.  Mallorca’nın sokaklarında güven içinde dolaşabilir ve şehri keşfedebilirsiniz. Merkeze bisikletle 10 dakika uzaklıkta denize girme imkânı mevcut, ince kum ve gayet güzel. Gemi içinde otobüs kuponları satılıyor, bu kuponları kullanarak şehir merkezine gitmek isterseniz kişi başı bedeli 13 Euro. Her akşam odanıza gelecek günün tur programları ve ücretleri ile alakalı broşürler bırakılıyor. Fiyatları oldukça pahalı ama İlginizi çekiyor ise bu turlara da katılabilirsiniz.

2.Gece: Palma De Mallorca’dan Barselona’ya seyir…..

2.Sabah:  Akşam 20.00’da Palma De Mallorca’dan demir alan gemimiz sabahın erken saatlerinde 07.00 gibi Barselona Limanına ulaşıyor. Barcelona’da kalış süresi oldukça kısıtlı, saat 12.30’da gemide olmamız gerekiyor; çünkü saat 13.00’da Barcelona’dan demir alacağız. Barcelona’da da liman ile şehir merkezi arası çok yakın. Zaman kısıtlı olduğundan dolayı Barcelona’da gemide satılan turlardan satın alınabilir, fiyat 30 Euro civarı. Ayrıca gemide 9 Euro karşılığında şehir merkezine gidiş / dönüş transferi satılıyor. Bunun haricinde, tam liman çıkışında otobüs durağı da mevcut,  4 Euro gidiş/ dönüş bedeli ile şehrin tam merkezine – La Rambla’nın Piazza Catalunya tarafı –  gidip dönebilirsiniz.

3.Gece: Saat 13.00’da Barcelona’dan demir aldıktan sonra tüm öğleden sonra ve gece Genova’ya seyir.

3.Sabah: Sabah saat 09.00’da Genova Limanı’na varıyoruz. Sabah kahvaltısı ardından gemiden ayrılıyoruz.

Not: Valizler bir gece öncesinde hazırlanarak kapı önlerine bırakılıyor. Her kat için farklı renklerde valiz etiketleri dağıtılıyor, adres bilgilerinizi doldurarak valize yapıştırıyorsunuz. Valizlerinizi, c/out yaptıktan sonra, yolcu geliş salonunda valizinize bağlamış olduğunuz etiket rengine ait kısımda hazır buluyorsunuz.

MSC ORCHESTRA’DAN SONRA GENOVA’DAN NİCE’E.

Gemiden c/out yaptıktan sonra Genova- Nice tren yolculuğumuzu yapmak için Genova Piazza Principe tren istasyonuna doğru yola koyuluyoruz. Liman ile istasyon arası yürüyerek 10 dakika sürüyor, eğer navigasyondan bakarsanız bu süre daha uzun gösteriliyor, bu sizi yanıltmasın.

GENOVA – NICE TREN YOLCULUĞU.

Genova’dan 13.05’te hareket ediyoruz. Tren biletlerini seyahatten yaklaşık 2 ay kadar önce Tren Itallia’nın web sayfasından satın almış ve 2. Sınıf biletler için kişi başı 28 Euro ödemiştik. Bizim biletlerimiz aktarmasız yolculuk içindi,

İtalya, Fransa sınırı olan Ventimiglia’da aktarma yapan trenler de mevcut; bu nedenle bilet satın alırken bu hususa dikkat etmekte fayda var. İnternetten alınan biletlerde mutlaka koltuk numarası olduğu için Validate etme derdi yok. Yolculuk aktarma olmadığı takdirde, yaklaşık 3 saat sürüyor.

NICE’DE KONAKLAMA.

Nice tren garının hemen yakınında yürüme mesafesinde bulunan Nice İbis otelinde konakladık. Kısa süreli seyahatler için yeterli donanıma sahip. Grubun özelliği olarak, odalar çok küçük ve basit döşenmiş. Lokasyon olarak tren garının hemen yakınında;  hem de yürüyerek şehir merkezine, sahile 10 dakika mesafede.

NICE’DEN CANNES VE LES ANTIBES.

Nice’den trenle Antibes 25 dakika sürüyor ve fiyat tek yön 4 Euro civarı.Nice ile Cannes arası trenle 30 dakika ve fiyat 7 Euro. İki kişi olmanız halinde % 50 indirimli bilet alabilirsiniz.Hem Antibes hem de Cannes’da tren istasyonları sahile oldukça yakın ve tren garından çıkıp buraları kolaylıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

NICE’DEN MONTE CARLO.

Nice Monaco arası tren ile 20 dakika kadar sürüyor. Yol boyunca şahane bir sahil şeridi ve manzarası var. Bilet fiyatı 4 Euro civarında, değişkenlik gösterebiliyor. Monaco istikametine giden trenler Ventimiglia’dan İtalya’ya geçtiği için mutlaka bilet kontrolü yapılıyor. Monte Carlo’da tren istasyonundan çıkar çıkmaz sizi panoramik şehir manzarası karşılıyor. Şehri kolaylıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

NICE – İSTANBUL UÇUŞU.

Nice’de tren garı önünde bulunan otobüs durağından 99 nolu otobüs ile Nice Cote D’Azur Havalimanına ulaşabilirsiniz. Otobüs her yarım saatte bir kalkıyor, ücreti kişi başı 6 Euro, yolculuk yaklaşık 25-30 dakika kadar sürüyor. Eğer THY ile seyahat edecekseniz Terminal 1’de inmelisiniz.

, ,

Bitmeyen Senfoni: Bayram Tatili Travması…

Bayram kapıya dayandı, yaklaşık iki hafta sonra bütün iş hayatını felç edecek olan 11 günlük uzun mu uzun Kurban Bayramı tatili başlayacak. Türk halkının büyük bir bölümü bayramı iple çekiyor lakin bayram bahane, tatil şahane.

Yurtiçi, yurtdışı rezervasyonları çoktan yaptırıldı. Sona kalanlar evdeki çocukların ve eşlerin artan baskıları ile son bir çırpınış gidilecek yer arıyorlar. Bayramda yaşadığı şehirde kalmak insanlar için tam bir prestij kaybı;  sonra konu, komşu ne der? Tatilin niteliği de pek önemli değil, burada tek dert kesinlikle nicelik. Bir yerden bir yere intikal edilsin de nereye edilirse edilsin…

Bu tatile gitmek sanki tüm sorunları çözecek ve tatile giden her bireyi tam bir ruhsal tatmine ulaştıracak. İnsanın içsel bir doymuşluğu, belli bir hayat duruşu, tatil olarak ne istediği hakkında bir fikri yok ise böyle bir tatmine ulaşmasına da inanın imkân yok.

An itibari ile bilmem ne gümrük kapısı fotoları sosyal medyada gırla gidecek. O çılgın gümrük kuyruğunda beklemek insanları  “Oh be biz de bu gruba dâhiliz, eziyet çekiyoruz ama olsun, tatile gidiyoruz be abi” diye gururlandıracak; Yunan, Bulgar sınırlarını geçer geçmez ya da Çeşme, Bodrum, Alaçatı’ya varır varmaz tekrar sosyal medyada yer bildirmeler başlayacak. Bayramda bayramlaşmak adına arayanlara ise ağızda kelimeleri uzata uzata; ‘’ Yokuz canım evde, şuradayızzz, buradayız’’ demenin dayanılmaz hazzı yaşanacak. ‘’ Yokuz İstanbul’da ’’ ya da ‘’ Yurtdışındayız ’’ lafları çok önemli; 90+4’ te gol atmış hazzı verir bir kısım insanlara.

Sosyal medya görüntülerine bakacak olursak herkes deli gibi eğleniyor. Kum, deniz, güneş, güzel yemekler, içkiler, mutluluk pozları, plajda frappe ile resim, akşam bol deniz mahsulleri olan masalar…….

Şu keyfi, bu keyfi, tatil başlasın, an itibari ile gibi beylik cümleler ile başlayan sosyal medya paylaşımları. Yüzlerde müthiş bir mutluluk fakat arka planda beyinde sürekli olarak ’’20 Euro verdik bu kahvelere, OHA ! 120 TL düşünceleri’’, paradoksun ağa babası J)).Sakın kur hesaplamayın, bitersiniz…….

Bir kısım insanı kesinlikle tenzih ediyorum ama geri kalan büyük bir güruh bu tatillere sırf gitmek zorunda olduğunu düşündüğü, çevre gazı, ben de gitmeliyim, sınıf atlama derdi, eş ve çocukların baskısı gibi saçma sapan neden sonuç ilişkileri ile gidiyor. O kalabalıkta debelenip, debelenip, bolca sayıp, sövüp, bir ton da para harcayıp; dinlenmeyi geçelim belki de daha çok yorulup geri dönüyorlar.

Çılgın tatilcilerin hatırı sayılır bir kısmı,  minik bir çadır ile en basit şartlarda doğada kamp yapan,  ne istediğini bilen,  içsel ve beyinsel gelişimini tamamlamış insanın aldığı keyfi alamıyor. Çoğunluğun derdi eş, dost ile aşık atmak, onlardan geri kalmamak. Zaten genel hayat döngüsü içindeki en büyük problem bu değil mi? Kendin olamamak, hep başka hayatlara öykünmek. Kopyala, yapıştır insanlar işte……

Üç günlük Barcelona tatilini sadece La Rambla ve çevresinde geçiren, Aşk Çeşmesi önünde resim çektirince Roma tatilini tamam sayan ya da ülkesinde tek bir tane müze gezmediği halde gittiği ülkede müze gezmek için kendini paralayan insanlar gördüm.

Çok bahşiş verip, gittikleri yerlerden manasız ve abartılı alışveriş yapmayı iyi tatil yapmak sanan bir zümre var ne yazık ki bu ülkede. Bilmem kaç günde bilmem kaç ülke gezdim diye skor tutan ’’Gezginimsiler’’ var, hâlbuki o dedikleri gün süresince birkaç şehir bile gezmek zor. Deniz tatilinden döndükten sonra ’’ AAAAA! Hiç yanmamışsın ama’’ gibi saçma bir cümle ile karşılaşıp, mayo izini göstererek tatile gittiğini ispatlama gayretine girenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur bizim ülkemizde.

  • Bu insanların yaptıkları kopyala yapıştır tatil ile içsel bir tatmine ulaşmaları mümkün mü?
  • Herkesin aynı tip tatil ile mutlu olmasının imkânı var mı?
  • İnsanlar neden bu 11 günlük büyük kavimler göçünün mutlaka bir parçası olmak için kendini paralıyor?
  • Sürüden ayrılırsak bizi kurt kapar mı? Kurt kapmasın diye bu eziyete devam mı?

Geçen yıl Bodrum’da bir kafede oturuyordum, yan masadaki havalı abi ve abla ile bir süre sohbet ettik, derken konu konuyu açtı, “20 senedir Bodrum’a geliyoruz Bitez’de evimiz var” dediler, öyle Bodrumlu olmuşlar ki Bodrum’un yerlisini bile kovarlar ellerine fırsat geçse. Bodrum şöyle, Bodrum böyle anlatıyorlar, “ Bodrum Kalesi? “ dedim, demez olaydım! Daha Kaleyi görmemişler. Biramdan son yudumu aldım,”Hoşça kalın” dedim ve  kalktım gittim.

Sizce de burada bir kaçak yok mu?

Çoğumuz aslında sadece ’’MIŞ’’ gibiyiz.

Pek tabii ki de gezelim ama kendimizi geliştirmek, gerçekten mutlu olmak için gezelim sadece dostlar alışverişte olduğumuzu görsün diye değil….

Şimdiden herkese iyi bayramlar, pardon iyi tatiller….

 

 

 

Korsika: Heyecan Verici Bir Coğrafya…

Bağlı olduğu Fransa ile sorunları bitmek bilmeyen Korsika; Sicilya, Kıbrıs ve Sardinya’dan sonra Akdeniz’in en büyük 4.adası konumundadır. Korsikalıların çok büyük kısmı Fransız kimliği ile dertli olup, öncelikle Korsikalı olduklarını ve Fransız olmadıklarını her fırsatta dile getirseler dahi Fransa ile Korsika arasındaki sorun ne uzamakta ne de kısalmaktadır. Napolyon Bonapart’ın da memleketi olan Korsika, Fransa ile olan sıkıntılı ilişkileri ve insanı kıskandıracak doğası ile hep gündemde olmuş ve gündemde olmaya da devam edecektir.

Fransa anakarasının güneydoğu kısmında konumlanmış olan Korsika, Akdeniz’in en gizemli ve cazibe dolu coğrafyalarından biri olup aynı zamanda İtalya’nın Sardinya adası ile dip dibe bir konumdadır,  Sardinya ile Korsika’yı birbirinden Bonifacio boğazı ayırır.  Bence; bayraklarındaki semboller bile hemen hemen aynı olan Korsika ile Sardinya tek bir bağımsız ülke olmalıymış ama birinin ucundan İtalya, diğerinin ucundan da Fransa çekmiş ve kendilerine bağlamış. Zaten; bu iki ada İtalya ve Fransa yönetimine girmeden önce Sardinya bayrağı her iki adayı da temsil eden tek bayrakmış, bu da ada halklarının geçmişteki birlikteliğini göz önüne seren en önemli ispatlardan biridir. Korsika halkının hatırı sayılır bir kısmının ataları Sardinya’dan Korsika’ya göçmüştür, bu nedenledir ki;  Korsika’da İtalyanca benzeri bir yerel dil de kullanılmaktadır.

Akdeniz’in en gözde turistlik adalarından biri olan Korsika yaklaşık 9000 kilometrekare bir alana sahiptir ve bir Avrupa birliği toprağıdır. Ada’nın en büyük kenti Ajaccio olup aynı zamanda da yönetim merkezidir. Bastia, Bonifacio, Calvi, Porto Vecchio’da adanın diğer önemli yerleşim yerleridir.

KORSİKA’YA NASIL GİDİLİR?

Korsika bir Fransız ve Avrupa birliği toprağıdır bu nedenle Korsika’ya seyahat edebilmeniz için  geçerli bir Schengen vizeniz olması gerekmektedir. Türkiye’den Korsika’ya direkt bir uçuş yok bu nedenle izlenecek en mantıklı yol Fransa ya da İtalya’ya uçmak ve oradan feribot vasıtası ile adaya ulaşmak. Bir farklı alternatif ise Avrupa’dan Korsika’ya uçuş bulabileceğiniz bir şehirden aktarma almak.

Feribot Alternatifleri Nelerdir?

Fransız anakarasından; Marsilya, Nice, Toulon başta olmak üzere birçok limandan Korsika’nın Bastia, Ajaccio ve Porto Vecchio limanlarına feribot seferleri var. Fransa’dan feribot ile Korsika’ya seyahat edildiğinde en uzak liman adanın güneybatısında bulunan Porto Vecchio, en yakını ise Bastia’dır.

İtalya’dan da Korsika’ya ulaşmak için feribot alternatifleri mevcut, ilk akla gelen limanlar ise Genova ve Liverno.

Feribotlar hakkında detaylı bilgi için buradan faydalanabilirsiniz.

Uçuş Alternatifleri Neleridir?

Yazımızın üst kısmında da belirtmiş olduğumuz üzere Korsika uçuş alternatifleri ( En azından bizim ülkemizden ) az olan bir destinasyon. Fakat adaya pek tabii ki de aktarmalı uçuşlar ile ulaşmak mümkün. Adada;  Calvi , Bastia, Figari ve Ajaccio’da  bulunmakta olan dört havaalanı mevcut. Bu Havaalanlarından en popüler olanları Bastia’ya yaklaşık 17 Km mesafedeki Poretta Airport ve Ajaccio’ya 5 KM mesafede bulunan Napoleon Bonaparte Airport. Her iki havalimanından da şehir merkezlerine puplic transport mevcut ama Koriska’da puplic transport çok iyi bir işlemediği için rent a car olayını tercih etmeniz hem havaalanından şehirlere ulaşmak,  hem de adayı gezeceğiniz günlerde gidilecek noktalara sorunsuzca ulaşabilmeniz adına faydanıza olacaktır.

KORSİKA’NIN BAŞLICA ŞEHİRLERİ HAKKINDA KISA KISA.

Ajaccio:

Ajaccio adanın batı kıyısında konumlu olup Fransa’dan gelen ziyaretçilere en fazla hitap eden şehridir. Fransız olmayı şiddetle reddeden Korsika’daki diğer şehirlere nazaran daha bir Fransızdır. Şehir olarak söz etmem sizleri yanıltmasın, Ajaccio; nihayetinde bir sahil kasabasıdır. Ajaccio’nun ilk aklımıza gelen cazibe noktaları; Napolyon evi,  Musee Fesch, Turistik liman, Notre Dame Katedrali’dir. (Zaten yazımın ’’Korsika’da nereleri ziyaret edebilirsiniz?’’ kısmında bu cazibe noktalarından kısa kısa söz edeceğim.)

Bastia:

Bastia, Ajaccio’dan sonra Korsika’daki en büyük şehirdir. Adanın genelinde olduğu gibi Bastia’da da muhteşem bir doğa vardır. Bastia şehri adını bir Ceneviz kalesinden almış olup dar ve barok mimari özelliklerimi taşıyan sokakları bizlere biraz Malta, biraz da Sicilya’yı anımsatmaktadır. Kale, Minyatür müzesi, Bastia ulusal müzesi, Bastia Katedrali, Saint Jean Baptiste kilisesi; ilk aklımıza gelen cazibe noktalarıdır.

Corte:

Korsika’da deniz kenarında bulunmayan tek şehir ve adanın eski yönetim merkezi. Deniz tatilinden ziyade doğa ve dağ sporları ile ilişkili tatiller için uygundur. Gezilecek yerler arasında ilk akla gelenler; kale ve arkeoloji müzesidir.

Porto Vecchio:

Korsika’nın Saint Tropez’i desek yanlış tanımlamış olmayız sanırım. Adanın geneline nazaran daha lüks tesisler ve plajların bulunduğu Porto Vecchio; zengin turistler için vazgeçilmez bir şehir ya da kasabadır.

Calvi:

Limanı ve kalesi ile oldukça çekici bir kent. Adanın kuzey kısmında bulunmaktadır.

Bonifacio:

Adanın güneyinde dik kayalıklar üzerinde kurulmuş bir kent Bonificio. Diğer Korsika şehirleri gibi Bonificio da; engin mavilikler, dik yamaçlar ve dinmek bilmeyen rüzgârı ile tam bir Akdenizli ve Korsikalı. Korsika’nın Sardegna’ya hemen hemen en yakın noktası. Eğer Bonificio’ya gelmişseniz Bastion De L’etendart’ı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

KORSİKA’DA NERELERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ?

Bonifacio Citadel / Bonifacio:  Bonifacio Kalesi’ni sadece ziyaret etmeyecek, tarihin dar sokaklarında kaybolacaksınız. Korsika’da kaleleri ve eski şehirleri ziyareti sadece ’’ziyaret etmek’’ fiiline indirgersek; adanın coğrafyası ve tarihine haksızlık etmiş oluruz.

La Cittadella / Bastia: Heybetli duvarları arasında hala 15.YY’ı hissedeceğiniz görkemli tarihi yapı. Kalenin dar sokakları arasında gezerken kendinizi bir ortaçağ film setinde hissedeceksiniz. Kale, tüm Korsika kale şehirleri gibi muhteşem bir manzaraya sahip.

Calvi Citadel / Calvi: 5.YY’dan itibaren Korsika sahillerine yapılan saldırılar birçok kez Kristof Kolomb’un kenti Calvi’yi yerle bir etmiştir. Bu kale Calvi’nin Cenevizlilerin yönetiminde olduğu 13.YY’da inşa edilmiştir. Ayrıca bu kalenin sınırları içinde St.Jean Baptiste katedralini de ziyaret edebilirsiniz.

Bastion De L’etendard / Bonifacio:  Bonifacio şehrinin en ihtişamlı ve referans yapısı. Bonifacio Limanı’na bakan bu muhteşem tarihi yapı 19.YY’da Cenevizliler tarafından inşa ettirilmiştir.

Maison Bonaparte / Ajaccio:  Fransız imparatoru Napolyon’un doğmuş olduğu ev. 1967 yılında ulusal müzeye çevrilmiştir.

Musée De La Miniature / Bastia: La Cittadella’nın içinde bulunan ve Korsika tarihini canlandıran minyatür müzesi.

Musée De Bastia / Bastia: Korsika’nın en önemli müzelerinden biri.5 Euro karşılığında ziyaret edebilirsiniz.

Musée Fesch / Ajaccio: Güzel sanatlar müzesi olup Napolyon’un amcası olan Kardinal Joseph Fesch tarafından yaptırılmış olan Palace Fesch’in içinde yer almaktadır.8 Euro civarı bir ücret ile ziyaret edilebilir.

Cathedral Notre-Dame-De L’Assomption: Ajaccio’nun en önemli dini yapılarından biri.

La Cattedrale Di Bastia: Adanın en önemli dini yapılarından bir diğeri.

Eglise Saint Jean Baptiste / Bastia.: İkiz çan kuleli, görkemli kilise.

KORSİKA’NIN BAŞLICA PLAJLARI HANGİLERDİR?

Rondinara: Porto Vecchio ile Banifacio arasında kalan beyaz kumlu plaj.

Palombaggia: Adanın güney kısmının en güzel plajlarından bir diğeri.

Roccapina: Bonifacio yakınlarında şahane koy ve beyaz kumlu plaj.

Santa Gulia: Yaklaşık 2 KM. uzunluğunda beyaz kumlu plaj. Palombaggia’da Porto Vecchio yakınlarında.

Saint François: Ajaccio’da şehir içinde bulunur. Şehir içi konaklamalarda denize girebilmek adına gerçekten iyi bir alternatif.

Algajola: Adanın kuzey kısmında bulunur. Beyaz kum bir plajdır. Her daim rüzgârlı bir bölge olması nedeni ile Kite surf yapanlar için oldukça caziptir.

San Cipriano: Porto Vecchio yakınlarında bulunan Korsika’nın en güzel plajlarından biri.

KORSİKA MUTFAĞI:

Korsika hem dağlık, hem de deniz kıyısı bir yapıya sahip olduğundan dolayı; yeme, içme durumu kıyı ve dağ bölgelerinde farklılık göstermektedir. Kıyı bölgelerinde ağırlıklı olarak deniz mahsulleri ön plana çıkarken ki deniz mahsulleri adına ada tam bir cennet, dağlık kısımlarda et yemekleri ön plandadır.

Korsika’nın şarküteri ürünleri ve lezzetli peynir çeşitleri oldukça meşhur olup, güzel şaraplarını tatmadan Korsika’dan dönmek ise büyük bir kayıptır.

Korsika hakkında çok daha kapsamlı bilgiye  buradan ulaşabilirsiniz.

Düşman Kardeşler; Atina ve Pire…

Atina ve Pire, biri Yunanistan’ın başkenti diğeri başkentin deniz ile bağlantısını sağlayan limanı, aynı zamanda düşman kardeşleri. Atinalılar Pirelileri, Pireliler Atinalıları pek sevmiyor. Atina ve Pire arasındaki rekabet her alana -futbol, basketbol, yaşam tarzı- yansımış durumda; Panathinaikos Atinalıların, Olympiakos Pirelilerin takımı. (Şehirlerin halkları bu takımlarına gönülden bağlılar ve kuruldukları günden beri birbirlerine düşmanlar).Yaygın kanının aksine Atina ne ise Pire’de o yani ikisi de ayrı ayrı şehirler lakin iç içe geçmiş durumdalar.

Medeniyetin beşiği olarak bilinen Atina, mitolojiden çokça aşina olduğumuz birçok tanrıya ev sahipliği yapmıştır. Atina şehri ismini şehrin tanrıçası olan ’’Athena’dan’’ almıştır. Athena, Yunan mitolojisinde zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır.

Atina’ya Uçak İle Ulaşım.

Atina’ya İstanbul’dan hem THY’nin hem de Aegean Airlines’ın direkt uçuşları bulunmaktadır, İstanbul – Atina uçuşları yaklaşık 1 saat 25 dakika sürmektedir.

Atina Havalimanından Şehre Nasıl Gidilir?

Atina Eleftherios Venizelos Havalimanı’ndan dışarı çıktığınız zaman, hemen havalimanı önünden kalkan bizdeki belediye otobüsleri benzeri araçlar ile Syntagma Meydanı’na kadar ulaşabiliyorsunuz. Sytagma Meydanı’na kadar giden aracın numarası X 95,havalimanından Pire’ye giden otobüsün numarası ise X 96,Biletleri otobüse binmeden önce hemen yan tarafındaki gişeden 6 Euro karşılığında alıyorsunuz. Havalimanından şehre metro ile gitme imkanı da mevcut ve hattın numarası M3 lakin ben otobüs var ise onu kullanmayı tercih ediyorum çünkü şehre gelir gelmez gayet güzel bir çevre turu yapmış oluyor insan.

Atina çok da büyük bir şehir değil. Syntagma Meydanı çevresinde bir yerlerde konaklama yaptığınız takdirde tüm cazibe merkezlerine kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Atina Ve Pire’de Yeme İçme İle İlgili Kısa Bilgi.

Atina ve Pire’de ya da biraz geniş kapsamlı bakarsak Yunanistan’da benim öncelikli olarak hoşuma giden olay yeme, içmenin – et, salata, peynir, balık- bizim damak tadımızla son derece uyuşması ayrıca fiyatların diğer Avrupa şehirlerine nazaran çok daha ucuz olması. Ayrıca Atina’da her köşe başında simit –gerçi bizim simit ile kıyaslanamaz ama- satıldığından dolayı aç kalmak gibi bir sorunda ortadan kalkıyor.İşin özeti; eğer Avrupa geneline yayılmış Türk dönercilerini saymazsak, damak tadımıza en uygun yemekleri hatta hemen hemen aynılarını Yunanistan’da bulmamız mümkün.Atina’da Ete, Pire’de deniz mahsullerine doyacağınızı garanti verebilirim.”Yunan Salatası” (Greek Salat) mutlaka denemelisiniz, güzel bir tavernada oturup ”Yunan Rakısı” ya da bir kafeteryada ’’Yunan Kahvesi’’ (Greek Coffee) ya da ”Frappe” denemenizi de tavsiye ederim.

Nerde Konaklamalı?

Biz konaklama için Sytagma Meydanı’ndan diğer bir cazibe merkezi olan Monastraki’ye inilen caddede bulunan Best Western Amazon oteli seçtik, gerek kahvaltı gerek konum ve gerekse de odaların konforu ile çok doğru bir karar almış olduğumuzu gördük. Otel hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Otel konum olarak çok iyi bir noktada olduğundan dolayı Pire’ye gidiş/ dönüş haricinde her yere yürüyerek gidebildik.

Atina’da genel olarak gezilecek yerler Sytagma Meydanı, Monastraki, Plaka üçgeni içinde. Bu üçgen dışına taşan yerler de mutlaka var lakin onlara da yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yürümeye engel bir durumunuz yoksa Atina’yı yürüyerek keşfetmenizi tavsiye ederim.

Yazımın başında da belirttiğim gibi Atina medeniyetlerin beşiği, gezilecek ve görülecek birçok arkeolojik alan, müze, tarihi yapı var. Arkeoloji, tarih, mitoloji’den biri yada birkaçı ilgi alanınıza giriyor ise işiniz zor, Atina’da uzunca bir süre geçirmeniz lazım çünkü bu ilgi alanları için şehir tam bir sonsuz okyanus. Kısacası Atina’da hem tarih, arkeoloji, sanat hem de yeme, içmeye doymanız garanti.

Atina’da Nereleri Gezebilirsiniz?

 

  • Acropolis / Yunanca’da ’’Yukarıda bulunan şehir’’ anlamına gelen Acropolis, Atina’da görmeniz gereken en önemli cazibe merkezi. Klasik dönemde Acropolisler en önemli yerleşim merkezleri olmuş ve tapınaklar, önemli eşyaların saklandığı bölümler,yönetim birimleri Acropolislerde yer almış. Atina Acropolisi bunların en önemlisi olarak kabul ediliyor. Acropolis’e giriş 12 Euro.
  • Monastraki / Atina’nın en popüler ve turistik meydanlarından biridir. Günün her saatinde hareketli bir meydan olup bir çok turistik dükkân ve restoran bulunmaktadır.
  • Acropolis Müzesi / Acropolis’ten çıkarılan tüm eserlerin sergilendiği müze olup Acropolis’e çıktığınız yolun üzerinde bulunmaktadır. Acropolis için aldığınız bilet burada geçerli değildir, ayrıca bilet alıp gezmeniz gerekmektedir.
  • Sytagma Meydanı Ve Parlamento Binası / Şehrin en ünlü meydanı ve meşhur Efsun askerlerinin önünde nöbet tuttuğu Parlamento binası, bina önünde nöbet tutan askerler ile resim çektirebilirsiniz.
  • Plaka Semti / Akropolis’in hemen altında bulunan Plaka semti; kafeler, tavernalar ile oldukça keyifli vakit geçirilebilecek cazibe merkezlerinden biri olup Atina’ya gelen turistlerin olduğu kadar yerel halkında rağbet ettiği bir semttir.
  • Milli Park / Meclis binasının hemen arkasında bulunan büyük yeşillik bölge olup şehrin ortasında böyle bir yer olması sizi şaşırtabilir.
  • Ermou Caddesi / Bir nevi küçük İstiklal.
  • Panathinaiko Satadyumu / Modern Olimpiyatlara ev sahipliği yapan ilk staduyumdur.M.Ö 330 yılında yapımı tamamlanan stadyum ilk dönemlerinde de atletik müsabakalar için kullanılmıştır.Sytagma meydanından yürüyerek 10 dk gibi bir sürede ulaşabilirsiniz.
  • Ulusal Arkeoloji Müzesi / Dünyanın en önemli arkeoloji ve tarih müzelerinden biridir. Eğer Arkeoloji ve tarihe ilgi duyuyorsanız mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Atina’dan Pire’ye Nasıl Gidilir?

Atina’dan Pire’ye toplu taşıma ile gitmenin en kolay yolu metro, M1 hattı ile Atina merkezden Pire’ye gidebilirsiniz, Monastiraki durağından M1 hattına binmeniz gerekiyor Monastiraki – Pire arası 7 durak, metro dediğimize bakmayın Pire’ye kadar hiç yeraltına girmeden gidiyor, bu hat İstanbul’daki Havalimanı – Yenikapı hattını andırıyor.Atina- Pire arası bu metro yolculuğu ile yaklaşık 25 dakika sürüyor.

Pire’de trenden indiğiniz yer meşhur Pire limanının hemen yakını. Liman kısmında işin açıkçası pek görülecek bir şey yok ve zaten haftasonu değil ise oldukça kaotik. Bu nedenle Pire’nin iç kısımlarına ilerlemeniz ve Limanı kısmı ile tam bir tezat oluşturan Pirelilerin yaşadığı kafeler,  balık lokantaları, tavernalar, yat limanları ile dolu muhteşem kıyı şeridine ulaşmanız gerekiyor. Gerçekten cıvıl cıvıl, muhteşem, keyifli bir kordon boyu.Burada yapacağınız keyifli bir yürüyüşten sonra deniz hemen hemen hepsi deniz kıyısında olan kafelerden birine oturup Pire’nin ve masmavi denizin keyfini çıkarabilirsiniz.

Pire limanına bir gemi turu ile gelmişseniz ve zamanınız kısıtlı ise Atina merkeze gene metro ile yada Pire Limanının hemen dışından kalkan Hop On Hop of otobüsleri ile gidebilir ve daha kısa bir süre içinde Atine ve Pire’yi keşfedebilirsiniz. Linkten bu otobüsler hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. http://www.athensopentour.com

Pire’de Nereleri Gezebilirsiniz?

  • Hellenic Denizcilik Müzesi.
  • Pire Sanat Müzesi.
  • Mairna Leas ( Paşa Limanı)
  • Barış Ve Dostluk Spor Salonu
  • Pire’nin muhteşem sahil boyu ve kafeleri, restoranları.

Atina Ve Pire’de Müzeleri Ücretsiz Ziyaret Edebileceğiniz Günler Nelerdir?

  • 6 Mart– Melina Merkouri’nin Ölüm Yıldönümü
  • 18 Mayıs– Uluslararası Müze Günü
  • 5 Haziran– Dünya Çevre Günü
  • 27 Eylül– Uluslararası Turizm Günü
  • Eylül Ayının Son Haftası – Avrupa Kültürel Miras Günleri
  • 28 Ekim– Hayır Günü
  • Pazar Günleri – 1 Kasım’dan 31 Mart’a kadar her ayın ilk pazar günü
  • Tüm resmi bayram günleri.

Sonuç olarak, İstanbul’dan kısa mesafeli uçuşu, keyifli yeme / içme imkanları ve bunun yanında tarihi, arkeolojik merkezlerinin çokluğu nedeniyle cazip destinasyonlar olan Atina ve Pire’yi mutlaka seyahat planlarınıza almanızı öneriyorum.

Vatikan; Cumhuriyet İçinde Cumhuriyet.

Vatikan, cumhuriyet içinde cumhuriyet. İtalya’nın başkenti Roma’nın içinde bulunan bu şehir devlet; Hıristiyan dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olup Katolik mezhebinin ruhani lideri olan Papa ‘da bu şehir devletin devlet başkanıdır.Yılın her dönemi ziyaretçi akınına uğrayan Vatikan’ın Katolik İsviçre vatandaşlarından kurulu 100 kişilik bir muhafız ordusu da bulunmaktadır.

NASIL GİDİLİR?

Roma ‘da A ve B olmak üzere iki metro hattı bulunmaktadır.Vatikan’a gitmek için kullanmanız gereken hat A olup Ottaviano ‘’San Pietro’’ yada Cipro ‘’ Musei Vaticani’’ duraklarından birinde inmeniz gerekmektedir.Bu duraklardan birinde indikten sonra Vatikana’a yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş ile kolayca ulaşabilirsiniz.

VATİKAN’DA NERELERİ GEZMELİ?

San Pietro Meydanı, San Pietro Bazilikası, Vatikan Müzeleri, Vatikan Bahçeleri,

SAN PIETRO MEYDANI VE SAN PIETRO BAZİLİKASI.

San Pietro Meydanı Vatikan ile alakalı görsellerin büyük çoğunluğunda görmekte olduğunuz meydandır. Bu meydana adını veren San Pietro Bazilikası ise Vatikan’a gidip de görmeden dönmemeniz gereken en önemli yapılardan biridir. San Pietro Meydanı ve San Pietro Bazilikası’nda yıllar yılı Hıristiyan dünyasının Katolik mezhebine yön verilmiş olup, yüksek duvarlar arkasındaki sisli koridorlara açılan yüksek tavanlı odalarda mezhebin geleceği ve diğer mezhepler, dinler ile ilişkileri hakkında kararlar verilmiştir. Ruhban sınıfı Papa’dan aldıkları emirler ile din adına birçok canlar yakmış ve birçok acımasız karalara imza atmışlardır. Hem Bazilikanın hem de meydanın girişi ücretsiz olup bazilikaya giriş sırasında arama işlemleri nedeni ile uzun kuyruklar oluşmaktadır.

VATİKAN MÜZELERİ.

Musei Vaticani yani Türkçe çevirisi Vatikan Müzeleri, bu çoğul tabir yani müzeleri tabiri sizi yanıltmasın, gezip göreceğiniz müze bir tanedir.Vatikan Müzelerini hakkıyla gezmek için ciddi bir zaman dilimi ayırmanız gerekmektedir.

Vatikan Müzelerine giriş ücretlidir.

Eğer Ottaviano metro durağında inip Vatikan müzelerine gidecek olursanız öncelikle Piazza Del Risorgimento’ya ulaşmalı ve bu meydandan sağ tarafa dönüp Vatikan Şehir Devleti’nin yüksek duvarları dibinden, bir kenarı açık labirentte yürü gibi yürüyüp, müze giriş kuyruğuna ulaşmanız gerekmektedir. Size bu yol boyunca bilet satmak, avantajlı paketler sunmak isteyen bir çok rehber görünümlü ayakçıolacaktır,bu insanlara itibar etmemeniz faydanızdır.Eğer kuyruk beklemek istemiyorsanız ayrıca ziyaret gününüzde net ise online bilet alternatiflerini kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Online almış olduğunuz bilet sizi hem bu kuyruktan kurtaracak hem de bu tip insanlar ile muhatap olmak zorunda kalmayacaksınız.

Online bilet için; buradan daha detaylı bilgi alabilir ayrıca online bilet, rezervasyon vb. taleplerinizi sonuçlandırabilirsiniz.

Online bilet almayıp kuyruk beklerseniz de dünyanın sonu değil tabii ki. Çok ekstra bir güne denk gelmemiş ve sabah müze açılmadan 45 dakika  kadar önce gelip kuyruğa girmişseniz, çok da dramatik bir bekleyiş yaşayacağınızı sanmıyorum ama bekleme süresinin de ne yazık ki garantisi yok.

VATİKAN MÜZELERİ BÖLÜMLER.

Pinacoteca, Museo Pio-Cristiano, Museo Pio- Clementino, Museo Etrusco, Galleria Degli Arazzi, Galleria Della Carte Geogtafiche, Stanze Di Raffaello, Collezione Arte Religiosa Moderna.

VATİKAN BAHÇELERİ.

Vatikan iç gezisini tamamladıktan sonra Vatikan’ın yarısından fazlasını kaplayan Vatikan bahçelerini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.Vatikan Bahçeleri 23 hektarlık bir alana yayaılmıştır.

ROMA PASS VATİKAN MÜZELERİNDE GEÇİYOR MU?

Roma Pass Vatikan müzelerinde geçmez. Vatikan ile ilgili farklı kombineler sunan kartlar mevcut olup o kartlar ile ilgili bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

HANGİ GÜNLER VE HANGİ SAATLERDE ZİYARET EDİLEBİLİR?

Vatikan müzelerine giriş her ayın son Pazar günü ücretsizdir lakin normal şartlarda dahi çok kalabalık  bir ziyaretçi akınına uğrayan Vatikan müzelerinin ücretsiz olduğu gündeki ziyaretçi trafiğinin ne şekilde olacağını az çok tahmin edebiliyorum, tahlili ve tercihi sizlere bırakıyorum.

Pazartesi – Cumartesi / Açık

Pazar / Kapalı

09.00-16.00 / Bilet gişesi açık.

09.00-18.00 / Müze açık.

Giriş Ücreti:16 Euro

,

Santa Cruz de Tenerife

Cruise and Travel Dergisi’nin Mayıs 2018 sayısında çıkan, ”Santa Cruz de Tenerife” isimli yazımın görselleri.

 

Barcelona Hakkında Kısa Kısa…

Uzak Olmayan Uzaklar’ın iyi bir takipçisi olan Old Port Hotel Genel Müdürü Melih Buluç ile yakın zamanda gerçekleştirmiş olduğu Barcelona seyahati üzerine konuştuk. Oldukça keyifli geçen bu söyleşimizi aşağıda okuyabilirsiniz.
Seyahat Sıklığınız Nedir?
Yılda 5 ya da 6 kez.
Gidilecek Bölge Ya da Şehri Seçerken Ana Kriteriniz Nedir?
Daha önce gitmemiş olduğum şehirleri tercih ediyorum.

Barcelona’yı tek kelimeyle nasıl özetlersiniz?
Fantastik.

Sizi en etkileyen yeri?
Sagra da Familliia

En olumsuz yönü?
Benim açımdan şehrin olumsuz yönü yok, her şey tıkır tıkır işliyor.

Havalimanından şehre geliş rahat mı?
Terminal çıkışından alt kata inip, oradan kalkan otobüsler ile 7 Euro karşılığında şehrin merkez noktaları olan Piazza Espana, Piazza Catalunya’ya kolayca ulaşabilirsiniz. Bu merkezlerde indikten sonra gayet iyi işleyen metro ağı vasıtasıyla şehrin hemen hemen her yerine ulaşmak oldukça kolay.

Barcelona’da nereleri ziyaret etmeliyiz?
Kısaca isimlerini vermek gerekir ise ben şöyle bir rota izledim:
Sagrada Familia Bazilikası
Park Güell
Casa Mila
La Rambla Caddesi
Poble Espanyol
Camp Nou Stadyumu
Barcelona FC Müzesi
Casa Batllo
Mercat de La Bogueria
Tibidabo
Montjuic
Plaza Catalunya
Barselona Katedrali
Katalan Ulusal Sanat Müzesi
Santa Maria Del Mar Bazilikası
Picasso Müzesi
Gothic Quarter

Barselona yakınlarında ziyaret edilebilecek başka şehirler var mı?
Badalona: L2 Metro hattı ile Barselona şehir merkezinden Badalona’ya ulaşabilirsiniz.

Costa Brava: Costa Brava’da muhteşem plajlar var ve tren ya da otobüs ile yaklaşık 90 dakikada ulaşabilirsiniz.

Andorra: Bu küçük dağ ülkesine Barselona Sent Estacio garından kalkan otobüsler ile ulaşabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 3 saat sürüyor.

Girona: Barselona’dan Girona’ya hızlı tren ile yaklaşık 40 dakikada ulaşabilirsiniz.

Konaklama İçin Hangi Bölgeyi Önerirsiniz?
Barcelona’nın en merkezi yerlerinden biri La Rambla Caddesi, biz de La Rambla’da konakladık ve birçok cazibe noktasına yürüyerek ulaşabildik. Şehrin başka bölgelerinde konaklamanın da pek bir engel yaratacağını düşünmüyorum çünkü şehirde gerçekten iyi sayılabilecek bir metro ağı mevcut.

Yeme İçme Önerileriniz Nelerdir?
Gittiğim ülkelerde yeni lezzetler tatmak çok hoşuma gidiyor. Barcelona’da ne yenir? denildiğinde aklıma ilk olarak Tapas ve Paella geliyor. Mutlaka tadılmalı.

,

Tallinn: Şahane Bir Coğrafya.

Cruise and Travel Dergisi’nin Nisan 2018 sayısında çıkan, ”Şahane Bir Coğrafya: Tallinn” isimli yazımın görselleri.

 

 

Londra’da Havalimanlarından Şehir Merkezine Nasıl Gelinir?

Londra’da; Gatwick, Heathrow, London City, Stansed, Luton, Southend olmak üzere 6 tane havalimanı mevcut.Türkiye’den yapılan uçuşlar genel olarak Heathrow, Gatwick, Stansted ve Luton havalimanlarına yapılmakta. ’’Hangi şirket hangi havalimanını kullanıyor?’’ derseniz, bunun detaylanmış hali aşağıdaki gibidir.

Heathrow / THY, British Airways.

Gatwick / THY.

Stansted / Pegasus , AtlasJet.

Şimdi birazda bu havalimanlarından şehir merkezine nasıl gelinir ona bakalım;

HEATHROW:

Londra’nın ağırlıklı yolcu yükünü çeken havalimanı olup şehir merkezine 24 km uzaklıktadır. Heathrow’dan Londra şehir merkezine ulaşmak için ise kullanabileceğiniz araçlar;

Heathrow Ekspress: Hiçbir durağa uğramaksızın, Heathrow’dan Peddington’a yada Peddington’dan Heathrow’a 20 dakika gibi kısa bir sürede ulaşabilirsiniz. Buradan Heathrow Express  hakkında daha detaylı bilgi edinebilir ve online bilet satın alabilirsiniz.

Heathrow Connect: Çok basitçe açıklamak gerekir ise Heathrow Ekspress ile aynı parkurda giden fakat Heathrow Ekspress’in aksine bir çok durağa uğrayan tren diyebiliriz Heathrow Connect için. Son durak gene Peddington ve yolculuk süresi 30-35 dakika. Daha detaylı bilgi ve online bilet için burayı  tıklayınız.

Metro: Heathrow Terminal 5’den başlayarak tüm terminal duraklarına uğrayan lacivert hat ile Londra’nın turistler için cazip noktaları olan Piccadilly Circus, Leicester Square, Covent Garden, Knights Bridge duraklarına ulaşabilirsiniz.

Londra metro haritasına buradan ulaşabilirsiniz. London Metro Map

National Express Otobüsleri: Yaklaşık 50 dakika süren bir yolculuk ile Victoria Coach Station’a ulaşabilirsiniz.Tek yön bilet 6 Pound olup otobüsler hakkında daha detaylı bilgiye buradan  ulaşabilirsiniz.

GATWICK:

Şehir merkezine 50 km uzaklıkta olup Londra’nın ikinci büyük havalimanıdır. Gatwick’den Londra şehir merkezine ulaşmak için kullanabileceğiniz araçlar şu şekildedir;

Gatwick Express; Gatwick Express ile Victoria’ya kadar ulaşabilir, buradan alacağınız metro aktarması ile Londra içinde gidecek olduğunuz bölgeye kolaylıkla ulaşabilirsiniz.Gatwick Express ile havalimanından Victoria durağına ulaşmak yaklaşık 30 dakika sürüyor.Bilet fiyatları tek yön 18 pound, çift yön ise 28 pound civarı. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Easybus; Easybus; 1.30 saat civarı bir sürede şehir merkezine ulaşıyor. Şehir merkezinde birkaç noktada duruyor. Buradan  daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Southern Railway; Bu tren ile Victoria İstasyonu’na kadar ulaşabilirsiniz.Yaklaşık seyahat süresi 30 dakika olup, bilet fiyatları 12 pound civarıdır. Güncel bilgi için burayı incelemenizi tavsiye ederim.

STANSTED:

Türkiye’den Londra uçuşları yapan AtlasJet ve Pegasus Havayolları tarafından da kullanılmakta olan Stansted Havalimanı Londra şehir merkezine 50 km uzaklıktadır. Stansted Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşmak için alternatifler ise aşağıdaki gibidir:

Stansted Express; 45 dakika kadar süren yolculuk ile Liverpool Street İstasyonu’na kadar geliniyor ve oradan metro vasıtası ile şehrin her yerine bağlantı sağlanabiliyor. Buradan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

National Express; Her 15-30 dk de kalkan trenler ile Victoria istasyonu yaklaşık 90 dk sürer. Tek yön 10 Pound, gidiş geliş 16 Pound civarında.

EasyBus; EasyBus otobüsleri ile Baker Street Metro İstasyonu’na kadar ulaşabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

*Stansted Havalimanı’nda uçaktan inince ana terminale ulaşmak için raylı siteme biniliyor. Form doldurma ve pasaport işlemleri ana terminalde yapılıyor.

Sicilya Gezi Notları.

Coğrafyasından ziyade meşhur mafya aileleri ile adından söz ettirmekte olan İtalya’nın Sicilya adasına doğru hareket ediyoruz. Sicilya hem İtalyan hem de değil, kuzeyli İtalyanlar tarafından hor görülen bir bölge. Mafya, Sicilya ile özdeşleşmiş, adada üretim az ve bu nedenle İtalya’nın kuzeyli zenginleri tarafından sırtlarında bir kambur olarak görülmekte. Bu farklı coğrafyayı göreceğim için gerçekten mutlu ve heyecanlı bir şekilde yola çıkıyorum.

SİCİLYA’YA NASIL GİDİLİR?

Sicilya Adası’nın başkenti Palermo’dur. Palermo, adanın kuzeybatı kısmında yer alıyor. THY, bizim ismini daha az telaffuz ettiğimiz, hatta bir çok kişinin bilmediği Katanya ( Catania ) şehrine direkt seferler düzenliyor. Sicilya’da başlıca 3 büyük şehir var, bunlar; Palermo, Messina ve Catania. İstanbul-Catania uçuş süresi yaklaşık 2 saat 20 dakika ama hava trafiği nedeni ile yaklaşık 3 saati buluyor.

1.DURAĞIMIZ; CATANİA:

CATANIA HAVALİMANIN’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Catania Fontanarossa Havalimanı’nın şehir merkezine uzaklığı 8 kilometre. Pasaport kontrolünden sonra valizleriniz X-Ray cihazı ile aranıyor ( Bu işlem sadece İstanbul’dan gelen uçaklara uygulanıyor).Terminal binasından çıktığınızda sol tarafta, şehir merkezine gidebileceğiniz ALIBUS firması otobüslerini rahatlıkla görebilirsiniz. 20 dakikada bir kalkan bu otobüsler ile Catania şehir merkezine yaklaşık 25 dakika gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Ücreti kişi başı 4 Euro ve biletler 90 dakika geçerli, biletlerinizi otobüs içindeki makinelerde validate etmeyi unutmayın. Liman istikametini izleyerek şehir merkezine ulaşan bu otobüsten; merkez tren istasyonu, Stesicoro meydanı, Duomo meydanı ve daha birçok noktada bulunan duraklarda inebilirsiniz. Ring seferi şeklinde çalışan bu otobüse havalimanına giderken de bu noktalardan binebilirsiniz. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca terminalden çıkınca sağ taraftan ’’457 numaralı Puplic Bus’’ kalkıyor, ücreti 1 Euro.40 dakikada bir kalkan bu otobüs haliyle çok daha kalabalık oluyor ama hiç de fena bir alternatif değil.

Tren alternatifi de mevcut, durak terminalden çıkınca üst tarafta fakat biz bu yolu tercih etmedik. Eğer tren kullanırsanız; merkez otobüs duraklarının tam karşısında bulunan merkez tren istasyonuna kadar bu tren ile ulaşabilirsiniz. İstasyon oldukça merkezi konumda, bu nedenle şehir içinde ulaşmayı hedeflediğiniz noktalara buradan kolaylıkla devam edebilirsiniz.

CATANIA’DA GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

Catania’yı rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz. Yürüyerek gezmek istemeyenler için ise Piazza Duomo’nun hemen yanından kalkan Hopp On Hopp Off turları ve şehir içi gezi trenleri mevcut. Yukarıda da belirtmiş olduğum gibi oteliniz de merkezi bir konumda yer alıyor ise Catania’yı gezerken herhangi bir araç kullanmanıza gerek yok.Şimdi, nereler görülmeli onlara bir göz atalım.

Piazza Del Duomo ( Duomo Meydanı): Via Etnea ‘nın sonunda yer alan ve isminden de anlaşılacak olduğu gibi Duomo’nun da ( Sant’ Agatha Katedrali) bulunmakta olduğu meydan.

Cattedrale Di Sant’ Agatha ( Duomo): Meydana ismini veren katedral. Sicilya bölgesinin en görkemli dini yapılarından biri.

Fontana Dell’Elefante: Duomo Meydanı’nın tam ortasında bulunan fil heykelli havuz. Bir yerde bu meydanın simgelerinden ve buluşma noktalarından biri.

Fontana Dell’Amenano: Duomo meydanının en uzak köşesindeki heykel ve çeşme.

Chiesa Del Sant’Agatha: Duomo’nun hemen yanındaki ’’Via Vittorio Emanuelle 2’’caddesine döndüğünüzde sol kolda karşınıza çıkacak olan kilise Duomo’nun bu caddeye bakan tarafı ile tam olarak karşı karşıya bulunmakta.

Pescheria Fratelli Vittorio: İşte size İtalyan filmlerinden fırlamış bir sahne. Duomo Meydanı’nda bulunan kemerli kapıdan geçtiğinizde, kendinizi birden bire; Pescheria Fratelli Vittorio isimli balık pazarında ki satıcıların bağırış, çağırışları içerisinde bulacaksınız.Balık pazarının yanı sıra; birçok market, kasap,manav, balık yenebilecek ufak dükkanlar ile dolu ve dapdaracık sokakları olan bu bölgeyi gezmeye doyamayacaksınız.

Via Etnea: Bir ucu Duomo Meydanı, diğer ucu Etna yanardağı olan bu cadde; ev sahipliği yapmakta olduğu cazibe noktaları -Mağazalar, restoranlar, kafeler, sinemalar-  ile şehrin en işlek ve popüler caddesidir.

Piazza Stesicoro: Stesicoro Meydanı, Duomo’dan sonra şehrin en işlek ve işlevsel noktası.Via Etnea’nın hemen hemen tam ortasında ve çok merkezi bir konum.Cuma ve Cumartesi günleri Piazza Stesicoro’nun hemen yanında bizdeki Salı Pazarı benzeri ( Çok daha küçüğü)kuruluyor.

Basilica Di San Francesco D’assisi : Duomo meydanından Via Vittorio Emanuelle 2 caddesinin sol tarafına doğru ilerlediğinizde 500 m kadar ileride sağ kolda karşınıza çıkacak olan kilise.

Monumento Al Cardinale: Basilica Di San Francesco D’assisi’nin hemen yanında bulunan görkemli heykel. ’’Dusmet’’ olarak da biliniyor.

Basilica Della Collegiata:  Via Etnea üzerinde Duomo meydanına doğru gelirken sağ kolda.

Piazza Bellini: Şehrin en görkemli meydanlarından biri.

Teatro Massimo Bellini: Piazza Bellini üzerinde bulunan ve hala hizmet vermekte olan tiyatro.

Castello Ursino: 1250 yılında inşa edilmiş olan kaleye Duomo Meydanı’ndan 10 -15 dakikalık bir yürüyüş sonrasında ulaşabilirsiniz. Sergilerin de düzenlenmekte olduğu kalenin giriş 12 Euro, ilginiz var ise ödemeye değer.

 YEME İÇME İLE İLGİLİ MEKAN ÖNERİLERİ:

Sette Piu: Eğer turistik olmayan ve genellikle şehir halkının rağbet ettiği bir mekân arıyorsanız doğru adrestesiniz. Restoran öğlen 12.00-14.00 arası akşamları ise 19.00 itibari ile açık. Makul fiyatlarının yanı sıra muhteşem pizza, makarna, tatlı çeşitleri ile mutlaka deneyimlemeniz gereken bir mekân. Via Sant’Euplio Caddesi üzerinde bulunmakta olan Sette Piu’ya; Via Etnea caddesi üzerinde bulunan meşhur Savia Pastanesi karşısındaki sokağa girerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. İtalya’nın kuzeyi yada Roma ile karşılaştırmayın, fiyatlar Euro bazında gerçekten uygun (Zaten TL’ye çevirdiğimiz taktirde son kur durumları ile bize her şey pahalı)

La Cantina Della Collegiata: Gene turistik olmayan bir aile işletmesi. Burada ucuz fiyatlar ile iyi yemek yiyebilirsiniz. Menüde deniz mahsulleri de bulunuyor. Hoş mekan, tavsiye edilir.

Savia Pastanesi: Meşhur Sicilya tatlılarını ve karşı çıkılması zor İtalyan kahvelerini deneyimleyebileceğiniz 1897’den beri hizmet veren bir mekân. Cannoli, Pistacchio, Cassata gibi meşhur Sicilya tatlılarını mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Savia Pastanesi Via Etnea üzerinde şehrin en meşhur parkı Giardino Bellini’nin karşısında bulunmakta.

Spinella Pastanesi; Menüsünde harika tatlılar, hamur işleri ve kahve bulabileceğiniz, Savia Pastanesi ile yan yana olan mekan, 1936 ‘dan bu yana hizmet veriyor. Mekan popülarite olarak Savia Pastanesi’nin biraz altında kamış olsa da bence aralarında hiç bir fark yok, hatta Spinella’nın çalışanları müşterilere karşı çok daha kibarlar.

Haliyle Catania’da yüzlerce yeme içme mekanı var. Yukarıda sizlerle paylaşmış olduklarım; deneyimlemiş ve memnun kalmış olduğum mekanlar. Mesela Duomo çevresindeki restoranlar genellikle turistik ve çok kabalar, o nedenle oralardan uzak durmanızı öneririm.

CATANIA’DA KONAKLAMA ÖNERİMİZ:

Biz konaklama için Stesicoro Piazza’da bulunan Albergo Stesicoro’yu tercih ettik. Albergo Stesicoro; İtalya’da çokça rastlamakta olduğumuz kat otellerinden bir diğeri. Otel Via Etnea üzerinde, her yere yürüme mesafesinde. Kahvaltı büfesi ufacık ama oldukça yeterli, saçma ve gereksiz detay yok, evde kurulan kahvaltı sofrası mantığında; ’’peynir, salam, yağ, reçel, kruvasan, yoğurt, corn flakes’’ daha ne olsun? Odalar geniş ve tertemiz, banyolar gayet iyi. Fiyatları makul. Otel binanın üçüncü katında, otele giriş yaptıktan sonra size 3 adet anahtar veriyorlar; biri odanızın, diğer iki anahtar ise alt ve üst kapıların. 24 saat boyunca kahve ve çay için sıcak su imkânı mevcut. Otelin her yerinde ücretsiz olan Wi-Fi gayet iyi çalışıyor. Eğer lüks hastası değilseniz size Albergo Stesicoro’u şiddetle tavsiye ederim. Otel hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

CATANİA’DA ŞEHİR İÇİ ULAŞIM NASIL?

Catania’da eğer şehir merkezinde konaklıyorsanız, cazibe merkezlerine ulaşmak için yürümeniz yeterli olacaktır ayrıca Catania’da metro hattı da var. Eğer şehrin uzak noktalarına gitmek isterseniz metro da sizin için iyi bir alternatif olabilir, ayrıca Etna yanardağı civarındaki köylere ulaşmanıza imkan sağlayan Circumetnea trenine binmeniz gereken Borgo İstasyonu’na da bu metro vasıtası ile ulaşabilirsiniz.

CATANIA’DAN DİĞER ŞEHİRLERE ULAŞIM NASIL?

Sicilya seyahatinizi sadece Catania ile sınırlı tutmayıp – ki zaten doğrusu bu – diğer şehirlere de gitmeyi düşünüyorsanız; en iyi alternatifler tren ve otobüs olacaktır. Eğer 3 ya da 4 kişilik grupsanız ’’ araba kiralama ‘’ da kayda değer bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor, araba size tren ya da otobüs ile ulaşamadığınız kasaba ve köylere de ulaşabilme özgürlüğünü sağlıyor.

Catania şehir merkezine çok yakın bir mesafede bulunmakta olan Catania Merkez tren istasyonu ve onun hemen karşısında konumlu otobüs duraklarından bineceğiniz araçlar ile kolaylıkla diğer Sicilya şehirlerine seyahat edebilirsiniz, zaten yazımın devamında diğer şehirlere ne şekilde ulaşabileceğiniz hakkındaki detayları bulacaksınız.

Biletlerinizi internet vasıtası ile alabileceğiniz gibi durak, gar ve otobüs şirketlerinin ofislerinden de temin edebilirsiniz.

Tren Biletleri için : Trenitalia için tıklayınız.

Etna ve diğer şehirlere giden otobüsler için : Etnatransporti için tıklayınız.

Etna Trenleri İçin: Circumetnea için tıklayınız.

adreslerinden daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

2.DURAĞIMIZ; PALERMO:

Catania’dan Palermo’ya gitmek için otobüs ya da tren alternatifini kullanabilirsiniz. Yazımın Catania kısmında da belirtmiş olduğum gibi, Catania tren garı ve şehirlerarası otobüs terminali şehir merkezine çok yakın ve yürüme mesafesinde.

Eğer yolculuğunuzu aktarmasız bir tren seferi ile yaparsanız; Catania-Palermo seyahati yaklaşık 2 saat 50 dakika sürüyor. Cumartesi günleri (2X1 Speciale Sabato) kampanyası ile 2 kişi 1 kişi fiyatına seyahat edebiliyorsunuz, bunun tek şartı biletinizi 3 gün önceden satın almanız. Tren italia internet sitesinden ya da garlardaki makinalardan biletleri kolaylıkla temin edebilirsiniz, ayrıca bilet gişeleri de mevcut.

Bu seyahatimizde Catania-Palermo arasını diğer seyahatlerin aksine araba ile geçtik. Bunun sebebi ise Palermo’dan sonra ünlü Godfather Filmi’nin izini sürüp Corleone Kasabasını da görmek istiyor olmamızdı ve bunu puplic transport ile halletmemize imkan yoktu.  Catania’dan çıktıktan hemen sonra otobana girilip Palermo’ya kadar bu otoban üzerinden gidiliyor. Yol boyunca ücret ödemenizi gerektirecek herhangi bir paralı yol yok. Sürüş yaklaşık 2,5 saat kadar sürüyor. Belirtmek isterim ki Palermo içinde araba park etmek gerçekten büyük sorun, bizim şansımız yaver gitti ve tren istasyonunun hemen karşısında bulunan ana caddenin hemen dibindeki yan sokaklardan birine arabamızı park ettik.

Palermo’da, merkez tren istasyonunun tam önünde Piazza Giulio Cesare bulunuyor,tren istasyonuna sırtınız verip, bu meydandan tam karşıda bulunan Via Roma’ya girdiğiniz zaman, bu cadde sizi Palermo’da görmeniz gereken belli başlı cazibe noktalarına ulaştıracaktır.

Sicilya bir ada ama deniz kenarları genellikle liman, tren yolu, arkeolojik sit alanı; yani şöyle boydan boya yürürüz, kıyıda bir kafede oturup vakit geçiririz gibi durumlara pek imkan yok. Kıyılarda kafe, bar, restoran gibi yapılanmalar pek mevcut değil. Hani bazı sokaklar denize açılmasa bir adada olduğunu unutacak insan en azından Catania, Palermo ve Messina gibi büyük şehirlerde durum böyle.

PALERMO’DA GEZİLECEK BELLİ BAŞLI YERLER NERELERİDİR?

Quattro Canti:  Corso Vittorio Emanuelle 2 ve Via Magueda caddelerinin kesiştiği noktada bulunan, 4 ayrı köşede 4 ayrı eser. Bu eserlerin her biri en altlarında çeşme olmak üzere yukarıya doğru 3’er ayrı heykel ile tamamlanmakta. Diğer adı Piazza Vigliena olan meydanda bulunan Quattro Canti, 17.yy başlarında o dönemin ünlü mimarı Giulio Lasso tarafından yapılmıştır.

Piazza Pretoria & Fontana Pretoria: Quattro Canti’den hemen soldaki sokağa döndüğünüz zaman karşınıza çıkacaktır. Fontana Pretoria ( Pretoria Çeşmesi) üzerinde bulunan heykeler o derece müstehcen bulunmuş ki bu nedenle çeşme Sicilyalılar tarafından ’’Utanç Çeşmesi’’ olarak da anılmaktadır.

Cattedrale Di Palermo: Vittorio Emanuelle 2 caddesi üzerinde, geldiğiniz yol rotasını değiştirmeden, 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda Cattedrale di Palermo’ya ulaşabilirsiniz. Palermo Katedrali’nin Sicilya’da görmüş olduğum en görkemli dini yapı olduğu kesin. Tarz olarak Kuzey İtalya’da görmekte olduğumuz katedrallerden oldukça farkı olan yapı; ekseriyetle Malta, Korsika gibi adalarda görmekte olduğumuz katedrallerle benzeşmektedir.

Palazzo Dei Normani: Palermo Katedrali’ne çok kısa bir yürüme mesafesindedir. Palermo’nun en yoğun şekilde ziyaret edilen cazibe merkezlerinden bir diğeri olup Piazza Indipendenza’da bulunmaktadır. Palazzo Dei Normani; günümüzde Sicilya Bölge Meclisi’nin toplantılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Capella Palatina: Norman Sarayı bünyesinde Capella Palatina’yı da ziyaret edebilirsiniz.

Porta Nuova: Norman Sarayı’nın hemen yan tarafında bulunmaktadır. Kapı 5.Carlos’un Tunus’tan Palermo’ya zafer ile dönüşünün şerefine 1535 yılında inşa edilmiştir.

Piazza Giuseppe Verdi Ve Teatro Massimo: Piazza Giuseppe Verdi’ye ulaşmak için geldiğimiz yoldan geri dönüp, Quattro Canti’den bu kez sola yani Via Magueda’nın Piazza Pretoria’nın aksi tarafındaki kısmından devam ediyoruz.600 metre kadar sonra varacağımız meydan Piazza Giuseppe Verdi ve bu meydanda göreceğimiz görkemli yapı Teatro Massimo. Baba 3 filminin opera sahneleri de Teatro Massimo’da çekilmiş olup İtalya’nın en büyük opera binası özelliğini de taşımaktadır.

Piazza San Domenica Ve Chiesa di San Domenica: Tetaro Massimo’dan çıkıp onun hemen yanından dik olarak aşağıya doğru inen caddeden tren garından gelirken ilk kullanmış olduğumuz cadde olan Via Roma’ya çıkıyoruz. Piazza San Domenica ve Chieas di San Domenica bu cadde üzerinde, 150 metre kadar tren garı tarafına doğru yürüdüğünüzde sol tarafta karşınıza çıkıyor.

La Vucciria: Palermo’nun tarihi açık pazarı. Piazza San Domenica’nın hemen dibinde bulunmakta. Vucciria, tam bir İtalyan filmi sahnesi gibi. Mutlaka görülmeli.

PALERMO’DA YEME İÇME VE MEKAN ÖNERİLERİ:

La Vucciria’da bulunan salaş restoranlarda et ve balık ürünleri ile yapılmış değişik lezzetler tadabilirsiniz ama burada kalitesi yüksek yerler aramayın. Sokak yemekleri ve sokak yemeklerinin bir tık üstünü sunan aile restoranları.

Trattoria Zia Pia: Ucuz, salaş ötesi, sokak lokantası, aile işletmesi. Hijyen ve kalite beklentisi olanlar uzak dursun. Tipik mahalle arası Sicilya lokantası. Deniz ürünleri ağırlıklı menüsü var.

Ferro di Cavallo: İtalyan ve Sicilya mutfağına has yemekler deneyimleyebileceğiniz en iyi yerlerden biri. Şiddetle tavsiye edilir. Sicilya mutfağı ( Balık, Et, Sebze )

Lincoln Pastanesi: Muhteşem Sicilya tatlılarını bulacağınız mükemmel mekân. Merkez tren garının hemen karşısında Via Roma’nın girişinde.

Bar Liberty: Güzel sandviçler ve harika Tiramisu. Palermo Katedraline giderken; Piazza Bologni’de.

3.DURAĞIMIZ; ’’BABALARIN KASABASI’’ CORLEONE:

’’The Gotfather’’ yani ‘’Baba’’ filminin ana konusu olan Corleone Ailesi’nin çıktığı köy/kasaba olan Palermo’ya bağlı Corleone’yi ziyaret etmeden dönmek olmaz diyoruz ve Palermo’dan hareket edip Corleone’ye doğru yola çıkıyoruz. Palermo şehir merkezinden Corleone; araba ile yaklaşık 2 saat kadar sürüyor. Yolun uzun bir bölümü zigzaglar çizerek devam ediyor ve gerçekten iç bayıltıcı. Filme dair bir şeyler görebilecek olmak ve o havayı teneffüs etme heyecanı yol boyunca bize bu saçma sapan yola katlanma gücünü veriyor. Palermo’dan çıktıktan biraz sonra Corleone tabelaları başlıyor lakin bu tabelalar sizi yanıltmasın, Corleone’ye ulaşmak oldukça zor. Eğer derdiniz sadece Corleone tabelası altında bir resim çektirip dönmek ise yolda rastladığınız ilk tabelanın altında resminizi çektirin ve geri dönün çünkü yol oldukça zahmetli. Corleone’ye vardığınızda da filme ve o ruha ait bir şeyler bulamayacaksınız; sadece bir barda birkaç afiş,hediye dükkânlarında satılan ve tutma yeri silah şeklinde olan The Godfather kupaları, çakmaklar,magnetler. Sicilya genelinde olduğu gibi bu kasabada da halk mevcut mafya hikâyelerinden o kadar sıkılmış ki mafyayı geçin, filme dair bile en ufak bir atmosfer bulmanız imkânsız gibi. Sicilyalılar tam bir anti mafya duruşunda ve filmin onlara yaratabileceği turistlik getiriyi bile ellerinin tersi ile itmişler. Tam emin değilim ama zaten filmin bir iki ufak sahnesi dışında hiçbir sahnesi bu kasabada çekilmemiş.

Palermo’ya kadar gelmişseniz ayrıca ”Baba filmi / Corleone ailesi ve türevleri” benim olduğu kadar sizin de ilginizi çekiyorsa; tüm olumsuzluklara rağmen bu kasabayı görün derim çünkü bir daha ne zaman Corleone’ye bu kadar yakın olabilirsiniz ki?

Bunlar benim izlenim ve düşüncelerim; atacağınız taş vuracağınız kuşa değer mi değmez mi, bunun kararı ise sizin.

4.DURAK; CATANIA’DAN TAORMINA:

Taormina, Sicilya Adası’nın bu şirin kasabası; gerek masmavi denizi, plajları, doğası ve gerekse restoranları, butik otelleri ile son yıllarda iyiden iyiye yıldızı yükselmekte olan bir tatil beldesi. Taormina Messina’ya bağlı  bir kasaba.

CATANIA’DAN TAORMINA’YA NASIL GİDİLİR?

Catania’dan Taormina’ya gitmek için tren ve otobüs alternatifi bulunuyor.

Tren ile: Taormina tren istasyonu şehrin sahil kısmında bulunuyor buna karşın şehrin cazibe noktaları ve merkezi tepelik bir alanda olduğu için trenden indikten sonra tekrar bir araç kullanmanız gerekiyor.Tren ile Catania – Taormina arası 1 saat kadar sürüyor, tek yön bilet 5 euro civarı.Tren biletleri içinde tren italia resmi sayfasından faydalanabilir ve online bilet alımı yapabilirsiniz.

Otobüs ile: Interbus firması otobüsleri ile de Taormina’ya gidebilirsiniz. Taormina’da araçların girmesinin yasak olduğu bir bölge var, Interbus otobüsleri bu bölgenin hemen yanındaki otobüs durağına kadar sizi götürüyor. Yani Otobüs trene göre daha kolaylık sağlayan bir alternatif. Burada dikkat etmeniz gereken nokta şu: Catania’da Interbus otobüslerinin kalktığı terminal, ana otobüs terminalinin hemen arka kısmında ayrı bir yerde. Biletinizi alırken terminalin yerini tam olarak öğrenin, diğer terminale giderek vakit kaybedip otobüs saatinizi kaçırmayın. (Interbus ofisi Via D’amico Caddesi üzerinde ve otobüslerinin kalktığı yer de hemen bu ofisin karşısında)

Otobüs ile Catania – Taormina arası 1 saat 15 dakika kadar sürüyor ve tek yön ücreti 5 Euro civarı.

Daha detaylı bilgi için buradan faydalanabilirsiniz.

Araba ile: Messina yönüne doğru, Taormina tabelalarını takip ederek 55 km gidiyorsunuz. Yol gayet iyi ve kolay. Bu güzergâhta Catania’dan çıktıktan bir süre sonra paralı yola giriyorsunuz, bu paralı yoldan Taormina’ya varmak üzereyken çıkıyorsunuz, ücreti 1.50 Euro. Arabanızı Taormina girişindeki merkez otoparka bırakıp oradan şehir merkezine yani tepeye kalkan otobüslere binebilirsiniz. Biz yürümeyi tercih ettik, yürüme alternatifi daha mantıklı ve keyifli.

TAORMİNA’DA NE YAPILIR?

Taormina, Sicilya’nın en gözde sayfiye yerlerinden biri. Yaz aylarında deniz turizmi nedeni ile dolup taşıyor ve neredeyse sokaklarda yürümek, restoranlarda yer bulmak imkansız bir hale geliyor. Güzel denizi, şahane koyları, kafeleri, restoranları, seyir terasları ile sahilden başlayıp tepelere kadar uzanan şahane bir kasaba. Taormina’da yapabileceğiniz aktiviteler muhakkak ki mevsime göre değişkenlik gösteriyor. Daracık sokakları, şık ve zarif kafeleri, klasik İtalyan lokantaları, deniz mahsulleri ve muhteşem manzarası ile Sicilya ‘ya gelinmiş ise görmeden geçilmemesi gereken yerler listesinde en üst sıralarda bulunuyor.

TAORMINA’DA NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

Taormina’da sokaklarda gezmeli ve şehrin o daracık sokaklarının, tahta panjurlu evlerinin, muhteşem doğasının tadını çıkartmalısınız. Tabi buraya kadar gelmişken;

Duomo di Taormina

San Giuseppe Piazza

San Giuseppe Kilisesi’ni de ziyaret etmenizi öneririz.

Zaten gezmekte olduğunuz sokaklar sizleri eninde sonunda bu meydan ve kiliselerin olduğu noktalara çıkaracaktır.

TAORMINA’DA RESTORAN VE KAFE ÖNERİLERİ.

La Grotta Azzura: Deniz mahsulleri.

Mamma Rossa Pizeria: Pizza

Arco Rosso: Sicilya şarap ve yemekleri.

Mocambo Bar & Cafe: İtalyan kahve, tatlı ve sandviçleri.

5.DURAK; MESSINA:

Messina, Sicilya Adası’nın 3.büyük ve İtalya anakarasına en yakın şehri. Anakara ile Sicilya’yı Messina Boğazı birbirinden ayırmakta olup İtalyan Anakarası dâhilinde Sicilya’ya en yakın şehir Reggio di Calabria’dır.  Sicilya’nın tüm diğer şehirlerinden ve anakaradan Messina’ya tren ya da otobüsler ile rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz, bu ulaşımlarla alakalı yardım alabileceğiniz web sayfalarının adreslerini yazımın üst kısımlarında belirtmiştim.

Biz Messina’ya Catania’dan tren ile gittik, yolculuk 1saat 30 dakika kadar sürüyor, ücret ise 8 Euro civarı / tek yön.

MESSİNA’DA GÖRÜLECEK YERLER NERELERİDİR?

Duomo di Messina

Piazza del Duomo

Campanile del Duomo di Messina

Chiesa della Santissima Annuziata

Museo Regionale Messina

Fontana di Nettuno

Madonnina

6.DURAK; ETNA YANARDAĞI:

Catania’dan Etna’ya gitmek için en kolay ve güvenli yol AST firması otobüslerini kullanmak. Yolculuk yaklaşık olarak 2 saat sürüyor, http://www.aziendasicilianatrasporti.it/ adresinden detaylı bilgi ve tarifelere ulaşabilirsiniz.

Etna’da araçların gidebileceği en son nokta Etna’nın zirvesinin 4 KM alt tarafında bulunmakta olan otoparkın bulunduğu nokta, buradan sonra ya teleferiğe binip zirveye çıkacaksınız ya da yürüyerek. Bence teleferikle zirveye çıkmak çok gerekli değil, çünkü tepede de göreceğiniz manzara soğumuş ve donmuş lavlar, zaten tüm bölge bunlarla kaplı.

Aralık ayı başında Etna’ya gitmiş olmamıza rağmen zirveye doğru yaklaştıkça yol kenarlarındaki kar birikintileri gözümüzden kaçmadı. Bir anda Sicilya ile örtüştüremiyor insan ama realite bu. Sıcaklık en az 15 derece kadar değişiklik gösteriyor, yani Etna’ya çıkacaksanız yanınıza sağlam bir şeyler mutlaka alın. Kış aylarında Etna zirvesi bir kayak merkezi olarak kullanılıyor. Araç ile çıkabileceğiniz son noktaya vardığınızda; o bölgedeki otel, mağaza, teleferik, ahşap kokusu, güneşin vuruş açısı ve benzeri etmenler ile zaten bir kayak merkezi havasını hissetmemeniz imkânsız.

Gelelim Etna ile ilgili korku filmi senaryolarına: Etna’ya tırmandıkça eteklerinde ne çok yerleşim olduğunu görüp şaşırıyoruz. ‘’Burada nasıl yaşanır?’’ diye düşünmeden duramıyor insan, sonuçta Etna aktif bir yanardağ. Etna zirvesinde konuştuğumuz yetkilinin anlattıkları ile bu durum hakkında ne kadar kulaktan dolma ve şehir efsanesi bilgilere sahip olduğumuzu fark ediyoruz. ’’ Volkan faaliyete geçtikten sonra 4 KM aşağıdaki kayak merkezindekilerin bile rahatlıkla bölgeden uzaklaşacak zamanı oluyormuş, lavlar çok yavaş ilerliyormuş ama tabi ki bölgedeki yapılanmaya büyük zarar veriyormuş. Lavların şehir merkezlerine ulaşmasını geçin, Etna’nın eteklerinde bulunan kasabalara bile ulaşması çok zormuş ama sarsıntılar her yerden duyuluyor ve yanardağ faaliyette oldukça bütün bölgeye kül yağıyormuş.’’ (Adamın yalancısıyız, daha net bilgiler internet sitelerinde ve kitaplarda).

7.VE SON DURAK; ARŞİMET’İN ŞEHRİ SIRACUSA:

Sicilya’da son durağımız ünlü bilim adamı Arşimet’in de doğduğu ve mimari açıdan çok farklı bir şehir olan Siracusa.

Siracusa’ya Catania’dan tren ile gitmek mümkün. Yolculuk 1 saat 10 dakika civarında sürüyor ve biletler tek yön 7 Euro civarı. Tren alternatifi dışında Interbus firması otobüsleri ile de Catania’dan Siracusa’ya gitmeniz mümkün; lakin yazımın üst kısımlarında da belirtmiş olduğum gibi, Interbus firması otobüsleri ana terminalden değil farklı bir yerden kalkıyor.

Siracusa’da trenden indikten sonra ulaşmanız gereken nokta Ortigia Adası. Şehrin tüm cazibe noktaları bu adada bulunmakta. Ortigia Adası ile şehrin diğer kısımları köprüler ile birbirine bağlanmış durumda, trenden indikten sonra istasyona sırtınızı verip, sol tarafa doğru yürürseniz, bu yol sizi Ortigia’ya kadar ulaştırır.

SIRACUSA’DA GÖRÜLECEK YERLER NERELERİDİR?

Porta Urbica: Şehrin eski giriş kapısı.

Tempio di Apollo: Ortigia döneminin en önemli ve görkemli yapısı.

Piazza Archimede: Arşimet’in şehrinde bir Arşimet meydanı olmaması mümkün mü?

Fontana di Diana: Piazza Archimede’de bulunan görkemli çeşme.

Piazza Duomo: Palazzo Arcivescovile ve Duomo di Siracusa’nın bulunduğu ve Barok mimarisinin tüm ihtişamının gözler önüne serildiği meydan.

Castello Maniace: Siracusa’da bulunan en önemli tarihi yapılardan biri de Maniace kalesidir. Kale,  tarih boyunca Siracusa’nın askeri açıdan en stratejik noktalarından biri olmuştur.

Saint Jean Şovalyeleri’nin İzinde; Malta.

Malta uzun süreler İngiliz sömürgesi altında kaldıktan sonra bağımsızlığını kazanmış 3 büyük ve 2 küçük adadan oluşan bir ada devleti olup konuşulan dil İtalyanca, İngilizce, Arapça karışımı olan Malta dilidir. Bunun yanı sıra, yıllar yılı İngiliz sömürgesi olmalarından dolayı, neredeyse tüm Maltalılar gayet iyi derecede İngilizce konuşabilmektedirler.

Dil kursları, gece hayatı, şövalyeleri ve plajları ile ünlü bu küçük ülke bir zamanlar Türkiye’ye vize uygulamadığı için biz Türkler tarafından çokça tercih edilen bir destinasyon olmuştur. Ülkenin Avrupa birliğine girişi ile beraber bu durum tamamı ile değişmiş olmasına rağmen Malta’da hatırı sayılır sayıda Türk’e rastladım ve bunların çoğunluğunu İngilizce kursları için gelenler oluşturuyordu.

Daha önce de yolumun düşmüş olduğu bu küçük ada ülkesine bir Noel günü gitmek üzere tekrar yola koyuldum. Uçuşum THY ile Atatürk Havalimanı’ndan idi. Check/in, bagaj vs. işlemlerini bitirip bir kahve molası verdikten sonra pasaport kontrolünden geçip uçağın kalkacağı kapıya yöneldim. Beni Malta’da bulunan yakın bir arkadaşım karşılayacaktı. THY’nin şahane ikramları eşliğinde yaptığım yolculuk sonrası Malta/La Valetta Havalimanına indik. Pasaport polisinin ’’ Noel günü çalışıyoruz ’’ havalarına ve ağır aksak iş yapmasına katlanarak/ katlanmak zorunda kalarak pasaportuma damga vurdurup bu küçük ada ülkesine yıllar sonra tekrar giriş yapmış oldum. Arkadaşım beni karşılamaya gelmişti lakin taksi harici bir alternatif yoktu, havalimanında tanıştığımız iki Türk ile beraber taksi tutup Saint Julian’s merkeze vardık. 4 Yıldızlı Golden Tulip oteline rezervasyon yaptırmıştım, Malta’da kış aylarında iyi otellerde uygun fiyata kalmak mümkün, gecelik 35 Euro’ya kahvaltı dâhil konaklayarak konforu ve kaliteyi çok ucuza satın almış oldum ki hem kahvaltı hem de odalar gayet güzeldi.

4 günlük Malta seyahatim süresince her yere, ya yürüyerek ya da toplu taşıma ile gittim. Eğer Valetta haricinde bir şehirde -ki şehirlerin büyük kısmı birbirlerine bizdeki semtler kadar mesafede- kalıyorsanız, her gideceğiniz yer için Valetta’ya inip, Valetta merkez otobüs duraklarından otobüse binmeniz gerekiyor, istisnalar var tabii ki lakin yakalamanız ve uygun düşürmeniz çok zor gibi. Valetta‘da otobüslerin kalktığı meydanda hem boardlar hem de turistlere yardımcı olan Maltalı görevli gençler mevcut. Otobüsler pek konforlu değil hatta eski lakin bu tarz yolculuklar yapmak benim çok hoşuma gidiyor, ayakta kalmadıktan sonra pek sorun yok. St.Julian’s, Valetta, Slima diyoruz ve her biri ayrı şehirler ama St.Julians’tan Valetta’ya yürüyerek 3 saatte gidip geldik, her biri aynı hat üzerinde bulunan kıyı şehirleri, İstanbul’dan örnek vermek gerekir ise St.Julian’s Suadiye , Slima Kalamış, Valetta Kadıköy gibi.

GOZO VE COMINO ADASI:

Gozo ve diğer adalara gitmek için adanın kuzeyinde bulunan Cırkewwa’dan  kalkan feribotlara binmek gerekiyor.Feribotlar ile alakalı detaylı bilgiye buradan  ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 30 dakika süren seferler ile Cirkewwa’dan Gozo’ya ulaşmak mümkün. Malta Adası ile Gozo arasında bulunan Küçük Comino adası ise ülkenin en güzel plajı olan Blue Lagoon’a ev sahipliği yapmaktadır. Malta Adası’na nazaran çok düşük nüfusa sahip bu adalar, Malta seyahati sırasında mutlka görülmesi gereken yerler arasındadırlar.

MARSAXLOKK:

Yaptığım seyahatler sırasında gittiğim yerin adamı gibi davranmak çok hoşuma gidiyor, turist muamelesi görmeye en ufak tahammülüm yok. Çok mecbur kalmadıktan sonra turistlik mekânlarda asla yemek yemem, o şehrin adamı nerede yiyor ve içiyorsa ben de oraları tercih ederim.

Marsaxlokk’a gittiğimiz gün orada pazar kurulmuştu, yanılmıyorsan Noel’den 2 gün sonraydı ve balık pazarı  da açıktı. Limanda Malta’ya özgü rengârenk tekneler demir atmış duruyordu, tezgâhlarda bol balık vardı, bu tabloya bir de ağlarını onaran balıkçılar eklenince; Marsaxlokk’un buram buram Akdeniz kokmaktan başka şansı kalmıyordu. Belki Marsaxlokk’da hayat tekdüze olabilir ama bu balıkçı köyünde stresten eser yok.

Etrafta biraz gezindikten sonra güzel bir kahve/kafe karışımı bir mekâna oturup kahve içiyoruz. Yolun karşı tarafı, yani sahil kısmı tam bir film platosu sanki. Akdeniz’in bir limanında geçen ve konusu balıkçılar/ balıkçı kasabası olan bir film çekiliyor gibi lakin film falan çekildiği yok, olan biten hayatın buradaki gerçek akışı, kendimizi bu akışa bırakıp kahvelerimizi yudumluyoruz. Seviyorum böyle küçük balıkçı kasabaları yada köylerini, keyif veriyorlar bana.

Buraya gelirken otobüsten indiğimiz durağın tam arkasında nizami ölçülerde gibi görünen bir futbol sahası var ve o an maç oynanıyor, biraz da maça bakıyoruz, kaç kaç diyoruz? Kaleci çocuk eliyle biz 1 onlar 0 yapıyor.

POPOYE’S VİLLAGE (TEMEL REİS’İN KÖYÜ):

Adamaların film setine getirdiği turisti biz cennet vatan köşelerimize getiremiyoruz. Gene Valetta’dan otobüse binip bir aktarma ile Temel Reis Filmi’nin çekilmiş olduğu film seti köye geliyoruz. Valetta’dan bindiğimiz otobüsten köye 3 km kadar kala deniz kıyısında iniyoruz, diğer otobüsü beklemek  yerine yürüyor ve yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş sonrası Temel Reis’in köyüne varıyoruz, varmış olduğumuz koyda hayatımın en berrak ve temiz denizini gördüğüme eminim, 50 metre yukarıdan dahi suyun dibini görmek mümkün. Temel  Reis köyü tam bir ticari pazarlama başarısı, film setini öyle bir pazarlamışlar ki Malta’ya gelen hemen hemen tüm turistler burayı ziyaret ediyor. Buraya gelen tüm turistler para verip içeri girmiyor çünkü yan tarafta iç mekânı görebilecek bir beleştepe mevcut. Aralık ayı olmasına karşın hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Malta’ya gelindiğinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.

MDINA ( RABAT):

Malta’nın eski  başkenti Mdina (Rabat) surlarla çevrili değişik ötesi bir şehir, yaşam surların içinde. Barbar Conan’ın maceralarında yolunun düştüğü ve içki, kadın, düşman bulduğu tarih öncesi sisli şehirlere çok benziyor ayrıca son dönemlerin  popüler dizisi olan Game Of Thrones çekildiği mekanlardan biri de Mdina (Rabat). Şehir ayrıca Unesco Dünya Mirası listesinde. Mdina’da atmosfer kesinlikle zaman dışı. Sürekli Avrupa’da gezip birbirine benzer meydan, katedral, kilise görmekten sıkılanlar için biçilmiş kaftan. Mdina’yı görüp bu sıra ve zaman dışı kente aşık olmamak ve büyülenmemek mümkün değil. Bu şehir Dünya üzerinde görüp görebileceğiniz en güzel antik sur kenti örneklerinden birisidir.

Valetta’dan tek otobüs ile kolaylıkla Mdina’ya ulaşabilirsiniz.

ST.JULIANS’DAN YÜRÜYEREK VALETTA:

St.Julinas’tan bir otobüse atlayıp Valetta’ya gitmek mümkün fakat ben St.Julians’tan tüm kordon boyunu yürüyerek Valetta’ya gitmeyi ve yolda ara sıra banklarda oturup dinlenmeyi, masmavi denizi izlemeyi, bir kafede oturup kahve içmeyi seviyorum. Slima’dan kalkan tur teknelerinin yarattığı kargaşa hoşuma gidiyor. Ayrıca Avrupa’da görebileceğim en temiz  denizlerden birinin kıyısında saatlerce yürümek de oldukça keyifli geliyor bana. Valetta iç şehrinde gezmek, Jean De Valetta heykeline bakmak, Valetta kalesinden denize bakıp, yıllar yılı bu adanın defalarca kuşatılmasına rağmen teslim alınamamasının sırrını düşünmek, Kış aylarında her yer donarken 20 derecelerde T-shirt ve kolsuz montla gezmek de….

MALTA’DA YAŞIYOR OLMAK NASIL OLURDU?

Eğer Malta gibi stres düzeyi düşük bir ülkede yaşıyor olsaydım, şu an İstanbul’da hayata ve insanca yaşama gayretine harcadığım enerjinin 1 / 10 ‘unu harcayıp çok daha stressiz ve kendimi geliştirecek olaylara daha çok zaman ayırabilecek bir yaşam sürerdim, bu da bana daha sağlıklı, mutlu ve daha konforlu bir yaşam imkânı sağlardı.

MALTA’DA DİL OKULLARI:

Gidip gördüğüm ve araştırdığım kadarı ile Malta’da bulunan dil okullarının müşterileri çoğunlukla; Türkiye, İtalya, Arap Ülkeleri, Portekiz ve çok az da olsa Brezilya, Meksika gibi Güney ve Orta Amerika ülkelerinden gelmekteler. Avrupa ülkeleri ve Türkiye’den Malta’ya giden öğrenciler için en büyük avantaj kısa uçuşlar ile ülkelerine dönebilmeleri. Dil Okulları iyi lakin ülke küçük olduğu için Türk Türk’ü, İtalyan İtalyan’ı rahatlıkla buluyor ve bu durum dil öğrenimi açısından büyük bir handikap oluşturuyor. Hatta bazı okullar aynı ülkeden birkaç kişiyi aynı konaklama evine koyuyor, durumun gerisini siz düşünün.

SONUÇ:

Nihayetinde Malta gidilip görülmesi gereken ve içinde birkaç kültürün izlerini taşıyan bir ada devleti. THY’nin de direkt uçuşları da olduğuna göre daha fazla beklemeye gerek yok.

Şimdi Malta Zamanı.

Aşk Ve Sanatın Şehri Paris.

Bize biraz Paris’i anlat diye sorabilseydik Notre Dame ‘ın Kamburuna; herhalde aşk, ihtiras ve sanatın kenti diye cevap verirdi bize. Bu dillere destan Paris şehrini,hem NotreDame ‘ın kamburundan,hem Jan d’Arc‘dan hem de Jean- Paul Sartre‘dan dinlemek istiyorum ve tabi birde kısa boylu Korsikalı Napolyone Bonaparte’dan.

Eminim ki hepsinin Paris’i kendine özgüdür ve her biri çok farklı noktalara odaklanmıştır ama değişmeyen tek şey Seine Nehri’nin kıyılarına vuran dalga sesleri ile yükselen AŞK’ ın melodisidir.

Yurt dışı seyahati yapma imkanı olan herkes, Paris’e hayatı boyunca mutlaka bir kez gitmeli, o havayı teneffüs etmeli diye düşünüyorum.

Muhteşem bir toplu taşıma sistemi olan ve yaklaşık 220 km uzunluğa sahip Paris Metro’su ile bu dillere destan şehrin her bir noktasına rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Bu nedenle konaklama yapacak olduğunuz hiçbir bölgenin ulaşım açısından pek dezavantajı olmayacağı kesin.

Paris’te bulunan her iki havalimanından da (Orly ve Charles De Gaulle)şehre; hem trenle hem de shuttle bus ile rahatlıkla ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğruyu söylemek gerekir ise Paris diğer Avrupa kentlerine nazaran pahalı bir şehirdir. Paris’te paranız pul olabilir ama inanın buna değer.

Concorde meydanı’ndan başlayıp Arc De Triomphe’ye kadar Paris’in en ünlü caddesi olan Champ De Elysee ‘de yürüyün. Mağazaları gezin, küçük pasajlara girin, bir kahve için.

Paris’in belki de Fransa’nın simgesi olmuş Eiffel kulesine çıkın, Mars meydanından Eiffel’i izleyin, fotoğraflarını çekin. Gün geceye dönmek üzereyken Seine Nehri’nde tekne gezisine çıkın, böylece tekne ile Paris’in hem gündüzünü hem de ışıl ışıl gecesini, yakamozlar eşliğinde izleme fırsatı bulun.

Paris, iliklerine kadar sanat kokan bir şehir. Ne demiş ünlü Filozof Friedrich Nietzsche ”Bir sanatçının Avrupa’da yatacak yeri yoktur. Paris hariç.”

Paris’in ressamları ile ünlü semti Montmarte’a gidin. Montmarte’da ressamları izleyin, portrenizi çizdirin, o güzel semtin tarihi dokusunu ve sanat kokan havasını teneffüs edin. Montmarte’tan Sacré-Coeur Bazilikasına çıkın, Bazilikayı gezin önündeki merdivenlerde yada çimlerde oturun, Paris’i tepeden seyredin.

 

Saint Germain’de kafelerde oturun. Güzel kahveler için, şahane pastalarını, kruvasanlarını deneyimleyin.

Notre DameKatedralin’de, Victor Hugo’nun kamburu Quasimado’yu ve güzel Esmeralda’yı arayın….

Louvre Müzesinde Mona Lisa ‘yı uzun uzun seyredin.

Paris’in bohem semtlerini gezin,MoulinRouge ‘da şov izleyin.

Güzel şaraplar için , güzel peynirler tadın….

Parisi anlatmakla bitiremeyiz, yaşamamız gerekir. Atlayın uçağa gidin ve birkaç gün için bir Parizien gibi yaşayın. Aşkın, sanatın, lezzetin ve tarihin kenti Paris’ten kendinizi mahrum etmeyin.

Şimdiden herkese İyi Seyahatler …..

Napoli; İtalya’nın Kabadayısı…

Bugünkü  rotamız İtalya’nın Campania bölgesinde bulunan ve ülkenin en büyük 3.şehri olan Napoli.

Napoli denince aklıma ilk olarak çamaşır asılmış dar sokaklar, Sophia Loren, Mars reklamlı açık mavi Napoli forması ve Maradona geliyor.

Napoli’ye daha önce gitmiştim lakin bir grubu maça götürmüş ve bu nedenden dolayı şehri dilediğim gibi gezip dolaşamamıştım. Aklımda hep Napoli’ye tekrar gitmek vardı ve bir Şubat günü Roma ‘dan Napoli ‘ye doğru tekrar yola çıktım.

Roma‘da konakladığımız otel Termini tren istasyonunun hemen dibinde olduğu için trenin kalkış saatine 15 dakika kala otelden çıkıp istasyona yöneldik.

ROMA’DAN NAPOLİ’YE TREN YOLCULUĞU…

Tren biletimizi 12 Euro / tek yön olarak bölgesel tren (Regionale) için aldık. Fakat aynı tren için çok farklı fiyatlar ile biletler mevcut. Bölgesel tren ile Roma – Napoli arası yaklaşık 2 saat sürüyor. Eğer bölgesel tren için bilet aldıysanız biletinizi mutlaka validate edip trene geçmeniz gerekiyor. Bu trenlerde koltuk numarası yok yani trene geç gitmenin cezasını oturacak yer arayarak çekebilirsiniz.

Hızlı tren için bilet almışsanız bileti validate etmenize gerek yok. Koltuklar numaralı. Yolculuk yaklaşık 1 saat 10 dakika kadar sürüyor lakin bilet fiyatları bölgesel trenlere göre daha pahalı. Daha konforlu ve hızlı bir yolculuk için bu parayı vermeye değer diye düşünüyorum.

2 kişi seyahat ediyor olma durumunuzda tren yolculuğunuzu Cumartesi gününe denk getirirseniz ’’Cumartesi bileti (Speciale Sabato 2X1 )ile’’ 2 kişi 1 kişi fiyatına seyahat edebilirsiniz. Bileti seyahat tarihinden en az 3 gün önceye kadar satın almanız gerekiyor. İnternet sitesinden de istasyonlardaki makinelerden de bu bileti temin etmek mümkün. Ayrıca gruplar ve aileler için farklı kampanya biletleri de mevcut. Bu biletler ile alakalı daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Trenimize kalkmasına 1-2 dakika kala biniyoruz. Oldukça dolu, oturabilecek boş koltuk bulabilmek için vagondan vagona geçiyoruz. Nihayetinde 2 saat boyunca futbol ve Napoli konuşacağımız yaşlı bir İtalya’nın karşısına oturuyoruz. Ciao Ciao ‘dan sonra etrafı izleyerek yola devam etmeye başlıyor ve yol boyunca yaşlı İtalyan ile Napoli‘nin şampiyon olduğu günlerden,Maradona, Careca, Alemao ‘dan, bu bölgedeki işsizlikten, durduğumuz istasyonların tehlikeli yerler olduğundan vs. söz ediyoruz daha doğrusu o anlatıyor biz de onaylıyoruz.

Artık Napoli ‘ye varmak üzereyken ’’Eğer Napoli de pizza yerseniz göreceksiniz ki daha önce yedikleriniz pizza değil’’ diyor. ’’Nerede Pizza yemeliyiz?’’ sorumuza ise ’’Napoli de bütün Pizzalar iyidir’’ diye cevap veriyor ve konuyu kapatıyor.

NAPOLI CENTRALE…

Napoli gezisi için indiğimiz merkez tren istasyonu tam da beklediğimiz gibi. İstanbul‘dan vakıf olduğumuz bir keşmekeş var, trenden iner inmez sigara ve para istemeler başlıyor.

Aslında genel olarak tren garlarının çevreleri bu ve buna yakın durumda. Yani bunu Napoli ile özdeşleştirmek yanlış olur. Napoli’nin ismi çıkmış olduğu için bu keşmekeşi ’’İşte Napoli’’ diyerek şehre bağlıyoruz lakin hiçbir şehirde tren istasyonları ve çevreleri gül bahçeleri ile dolu değil.

Napoli tren istasyonunun alt katında Napoli Garibaldi metro istasyonu durağı var, yani metro durağını boşu boşuna başka yerlerde aramayın.

Napoli merkez tren istasyonun alt katına indiğinizde yukarıda da söz ettiğimiz Garibaldi Metro istasyonunu ve Napoli-Sorrento seferi yapan ve Pompei‘ye de gitmekte olan  Circumvesuviania  trenlerinin durağını bulabilirsiniz. Eğer Pompei ‘ye gidecekseniz bu trenlere binip (Mavi hat) Pompei Scavi Villa ‘dei Misteri durağında inmeniz lazım. Genelde 3 numaralı perondan kalkıyor. Bilet fiyatı tek yön 3 Euro civarı ve yoğun dönemlerde Pompei girişini de içine alan gidiş / dönüş kombine biletler satılmakta. Bu hat hakkında daha detaylı buradan ulaşabilirsiniz.

YÜRÜYEREK NAPOLİ NASIL GEZİLİR?

Napoli’ye yapmış olduğumuz bu gezimiz günübirlik bir gezi olduğu için yaklaşık 6 saatimiz var. Bu nedenle yürüyerek panoramik bir Napoli şehir turu yapacağız. Napoli merkez istasyonundan çıkınca, karşımıza Mercan yokuşunu, Eminönü alt geçidini aratmayan, işportacılar ile dolu bir meydan çıkıyor.

Meydanda yeni yapılan metro hattının inşaat çalışmaları da olduğu için ortalık savaş alanı gibi. İstasyonun tam karşısında bulunan Corso Umberto‘ya ulaşmak için dar ve işportacılar ile dolu hattı zor da olsa geçip kendimizi caddenin girişine atıyoruz. İstasyondan çıkınca Garibaldi bölgesine pek bulaşmadan Corso Umberto ‘ya geçmekte fayda var çünkü Garibaldi bölgesi için pek olumlu şeyler duymadık ve Napoli’de yaşayan bir arkadaşım da “Garibaldi bölgesine sadece trene binmek için gitmek lazım” demişti lakin ben fazla sıkıntılı bir durum görmedim.

NAPOLİ GÜVENLİ Mİ?

İstanbul’da yaşayan bir insan olarak bize pek de yabancı manzaralar değil. Ben bu tip yorumları biraz da abartılı buluyorum. İstanbul’dan İtalya‘ya seyahat ederken “aman ha dikkat! kap kaç çokmuş, hırsız doluymuş” diye konuşup öğüt verenlere sadece gülüyorum. Sanki Lozan‘da yaşıyorlar da oradan Napoli ‘ye seyahat ediyorlar. Nedense çok seviyoruz böyle işleri.Önce kendi kapımızın önünü temizleyelim.

Corso Umberto’dan aşağıya doğru devam ederken ilk durağımız L’antic Pizzeria Da Michele olacak. Caddeye girince 10 – 15 metre sonra seyyar satıcı işleri de sona eriyor. Eli yüzü düzgün mağazalar vs. gözümüze çarpmaya başlıyor. Şubat ayı için son derece güzel ve güneşli bir gün olması ise keyfimizi arttırıyor. Michele ‘ye doğru gidiyoruz. Saat daha 10:30 yani bu saat de pizza yemek saçmalık olur ama eminiz ki öğlen ya da akşamüzeri buraya gelirsek delice bir kuyruk olacak ve uzun bir süre beklemek zorunda kalacağız. Corso Umberto üzerinde sağdan sekizinci sokağa girdiğimiz zaman yaklaşık elli metre sonra solda Pizzeria Da Michele ‘yi buluyoruz. Önü bomboş ama saat daha 10:40. Düşünüp taşınıp akşam dönüşte yeriz hem de tam acıkmış oluruz diyoruz ve dönüşte maç kuyruğu benzeri bir kuyrukla karşılaşıp treni kaçırmamak için burada pizza yemeyi üzülerek bir başka Napoli seferine bırakıyoruz. Treni beklerken Gar Pizzasına talim ediyoruz.

NAPOLİ’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

VIA TOLEDO; Corso Umberto üzerinden Toledo Metro Durağına kadar yürüyor, Napoli’nin en işlek caddelerinden biri olan ve İstanbul İstiklal caddesini andıran Via Toledo‘ya bağlanıyoruz. Corso Umberto caddesi’ni yürümeden şehir merkezine ulaşmak isteyenler merkez tren istasyonunun alt katında bulunan Garibaldi Metro İstasyonu’ndan Line 1 ( Sarı hat) ‘a binebilir.  Toledo Metro Durağı’nda inip şehir gezilerine oradan başlayabilirler.

Via Toledo; mağazalar, restoranlar, kafelerle dolu kalabalık mı kalabalık fakat çok lüks olmayan ve size işte Napoli dedirtecek bir cadde. Sokakların keyfini çıkartıp ana caddeye dik bir şekilde sıralanmış içerlerinde düzensiz ve eski binaların bulunduğu küçük sokaklara da girip çıkarak önemli meydanlardan biri olan Piazza Del Plebiscito ‘ya varıyoruz.

PIAZZA DEL PLEBISCITO;

Piazza del Plebiscito Napoli’nin önemli bir dinlenme ve buluşma noktası. Ayrıca Napoli‘nin Panteonu diye de adlandırılan San Francesco Di Paola kilisesi de bu meydanda. Bu kilisenin kubbesi Panteon / Roma örnek alınarak yapılmış. Napoli de her yer tarih kokuyor ve “Vedi Napoli dopo muori / Napoli‘yi gör sonra öl” cümlesini hak ediyor.

Hava güneşli olduğu için insanlar genelde San Francesco Di Paola’nın merdivenlerinde kendilerine bir gölge bulmuş oturuyor. Çocuklar meydanın ortasında parke taşlar üzerinde kendilerinden geçmiş bir şekilde futbol maçı yapıyor.

Napoli’nin ünlü futbol takımı şampiyon olduğunda bu meydan hınca hınç dolarmış. Napoli en son 1989-90 sezonunda şampiyon olduğuna göre uzun zamandır hınca hınç dolmuyor demektir. Bu meydanı yakın tarihlerde dolduran başarılar genelde İtalya‘nın Dünya şampiyonlukları olmuştur. Napoli taraftarları hala Maradona’nın hatıraları ile yaşıyorlar ve görünüş o ki bu çok uzun bir süre daha bu şekilde devam edecek.

Oturup etrafı izlemek ve dinlenmek için şahane bir yer. Fakat vakit sınırlı olduğu için Napoli sahiline doğru devam ediyoruz.

Via Cesano Console‘yi  takip ederek Napoli sahiline iniyoruz. İndiğimiz cadde Via Nazario Sauro. Napoli‘nin iç kısımları ne kadar kaotik ise sahil kısmı da aksine bir o kadar huzurlu. Geniş caddeler, lüks ve bakımlı binalar, yat limanları, marinalar ve masmavi bir deniz. İç kesimler ile sahil kısmı siyah ile beyaz kadar farklı. Adaletsiz paylaşım Dünya’nın her yerine olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor. Zaten farklı bir durum düşünmek hayalcilik olur. Yürüyerek manzarasını çok merak ettiğimiz Castel Dell‘Ovo’ya varıyoruz.

CASTEL DELL’OVO;

Napoli’nin simgesel yapılarından biri olan Castel Dell’Ovo‘ya giriş ücretsiz. Resim çekmek için çok uygun bir yer. Teras bölümünden muhteşem bir şehir ve deniz manzarası sunuyor. Kalenin etrafı küçük bir balıkçı köyü havasında hoş bir yer. Restoran ve kafeler ile dolu dar sokakların içinde keyifle gezeceğinize eminim. Ayrıca kale surlarında oturup denizi ve martıları dinleyerek, izleyerek de ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.

Napoli farklı bir yer. Hem kalabalık hem de huzurlu. Hem gergin, hem de sakin. Bence Napoli İtalya’nın centilmen olmaya da gayret eden kabadayısıdır. Nihayetinde bir liman kenti ve deniz tüm karışıklık ve kalabalığa karşın gene de Napoli’ye dinginlik veriyor; onu koruyor, kolluyor. Varoşlarda çöp kokan sokaklar denize doğru yosun ve tuz kokuyor. Kalabalık sokaklardan deniz kıyısına doğru sıyrıldığınız an, yırttık işte deniz ve huzur diyorsunuz. Yazımın bir kısmında da belirttiğim gibi şehrin istasyon kısmı ile sahil bölümü siyah ile beyaz gibi farklı.

NAPOLI’DE BAŞKA NERELERİ GEZEBİLİRSİNİZ?

 

Castel Nuovo

Museo Archeologico Nazionale

Parco Virgiliano

Duomo

Teatro San Carlo

Palazzo Della Accademica Di Belle Arte

NAPOLİ ÇEVRESİNDE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

Napoli gezisi için günübirlik değil de konaklamalı bir gezi yapar ve etrafını; Pompei, Capri adası, Sorrento, Amalfi gibi yerleri de gezmek isterseniz 4 ya da 5 gün kadar bir süre ayırmanızı öneririm. Pompei’ye tren ile nasıl gidebileceğinizden yazımın üst kısmında bahsetmiştim.

Napoli‘den Capri, Sorrento ve Amalfi’ye gidiş dönüşler için buradan detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Her ne kadar benim tarzıma tamamıyla ters olsa da eğer üstü açık bir Hop on hop off otobüsü ile Napoli gezisi yapmak isterseniz de gerekli bilgileri internet üzerinde bulabilirsiniz.

NAPOLİ HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GELİNİR?

Naples Alibus Airport Shuttle ile;

Servisin rotası Capodichino Airport ‘dan Molo Beverello Port ya da Molo Beverello ‘dan Capodichino Airport şeklinde olup Garibaldi Piazza ‘ya da uğruyor (Merkez tren istasyonu)

Biletleri otobüs içinde alırsanız 4 Euro, anlaşmalı acente ya da internet vasıtası ile alırsanız 3 Euro.Biletler 90 dakika geçerli olup otobüse binmeden validate edilmesi gerekmektedir.

,

Lizbon Maratonu ve Lizbon.

Almanya’dan Lizbon’a seyahatimiz yaklaşık iki buçuk saat sürdü.

Havaalanları şehirlerin dokuları hakkında genelde doğru bilgi verirler. Lizbon’un kendisi gibi; kalabalık, dükkânlarla dolu, canlı mı canlı bir havaalanı var. Lizbon Havaalanı’nın ismi Portela ve şehir merkezine uzaklığı 7-8 km kadar.

PORTELA HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Havalimanı’ndan şehre metro ya da otobüs ile gitmek mümkündü ama biz tembellik yapıp havalimanından otelimize taksiyle gittik. Genellikle tüm seyahatlerimizin dönüş kısmında puplic transport kullanmayı tercih ediyoruz bunun nedeni ise dönüş sırasında artık şehri tamamı ile öğrenmiş ve kendimizi tam anlamı ile güvende hissediyor olmamız. Bu seyahatimizde de gene bu alışkanlığımızdan ödün vermedik ve yukarıda da belirttiğim gibi ilk gün Portela – Otel arsını taksi ile dönüş günü ise metro ile yaptık.

Portela Havalimanı’ndan şehir merkezine hem metro ile hem de Aerobus isimli otobüsler ile ulaşabilirsiniz. Metro hatları ile hem de Aerobus’ın geçtiği güzergâhlar ile şehir merkezinde istediğiniz noktalara kolaylıkla ulaşabilme imkânınız var.

Aerobus otobüsleri Portela kalkışlı 07.00-23.00, Cais de Sodré kalkışlı ise 07.45-22.30 arası hizmet vermektedir. Ücret 3,5 Euro olup biletleri araçların içinden satın alabileceğiniz gibi online olarak da temin edebilirsiniz. Aerobus hakkında çok daha detaylı bilgi için burayı ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Lizbon’da Metro ise sabah 06.30 ile gece 01.00 arasında çalışmaktadır.

TOPLU TAŞIMA TECRÜBELERİMİZDEN İŞİNİZE YARAYABİLECEKLER.

  • Otobüslerin içinde bilet aldığınız takdirde daha fazla ücret ödüyorsunuz.
  • Biz günlük bileti metroda satin aldik. İnce bir kart (boarding pass kagidi kalitesinde, barkodlu) 0.50 Euro kartin kendi ücreti ve günlük sayısız binis 6.00 Euro. Bu 0.50 Euro’luk kartlar bir yıl süre ile üzerine dolum yaparak kullanılabiliyormuş fakat biz ne yazık ki beceremedik ve her güne yeni bir kart satın aldik.
  • 50 Euro’ya 24 saat metro, otobüs ve tramvayı sınırsız olarak kullanabildik.
  • Metro için tek yön ’’Zone1’’ bileti 1.40 Euro idi ki havalimanı da ’’Zone 1’’ içinde yer alıyor.
  • Lizbon sehir merkezi ( Havalimanı da dahil ) ’’Zone 1’’, daha uzaklar ’’Zone 2’’ olarak isimlendiriliyor yani işinizin büyük kısmı ’’Zone 1’’ de.
  • Şayet Cascais tren istasyonuna kadar gitmek istiyorsanız 6.50 Euro’luk günlük bilet ücreti 9.00 Euro oluyor.
  • Sehir halki geri doldurulabilen İstanbul kart benzeri bir kart kullanıyorlardı ama biz bu karti almaya calişmadik.
  • Büyük istasyonlarda bilet alınacak gişeler her daim açık değillerdi ve açık oldukları zamanlarda  ise çok sıra oluyordu. Bilet makinaları bol miktarda var, tümünde İngilizce seçeneği mevcut ve sistem basit.Bu makinalara atabileceğiniz en büyük banknot 10 Euro.

NEREDE KONAKLADIK?

Lizbon’da kaldığımız otel; tarihi meydanları, kafeleri ile Sultanahmet’e benzer turistik bir semtteydi. Tabii dilencisi, fırsatçıları da ona göreydi. Otelin önündeki işlek caddede ayni adam iki gün üst üste minik bir paket gösterip isteyip istemediğimizi sordu. Ayni soruya bir kez de kahve içtiğimiz yerlerde otururken maruz kaldık. Şehrin güvenliği için bir şey diyemem ama bu durum bana turist olarak kendimi buralarda çok güvende hissettirmedi açıkçası.

Otelimiz Downtown Guesthouse adında üç yıldızlı bir oteldi ama bana göre yıldızları oldukça eskimişti. Otelden; fiyat, dost personel ve konumu için çok memnun kaldık ama Lizbon’a bir daha gitsek ’’bu otelde tekrar konaklar mıyız?’’ bundan emin değiliz.

Rossio Square ve Santa Justa Elevator’a yürüme mesafesinde olan otelimiz Sao Jorge Kalesi ile Lisbon Katedrali’ne ise hemen hemen 1 km mesafedeydi.

Otelin giris kattaki ana kapısı şifreli olup geceleri ancak bu sifre ile giriş yapmak mümkündü.

Otelin her katina cikis icin ayrica birer cam kapi vardi. Personel yok iken bu kapıları kilitliyorlar ve anahtarı saklıyorlardı. İyi ilişkilerimiz sonucunda anahtarı sakladıkları yeri bize gösterdiler, anahtarı alıp işimiz bitince yerine koyuyorduk.

Ortak kullanım alanı olan mutfakta; buzdolabı, su ısıtma cihazı vardı ama bu alanı otel personeli çarşaf, havlu vs yıkayıp ütülemek için de kullanıyorlardı.(Personel, hem resepsiyona bakıyor hem çamaşır yıkayıp kurutuyor hem de ütü yapıyordu. Bir elemanın suyu nasıl çıkarılır canlı yayın izledik, aynı bizdeki gibiydi ). Biz “İspanyol Balkon’ lu’’  diğer odalara göre daha iyice bir odada konakladık ve genel olarak memnun kaldık.

Otel bu kadar amatörce işletilmesine rağmen inanılmaz tertipli bir oda temizliği hizmeti vardı. Bizim konaklama yaptığımız günlerde iki kişilik oda fiyatı 70 Euro civarındaydı.

LİZBON MARATONU HAKKINDA DETAYLAR.

Yazımızın esas çıkış noktası Lizbon Maratonu idi ama hala maratona değinemedik. Şimdi önümüzdeki yıllarda bu yarışı programına almayı düşünenler için faydalı olabilecek birtakım bilgileri sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

Öncelikli olarak yarışa kayıt olmanız gereken site burasıdır.. Lizbon’da maraton koşmanın yanı sıra yarı maraton koşma imkânı da mevcut. Bu yıl 15 Ekim tarihinde yapılan maraton, takvimde genellikle hep Ekim ayının ortasına denk geliyor.

Cuma günü Lizbon’a varmıştık ve cumartesi kayit numaralarımız ve çipimizi alacağımız maraton fuarına metro ile gittik. Maraton fuarında bizi kötü bir sürpriz bekliyordu, açık havada iki saatten uzun sürede aşabileceğimiz çılgın bir kuyruk ile karşılaştık. Önce güvenlik sebebiyle kuyruğun uzun olduğunu düşünmüştük fakat sadece teknik hatadan dolayı olduğunu öğrendik. Kayıt olurken verilen numaralar daha önceden basılmış ve isimlerimizin yazıldığı numaralarla uyuşmuyormuş. Görevliler kayıt onay formunda bize verilen numaralarımızı alıp, bilgisayardan doğru numaralarımızı bulup, bizlere yeni numaralarımızı verdiler. Böyle bir hata Türkiye’deki yarışlarda olsa idi insanlar asla bu kadar itiraz ve şikâyet etmeden beklemezlerdi, bundan eminim.

Başarılı maraton koşma tavsiyelerinin hemen hemen hepsinde; yarıştan önceki gün fazla yürümeyin, yorulmayın ve sıvı alımına dikkat edin denir. Biz de her yeni maratona gittiğimizde ne yazık ki bu tavsiyeleri kulak ardı edip oldukça çok yürür ve kendimizi yorarız. Bu sefer çok yürümedik ama 30 derece sıcakta, organizasyon hatasından dolayı iki saat ayakta bekledik, yani yürümüş kadar olup yarış öncesi hep yaptığımız gibi günümüzü yorularak geçirdik.

Normal şartlarda Lizbon’un Ekim ayı sıcaklık ortalaması 15-22 dereceler arası ama maratonun yapılacağı gün de dâhil olmak üzere sıcaklık 20-33 dereceler arasında seyretti. Maratonun ertesi günü ise yağan yağmur neticesinde sıcaklık mevsim normallerine döndü.

Lizbon’da ben maraton, esim Rocky’de yarı maraton koştu. Yarı maraton; Avrupa’nın en uzun köprüsü olan ’’Vasco da Gama’’ köprüsünde başlayıp tümüyle maratonculardan farklı bir parkuru takip ederek, maratona komşu fakat farklı bir finiş noktasında bitti.

Maraton, internet sitesinin pek çok yerinde 08.30’da başlayacak diye ilan edilmekle birlikte bazı bilgilerde ise 08.00’da başlayacaktır diye ilan ediliyordu.Maraton fuarındaki uyarılarda da yarışın 08.00’da başlayacağı belirtilmişti ve yarış 08.00’da başladı.

Maraton, Cascais’te başlayıp Atlantik okyanusunu sola alarak, önce batıya 6 kilometre gidip sonra 2 kilometre döndükten sonra Lizbon’a kadar tek yönlü bir maraton. Pozitif düşünecek olursanız, yarışı bitirmekten başka çareniz yok.

Yarış sabahı merkez tren istasyonundan Cascais’e (Baia Cascais) trenle gittik. Trene koşu numaramızı gösterip ücretsiz bindik. Bindigimiz vagon tamamı ile eskimiş koşu malzemesi, ter ve Bengay kokuyordu. Çok uzun yillardir bu yoğunlukta bir “koşu kokusu” duymamistim. Bilmiyorum ama tanıdık koku oldugundan mıdır nedir beni pek rahatsiz etmedi,sadece gülümsetti. Koşu camiası olarak hijyende aldığımız aşamayi bir kez daha takdir ettirdi,kokuya da cabuk alistim.

Trenle tek yön bir saat kadar gittik. Bu kadar istasyonu ve yolu koşarak dönecek olduğumuzu düşünmek ise biraz endişe vericiydi.

Koşu manzarasi tek kelimeyle şahaneydi. Okyanus dumanli gri renkteydi. Atlantik Okyanusu’na ve dalgalara doymak için okyanusun hemen yanından koşmalıydım ve mümkün olduğunca da öyle yaptım.Azgın dalgalarda surf yapan guruplari izleyerek kosmak ayri bir keyif ve tecrübe idi.Maraton an itibari ile zor gelse dahi dalgalar ve suyun vahşiliği surf yapmaya heves ettirmedi beni.

Maraton plaj kasabalarindan gecip Lizbon’a varmadan önce Atlantik kiyisindan ayrılıp Tejo Nehri’nin (Tagus River) kıyısında devam ediyor.

Maraton son derece düzenliyidi. Maraton fuarı sırasında yaşamış olduğumuz organizasyon hatasını düşünüp yarış sırasında da bir düzensizlik olacak mı diye endişelenmiştim açıkçası. Fakat tam tersi oldu, maraton süresince kilometre tabelaları tam ve doğru işaretliydi. Su istasyonlarında sular izci okul cocukları tarafından düzenli ikram edilmekteydi. Müzik gurupları güzergah boyunca performans sergiliyor, bu da insanı yarışa motive ediyordu.

Daha once Lizbon Maratonu’na dair değerlendirmelerde bu güzergahın hiç seyirci desteği olmayan, yalnız koşulan ıssız bir güzergah olduğunu okumustum. Gerçekten de değerlendirmelerde okumuş olduğum gibi güzergah boyunca pek seyirci ve tezahürat yoktu ama koşan kişi sayısı yüksek olduğundan dolayı seyirci eksikligini hic hissetmedim. Ayrıca İstanbul’da olumsuz tezahuratlara maruz kalmis bir sporcu olarak; hic tezahürat, kötü tezahürattan iyidir diye düşünmedim desem de yalan olur.

Koştuğunuz her maratonun apayrı bir ruh hali oluyor. Bu kez kendime söz vermistim, koşunun ilerleyen kilometrelerinde, kosu zorlaştığında dahi moralimi asla bozmayacaktım.

Geçtiğimiz ay UFC (Ultimate Fighting Club) müsabakasında Volkan Özdemir’in rakibi Jimi Manuwa’yı Knock-out ettiği maçı seyrettim. Maçın sonunda Volkan Özdemir coşku ile “This is my house!” diye bağırıyordu, kendini ”Cage” e ait hissettiğini söylüyordu. Maraton başladığında aynı mottoyu ben de tekrarlamaya başladım, kesinlikle “Marathon is my house”. Kendimi maraton koşarken evimde, ait olduğum yerde hissediyorum, inanılmaz bir mutluluk hissi ile koşuyorum.

Yarış esnasında formamdaki Türk bayrağını görüp  ’’Ben İstanbul maratonu koştum’’ diyen koşucular da bana moral desteği oldular. 39. Kilometreyi kosarken tanistigim Ingiliz koşucu da Avrupa başkentlerinde maraton kosmayi kendine ilke edinmiş. Ben kendi adıma daha önce görmedigim yerlerde düzenlenmekte olan büyük maratonları mümkün olduğunca kosmaya çalışıyorum. Böyle  bir hevesiniz var ise Lizbon’u da mutlaka listenize alın ama sizlere tavsiyem önce Berlin’i, Paris’i, Roma’yı koşun..

PR (Personal Best) kişisel en iyi koşumu yapayım düşünceniz var ise Lizbon Maraton’u çok inişli, çıkışlı olduğu için bu gayenize pek uygun düşmez, ama inanılmaz güzel ve tarihi yerleri görerek, denize, dalgaya doyarak koşmak isterseniz bu yarışı atlamayın mutlaka koşun derim.

MARATON HARİCİNDE NELER YAPTIK?

Lizbon’da alti gun kaldik;

  • Birinci günü kayit evraklarını bekliyerek,
  • İkinci günü maraton kosarak,
  • Üçüncü gün hop on hop off turist otobüsü ile Lizbon’u turlayarak,
  • Dördüncü gün araba kiralayip California’dan bile daha populer olan Nazare surf cennetine giderek,
  • Beşinci gün kale civarını gezerek,
  • Altıncı gün ise meydanlardaki kafelerde vakit geçirerek, Lizbon Maratonu serüvenimizi tamamladık.

LİZBON’DAN YAPMADAN YA DA GÖRMEDEN DÖNMEMENİZ GEREKENLER.

  • Cabo Da Roca ‘ya gidin; Avrupa kıtasının en batı ucu.
  • Lisbon’un meşhur tarihi tramvayları ile keyifli bir tur yapın.
  • Santa Justa asansörünü kullanın, şehri kuş bakışı izleyin.
  • Tejo Nehri civarında vakit geçirin.
  • Fado gösterisi yapılan yemekli restoranlara mutlaka gidin.
  • Orta çağdan kalma ve şehrin en yüksek tepelerinden birinde yer alan Sao Jorge Kalesi’ne çıkın.
  • Lizbon’un simgesi olan ve ’’Unesco Dünya Mirası’’ listesinde bulunan Belem kalesini mutlaka görün.
  • Meşhur tatlıları Belem’i tadın.
  • Porto şaraplarını pas geçmeyin.

Antik  Roma Bölgesi.

KOLEZYUM ( COLESSEO) / ROMA FORUMU / PALATİNO TEPESİ

Kolezyum’un bulunduğu bölgeye ’’Antik Roma’’ adı verilmektedir. Bu bölgede bulunan tarihi mekân ve yapılar aşağıdaki gibidir.

  • Colesseo, Colosseum ya da Türkçe Kolezyum / İtalya’nın ve hatta Dünya’nın en çok ziyaret edilen tarihi yapılarından biridir. Bu görkemli yapı tarih boyunca gladyatör ve hayvan dövüşleri yapılmış bir arena olmasının yanı sıra tiyatro oyunlarına da ev sahipliği yapmıştr.2007 yılında ise ’’Dünya’nın Yeni Yedi Harikası’’ listesine seçilmiştir.
  • Roman Forumu /Antik Roma’nın geliştiği merkez bölge.
  • Palatino Tepesi / Roma’nın yedi tepesinden en şehir merkezinde olan ve tarihi kalıntılar açısından en zengin bölgesi.
  • Circus Maximus / Antik bir hipodrom ve halkın toplanma, eğlenme bölgesi.
  • Konstantin Zafer Takı / Kolezyum’un hemen yanında bulunan ’’Konstantin Zafer Takı’’ ilk Hristiyan imparator olan Konstantin’in zaferine ithafen 4.YY ‘da yapılmıştır.

 Roma’ya seyahat edip Kolezyum’u görmeden gelmek olmaz. Bu yazımda Kolezyum’un tarihi detayları üzerinde durmayacağım zaten bu detaylar hakkında bilgi alabileceğiniz çok profesyonel siteler ve yazılar var. Ben bu yazımda; Nasıl gideriz? Nasıl gireriz? Ne kadar sıra bekleriz? gibi detaylar üzerinde durmaya gayret edeceğim.

KOLEZYUM’A ULAŞIM.

Roma şehrinin birçok yerinden Kolezyum’a yürüyerek ulaşma imkânınız olduğu gibi bunun yanı sıra Metro B hattı ile ’’ Colesseo ’’ durağında inerek de ulaşabilirsiniz.

KOLEZYUM’A GİRİŞ.

Kolezyum da yüksek sayıda ziyaretçi akımına uğrayan cazibe merkezlerinden biri. Yılın her mevsiminde ciddi sayıda turist tarafından ziyaret ediliyor ve bu nedenledir ki her daim önünde uzun kuyruklar oluyor.

Kolezyum için aldığınız bilet The Roman Forum (Roman Forumu), Palatine Hill (Palatino Tepesi) girişleri için de geçerli. Kolezyum’da ana yapının hemen yan tarafında bilet gişesi var, biletinizi o gişeden aldığınız takdirde bilet kuyruğundan sonra Kolezyum’un önünde tekrar içeri girebilmek için kuyruğa girmeniz gerekiyor.

Biletinizi Forum ve Palatino girişlerinin yapıldığı kapıların – ki biri Piazza Venezia tarafından Kolezyum’a gelirken hemen yolun üstünde diğeri ise Circo Massimo tarafından gelirken -birinden yaparsanız direk olarak başka bir kuyruğa girmeden Forum ve Palatino ile gezinize başlayabilir daha sonra aynı biletler ile Kolezyum’a giriş kuyruğuna girebilirsiniz.

ZİYARET SAATLERİ.

Kolezyum haftanın her günü aşağıdaki saatler arasında ziyarete açıktır.

  • 08.30-16.30;15 Şubat’a kadar
  • 08.30-17.00;16 Şubat-15 Mart
  • 08.30-17.30;16 Mart – Mart’ın son cumartesi günü
  • 08.30-19.15; Mart’ın son Pazar günü – 31 Ağustos
  • 08.30-19.00: 1 Eylül – 30 Eylül
  • 08.30-18.30: 1Ekim -30Ekim
  • Son ziyaretçi girişi kapanış saatinden 1 saat öncedir.
  • 1 Mayıs ve 25 Aralık tarihlerinde kapalıdır.

Kolezyum girişi için alacağınız tam bilete ödemeniz gereken ücret 15.50 Euro, bu bilet yazımın üst kısmında da belirttiğim gibi Foro Romano ve Palatino için de geçerli.

Kuyruk bekleme zahmetinden kurtulmak isterseniz online bilet alabilirsiniz, online bilet satın almak için buradan bilgi edinebilirsiniz. Roma Pass kartınız olması durumunda ise herhangi bir ücret ödemeden ve sıra beklemeden Kolezyum’a giriş yapabiliyorsunuz, Roma Pass ile alakalı yazımı buradan okuyabilirsiniz.

Roma’da Havalimanlarından Şehir Merkezine Nasıl Ulaşılır?

Roma’da Havalimanlarından Şehir Merkezine Nasıl Ulaşılır?

Roma ‘da Fiumicino ”Leonardo Da Vinci” ve Ciampino olmak üzere 2 havalimanı bulunmaktadır.

Fiumicino / Leonardo Da Vinci Havalimanı’ndan Şehre Ulaşım.

1 ) Leonardo Express Treni İle;

Ana binadan dışarı çıkıp binaya sırtınızı verecek şekilde durduğunuzda tren istasyon hemen hemen saat yelkovanının 5 geçiyor pozisyonunda bulunmaktadır. Tren için biletinizi internet vasıtasıyla satın alabileceğiniz gibi, durakta mevcut gişeden yada Tren Italia makinalarından da tedarik edebilirsiniz. Bilet fiyatı 14 Euro olup yaklaşık yolculuk 30 dakika kadar sürmektedir.Biletinizi trene binmeden önce validate etmeniz gerekmektedir, cezası 40 Euro’dur.www.trenitalia.com adresinden daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

2 ) Terravision Otobüsleri İle;

Ana binadan dışarı çıkıp binaya sırtınız verecek şekilde durup sağa doğru terminal binası dibinden yürüdüğünüzde kısa bir süre sonra Terravision Otobüsleri kalkış ve bilet satış noktasına ulaşacaksınız. Bilet fiyatı İnternette 4, gişede 6 Euro olup bu otobüs Termini tren istasyonuna kadar gitmektedir.

3 ) FM1 Tren Hattı İle;

Eğer Roma merkez tren istasyonu Termini’ ye değil de Trastevere, Ostienze, Tiburtina duraklarına yakın bir noktaya gidiyorsanız FM1 Hattını kullanabilirsiniz. Fiumicino – Tiburtina arası 50 dakika kadar sürmekte olup bilet fiyatı 8 Euro’dur.

4 ) SIT Airport Bus İle.

Eğer Vatikan yakınlarında bir noktaya gidiyorsanız SIT Airport Bus kullanmanız çok daha mantıklı olacaktır. Bu otobüs Fiumicino’ dan kalkıp Vatikan’dan geçip Termini’ ye gelir. Yolculuk başlangıç bitiş noktası arası 60 dakika kadar sürmekte olup ücreti 6 Euro’dur.

5 ) TAM Airport Bus İle.

Ostiense’ ye uğrayarak Termini’ ye ulaşır. Yolculuk 60 dakika kadar sürer. Fiyat 5 Euro ‘dur.

Ciampino Havalimanı’ndan Şehir Merkezine Ulaşım.

İstanbul’dan Roma’ya uçuş yapan tüm firmalar Fiumicino / Leonardo Da Vinci Havalimanına inmektedir. Rynaair,Easyjet gibi charter firmaları ve bazı ülke içi uçuşlar için Ciampino Havalimanı kullanılmaktadır.

Şehre ulaşım için Terravision Otobüsleri hizmet vermekte olup Ciampino Havalimanı’ndan Termini’ ye ulaşım 40 dakika kadar sürer. Bilet fiyatı 6 Euro’dur.

Özel transfer talepleriniz için ise buradan ve buradan faydalanabilirsiniz.

Not : Bu ulaşımlarda Roma Pass kartı geçerli değildir.Roma’yı Roma Pass ile keşfedin isimli yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Roma Pass Nedir?

Bu yazımda sizlere Roma’ya giden turistlerin büyük sorunsalı ‘’Roma Pass’’ hakkında dilim döndüğünce bilgi vermeye çalışacağım.

Roma‘ya seyahat etme planı yapanların büyük kısmı ”Roma Pass’’ nedir? ne değildir? ne faydası vardır? araştırmalarını mutlaka yapmıştır.

Şimdi nedir bu Roma Pass? beraberce bir göz atalım.

Roma Pass Nedir?

Roma Pass size ulaşım ve müze girişlerinde ücretsiz, sıra beklemeden giriş ayrıcalığı sağladığı gibi birçok sergi, müze, konser, anlaşmalı restoran, Hop on Hop Off tur otobüsleri gibi yerlerde çeşitli indirimler sağlar.

Roma Pass Ne Süre İle Geçerlidir?

48 saat ve 72 saat geçerliliği olan iki ayrı Roma Pass mevcut olup içerikleri aşağıdaki gibidir.

72 Saat geçerli Roma Pass 38,50 Euro olup aşağıdaki özellikleri taşımaktadır.

  • 2 müze için geçerlidir.
  • Metro, otobüs, tramvay ulaşımında kullanılabiliyor.
  • Çeşitli turistik mekân ve aktivitelerde indirim sağlıyor.
  • Vatikan, Ostia Antik kenti girişleri ve Zona B ulaşımlarında geçerli değildir.
  • Fiumicino ve Ciampino havalimanlarından şehir merkezine yada şehir merkezinden bu havalimanlarına çalışan tren, otobüs gibi araçlarda geçerli değildir.

48 Saat geçerli Roma Pass 28,00 Euro olup aşağıdaki özellikleri taşımaktadır.

  • 1 müze için geçerlidir.
  • Metro, otobüs, tramvay ulaşımında kullanılabiliyor.
  • Çeşitli turistik mekân ve aktivitelerde indirim sağlıyor.
  • Vatikan, Ostia Antik kenti girişleri ve Zona B ulaşımlarında geçerli değildir.
  • Fiumicino ve Ciampino havalimanlarından şehir merkezine yada şehir merkezinden bu havalimanlarına çalışan tren, otobüs gibi araçlarda geçerli değildir.

Roma Pass Ne Gibi Avantajlar Sağlar?

En büyük avantajı Kolezyum’da sıra beklememeniz olur ayrıca Castel Sant’Angelo, Borghese Galerisi ve Capitolini Müzesi gibi yerlere de sıra beklemeden girme ayrıcalığını size yaşatır.

Ne Zaman Aktif Oluyor?

İlk girdiğiniz müze veyahut ilk kullandığınız toplu taşıma aracı ile birlikte aktif olur.

Roma Pass Olmazsa Olmaz mı?

Eğer çok fazla müze gezecek, çok fazla da toplu taşıma aracı kullanacak ve yürümeden her yere metro, otobüs vb. ile gidecekseniz Roma Pass hem cebinize hem de konforunuza fayda sağlayacaktır. Roma Pass satın almadan önce 2 yada 3 günlük bir Roma seyahatinde kaç tane müze gezeceğinizi, kaç kez toplu taşıma kullanacağınızı hesaplamanız faydanıza olacaktır.

Bazı Yerlerin Ortalama Giriş Ücretleri Nelerdir?

  • Kolezyum 16 Euro.
  • Borghese Galerry 17 Euro.
  • Castel Sant’Angelo 16 Euro.

Roma Piu Pass Nedir?

Roma Pass‘dan farkı Zona B ulaşımları için de geçerli olmasıdır. Roma şehir merkezinden dışarı çıkacak ve oraları da gezecekseniz Roma Piu Pass mutlaka işinize yarayacaktır aksi takdirde ihtiyacınız olmayacaktır. Roma Piu Pass da Roma Pass gibi havalimanı ulaşımlarında geçerli değildir.

Roma Pass Nereden Alınabilir?

  • Roma Pass’ın geçerli olduğu müzeler.
  • Havalimanları.
  • Turizm Ofisleri.
  • Bazı Metro İstasyonları

Roma Pass Paketinin İçinde Neler Var?

  • Roma Pass Kartları.
  • Metro Haritası.
  • Roma Haritası.
  • Roma Rehberi.

Notlar:

  • Çok fazla ulaşım kullanmayacak ve müze gezmeyecekseniz Roma Pass edinmenize gerek yok diye düşünüyorum.
  • Kolezyum girişi sırasında ise sabah erken saatte bilet gişesinde olmanız fazla sıra beklememenize yardımcı olacaktır.
  • Roma Pass’ın bütçenize mucize bir faydası olmaz lakin sizi sıra beklemekten kesimlikle kurtarır.
  • Roma Pass resmi internet sitesi romapass.it olup daha detaylı bilgi almak için bu adresten faydalanabilirsiniz.

Floransa Gezi Rehberi.

Yağmurlu bir Roma sabahına uyanıyorum hâlbuki burada geçen 4 gün hava hep günlük güneşlikti. Roma’da son sabah bu, yaklaşık 2 saat kadar sonra tren ile Floransa’ya geçeceğim.

Son gelişlerimde hep konaklamış olduğum Cherubini Otel’in kahvaltı salonuna! (Balkonuna) geçiyorum. Cherubini bir kat oteli, İtalya’da çokça bulunan kat otellerinden biri, bir binanın 3. katında bir otel, binanın her bir katı farklı bir kat oteli. Cherubini’de balkonu kahvaltı salonu yapmışlar, toplam 15,16 kişinin aynı anda oturma düzenini kullanabileceği ufak bir balkon, ısıtıcılar ile kışın da bu balkon kullanılıyor. Kahvaltı süper, zaten espresso ve İtalyan hamur işleri bana yetip de artıyor bile. Otelin bir başka büyük avantajı ise Termini tren istasyonunun dibinde olması.

Cherubini Otel hakkında detaylı bilgi için  tıklayınız.

Cherubini Otel hakkındaki misafir yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Roma Otellerine rezervasyon yapmak için buradan faydalanabilirsiniz.

Kahvaltıda karbonhidrat ve kafein stoklarımı doldurup otelden ayrılıyorum. Termini’ ye giden parke taşlı yollar sırılsıklam, sanki Roma benim ondan ayrılışıma ağlıyor. Termini tren istasyonuna girip ekrandan trenimin hangi perondan kalkacağını takip ediyorum. Tren garı hınca hınç dolu. İtalya’da muhteşem bir tren ağı var ve sistem tıkır tıkır işliyor. Trenimin hangi perondan kalkacağı belli olunca trene geçiyor ve cam kenarında bulunan koltuğuma oturuyorum ardından tren hareket ediyor, şimdilik Arrivederci Roma.

Roma’da geçirmiş olduğum güneşli günlerden sonra Floransa’ya Rönesans ve sanatın başkentine hareket ediyorum. Yolculuğum yaklaşık 1.30 saat sürecek, yağmur Roma’dan uzaklaşıp Floransa’ya yaklaştıkça şiddetini iyiden iyiye arttırıyor ve cama vuran yağmur damlaları ile beraber dış mekan manzarası yolculuğumu oldukça melankolik bir havaya sokuyor. Biraz müzik, biraz kitap, biraz da rasat yolculuğumun rahat ve keyifli geçmesini sağlıyor, tam planlandığı gibi 1 saat 30 dakika sonra kendimi Floransa’da Santa Maria Novella tren garında buluyorum.

Floransa’da gök delinmiş ve feci bir yağmur yağıyor. ’’Eğer bu yağan yağmur ise Roma’da yağan neydi?’’ diye düşünmeye başlıyor ve kendimi yanımdaki grup ile beraber Santa Maria Novella Garı’nın kapalı kısmına atıyorum. Biraz bekleyelim, bakalım yağmur dinecek mi?

Yağmur Floransa’da bulunduğum 3 gün boyunca durmaksızın yağıyor bu nedenle gardaki bekleyişimiz de nafile, ama nerden bilebiliriz ki? İşte bir umut bekliyoruz.

Bu kez Floransa’ya geliş nedenim bir üniversite grubuna mihmandarlık yapmak. Öncelikle yağmur yağışının durmayacağına kanaat getirdiğimiz için 3 Euro / adet ile kendimize şemsiye / Ombrella ediniyoruz, 1 saatlik bekleyişten sonra kaderimize razı olarak ıslana ıslana otelimizin yolunu tutuyoruz. Sanki İtalya’nın tüm yağmurları toplanmış o gün Floransa’ya yağıyordu.

Bu şehir insanı sanata doyuruyor. Tarihe, sanata yüzyıllarca nasıl sahip çıkılabilir? Floransa bunun en güzel örneklerinden biri. Baktığın her yer, gördüğün her şey sanat dolu. Boşuna dememişler ’’Rönesans ve sanatın başkenti’’ diye.

Santa Maria Novella Bazilikası’ na bakan ve aynı meydanda bulunan otelimin konumu gerçekten şahane ve bu nedenledir ki çıkıp şehrin sokaklarında gezinmek, öğlen dinlenmek için otele geri dönebilmek insana büyük konfor sağlıyor.

Floransa küçük ve kesinlikle yürüyerek gezilebilecek bir şehir bu nedenle farklı alternatifler aramaya gerek yok. Bacaklara ve ayaklara kuvvet…

Şimdi bu yağmurlu Floransa gezimde izlemiş olduğum yürüyüş rotasından biraz söz edeyim. Ne şekilde gezmeli? Nereleri görmeli? Ne yemeli? Ne içmeli?

SANTA MARINA NOVELLA MEYDANI VE BAZILIKASI:

Öncelikle bulunduğum meydan olan Santa Maria Novella ve aynı ad ile anılan bazilika bütün ihtişamı ile karşımda duruyor. Floransa’da ilk durağım olan bu bazilika; 9.YY’ da inşa edilmiş olup aynı zamanda gotik mimarisinin son derece etkili eserlerinden biridir.

PIAZZA REPUBLICA:

Şehrin hemen hemen tam ortasında bulunan ve etrafı cafe ve mağazlar ile dolu bir meydan olup günün her saati  hareketlidir. Meydanın girişinde görkemli bir zafer takı bulunmaktadır.

DUOMO / SANTA MARIA DEL FIORE KATEDRALİ:

Hemen hemen tüm Floransa resimlerinde kubbesi görünmekte olan Duomo yani Santa Maria Del Fiore Katedrali Floransa şehrinin en önemli cazibe merkezlerinden biridir. Duomo meydanında katedral haricinde Giotto’nun çan kulesi ve Aziz Giovanni vaftizhanesi de bulunmaktadır.

Katedrale giriş ücretsiz olup kapısında ciddi kuyruklar oluşmaktadır. Giotto’nun çan kulesi de ziyarete açık olup en üst kısmına çıkmanız için 414 basmak tırmanmanız gerekmektedir.

PIAZZA SIGNORIA:

Duomo meydanına gelmiş olduğunuz yolu geriye yürüyüp Piazza Republica’yı da geçip 100 metre kadar sonra tabelaları takip ederek sol tarafınızda kalan sokaklardan birine girip Piazza Signoria’ya ulaşabilirsiniz. Piazza Signoria aynı zamanda bir açık hava müzesi görünümünde olup Palazzo Vecchio, Galleria Uffizi, birçok heykeli barındıran Loggia Del Lanzi ve Michelangelo’nun meşhur Davut heykelinin bir kopyası da bu meydanda bulunan önemli eserler olup Davut heykeli’nin orjinali gene Floransa’da bulunan Galleria Della Academia’da sergilenmektedir.

GALLERIA DEGLI UFFIZI:

Floransa’nın ve Dünyanın en önemli sanat galerinden biridir. Ziyaretçi sayısı çok yüksek olduğundan dolayı her zaman kapısının önünde giriş için uzun kuyruklar oluşmaktadır. Piazza Signoria’da bulunmakta olan Dünyaca ünlü Galleria Degli Uffizi için buradan hem daha detaylı bilgi edinebilir hem de online bilet satın alarak sıra bekleme derdinden kurtulabilirsiniz.

PALAZZO VECCHIO:

Palazzo Vecchio da Piazza Signoria’da bulunmakta olup meydana tamamı ile hakim bir konumdadır.14.yy’da inşa edilmiş olan saray Floransa’da gezilecek olan cazibe merkezleri arasında üst sıralarda bulunmaktadır. Buradan daha detaylı bilgi ve online bilet alabilirsiniz.

PONTE VECCHIO:

Signoria meydanından çıkıp nehir tarafına doğru yürüdüğünüzde hemen karşınıza Floransa’nın en meşhur köprüsü Ponte Vecchio çıkıyor. Turistler için en popüler noktalardan biri olan köprü 14.yy’da yapılmış olup Arno Nehri’nin en dar kısmında bulunmaktadır.

PALAZZO PITTI:

Palazzo Pitti, Floransa’daki görkemli Rönesans Sarayı olup Arno Nehri’nin Floransa merkeze göre karşı kıyısında Ponte Vecchio’ya kısa bir yürüme mesafesindedir.Bir dönem ünlü Medici ailesi tarafından kullanılmış olan saray bir dönem de Napolyon’un hükümet üssü olarak da kullanılmıştır. Günümüzde ise birçok koleksiyon ile müze olarak hizmet vermektedir.

PIAZZALE MICHELANGELO:

Floransa şehrine en hâkim tepe nokta olan Piazzale Michelangelo’dan Floransa’nın en görkemli Panoramik manzarasına ulaşabilirsiniz. Yürüyerek Piazzale Michelangelo’ya çıkabileceğiniz gibi şehir merkezinden 12 No’ lu otobüs ile de tepeye çıkabilirsiniz. Floransa şehir içi ulaşımı ile alakalı olarak buradan  daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Pitti Sarayı’ndan Ponte Vecchio’ya kadar gelip akabinde sağ tarafınızda kalan caddede Arno Nehri boyunca yapacağınız 10-15 dakikalık bir yürüyüş ile Piazale Michelangelo’ya tırmanışa geçeceğiniz merdivenlerin bulunduğu parka ulaşabilirsiniz.

BASILICA DI SANTA CROCE:

Piazzale Michelangelo’dan indikten sonra Ponte Vecchio’ya gelmeden bir önceki köprü olan Ponte Alle Grazie’den karşı kıyıya geçip tam karşı sokaktan devam ettiğiniz zaman karşımıza gelen Corso Dei Tintori’ye girip ilk sol olan Via Antonio Magliabechi ‘yi takip ederek Basilica Di Santa Croce’ye ulaşabilirsiniz. Bu Basilika Franciskan mezhebinin dünya üzerindeki en geniş kilisesidir.

GALLERIA DELL’ACCADEMIA ( AKADEMİ GALERİSİ):

Michelangelo’nun en önemli eseri Davut Heykeli’nin orjinali burada sergilenmektedir.Galleria Degli Uffizi’den (Uffizi Galerisi) sonra en çok rağbet gören müze olması nedeni ile Galleria dell’ Accademia’nın da önünde her zaman uzun ziyaretçi kuyrukları olmaktadır, bu nedenle ziyaretinizden önce online bilet almanızı tavsiye ederim, daha detaylı bilgi ve online bilet için www.accedemia.org adresinden faydalanabilirsiniz. Sizlere sunmuş olduğum bu yürüyüş programında Basilica Di Santa Croce ziyaretinizden sonra Galleria dell’ Accademia’ya ulaşmak için Santa Maria Novella Meydanı tarafına geri dönmeniz gerekiyor.

Galerinin arka sokaklarında bulunan Museo Archeologia / Arkeoloji Müzesi ve Museo di Storia Nature / Doğa tarihi müzesini de ziyaret programınıza almanızı öneririm.

Yukarıda sizlerle paylaşmaya gayret ettiğim rota bir yürüyüş rotası olup iç mekan gezilerini kapsamaz. Uffizi ve Accademia iç mekân gezileri için neredeyse birer gün ayırmanızı öneririm.

FLORANSA’YA NASIL GİDİLİR?

Türkiye’den Floransa’ya direkt uçuş yok. En yakın havalimanı Bologna Guiliemo Marconi Havalimanı. Bologna Havalimanı’ndan Aerobus ile Bologna tren istasyonuna oradan da tren ile Floransa’ya geçebilirsiniz. Bologna Havalimanından tren istasyonu 20 dakika, tren ile Bologna – Floransa arası ise yaklaşık 40 dakika sürüyor.

Bologna Havalimanı ile Bologna tren istasyonu arası için buradan ,

Bologna – Floransa tren bileti için ise buradan  faydalanabilirsiniz.

FLORANSA’DA YEME İÇME ÖNERİLERİ:

Floransa’da yeme içme konusunda mekan önerilerimi aşağıda bulabilirsiniz. Belirtmiş olduklarım genel olarak orta fiyat kategorisinde restoranlar ve büfe tarzı mekânlar. İtalya’da yeme içme mekânlarını kategorilere ayırmamız gerekir ise,

  • Ristorante / En pahalı ve şık
  • Trattoria / Tipik İtalyan
  • Osteria / Tipik İtalyan
  • Foro / Hamur işi fırınları
  • Salumeria / Şarküteri
  • Pizzeria / Pizzacı
  • Paninoteca / Kahve, sandviç vb.

Genelde tüm ’’ foro ve salumeria ’’ dükkânlarının önlerinde satın almış olduğunuz sandviçlerinizi yiyebileceğiniz yerler mevcut; lakin herkes meydanlara, parklara, duvar üstlerine de yayılıp rahatlıkla yiyip içiyor.

Aşağıda isimleri bulunanlar orta bütçeler için uygundur mekanlardır.

  • Panini Toscani / Piazza del Duomo
  • İl Bufalo Trippone / ViA d’ell Anguillara
  • Salumeria Verdi / Via Giuseppe Verdi
  • Amici di Ponte Vecchio da Stefano / Via dei Bardi
  • Amorino Panino é Vino / Via dei Servi
  • Da’ Vinattieri / Via Santa Margherita
  • Trattoria da Giorgio / Via Palazzuolo
  • I Due Frattellini / Via Dei Cimatori
  • Trattoria Le Mossacce / Via del Pro Proconsolo

FLORANSA’DA KONAKLAMA:

Floransa, yılın her döneminde yoğun ziyaretçi akımına uğrayan bir şehir. Floransa  pahalı bir şehir  olduğu gibi otel fiyatları da ve doluluk oranları da her daim yüksek. Aşağıda önerdiğim otellerin üçünde de konakladım, üçü de ayrı kategorilerde ve üçü de şehir merkezinde.

 

Hotel Universo Firenze: Floransa’nın göbeğinde Santa Maria Novella meydanında konum olarak şahane bir otel. Kahvaltı, odalar, temizlik gayet iyi lakin benim konakladığım oda çok asimetrik ve küçük idi.

Hotel Universo Firenze için daha detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

Hotel Universo Firenze için misafirler yorumlarına  buradan ulaşabilirsiniz.

 

Bernini Palace Hotel: Her bakımdan muhteşem bir otel. Konaklama imkânım olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. Yüksek standartları olan oldukça pahalı bir otel.

Bernini Palace Hotel hakkında daha detaylı bilgiye  buradan ulaşabilirsiniz.

Bernini Palace Hotel ile alakalı misafir yorumları için tıklayınız.

 

New Hostel : Düşük bütçeler için uygun bir hostel.Hem ana binada hem de aynı sokak içinde bir çok binada yerleri var. New Hostel’e  rezervasyon yaptığınız zaman size oda ve bina garantisi vermiyorlar yani mutlaka ana binada kalmanızın garantisi yok. Eğer hostel türü bir yerde konaklama niyetiniz varsa gönül rahatlığı ile kalabilirsiniz. Daha detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

New Hostel hakkında daha detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

New Hostel ile alakalı misafir yorumları için  buradan faydalanabilirsiniz.

 

Diğer Floransa Otelleri Hakkında Bilgi ve Rezervasyon İçin tıklayınız.

,

Münih Maratonu Hakkında Herşey..

Münih maratonu her sene Ekim ayında yapılmakta olan ve oldukça yüksek katılımcı sayısına ulaşan, Dünya üzerindeki önemli maraton yarışlarından biridir. Bu yıl 8 Ekim 2017’de gerçekleşecek olan ve daha önce 2 kez katıldığım Münih maratonu ile alakalı tecrübelerimi bu yazımda sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

MÜNIH MARATONU’NA NASIL KAYIT  OLUNUR?

Maratonun koşulmasından yaklaşık 8 ay kadar önce kayıtlar açılıyor. Münih maratonu resmi sitesi olan www.muenchenmarathon.de adresinden yarışa kaydınız yaptırabilirsiniz.

Online kayıt sayfasına girdikten, size sorulan tüm soruları cevapladıktan ve ödemenizi gerçekleştirdikten sonra vermiş olduğunuz e-mail adresine onay mailiniz geliyor. Artık geriye kalan yarışa hazırlanmak.

YARIŞ EVRAKLARINIZI NASIL TESLİM ALABİLİRSİNİZ?

2017 yılında 6-8 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan Maraton fuarında elinizdeki onay mailiniz ile yarış için gerekli olan evraklarınızı yani yarış çantanızı teslim alacaksınız. Yarış çantasının içinde göğüs numaranız, sponsorların vermiş olduğu ufak, tefek hediyeler ve yarış hakkında bazı bilgilerin bulunduğu evraklar olacak. Münih Maratonu Fuarı; Olympic Park ‘ın içinde bulunan spor salonlarından birinde yapılmaktadır. Olympic Park’a girdiğiniz zaman yönlendirme tabelaları vasıtası ile fuar alanına kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Yarış çantaları battal boy çöp poşeti benzeri lakin çöp poşetinden daha kalın bir malzemeden yapılmıştır.

MARATON FUARININ YAPILDIĞI OLYMPIC PARK’A NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ ?

U Bahn 3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inerek maraton fuarına ulaşabilirsiniz.

U BAHN İLE S BAHN ARASINDA NE FARK VAR?

Çok kısa anlatmak gerekir ise U Bahn dedikleri metrodur ve yer altından, S Bahn dedikleri ise trendir ve yeryüzünden yol alır. Yukarıdaki metro haritasından bu hatlar hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

MÜNİH MARATONU HANGİ MESAFELERDEKİ YARIŞLARI İÇERİYOR?

Münih maratonuna; 42 KM Maraton, 21 KM Yarı Maraton ve 10 KM mesafelerinde katılabilirsiniz.

KAYIT ÜCRETLERİ NE KADAR?

Maraton koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 70 Euro ile başlıyor 95 Euro’ya kadar çıkıyor. Son dakika kayıt yaptırmanız da mümkün, bunun ücreti ise 103 Euro olup son dakika kayıtlarını maraton fuarı sırasında yaptırabiliyorsunuz.

Yarı Maraton koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 48 Euro ile başlıyor 62 Euro’ya kadar çıkıyor. Yarı Maraton için de son dakika kayıt yaptırmanız mümkün, bunun ücreti ise 68 Euro olup son dakika kaydınızı maraton fuarında yaptırmanız gerekiyor.

10 K koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 29 Euro ile başlıyor 39 Euro’ya kadar çıkıyor.10 K için de son dakika kayıt yaptırmanız mümkün, bunun ücreti ise 42 Euro olup son dakika kaydınızı maraton fuarında yaptırabilirsiniz.

*Son dakika kayıtları için katılmak istediğiniz mesafenin katılımcı limitinin dolmamış olması gerekmektedir.

YARIŞ START VE FINISH NOKTALARI NERELERİDİR VE NASIL ULAŞIRSINIZ?

Maraton Start; Coubertinplatz ( Olympic Park Area)

Maraton Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inmeniz gerekiyor.

Yarı Maraton Start; Weltenburg Strasse

Yarı Maraon Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U4 hattı ile Richard- Strauss Strasse durağında inmeniz gerekiyor.

10 K Start; Coubertinplatz ( Olympic Park Area)

10 K Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inmeniz gerekiyor. 

YARIŞ ÖNCESİ EŞYALARINIZI TESLİM EDECEĞİNİZ NOKTALAR?

Yarış öncesinde eşyalarınızı teslim edip yarış sonrasında geri alabileceğiniz vestiyer noktaları mevcut. Size maraton fuarında verilmiş olan çantanız ve üzerine yapıştırılmış göğüs numaranızın bulunduğu sticker ile numara aralığınıza denk gelen vestiyere teslim etmeniz gerekiyor.

Maraton ve 10 K yarışmacısı iseniz çantalarınızı yarış öncesi teslim ettiğiniz noktadan geri alıyorsunuz. Yarı maraton için ise durum biraz faklı, başlangıç ve bitiş noktaları aynı olmadığından dolayı; start alanında DHL arabalarına teslim ettiğiniz çantanızı finish noktasında teslim etmiş olduğunuz aynı arabadan geri almanız gerekmektedir.

Çantalarınızı teslim edeceğiniz vestiyer alanları ve arabalar göğüs numaralarına göre kategorize edilmiş durumda, yani kafanıza göre değil numaranıza göre teslimat yapıyorsunuz.

 

KAYIT SIRASINDA ÖDEMİŞ OLDUĞUNUZ ÜCRETE NELER DAHİL?

  • Yarış günü ücretsiz ulaşım imkânı.
  • Yarış çantası, göğüs numarası, derecenizi ölçecek olan çip.
  • Finish alanında ikramlar.
  • Finisher madalyası.
  • İnternetten indirebileceğiniz yarış bitirme sertifikası.
  • Gerekli olması durumunda medikal destek.
  • Finish alanında duş ve masaj.

İŞİNİZE YARAMASI MUHTEMEL EK  BİLGİLER.

  • Yarışa kayıt olurken 38 Euro karşılığında Münih Maratonu 2017 resmi tişörtünü de satın alabilirsiniz.
  • 10 Euro karşılığında yarış bitiminde madalyanıza isminizi, soyadınızı ve derecenizi işletebilirsiniz, bunu yapabilmek için yarışa kayıt sırasında bu hizmeti de satın almanız gerekmektedir.( Medals engraving)
  • Yarış sırasında kullandığınız zaman çipinizi finish alanında teslim etmeniz gerekiyor, aksi taktide yarış sırasında vermiş olduğunuz kredi kartınızdan çip ücreti tahsil ediliyor.
  • Yarış bitiminden 24 saat sonra marathon-photos.com adresinden yarış sırasında çekilmiş olan fotoğraflarınızı satın alabilirsiniz.

MÜNİH MARATONU BİTTİ ŞİMDİ DE BİRAZ GEZELİM DERSENİZ;

Sadece koşmakla olmaz, maraton bitti ve artık gezme zamanı derseniz; işte size Münih ve çevresinde gezebileceğiniz cazibe noktaları hakkında kısa kısa bilgiler. Öncelikle Münih ile başlayalım.

MÜNİH;

MÜNİH’TE NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

  • Marienplatz / Şehrin ana meydanı.
  • Altes Rathaus / Eski belediye sarayı.
  • Neus Rathaus / Yeni belediye sarayı.
  • Peter’s Church / Münih’te görebileceğiniz en önemli dini yapılardan biri.
  • Maximillian Strasse / En şık ve alışveriş için en cazip cadde.
  • Olympia Park / 1972 Münih olimpiyatları için yaptırılmış park.
  • Münih Olimpiyat Stadı / Olympia Park içinde bulunan ve 1974 Dünya kupası finalinin oynanmış olduğu meşhur stadyum.
  • İngiliz Bahçesi /Almanya’nın hatta Avrupa’nın en büyük ve görülesi parklarından biri.
  • Hofbrauhaus / Dünyaca ünlü bira evi.

MÜNİH’TE NE YAPMADAN DÖNMEMELİSİNİZ?

  • Alman biralarını ve sosislerini tatmadan.
  • Terayağlı Breztel yemeden.
  • İngiliz Bahçesini gezmeden.
  • Schwarzwolder Torte ( Karaorman pastası) yemeden.
  • Bayern Münih’in mabedi olan Allianz Arena’da bir maç izlemeden.

MÜNİH’ E YAKIN ŞEHİRLER NERELERİDİR?

Eğer yarıştan sonra birkaç gün daha Münih ve çevresinde kalmayı düşünüyorsanız, Bavyera bölgesinin diğer şehirlerini de seyahat planınızın içine dâhil edebilirsiniz.

Bu seyahatiniz için size rehber olabilecek ”Münih’ten Diğer Bavyera Şehirlerine” isimli yazımı buradan  okuyabilirsiniz.

Puglia Gezi Rehberi.

İtalya, namı diğer çizme ve çizmenin topuğu İtalya’nın Puglia bölgesi. Bir yanını Adriyatik kıyısına dayamış olan Puglia bölgesi’nin merkezi Bari olup Lecce, Brindisi, Foggia, Taranto da bu bölgenin önemli şehirleridir. İtalya’nın kuzey ve orta kısmına nazaran yatırımın çok daha düşük olduğu bölge genellikle balıkçılık ve tarım ile ön plana çıkmış olup İtalya’da üretilmekte olan zeytinyağının % 70 kadarı Puglia’dan elde edilmektedir. Bölgenin en önemli şehirlerinden biri olan Lecce ”Güneyin Floransa’sı” olarak da anılmaktadır.

TÜRKİYE’DEN PUGLIA’YA NASIL GİDİLİR?

THY’nin Bari’ye direkt uçuşları var, bu uçuşun başlamasından sonra Türkiye’den İtalya’nın Puglia bölgesine ulaşmak çok kolaylaştı. İstanbul-Bari uçuşu yaklaşık 2 saat sürüyor. Bari’ye ulaştıktan sonra Puglia’nın diğer bölgelerine ulaşım tren vasıtası ile gayet kolay.

BARI

BARİ HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDEBİLİRSİNİZ?

Bari Karol Wojtyla Havalimanı’ndan şehir merkezine gitmek için Ferrotramviaria isimli trenleri kullanabilirsiniz. Pasaport işlemlerinden geçtikten sonra tren tabelalarını takip ederek sizi Bari merkeze götürecek olan trene kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bilet ücreti 5 Euro ve yaklaşık seyahat süresi 20 dakika. Bari merkezde tren istasyonundan çıktığınız zaman Aldo Moro Meydanı karşınıza çıkacak. Bari tren istasyonu, Ferrotramviaria son durağı ve tüm otobüs durakları AldoMoro Meydanında bulunuyor.  Bari Havalimanı’ndan sizi Bari merkeze yani AldoMoro Meydanı’na kadar getirecek ayrıca Bari’nin banliyölerine ulaştırabilecek tren hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

BARİ’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

  • Bari Vecchia / Surların içinde kalmış eski şehir.
  • Balık Pazarı / Mezat saatlerinde İtalyan filmlerinden fırlamış bir sahne gibi.
  • Lungomare / Bari’nin dillere destan sahil şeridi.
  • Basilicadi San Nicola / Eski şehrin içinde bulunan bazilika. Puglia bölgesinde bulunmakta olan en önemli dini eserlerden biri olarak öne çıkmaktadır.
  • Catedrale San Sabine / Puglia bölgesi’nin öne çıkan dini yapılarından biri de San Sabine Katedralidir.
  • Teatro Petruzelli / İtalya’nın 4.büyük opera binasıdır. Günümüzde de kullanıma açıktır.
  • Castello Svevo / 1233-1240 yılları arasında yeniden inşa ettirilerek son halini almış olan kale, Adriyatik kıyısında yer alır. Büyük bir kale olmasına karşın gezilecek yerlerinin büyük bir kısmı ziyarete kapalıdır.

BARİ’DE NEREDE KONAKLANIR?

Şehir merkezinde bulunması, tren istasyonuna ve cazibe merkezlerine yürüme mesafesinde olması, yenilenmiş odaları, uygun fiyatı ile benim için tek adres Victor Otel. Buradan otel hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Ayrıca Bari ve Puglia Bölgesi  otelleri  hakkında daha detaylı bilgi ve rezervasyon için buraya göz atmanızı da tavsiye ederim.

BARİ’DEN DİĞER ŞEHİRLERE NASIL GİDİLİR?

Puglia’da seyahatin en kolay ve konforlu yolu tren yolculuğu. Puglia’nın hemen hemen tüm şehirlerine tren ile ulaşmanız mümkün. İtalya’da tren işi tıkır tıkır işliyor ve çok dakik, bu nedenledir ki hem Puglia bölgesinde hem de İtalya genelinde başka bir ulaşım yolu denemeye gerek yok.

LECCE

BARI’DEN GÜNEYİN FLORANSA’SI LECCE’YE.

Bari’den Lecce’ye Regionale olarak adlandırılan banliyö trenleri ile yaklaşık 1 saat 45 dakika süren bir yolculuk sonrası ulaşabilirsiniz. Bu sürenin 2 saate kadar uzadığı tren seferleri de olabiliyor. Regionale olarak adlandırılan bu trenlerde koltuk numarası yok, bu nedenle bulduğunuz yere oturmanız ve trene pek de son dakika gitmemeniz gerekli, bazı saatlerde tren çok kalabalık olabiliyor. Trene binmeden önce istasyonlardaki makinelerde biletinizi mutlaka validate edip trene geçmeniz şart, tren içinde mutlaka kontrol oluyor. Bu hat için bilet fiyatları 11 ile 22 Euro arasında değişkenlik göstermekte.

Lecce’de trenden ineceğiniz nokta şehir merkezine çok yakın. Yürüyerek şehir merkezine 15 dakikada varabilirsiniz ya da tren garının hemen dışında bulunan otobüsleri de kullanabilirsiniz. Ben yürümenizi tavsiye ederim, varmanız gereken nokta ise Centro Storico yani Piazza Sant’Oronzo.

Lecce şehri Ortaçağ film seti gibi, buram buram tarih kokuyor. İnsan kendini Ortaçağ’da geçen bir filmin setinde gibi hissediyor, boşuna güneyin Floransa’sı olarak adlandırmamış.

LECCE’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

  • Centro Storico / Tarihi merkez.
  • Piazza Sant’Oronozo / Lecce’nin tarihi merkezinde bulunan ana meydan.
  • Anfitiatro Romano / Piazza Sant’Oronzo’da bulunmakta olan Anfitiatro Romano, 1904 ile 1948 yılları arası yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
  • Piazza Duomo / Catedrale di Lecce’nin ya da diğer adı ile Duomo di Lecce’nin bulunduğu meydan.
  • Duomo di Lecce / Lecce’nin ve Puglia’nın en önemli dini yapılarından biri.
  • Chiesa di Sant’Irene / Duomo Meydanı’nın çok yakınında bulunan Lecce’nin görkemli dini yapılarından bir diğeri.

                                           

 

 

 

 

 

 

                                                                                   

 

BRINDISI

LECCE’ DEN BARİ’YE DÖNERKEN YOL ÜSTÜNDE BRINDISI.

Brindisi, Pugia bölgesinin Adriyatik kıyısında bulunan önemli liman şehirlerinden biri. Yunanistan’ın Patras limanından İtalya’ya feribot ile geçtiğiniz takdirde ilk durağınız Brindisi Limanı olabilir. Buradan İtalya’nın diğer bölgelerine kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Brindisi küçük ve şahane bir Adriyatik şehri.

LECCE BRINDISI ARASI TREN İLE NE KADAR SÜRÜYOR?

Lecce, Brindisi arası Regionale ile yaklaşık 25 dakika sürüyor. Bilet fiyatları 3 Euro civarı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BRINDISI’YE UÇAK İLE NASIL GİDİLİR?

Roma Brindisi arası uçak ile yaklaşık 1 saat 10 dakika sürmektedir. Brindisi Havalimanı olan  Aeroporto Del Salento‘dan Brindisi merkez ise yaklaşık 5,5 KM. Roma- Brindisi uçak bileti için buradan bilgi edinebilirsiniz.BRINDISI’DE CAZİBE NOKTALARI NERELERİDİR?

  • Cattedrale di Brindisi / Pugila’nın görkemli dini yapılarından bir diğeri.
  • Colunne Romane / Brindisi’nin simge yapılarından biri.
  • Centro Storico / Tarihi merkez.
  • Lungomare / Brindisi’nin kıyı şeridi.
  • Porto di Brindisi / Brindisi Limanı’nı şehir merkezine bağlayan tarihi kapı.

FOGGIA

BARI’DEN FOGGIA’YA NASIL GİDİLİR?

Ben tüm Puglia gezimde olduğu gibi Bari’den Foggia’ya giderken de tren kullandım.

  • Bari’den Foggia Regionale isimli tren ile 1 saat 30 dakika kadar sürüyor ve ücreti yaklaşık 9 Euro.
  • Hızlı tren ( Frecciabianca ) ile ise 1 saat sürüyor ve ücret 20 Euro.

FOGGIA’DA GÖRÜLECEK YERLER NERELERİDİR?

  • Cathedrale di Foggia
  • Chiesa di Gesu é Maria
  • Museo del Territorio
  • Palazzo delle Statue
  • Palazzo Marzano

 TARANTO

Kendisi ile aynı isme sahip körfeze kıyılarını dayamış olan Taranto da diğer Puglia’lılar gibi biraz Akdenizli biraz da Arabik havaya sahip bir liman şehridir.

BARI TARANTO ARASI TREN İLE NE KADAR SÜRÜYOR?

Bari’den Taranto arası Regionale ile 1 saat 15 dakika kadar sürüyor ve ücret 8 Euro civarı.

TARANTO’DA NERELERİ GEZEBİLİRSİNİZ?

  • Castello Aragonese
  • Cathedrale di Taranto ( Duomo di San Cataldo)
  • Chiesa di San Domenico Maggiore
  • Lungomare Vittorio Emanuele 3
  • Plazzo del Governo.

BARİ VE PUGLIA BÖLGESİ’NDE NE TATMADAN DÖNMEMELİSİNİZ?

  • Focaccia / Puglia’ya özgü bir çeşit pizza diyebiliriz.
  • Orecchiette / Ev yapımı Bari makarnası.
  • La Buratta / Bölgeye özgü, dışı mozarella içi krema olan bir peynir türü.
  • Puglia ‘ya özgü, Negroamaro ve Primitivo şarapları.

TREN ITALIA HAKKINDA KISA BİLGİLER.

  • İstasyonlarda bilet almanız için makineler var.
  • Makineler çeşitli dillerde hizmet veriyor.
  • Bilet alımı sırasında size yol gösterecek yetkililer mutlaka oluyor.
  • Bilet alımlarınızı makinelerden yapabileceğiniz gibi gişelerden de yapabilirsiniz.
  • Hızlı tren için aldığınız biletlerin saat ve koltuk numarası kesin. Bu nedenle biletlerinizi validate etmenize gerek yok.
  • Banliyö trenleri için aldığınız biletler açık bilet bu nedenle trene binmeden önce mutlaka validate edilmesi gerekiyor.
  • Cumartesi günleri için bazı hatlarda kampanyalar oluyor iki kişi bir kişi fiyatına seyahat edilebiliyor. Bu kampanyadan faydalanmak için sefere 48 saat kalana kadar biletleri satın almak gerekli.

Buradan Tren Italia için online bilet alabilir, seferler ve kampanyalar hakkında daha detaylı fikir edinebilirsiniz.

PUGLIA BÖLGESİ’NDE BAŞKA NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

  • Locorodonto
  • Polignano a mare
  • Otranto
  • Gallipoli
  • Alberobello

KISA KISA NOTLAR.

  • Puglia gezileriniz için karargâhınızı Bari’ye kurabilir ve civar şehirlere rahatlıkla gidip dönebilirsiniz.
  • Araç kiralama Puglia için iyi bir yöntem olabilir.
  • Tren ile tüm bölgeyi son derece konforlu ve kolay bir şekilde gezebilirsiniz. İtalya’da tren sistemi sıkıntısız.
  • 4 gün gibi bir süre Puglia’yı gezmeniz için yeterli olacaktır.
  • Yaz aylarında yapılacak olan Puglia seyahati sırasında şahane Adriyatik plajlarında deniz tatili de yapılabilir.
  • Türkiye’den uçuş sadece Bari’ye var lakin Brindisi ve Foggia’da da havalimanı mevcut. Bu havalimanlarına yapılabilecek uçuşlar ile alakalı Alitalia havayolları sitesinden daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Zürih: İsviçre’de Bir Alman.

Siz hala İsviçre’deki Alman Zürih ile tanışmadınız mı yoksa? Zürih İsviçre’nin ekonomik başkenti olduğu gibi ayrıca Zürih Kantonunun da resmi başkentidir, bu kantonda resmi dil Almancadır. Gözleriniz kapalı bir şekilde sizi Zürih’e bıraksalar ve etrafta da hiç İsviçre bayrağı olmasa kesinlikle bir Alman şehrinde olduğunuzu düşünmeniz çok yüksek bir ihtimaldir.

Zürih ilk planda; düzenli yerleşimi, şık ve temiz sokakları, pahalı mağazaları, Dünyaca ünlü bankaları ile ön plana çıkar. Görüp görebileceğiniz en pahalı kentlerden biridir, bu nedenle Zürih’e ya da İsviçre’nin başka bir kentine yaptığınız seyahat sırasında lütfen harcadığınız parayı TL’ye çevirip kıyaslamayın aksi takdirde tatilinizi kendinize zehir edersiniz. Zürih seyahatine çıkacak olan size ilk önerim budur ve insana yaşatacağı sarsıntı tecrübe ile sabittir, boşuna debelenmeyin çünkü korkunun ecele faydası yok. Basit bir örnek vermek gerekir ise çaresizlikten 13 CHF’ye Mc Donald’s menü yediğimiz durumlar oldu ki en ucuz sandviç bile 11 CHF, Su 3 CHF, bira 6-10 CHF arası değişmekteydi.

Göller ülkesi İsviçre’nin finansal merkezinin kıyılarını Zürih Gölü çizmekte olup şehrin ortasından Limmat Nehri geçmektedir. Zürih Gölü kıyılarından ve nehir kenarından başlayan yerleşim iç kısımlara doğru düzenli ve dingin bir şekilde devam etmektedir.

Zürih’te yaşam, hayatın dingin ve sakin aktığı diğer İsviçre kentlerinden daha da dingindir çünkü Zürih biraz da dilini konuştukları Alman yaşantısından da etkilenmiş ve sosyal hayat biraz olsun Almanlaşmıştır, hafta içi akşam saatlerinde sokaklarda insan bulmak pek mümkün değildir. Şehir merkezi hafta sonları kalabalık olur lakin Zürih’te oluşan bu kalabalığı bizdeki kalabalık ile kıyaslamanız sanki biraz abes olur.

ZÜRİH’E NASIL GİDİLİR?

Türk Hava Yolları ve Pegasus Hava Yolları İstanbul-Zürih arası düzenli seferler yapmaktadırlar, geçtiğimiz yıllarda İsviçre milli hava yolu olan Swissair da İstanbul-Zürih arası uçmaktaydı lakin artık uçuşlarını durdurdular. Zürih Havalimanından şehir merkezine tren ile, Zürih merkez tren istasyonundan ise şehrin iç kısımlarına tramvay ya da otobüs ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bu tarifeler ve yol güzergâhları hakkında detaylı bilgiyi www.sbb.ch adresinden edinebilirsiniz. Zürih seyahatiniz sırasında -havalimanı gidiş/dönüş haricinde- pek toplu taşıma ihtiyacınız olacağını sanmam lakin başka şehirlere de gitmeyi planlıyorsanız size Swiss Travel Pass öneririm, gene STP ile alakalı www.sbb.ch ‘den detay alabilirsiniz. Eğer Swiss Travel Pass satın alırsanız, ilk seyahatinizden önce mutlaka üstünde kalem ile doldurmanız gereken yerleri titizlikle doldurun çünkü doldurup tarih attığınız an süresi işlemeye başlıyor, doldurulmamış bir STP ile kontrol memuruna yakalanmanız halinde cezası büyük ve biz şehirlerarası tren yolculuklarının hemen hepsinde bu kontrole girdik. İşinizi riske etmeyin ayrıca aldığınız tüm tek kullanımlık biletlerinizi de araçlara binmeden mutlaka validate edin, istasyonlarda makineler mevcut. Eğer Zürih içinde çok toplu taşıma kullanacak ve müzelerde çokça vakit geçirecekseniz size ZürichCard öneriyorum.

ZÜRİCH CARD NEDİR?, AVANTAJLARI NELERDİR?

  • Kart, 24 saat ve 72 saat kullanım imkanları sunan iki farklı opsiyon ile karşımız çıkıyor.
  • 24 saatlik kart; yetişkinler için 24 CHF / 6-16 yaş için 16 CHF.
  • 72 saatlik kart; yetişkinler için 48 CHF / 6-16 yaş için 32 CHF.
  • Zürih ve çevresinde, 2.Sınıfta olmak üzere sınırsız olarak; otobüs, tren, tramvay kullanımı.
  • Limmat nehir gezisi kart sahiplerine sadece 5 CHF.
  • Bazı müzelere free, bazı müzelere indirimli giriş imkânı.

ZürichCARD hakkında daha detaylı bilgiye linkten ulaşabilirsiniz. www.zuerich.com/en/visit/your-city-travel-pass

ZÜRİH’TE NERELERİ GEZMELİ?

Banhoffstrasse.

Havalimanından şehir merkezine tren ile gelirseniz, istasyondan çıkmış olduğunuz nokta Banhoffstrasse yani şehrin tam göbeği. Banhoffstrasse’nin bir ucu Zürih gölü kıyısına bir ucu ise şehrin iç kısımlarıma ulaşıyor. Zürih’in en popüler caddesi olup dünyaca ünlü ve pahalı birçok markanın mağazaları bu cadde üzerinde bulunmaktadır.

Grossmüsnster Kilisesi.

İkiz kuleleri ile Zürih şehrinin simgelerinden birdir.

Framünster Kilisesi.

20.yy’da yapılmış olan vitrayları ile ön plana çıkmaktadır.

İsviçre Ulusal Müzesi.

İsviçre’nin tüm tarihi hakkında fikir edinmenizi sağlayacaktır. www.landesmuseum.ch adresinden müze hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz. Giriş ücretleri; tam 10 CHF, indirimli 8 CHF şeklindedir.

Kunsthaus.

İsviçre’nin en önemli güzel sanatlar müzesidir. www.landesmuseum.ch adresinden müze hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Giriş ücretleri; tam 16 CHF, indirimli 11 CHF’dir.

St.Pettskirche Kilisesi.

Çan kuleleri ile çok heybetli bir görünüme sahip olan kilise ayrıca görkemli saatleri ile de ön plana çıkmaktadır.

Zürich Toy Museum.( Oyuncak Müzesi )

Zevkle gezilebilecek ve şahane bir koleksiyona ev sahipliği yapan bir müze eğer vaktiniz olur ise ziyaret etmenizi tavsiye ederim. www.zuercher-spielzeugmuseum.ch linkinden müze hakkında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz. Giriş ücretleri; tam 5 CHF, 6-16 yaş free.

FIFA World Football Museum.

Futbol meraklılarının mutlaka ziyaret etmesi gereken müzenin resmi internet adresi www.fifamuseum.com olup bu sayfa üzerinden indirimli bilet alabilirsiniz. Kapıdan alınan biletleri için fiyatlar; tam 24 CHF, 7-15 yaş 14 CHF şeklindedir.

www.zuerich.com adresinden ise şehirdeki diğer cazibe noktaları, ulaşım, yeme, içme kısacası Zürih ile ilgili her türlü konu hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

OTEL ÖNERİSİ.

Zürih konaklaması için size önerim ’’Youth Hostel’’ olacak. Eğer fazla lüks merakınız yok ise gayet iyi bir seçenek. Youth Hostel çok merkezi bir konuma sahip, şehirdeki hemen hemen bütün cazibe noktalarına yürüme mesafesinde ayrıca Wollishofen tren istasyonuna da yürüyerek 6,7 dakika uzaklıkta. Youth Hostel toplu alanlarda ücretsiz WiFi imkânı sunuyor bunun yanı sıra kahvaltı gayet iyi lakin kahvaltıdan sonra tabaklarınızı kaldırmanız gerekiyor, sistem bu şekilde işliyor. Biz 4 kişilik ranzalı, yurt düzeni fakat banyo ve WC’si içinde olan odada 3 kişi kaldık, çok sıradan odalar fakat bizim beklentimizi karşıladı, dediğim gibi fazla beklentiniz yok ise sıkıntı yaşamazsınız, lüks arayanlar lütfen uzak dursunlar. Tarafımca şiddetle tavsiye olunur başka otellere boşuna çok büyük paralar ödemeyin.

ZÜRİH’TE NE YENİR, NE İÇİLİR VE RESTORAN ÖNERİLERİM?

Yazımın başında da belirtmiş olduğum gibi Zürih’te yeme içme tek kelime ile çok pahalı. Biraz hovardalık yapıp aşağıdaki restoranları deneyimledik belki sizin için de faydalı olur diye buraya yazıyorum.

Swiss Chuci  Restoran.

Peynir ve Et Fondüyü Swiss Chuchi’ de deneyimlemenizi öneririm. İsviçre’ye gelip de Fondü yememek olmaz, fondü için 26-30 CHF arası bir ücret ödemiştik. Restoranın internet adresi www.hotel-adler.ch

Zeughausskeller.

Bulabileceğiniz en iyi İsviçre mutfağı bence burada. Aşağıdaki İsviçre ve Zürih’e has lezzetleri tatmanız için ’’Zeughauskeller’’ çok doğru bir adres.

Bratwurst; Sandviç içinde hardallı kızarmış sosis.

Spaetzl; sviçre makarnası. Tüm yerel İsviçre yemeklerini deneyimleyebilecek olduğunuz ‘‘Zeughauskeller’’ gene size önerdiğim restoran olacak.

Zürcher Kalbsgeschnetzeltes; Geleneksel İsviçre yemeklerinden biri daha. Zürih usulü kremalı, mantarlı dana eti yanında rendelenmiş patates ile servis diliyor.

Rollı’s Steak House.

Amerikan tarzı döşenmiş ve lezzetli biftekleri olan bir restoran. www.rollis-steakhouse.ch adresinden daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Lindt Fabrikası.

Çikolatanın anavatanındasınız. Her caddede, her mekânda şahane çikolatalar göreceksiniz. Çok aşırıya kaçmadan tatmanızı öneririm, bu fırsat kaçmamalı. Ayrıca Kilchberg’de ’’Lindt’’ fabrika satış mağazası diyebileceğimiz bir yeri var oraya da uğramanızı tavsiye ederim.

,

Girne: Mavi Köşk.

Mavi Köşk, İtalyan asıllı Rum olan Paulo Paolides tarafından 1957 yılında yaptırılmıştır.Kıbrıs doğumlu olan Paolides İtalyan asıllı Rumlardandır ve avukat olmasının yanı sıra silah kaçakçısıdır.Dönemin Kıbrıs Cumhurbaşkanı Baş piskopos Makarios’un avukatı olup avukatlık mesleğini silah kaçakçılığını gizlemek için bir kılıf olarak kullanmıştır. Şimdi Mavi Köşk diğer adı ile Kaçakçının Köşküne yapmış olduğumuz gezimiz sırasında edindiğimiz bilgileri kısa notlar şeklinde sizlerle paylaşalım.

Mavi Köşk, Girne’ye arabayla yaklaşık 30 dk mesafede bulunmaktadır.
Buraya tur servisleri de kalkmaktadır.
Pazartesi günleri hariç tüm günler 09:00 – 18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Giriş ücretleri;
Sivil 3 TL
Öğrenci 2 TL
Subay, astsubay, uzman erbaş, sivil memur ve emekliler 2 TL
Erbaş ve Er, Çocuk (0 – 12 yaş), Gaziler, Şehit ve Gazi aileleri ve Engelliler için ücretsiz.

Evin konumu tepenin üstünde, askeri birliğin içindedir. Tepeye doğru bakıldığı zaman ağaçlardan ve evin tepenin iç tarafında olmasından dolayı evi görmek pek mümkün olmamaktadır. Ancak evden birçok yer çok rahat görülebilmektedir.

Evin girişinde sizi karşılıyorlar, burada ödemenizi yapıyorsunuz. Tüm askeri birimlerde olduğu gibi ödemeler sadece Kredi Kartı ile yapılmaktadır.
Yoğunluğa göre siz geldikten 5 veya 30 dk sonra rehberlik hizmeti verileceği hatırlatılıyor.

Tanıtım gezisinden önce isterseniz bahçeye çıkıp kendiniz gezebilirsiniz. Burada yüzme havuzunu, bahçedeki mini barı, oturma alanlarını ve manzarayı çok keyifle izleyeceğiniz toplanma alanını görebilirsiniz.

Rehber eşliğinde evi gezmeye alt kattaki odalardan başlıyorsunuz. Burada meşhur süt banyosunu, 2 adet 60 yıllık İngiliz piyanosunu ve daha birçok evin orijinal oturma eşyasını görebilirsiniz.

Üst katta ilk dikkatinizi çeken şey, her odanın farklı bir renk ile dekore edilmiş olması. Dinlenme odası, misafir odası, yatak odası, toplantı odası ve deprem odası olarak hazırlanmış olan çocuk odası.

Toplantı odasında altın kaplamalı büyük bir Meryem ana tablosu bulunmaktadır. Bunu 2 rahibin yaptığı, paha biçilemez değerde olduğu söylenmektedir.

Evin ilgi çekici özellerinden bazıları;
1960’lı yıllarda inşa edilmiş olmasına rağmen tüm odalarında merkezi klima sisteminin kurulmuş olmasıdır.
Deprem uyarısı için özel bir dolabın ve üzerinde özel bir heykelin bulunması, eve sonradan yapılmış olan odanın bina ile arasında boşluk bırakılmış olması depreme karşı ne kadar tedbirli olduklarını gösteriyor.
Bukalemun derisiyle kaplı içki dolabı havanın sıcaklığına göre (yaz – kış) renk değiştirmektedir. Bu özelliği için özel bir solüsyon kullanılmaktadır. Evin sahibi ayrıldığı 1974′ den 1984’deki ölümüne kadar her yıl evin bakımı için para göndermiştir. Sonrasında bakımı yapılmayan dolabın renkleri sararmış durumdadır.
Üst kattaki balkonlu odada oturduğunuzda; güneşin hem doğuşunu hem de batışını izleyebiliyorsunuz.

Evin içinde bulunan kasa yıllar sonra Türkiye’den gelen temsilciler ile açılmış, içinden 20 pound ve altın 1 anahtar çıkmıştır. Anahtarın nerede kullanılacağı halen bulunamamıştır.
Bahçede yerin altına inilen gözlem odası bulunmaktadır. Bu gözlem odası tüm vadiyi görebilmektedir. Barış Harekatı sırasında buradan Türk askerlerine ateş edildiği ve çok sayıda şehit verdiğimizi öğrendim.
Bahçede “eko” yapan bir hitap taşı var. Bu noktadan bağırdığınız zaman sesinizin şiddeti artmakta ve hitap ettiğiniz kişiler evin her yerinden sizi duyabilecek seviyede olmaktadır.
Şarap çeşmesi ve daha birçok özellikleri barındırmaktadır.

Bundan 60 yıl önce yapılmış olan harika bir mimariye ve dönemin tüm teknolojik imkanlarının kullanıldığı lüks bir yaşamı incelemeniz size keyif verecektir. Daha detaylı bilgiye http://kibrismavikosk.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Kazan: Pek Farklı Bir Deneyim.

Rusya’nın en büyük 10 kentinden biri olan Kazan, Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkentidir ve Volga’nın bir kolu olan Kazanka nehri kenarında kurulmuştur. Tataristan Özerk Cumhuriyeti Rusya Federasyonu’na bağlıdır.

Kazan’a Nasıl Gidilir? 

Kazan’a THY’nin direkt uçuşları bulunmakta olup karşılıklı olarak yapılmakta olan seferler yaklaşık 4 saat sürmektedir.

Kazan Havalimanı’ndan Şehir Merkezine Nasıl Gidilir? 

İstanbul-Kazan uçuşları akşam geç saatte olduğundan dolayı -01.00 gibi Kazan’da olunuyor, gümrük işlemlerini de hesaba katarsak saat 02.00 gibi havalimanından çıkılıyor- o saatlerde Kazan Havalimanı’ndan şehir merkezine giden tren ve otobüsler çalışmıyor, bu nedenle havalimanı transferi almanızı tavsiye ederim. Havaalanı transferi için  buradan faydalanabilirsiniz.

Tataristan’a Vize Var mı? 

Türk Vatandaşlarının Kazan’a seyahat etmesi için Rus vizesi almaları gerekmektedir.

Kazan’da Gezilecek Yerler Nereleridir?

  • Kul Şerif Camii / Kazan Kremlin’in içinde bulunan muhteşem camii ayrıca Rusya’nın da en büyük camisidir.
  • Kazan Kremlin Sarayı / Unesco Dünya kültür mirası listesinde olan Kazan Kremlin; içinde bulundurduğu Kul Şerif Camii ve Ortodoks kilisesi ile de dinler arası hoşgörünün sembolüdür.

  • Bauman Caddesi / Kazan’ın en popüler yürüyüş ve alışveriş caddesi.

  • Kazan Aile Merkezi / Kazan’ın sembollerinden, kazan şekline yapılmış, iyi bir fotoğraf çekme noktası, evlendirme dairesi olarak da hizmet veriyor.
  • Musa Jalil Heykeli / Musa Jalil; Tatar asıllı Rus şair olup ayrıca bir halk kahramanıdır. Heykeli Kazan Kremlin’in hemen girişinde bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Sovyet Yaşam Müzesi / Sovyet dönemine ait birçok objenin bulunduğu ve o dönemin hayat akışı hakkında fikir sahibi olabileceğiniz çok ilginç bir müze.
  • Süyümbike Kulesi / Tataristan’ın milli kahramanı olan Süyümbike adına diklmiş olan kuledir. Süyümbike, Hanbike sıfatı ile Kazan Hanlığı’nı yönetmiş olan bir Tatar Sultanıdır.
  • Bütün Dinler Tapınağı / 16 farklı dine ait mabet bulunan yapı.

  • Lenin’in Evi Müzesi / Kazan’ın en eski müzelerinden biri olup 1937 yılında açılmıştır.
  • Tatar Mahallesi / Eski Tatar yaşantısı hakkında fikir edinebileceğiniz geçmişin korunmuş olduğu mahalle.

  • Kolhoz Pazarı / Sebze, meyve, bakliyat, et ve daha birçok şeyi bulabileceğiniz, mutlaka görülmesi gereken yerel bir Pazar.

Kazan Çevresinde Nereleri Görmelisiniz?

  • Sviyazhsk Adası / Kazan’a 30 KM mesafede bulunmakta olan Sviyazhsk Adası kültürel tarihi nedeni ile büyük öneme sahiptir. Korkunç Ivan döneminde kurulmuş olan ada, Tataristan topraklarında bulunan ilk Hristiyan şehri olup Tataristan’ın ilk ahşap kilisesi de bu ada üzerinde bulunmaktadır.

  • Antik Bolgar Şehri / Unesco Dünya kültür mirası listesinde olan Antik Bolgar; Divan-ı Lugati’t Türk’te ”Herkes tarafından bilinen, tanınmış bir Türk şehri” olarak geçmektedir. Ortaçağdan kalma camiler ve kiliselerin bulunmakta olduğu Antik Bolgar’da dünyanın en büyük ebatlı Kur’an-ı Kerim’i de sergilenmektedir.

Kazan’ın Volga ( İdil ) nehri kıyısında bulunan limanından kalkan botlar ile Bolgar Antik Şehri’ne seyahat edebilirsiniz.08.00 kalkışlı botlar yaklaşık 2,5 saat süren bir yolculuk sonrası Bolgar’a varıyor. Volga nehri üzerinde yapılacak bu bot yolculuğu da eşsiz bir deneyim olabilir.

Tatar Mutfağı Hakkında Kısa Kısa…

  • Tatar mutfağı gerçekten çok geniş ve bizim damak tadımıza uygun bir yelpazeye sahip. Koyun ve tavuk etinin yanı sıra at eti de çok rağbet görüyor.
  • Çay vazgeçilmez.
  • Hamur işleri çok önemli bir yere sahip.
  • Tatlı, olmazsa olmaz.

Tatar Mutfağının Öne Çıkan Yemekleri Neleridir?

  • Kıstıbıy / Gözlemeye benzeyen, içi patates püresi ile dolu yarım ay şeklinde hamur işi.
  • Öçpoçmak / Tatar mutfağının en lezzetli hamur yemeklerinden biridir. İçinde et, soğan, patates var ve üçgen şeklinde.
  • At Eti Yahnisi /  At etinden yapılan, Tatar mutfağının çok rağbet gören yemeklerinden biri.
  • Pelmeni / Rus usulü mantı.
  • Çak Çak Tatlısı / Tataristan tatlılarının medarı iftiharı.
  • Eleş / İçinde patates, kıyma, yada kuzu eti olan, yuvarlak ve yumuşak hamurlu, börek formunda bir Tatar mutfağı klasiği.
  • Gubayda / İçinde pirinç, kuru üzüm ve lor olan dışı hamur bir tatlı.

Restoran Önerilerim:

  • Tatarskaya Usadba / Tatar mutfağını deneyimleyebileceğiniz en doğru mekânlardan biri.
  • Craft Restaurant Petzold / Avrupa mutfağı.
  • Cenghis Khan Restaurant / Rus ve Tatar mutfağı. Bolgar Antik Şehri’ne gittiğiniz zaman öğlen yemeği için uğramanızı tavsiye edeceğim otantik bir mekan.
  • Night City Restaurant & Bar / Tatar ve Avrupa mutfağı.

Kazan’da Nerede Konaklama Yapmalı?

Ben Kazan seyahatim sırasında Korston Club Otel’de konaklama yaptım. Oda gayet iyiydi; lakin kahvaltıda bizim damak tadımıza göre bir şeyler bulmak oldukça zordu. Otel, şehrin tam göbeğinde olmamasına karşın araba ile merkezi noktalara 10 dakika uzaklıkta. Buradan otel hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Ayrıca diğer önerebileceğim oteller;

  • Ramada Kazan City Center.
  • Kazan Rivyera.
  • Cortyard Mariott Kazan Kremlin.
  • Bilyar Palace.

Kazan’da Ne Yapmadan Dönmemelisiniz?

  • Tatar yemeklerini mutlaka tadın.
  • Kazanka nehri kıyısında gezin.
  • Antik Bolgar Şehri’ni ziyaret edin.
  • Kolhoz Pazarında alışveriş yapın.
  • Çak çak tatlısını mutlaka deneyin.
  • Bauman caddesinde yürüyüş yapın.
  • Kazan Kremlin Sarayını ve içinde bulunan Kul Şerif Camisini ziyaret edin.
  • Riviera Otel içindeki Aqua Park Rivera’da vakit geçirin.
  • Turistik tramvay ile şehir turu yapın.
  • The Legend Gece Kulübü’nde Kazan gecelerinin tadını çıkartın.

Roma tek bir günde nasıl gezilir?

Roma asla ve asla birkaç günde gezilecek bir şehir değil. Tam anlamıyla Roma’yı gezmek, hem iç hem de dış mekânları içinize sindirerek ziyaret etmek için minimum 4 güne ihtiyaç olduğu kesin lakin benim bu yazımdaki konum hızlandırılmış Roma gezisi olacak.
Eğer Roma’da geçirecek 7-8  saatiniz varsa, Roma’yı nasıl gezersiniz? Haydi, şimdi hep beraber Termini’ den yola çıkıp yürüyerek Roma’yı gezelim. Yer bildirelim, Selfie çekelim.
*Aşağıdaki program yürümeyi seven, gezgin ruhu taşıyan insanlar için uygun olup iki yürüyüp beş oturanlara asla tavsiye edilmez.
Turumuza Termini tren istasyonundan başlıyoruz…..

TERMINI‘DEN PIAZZA DELLA REPUBLICA‘YA …
Termini tren istasyonunun otobüs duraklarına bakan ana kapısına sırtınızı verip tam karşıda mevcut ( Piazza Del Cinquecento) otobüs duraklarından devam edip trafik ışıklarından karşı kaldırıma geçiyoruz. Geçtiğimiz noktada sağ tarafta 15,20 metre kadar ileride National Roman Museum ‘un girişi var, biz Viale Luigi Einaudi ‘den devam ederek Piazza Della Republica ‘ya varıyoruz. Meydanın ortasında Fontana Delle Naiadi, hemen sağ tarafında Basilica Santa Maria Angeli var. Sırtımız hala Termini yönünde olacak şekilde durduğumuzda sol tarafta kalan cadde Via Nazionale olup bu caddeden düz aşağıya devam ettiğimiz zaman varacağımız nokta Piazza Venezia ama bizim rotamız bu şekilde değil. Piazza Della Republica ‘da işimiz bittikten sonra Piazza Barberini ‘ye devam ediyoruz

PIAZZA DELLA REPUBLICA ‘DAN PIAZZA BARBERINI’YE…
Sırtımız Termini’ye bakıyor olacak şekilde devam ediyoruz. Karşımızda yol ikiye ayrılıyor orta kısımda kafe var. Biz yolun sol tarafından aşağıya doğru devam ediyoruz kısa bir süre sonra sağ tarafta Fontana Dell’Acqua Felice ve onun hemen yanındaki sokağın hemen girişinde sol tarafta Chiesa Di Santa Maria Della Vittoria , sol tarafta ise onlarca motorun park ettiği park alanı karşınıza çıkacak. Sol kaldırım tarafından araç akışına ters yönde Via Barberini ‘den aşağıya doğru yürüyor ve sonunda Piazza Barberini ‘ye ulaşıyoruz. Triton Fountain önünde resim çekiyor, inceliyor ve yolumuza devam ediyoruz. Yorgunluk başlamış ise civar kafelerde bir kahve molası veriyoruz lakin yorulmak için çok erken ve daha gezmemiz gereken çok yer var.

PIAZZA BARBERINI ‘DEN PIAZZA DI SPAGNA’YA…
Meydana geldiğiniz zaman sol tarafta Barberini Metro istasyonu var. Yolun tam karşı tarafı meşhur cadde Via Del Corso’ya gidiyor lakin biz sağ kolda kalan Via Sistina ‘ya girip yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonrasında İspanyol Merdivenleri’nin üst tarafına ulaşıyoruz. Artık Piazza Spagna ve Spanish Steps ( İspanyol Merdivenleri, Scalinata Dİ Trinita Dei Monti ) ‘ye varmış oluyoruz. Merdivenlerden indiğiniz nokta Piazza Spagna olup Fontana Della Barcaccia ‘da bu meydanda bulunmaktadır.

PIAZZA SPAGNA’DAN PIAZZA DEL POPOLO ‘YA..
Merdivenlere sırtımızı verip sağa dönüyoruz düz devam edip Via Del Babuino ‘ya girip bu caddeden devam ederek Piazza Del Popolo‘ya varıyoruz. Bu meydanda Park Borghese‘ye çıkıp panoramik şehir manzarası izleyebilir, park içinde gezinti yapabilir ayrıca Galleria Borghese’yi ( Ekstra zaman gerektirdiği için bu yürüyüş turu için vakit açısından uygun olmaz )ziyaret edebilirsiniz.

PIAZZA DEL POPOLO’DAN FONTANA TREVİ’ YE ( AŞK ÇEŞMESİ)…
Roma’nın en ünlü caddelerinden biri olan Via Del Corso ‘ya girip yürümeye başlıyoruz. Oldukça keyifli ve hareketli bir cadde. Lüks mağazalar, yemek yenecek restoranlar, sokak satıcıları, müzisyenler, ressamlar ile dopdolu. Via Del Corso’nun bir ucu Piazza del Popolo diğer ucu ise Musollini’nin meşhur balkon konuşmasını yapmış olduğu Victorio Emenuele II anıtı ve Piazza Venezia. Piazza Del Popolo’dan yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş sonrası sol koldaki tabelaları takip ederek Fontana Trevi’ye ulaşabilirsiniz. Via Del Corso ‘nun uzunluğunu 3 birim olarak düşünürsek Fontana Trevi için sapmanız gereken nokta yaklaşık olarak 2.birimin sonu. Sola saptıktan sonra birkaç küçük manevra yapmak Fontana Trevi’ ye ulaşmanız için yeterli. Artık meşhur Aşk Çeşmesine para atıp önünde resim çektirebilir yanında bulunan Gelaterialardan Roma Dondurması tadabilirsiniz.

FONTANA TREVİ’DEN PANTHEON’A…
Fontana Trevi’ ye gelirken kullandığımız yol vasıtası ile Via Del Corso ‘ya geri çıkıyor ve karşı kaldırıma geçiyoruz. Karşı kaldırıma geçtiğimiz yerden iç tarafa doğru yürüyor ve tabelaları takip ederek Pantheon’a 5 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşıyoruz.

PANTHEON’DAN PIAZZA NAVONA…
Pantheon’a sırtınızı verip sol tarafta bulunan Via Giustiniani’den düz devam ediyoruz.Karşımıza çıkan cadde olan Via Del Salvatore’den düz devam edip Corso Del Rinascimento caddesine vardığımızda sola sapıp sağ tarafta bulunan ilk sokağa girdiğimizde sokağın sonu Piazza Navona. Piazza Navona ’da: Fontana Dei Fiumi, Fontana Del Moro, Fontana Del Nettuno çeşmelerini görecek ve Chiesa Di Sant ‘Agnese İn Agone Kilisesini açık olduğu zaman dilimine denk gelmişseniz ziyaret edebilme imkânı bulabileceksiniz. Ayrıca Piazza Navona tarihi dokusu ve eserlerinin yanı sıra ressamları, sokak satıcıları, kafeleri, restoranları ile Roma seyahatlerinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

PIAZZA NAVONA’DAN CAMPO DEI FIORI…
Piazza Navona ‘da Fontano Del Moro ‘ya sırtımızı verip tam karşı sokaktan düz olarak devam edip caddeye çıkıyoruz.Işıklardan karşıya geçip Via Dei Giubbonari ‘den devam edip 3,4 dakikalık bir yürüyüş sonunda Campo Dei Fuori’ye varıyoruz. Campo Dei Fuori’de Giordano Bruno heykeli altında soluklanabilir, Foro Campo Dei Fuori’den şahane İtalyan hamur işlerini deneyimleyebilir yada meydanda bulunan birbirinden nefis restoranlarda İtalyan mutfağının muhteşem lezzetlerini tadabilirsiniz. Tabii ki meydanda kurulmuş küçük pazarı gezmeyi de ihmal etmeyin.

CAMPO DEI FIORI’DEN TRASTEVERE…
Campo Dei Fuori ‘ye geldiğimiz yönün tam aksi yönde mevcut dar sokaklardan birine girip nehire kadar ilerliyor ve nehir üstündeki köprüler vasıtası ile – Roma’da Sanatçıların ve daha bohem bir hayat yaşayan halkın tercih ettiği kısmı olan- Trastevere’ ye varıyoruz.( Günlük bir Roma gezisi için Trastevere pek uygun olmayabilir lakin burada 1,2 saat geçirmek gerekir)

TRASTEVERE ‘DEN PIAZZA VENEZIA / VITTORIO EMANUELE 2 ABİDESİ…
Trastevere’ye gelene kadar Via Del Corso’dan beri aştığımız yolları geri dönüp Via Del Corso’ya vardığımızda sağa dönüp yürüdüğümüz zaman 5,6 dakika sonra Piazza Venezia’ya ve Musollini’nin meşhur balkon konuşmalarını yapmış olduğu Vittorio Emanuele 2 Abidesi’ne ulaşabilirsiniz.

PIAZZA VENEZIA’DAN CAPİTOLİNİ TEPESİ VE MÜZESİ VE KOLEZYUM’A …..
Vittorio Emanuele Abidesi’ni gezerken ve üst kattaki balkonlarına çıktığınızda sırtınızı Via Del Corso tarafına verip aksi yöne doğru baktığınızda zaten Kolezyum , Roman Forum ve Palatino tepesi bütün görkemi ile görüş menzilinize girecek. Piazza Venezia‘dan Kolezyum’a doğru yürümeniz yaklaşık 10 dakikanızı alır isterseniz Kolezyum’a gitmeden önce yol üzerinde bulunan Capitolini tepesine çıkabilir ayrıca Capitolini müzesini de ziyaret edebilirsiniz.

KOLEZYUM’ DAN SANTA MARIA MAGGIORE…
Koezyum’dan çıktıktan sonra yolun karşı tarafına geçiyoruz ve Piazza Venezia yönünde yürüyüp 100 metre kadar sonra sağ taraftan Via Cavour caddesine sapıyoruz.15,20 dakikalık yürüyüşü takiben Muhteşem ve son derece görkemli bir yapı olan Basilica Di Santa Maria Maggiore’ye varıyoruz.Santa Maria Maggiore ‘den çıktıktan sonra ise geldiğimiz yönde devam ettiğimiz zaman bu yorucu fakat keyifli yürüyüşümüze başlamış olduğumuz merkez tren istasyonu Termini’ya varıyoruz.

VATİKAN..
*’’Roma ‘ya geldik Vatikan’ı görmeden mi döneceğiz?’’ dediğinizi duyuyor gibiyim. Haklısınız Roma’ya gelip Vatikan’ı görmemek olmaz ama bu yazmış olduğumuz program Roma ‘da sadece kısıtlı zamanı olan ve Roma’yı yürüyerek 6,7 saat içinde gezmek isteyenler için önerilen bir programdır.
Eğer Vaktiniz ve gücünüz kalır ise yada bu programdan bir bölümü çıkartırsanız Piazza Navona’dan yaklaşık 15 dakika süren bir yürüyüş ile hem Castel Sant’Angelo hem de Vatikan’ı da görebilirsiniz. Ayrıca Termini tren istasyonundan A Metro hattı ile Ottaviano ‘San Pietro’ yada Cipro ‘Musie Vaticani’ duraklarında inerek 10 dakikalık bir yürüyüş ile Vatikan’a ulaşabilirsiniz.

Lufthansa Airbus A 380

Geçen ay Lufthansa yetkilileri bizleri Frankfurt’ta ağırladılar. Bu gezide hem kendi bünyelerinde bulunmakta olan Airbus A 380 uçaklarını hem de Frankfurt Havalimanını bizlere tanıttılar. Bu gezi sırasında ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bazı notlar aldım, umarım işinize yarar.

AIRBUS A 380 KOLTUK UZUNLUK VE GENİŞLİK DETAYLARI.

  • First Class; koltuk uzunluğu 81 cm, koltuk genişliği 31cm, 8 açık süit,180 derece yatan koltuklar.
  • Business Class; koltuk uzunluğu 64 cm, koltuk genişliği 20 cm ,78 adet 180 derece yatan koltuk.
  • Premium Economy Class; koltuk uzunluğu 38 cm, koltuk genişliği 19 cm, 52 adet normalden daha fazla yatan koltuk.
  • Economy Class; koltuk uzunluğu 31 cm, koltuk genişliği 18,2 cm, 371 adet standart koltuk.

Toplam yolcu sayısı; 509 kişi.

AIRBUS A 380’DE KAÇ FARKLI YOLCU SINIFI BULUNMAKTA?

Ucakta 4 farklı sınıf bulunmaktadır; First, Business, Premium Economy, Economy Class.

AIRBUS A 380 KAÇ KATLI VE YOLCU SINIFLARI NE ŞEKİLDE DÜZENLENMİŞ?

Airbus 380 2 katlı olup alt kat ön tarafta; Premium Economy ve arkasında Economy Class bulunmakta, üst katta ise First Class ile Business Class ve 28 kişilik daha Economy Class mevcuttur.

AIRBUS A 380’DE SINIFLARA GÖRE KOLTUK DÜZENLERİ NE ŞEKİLDE?

First class kotuk düzeni; 1-2-1

Business Class koltuk düzeni; 2-2-2

Premium Economy koltuk düzeni; 2-4-2

Economy Class koltuk düzeni; 3-4-3

AIRBUS A 380 EBATLARI.

Uzunluk; 73m

Kanat açıklığı; 80m

Yükseklik; 24m

Ağırlık; 500 ton.

LUFTHANSA’NIN  AIRBUS A 380’LERİ İLE İLGİLİ KISA BİLGİLER.

  • Lufthansa Havayollarının su anda mevcut toplam 14 adet A380 Uçağı bulunmaktadır.
  • A 380’ler için Frankfurt havalimanına özel 3 adet hangar yaptırılmış ve uçağın küçük bakımları burada yapılmaktadır.
  • Uçakların ana bakımları Manila veya Beijing de yapılıyor.
  • Lufthansa Frankfurt tan toplam 11 Şehre A380 ile uçuyor. Bu şehirler; New York, Miami, Los Angeles, Houston, Singapur, Delhi, Pekin, Hong Kong, San Francisco, Seul, Şangay
  • Çin, Japonya, Hindistan’a olan uçuşlarda ayrıca uçulan ülkenin yerel yemeği de sunulmaktadır.

LUFTHANSA A 380’İN YEMEK SERVİSİ İLE ALAKALI KISA KISA.

  • Servis uçuşunun uzunluğuna ve gidilecek yere göre değişiklik gösteriyor.
  • Başlangıçta kokteyl ardından 3 çeşit yemek ve sonra ikinci bir yemek servisi yapılmaktadır.
  • Kalkıştan hemen sonra kokteyl servisi – çerez ile – yapılmaktadır.
  • Ana yemekte 2 çeşit sıcak yemek seçimi mevcuttur.
  • Ana yemek sıcak yemek ile beraber salata ve tatlı ile servis ediliyor.
  • Yemeklerden sonra çay ve kahve servisi var.
  • Yapılan yolculuğun süresine bağlı olarak bazı uçuşlarda ikinci kez yemek yada çerez ikramı da yapılmaktadır.
  • Economy Class harici tüm sınıflarda seramik tabak ile servis yapılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

FRANKFURT HAVALİMANI DAHİLİNDE LUFTHANSA LOUNGE HİZMETLERİ.

Lufthansa Frankfurt havalimanı dâhilinde yolcularına 4 farklı Lounge imkânı sunuyor.

  • Lufthansa First Class Lounge;First Class Lounge kullanma hakkına sahip tüm Lufthansa yolcuları, tüm pasaport kontrol işlemlerini özel bir bölümde yaptııp, biniş kartlarını alıp özel VIP araç ile uçaklara transfer edilmektedirler.
  • Lufthansa Senator Lounge.
  • Lufthansa Business Lounge
  • Lufthansa Welcome Lounge.

KÜÇÜK NOTLAR VE AKLIMIZDA KALAN KIRINTILAR.

  • Amerika uçuşları Terminal 1 de A kapısından yapılmaktadır.
  • Airbus 380 uçuşlarının biniş işlemleri 2 farklı kattan aynı anda yapılmaktadır.
  • Airbus 380 Pilotları her 6 ayda bir imtihana girip lisanslarını yenilemek zorundalar.
  • Economy Class yolcuları, koltuk araları geniş olduğu acil çıkışları tercih ediyorlar fakat 75.acil çıkış sırasının hemen yanında tuvaletler mevcut. Uçuş sırasında devamlı insan hareketi o koltukta oturan yolculara rahatsızlık verebilir.
  • Economy Class 95. Sıra koltuk olarak tercih edilebilir.
  • Premium Economy sınıfında uçan yolcular Frankfurt havalimanında eğer arzu ederler ise Lufthansa bilet ofisine 25 Euro ödeme yaparak Business Class Lounge’a giriş bileti alabilirler

Bosfor Ekspresi İle Sofya’ya…

TCDD’ nin Bosfor Ekspresi ile Sofya seferi yapmaya başladığı günden beri bu seyahati planlıyordum. Seferin Sofya’ya olması işin tuzu biberi oldu, bu seyahatin esas gayesi Sofya değil tren ile yurtdışına gidilecek olunmasıydı, tren başka bir noktaya gidiyor olsa da benim kabulümdü lakin seyahat etmeyi planlamakta olduğum Sofya’ya gidiyor olması bir taş ile iki kuş vurmamı sağladı. Bu yazımın konusunu; hem Bosfor Ekspresi hem de Bulgaristan’ın başkenti Sofya oluşturacak.

BOSFOR EKSPRESİ NEREYE GİDER?

Bosfor Ekspresi an itibari ile İstanbul ( Halkalı ) – Sofya seferlerini gerçekleştirmekte olup yapmakta olduğu ya da yapamamakta olduğu reklamlarından edindiğim bilgiye dayanarak 2 Haziran 2017 itibari ile bu seferini Belgrad ve Bükreş’e kadar devam ettirecektir.

BOSFOR EKSPRESİ İLE SOFYA SEFERİNİN NE GİBİ AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI VAR?

Aşağıda sıralamış olduğum avantaj ve dezavantajların detaylarını yazımın içinde bulabileceksiniz.

Önce avantajları;

  • Gidiş / Dönüş yolculuğunuzu uçak bileti fiyatından çok daha ucuza yapabilirsiniz.
  • Yataklı vagon ile çok fazla yol yorgunluğu yaşamadan yolculuk yapabilirsiniz.
  • Sofya’da belki de hiç konaklama yapmadan, sadece yataklı tren ile sabah Sofya’ya inip 08.30, akşam aynı trenin Sofya – İstanbul seferi ile Türkiye’ye geri dönebilirsiniz 21.00.
  • Gidiş ve dönüş yolculuklarınız yataklı vagon ile olacağından otel masrafından kurtulabilirsiniz.

Şimdi de dezavantajları;

  • Gümrük ve pasaport işlemleri için tam uykunuzun en can alıcı yerinde 1,5 saat kadar ayakta kalmak en büyük dezavantaj, 02.00 gibi Kapıkule’de olunuyor.
  • Tren dâhilinde restoranın olmamasını geçin, Halkalı istasyonunda dahi herhangi bir büfe vs. bulunmaması.
  • Halkalı tren istasyonuna ulaşmanın zorluğu.

BOSFOR EKSPRESİ İÇİN BİLETİ NEREDEN ALABİLİRSİNİZ?

Ne yazık ki bu eksprese online bilet  satışı yok, Sirkeci Garı Uluslararası Bilet Gişesinden biletinizi alabilirsiniz lakin karşınıza konuya çok hakim insanlar çıkmayacak, bu duruma da hazırlıklı olun. Bilet gişeleri Sirkeci Tren Garı’na girdiğinizde hemen sol tarafta.

BOSFOR EKSPRESİ BİLET ÜCRETİ NE KADAR?

Yataklı vagon için kişi başı ücret (Eğer iki kişi seyahat ediyorsanız) ; 146,40 TL bilet,118,80 TL’ de yatak ücreti, yani toplamda iki kişilik odada kişi başı 265,20 TL. Eğer tek başınıza seyahat edecekseniz tüm oda ücretini ödemeniz gerekecektir.

BOSFOR EKSPRESİ KALKIŞ  VE VARIŞ SAATLERİ NEDİR?

Bosfor Ekspresi’nin İstanbul ‘dan ( Halkalı ) kalkış saati; 22.40, Sofya’dan ise 21.00. Bu seferler her gün karşılıklı olarak yapılmaktadır. Sofya’da 09.00 gibi, İstanbul’da ise 07.00 gibi olunuyor.

PEKİ, HALKALI’YA NASIL ULAŞACAKSINIZ?

TCDD’nin Sirkeci Garın yan tarafından ( Denize bakan taraf ) saat 21.30 ‘da kalkan servisi var. İstanbul trafiğinin durumu malum lakin servis Halkalı ’ya ulaşmadan tren kalkmıyor ve İstanbul’a dönüşte de aynı servis sizi Sirkeci Garı’na kadar ücretsiz olarak götürüyor.

BOSFOR EKSPRES’İ YATAKLI VAGONUNDA NELER VAR ?

Ranza, minibar, askı, lavabo, ayna, priz, terlik, yüz havlusu, küçük sürme masa. Oturmak için kullanılan koltuk yatarken ranza oluyor. Odalar oldukça küçük lakin keyifli, fakat çok büyük valiziniz olması durumunda hareket etmek oldukça zorlaşacaktır. Yetkililer trene binişinizden hemen sonra gelip yataklarınızı hazırlıyorlar. Temizlik konusunda sıkıntı yok. Odalarda WC yok, ortak kullanım alanında var. Sigara içilmiyor.

 

 

 

 

 

SINIR, GÜMRÜK, PASAPORT İŞLEMLERİNDE SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Saat 02.00 gibi Kapıkule sınır kapısına varılıyor. Kapıkule’de trenden inip alt geçitten geçerek karşı peronda bulunan gümrük kısmına geçip, pasaport işleminizi yaptırıp trene geri dönmeniz gerekiyor, sonra trene gümrük polisi gelip arama yapıyor. Yolcu ne kadar fazla ise işlemler de o kadar uzun sürecektir. Yurtdışı çıkış pulunuzu oradan alabiliyorsunuz lakin kesinlikle önceden almış olmanızı tavsiye ediyorum.

Kapıkule sınır kapısında işlemler bittikten yaklaşık 15 dakika sonra Bulgar sınır kapısına varılıyor. Burada trenden inmenize gerek yok, gümrük yetkilileri ve polis trene geliyor, bazı sorular sorup arama yapıp ardından da  pasaport kontrollerini yapıyorlar. Herhangi bir sıkıntı çıkmaz ise buradaki işlemler bittikten sonra yolunuza devam ediyorsunuz.

Benim bulunduğum trenlerde işlemler hem gidiş hem gelişte yaklaşık 1,5 – 2 saat kadar sürdü, trendeki yolcu sayısı her iki sefer içinde 20 civarı idi, yolcu sayısı arttığında bekleme süresi mutlaka artacaktır.

BOSFOR EKSPRESİ DAHİLİNDE YEME İÇME İMKANLARI NELERDİR?

Ne yazık ki Bosfor Ekspresi vagonları arasında yemek vagonu bulunmuyor bu nedenle trene tedarikli binmeniz lazım. Bosfor Ekspresi’ni geçin Halkalı tren istasyonunda bile herhangi bir büfe vb. yok, bu nedenle tüm alışverişinizi Sirkeci’de servise binmeden önce tamamlamış olmanızı tavsiye ederim.

DÖNÜŞ İÇİN SOFYA’DA BOSFOR EKSPRESİ’NE HANGİ PERONDAN BİNECEKSİNİZ?

Sofya – İstanbul seferini yapan Bosfor Ekspresi 1 Numaralı perondan kalkıyor. Tren garına girdiğinizde 1 Nolu peronu gösteren merdivenden yukarı çıkmanız sizi trene ulaştıracaktır.

SOFYA’YA VARDIKTAN SONRA NASIL BİR ROTA İZLENMELİ?

Sofya tren istasyonu şehir merkezine çok yakın, şehir merkezine ulaşmak için Metro kullanılabilir ancak yürüyerek de 15, 20 dakika gibi bir sürede merkeze ulaşabilirsiniz. Sofya küçük bir şehir olduğundan dolayı yürüyerek her yere ulaşmanız mümkün. Terminalden çıktıktan sonra sırtınızı terminale verip sol tarafa doğru yürümeniz ve köşede bulunan Ramada otelinin bulunduğu caddeden düz aşağıya doğru devam etmeniz sizi şehir merkezine kadar ulaştıracaktır.

SOFYA HAKKINDA KISA BİLGİLER.

  • Para birimi Leva, 1 Euro yaklaşık 2 Leva.
  • Tarih boyunca Sofya; Sardi, Serdika gibi isimler ile de anılmış.
  • Serbest dolaşım ile beraber ülkedeki genç nüfusun büyük bölümü diğer Avrupa ülkelerine gitmiş durumda.
  • Bulgaristan, Avrupa’da nüfusu en hızlı azalan ülke.
  • Sofya, Bulgaristan’ın başkenti ve Sofya’da yaklaşık 1,3 milyon insan yaşıyor.
  • Ülke nüfusunun % 10 kadarını Türkler oluşturuyor.
  • Hem ucuz oluşu hem de Türkiye’ye yakınlığı ile cazip bir destinasyon.
  • Toplu taşıma sabah 05.00’dan 24.00’a kadar var ve bilet fiyatları 1 Leva.
  • Havalimanından şehre 84 ve 284 numaralı otobüsler ile ulaşılmaktadır.
  • Şehir oldukça küçük, bu nedenle her yer yürüme mesafesinde.
  • Şehrin pek çok yerinde Osmanlı izlerine rastlamak mümkün.
  • Sovyet döneminin izleri şehrin her yerinde karşınıza çıkıyor.
  • Sofya parklarla dolu.
  • Bulgar yemekleri oldukça lezzetli.
  • Bulgaristan Türklere vize uyguluyor bu nedenle pasaportunuzda Schengen ya da Bulgar vizeniz mutlaka olmalı.

SOFYA’DA NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

Benim yaptığım gezi tek günlük olduğu için kendime tek gün içinde bitirebileceğim bir yürüyüş rotası hazırladım ve herhangi bir araç kullanmadım. Şimdi size bu rotadan ve bu parkur üzerinde ziyaret ettiğim cazibe noktalarından söz edeceğim.

GEZEBİLDİĞİM YERLER NERELER?

  • Banyabaşı Camii / 1566 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
  • Sveta Petka Kilisesi / 11.YY’da yapılmış olan küçük bir Ortodoks kilisesi.
  • Saint George Kilisesi / Sofya’nın en eski yapısı olup 4.YY’ da yapılmıştır.
  • Tsar Liberator Heykeli / Bulgarları Osmanlı egemenliğinden kurtaran Rus imparatoru 2.Alexander onuruna dikilmiştir.
  • Alexander Nevsky Katedrali / Sofya’da hatta Bulgaristan’da göreceğiniz en görkemli yapı.
  • Borisova Gradina Parkı / Yeşile doyacağınız huzur dolu bir park.
  • Ulusal Kültür Sarayı / Avrupa’nın en büyük kongre merkezlerinden bir olan Ulusal Kültür Sarayı’nda ayrıca her yıl yapılmakta olan Sofya Film Festivali de düzenlenmektedir.
  • Vitosha Caddesi / Sofya’nın Bağdat Caddesi ya da İstiklali.
  • Sveti Sedmochislenitsi Kilisesi (Kara Camii)/ Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş olan Kara Camii daha sonra kiliseye çevrilmiştir.

DAHA ÇOK VAKTİM OLSAYDI BAŞKA NERELERİ GEZERDİM?

  • Sofya Arkeoloji Müzesi / Aslı Sofya Büyük Camii olan bina 1892 yılından bu yana Sofya Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir.
  • Ulusal Sanat Galerisi / Bulgaristan sanat ve kültür tarihi hakkında fikir edinmenizi sağlayacak olan galeriyi görkemli binasında ziyaret edebilirsiniz.
  • Sofya Hayvanat Bahçesi / zoosofia.com adresinden daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

SOFYA’DAN YEME,İÇME İPUÇLARI.

Bulgar yemekleri damak tadımıza çok uygun ve Bulgar mutfağı Türk mutfağı ile çok benzer. Bulgar mutfağından öne çıkan ve tatmanızı önereceğim yemekleri aşağıda bulabilirsiniz. Ayrıca Bulgaristan topraklarında canınız Türk yemeği çeker ise Banyabaşı Camii karşı sırasında bulunan Köfteci, hem köftesi hem de çeşit çeşit Türk yemekleri ile gurbette Türkiye hasretinizin dinmesine kesinlikle yardımcı olacaktır.

  • Tarator Çorbası.
  • Bulgar Kebabı.
  • Tikvenik Böreği.
  • Funiyki Tatlısı.
  • Kaşkaval Peyniri.
  • Rakija ( Bulgar Rakısı)

Ljubljana ve Çevresi Gezi Rehberi.

 LJUBLJANA.

Ljubljana seyahatimi planlamaya başladığımda bu küçük ülke hakkında bazı fikirlerim vardı, seyahat hakkında rota çizerken bilgim daha da arttı lakin vardığımda, beklediğimin çok üstünde standartlara ve muhteşem bir doğaya sahip bu derece – her bir yanı – yeşil bir ülke ile karşılaşacağımı kesinlikle hayal etmiyordum.Slovenya seyahatim boyunca izlemiş olduğum rota, gittiğim yerler, toplu taşıma, araba kiralama, yeme/ içme, fiyatlar vb. kısa bilgiler yazımın konusu olacak.

LJUBLJANA’YA NASIL GİDİLİR?

THY’nın Adria Havayolları ile ortaklaşa gerçekleştirmekte olduğu seferler ile Ljubljana’ya uçabilirsiniz. Her gün karşılıklı olarak iki sefer yapılmakta olup uçuş yaklaşık 2 saat 15 dakika sürmektedir.

LJUBLJANA HAVALİMANINDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Ljubljana JozePucnic Havaalanı oldukça küçük, şehir merkezine uzaklığı 26 km, pasaport kontrolünden çıktıktan sonra kendinizi anında dışarıda buluyorsunuz. Şehir merkezine ulaşmanın en kolay yolu 28 Nolu otobüs. Havalimanı çıkışında otobüsün kalktığı yeri kolaylıkla bulabilirsiniz, her saat başı kalkan otobüs sizi şehir merkezinde bulunan otobüs terminaline götürüyor, yolculuk 40-45 dakika arası zaman alıyor. Otobüs terminali ve merkez tren istasyonu aynı yerde ve buradan şehrin cazibe noktalarına ulaşmak oldukça kolay.Hafta sonları ve resmi tatil günlerinde ise otobüs seferleri çok daha seyrek yapılıyor bunu göz önünde bulundurmanızda fayda var.Otobüs seferleri hakkında daha detaylı bilgiye http://www.ljubljana.info/airport/bus/ ‘den ulaşabilirsiniz.

Ayrıca özel transfer yada Shuttle almak isterseniz, www.goopti.com adresinden faydalanabilirsiniz.Ben kullandım ve kesinlikle çok memnun kaldım.Goopti ile Ljubljana Havalimanından İtalya, Avusturya, Almanya şehirlerine dahi transfer alabilirsiniz.Fiyatlar oldukça uygun ve servis gayet kaliteli.Göz atmanızı tavsiye ederim.Pişman olmazsınız, tecrübe ile sabit.

ŞEHİRLERARASI ULAŞIM NASIL?

Bu güzel ve küçük ülkede sadece şehir merkezlerini gezerseniz bence Slovenya’yı gezmiş olmazsınız. Kesinlikle göller, dağlar vb doğal güzelliklerin peşine de takılmalısınız bu nedenledir ki şehirlerarası ulaşım araçları size bu konuda tam bir yardım sağlayamayabilir.Slovenya şehirlerarası ulaşımda bir İtalya yada Almanya değil o nedenle eğer ülkeyi kapsamlı gezmek istiyorsanız ve dağ,tepe, göller de ilgi alnınız içinde ise araba kiralamanızı tavsiye ediyorum. Zaten sadece Ljubljana‘yı gezmeyi tasarlıyorsanız bir ucundan bir ucu 1,5 saat yani herhangi bir araç gereksiz.Yazımın üst kısmında da belirtmiş olduğum gibi Ljubljana merkez tren istasyonu şehrin göbeğinde sayılır, linkten tren seferleri ve fiyatları hakkında detaylı fikir alabilirsiniz. http://www.slo-zeleznice.si/en/

OTEL ÖNERİSİ.

Ljubljana küçük bir şehir olduğu için konaklayacağınız hiçbir noktanın gezmeniz gereken cazibe merkezlerine ulaşım açısından çokta sıkıntı yaratacağını sanmıyorum. Biz hem nehir kenarına çok yakın hem de otobüs, tren terminaline yürüyerek 6,7 dakika mesafedeki  Hotel Park Urban &Green‘de konakladık, otel hakkında detaylı bilgiye linkten ulaşabilirsiniz http://www.hotelpark.si/. Bizim adımıza bir sıkıntı olmadı, ödediğimiz para ile aldığımız hizmet örtüşüyordu ve kahvaltı gayet iyiydi. Otel, turizm acentelerinin yoğun olarak gruplarını yatırdığı bir yer olduğundan dolayı sürekli bir giriş / çıkış hali var bu nedenle çok üst katlarda bir odada kalırsanız asansörü yakalama şansınız çok az oluyor, tavsiyem alt katlardan bir oda talep etmeniz şeklinde.Biz 10.katta kaldık ve bu sıkıntıyı yaşadık, ya asansör gelmedi ya da gelen asansörler hep valiz doluydu, bu nedenledir ki eğer alt katlarda kalırsanız merdivenleri kullanabilir ve bu sıkıntıyı yaşamazsınız.

LJUBLJANA HAKKINDA KISA BİLGİLER?

Ljubljana birçok Avrupa kenti gibi bir nehrin iki yanına kurulmuş bir şehir.Eski Yugoslavya’nın bir parçası olmasına rağmen daha çok Orta Avrupalı havası var.Şehrin her yanı yeşillikler ile dolu. Ljubljana’nın bir ucundan bir ucuna 1,5 -2 saat gibi bir sürede yürüyebilirsiniz. Nehir boyunca kafeler, restoranlar var.Buralarda mutlaka oturup şehrin keyfini çıkarmanız lazım.Fiyatlar diğer Avrupa kentlerine göre çok daha ucuz, örnek vermek gerekir ise 2,5-4 Euro arası Bira , 3 Euro civarı kahve içebilir ; 10 Euro civarı gerçekten kaliteli bir hamburger, gene 10 Euro civarına Fish& cips yiyebilirsiniz.Kıyas yapmanız adına Mc.Donalds’da chicken burger menü 4,5 Euro.Turistlerin Ljubljana’da ortalama konaklaması;1,6 gün.

LJUBLJANA’DA NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

  • LjubljanskiGrad / Ljubljana Kalesi

Ljubljana kalesi için şehirdeki turizm ofisi ve yanındaki semt pazarının tam karşısında bulunan dar sokaktan 15 dakika kadar tırmanmanız gerekiyor. Yolun tam ortasında iki tabela ile iki yön alternatifi göreceksiniz, biz düz devam etmeyi tercih ettik, sola yol gösteren tabeladan devam ederseniz daha düzgün merdivenleri olan bir yol ile kaleye ulaşabilirsiniz, her iki yol da dik ve zorlayıcı lakin yukarıdan alacağınız manzaraya değer. Bunlara katlanamam derseniz Finüküler alternatifi de mevcut ücreti ise gidiş / dönüş 4 Euro. Kale’nin giriş ise 7,5 Euro.

Kalenin etrafı yemyeşil bir ormanlık alan, ormanlık alanı da mutlaka ziyaret edin ve o muhteşem yeşillikler arasında gezin, yeşile doyacaksınız.

  • Presernov Meydanı /

Bu meydanda Slovenya’nın en önemli şairi olan ’ France Preseren’in’ heykeli bulunmaktadır. Ayrıca Fransiskan kilisesi / FranciskanskaCerkevMarijinegaOznanjanja meydanın diğer  tarafında tüm heybetiyle durmakta olup kilisenin tam karşısında ise meşhur Triple Bridge (Tromostovje)yer almaktadır.

  • ZmajskiMost / Ejderha Köprüsü

Ljubljanica nehri üzerinde bulunan bu tarihi köprü, Ljubljana ile ilgili fotoğrafların yüzde 70’inde görebileceğiniz en popüler noktalardan biridir.

  • Ljubljana Azizi Nicholas Katedrali / St.NicholasCathedral ( Ljubljana Cathedral)

300 yıldan daha eski olan katedral şehir merkezinde bulunmaktadır.

  • Tivoli Park / Tivoli Parkı

Her tarafı yemyeşil olan Slovenya’nın Ljubljana’da bulunan enfes yeşil alanlarından biri.

  • Açık Pazar /

Şehir merkezinde bulunmaktadır.

  • Açık Mutfak /

Cuma günleri şehir merkezinde Butcher’s Bridge ile Aziz Nicholas Katedrali arasındaki bölgede kurulan açık mutfakta Sloven mutfağı hakkında fikir edinebilir yöresel tatlar deneyebilirsiniz.

LJUBLJANA ŞEHİR VERGİSİ NE KADAR?

Ljubljana’da yapmış olduğumuz konaklama için gecelik kişi başı 1,25 Euro şehir vergisi ödedik.

 SLOVENYA’NIN GÜNEYİ.

Sizlere yazımın bu kısmında Slovenya’nın güneyinde gezmiş olduğum Koper, Fiesa, Piran ve Portoroz hakkında kısa bilgiler vermeye gayret edeceğim. Koper ile başlayalım.

 KOPER.

Ljubljana’dan Koper yaklaşık 110 Km uzaklıkta. Koper’e otobüs ile gidebilirsiniz lakin bu otobüs yolculuğu biraz zaman alıyor ve aktarmalı, bu nedenledir ki biz Rent a car yapmayı tercih ettik.Otobüs yolculuğu alternatifleri için; www.flixbus.de yada www.goeuro.com gibi sitelerden faydalanabilirsiniz, tren seferleri için de yukarıda da belirttiğim gibihttp://www.slo-zeleznice.si linkini kullanabilirsiniz. Slovenya’da yollar oldukça düzgün ve pek fazla trafik yok. Slovenya’nın her yerinde olduğu gibi Ljubljana- Koper arası yolculuğunuz sırasında da yeşile doyacaksınız.

Koper, İtalyan nüfusun yoğun olduğu bir şehir. İtalyan hükümeti ile yapılmış olan özel bir anlaşma var, bu bölgede ’’Koper, Piran ve Portoroz’da’’ tüm tabelalar iki dilde ve tüm resmi dairelerde hem Sloven hem İtalyan bayrakları asılıyor.Aynı durum İtalya’da Triesete’de de geçerli, zaten Slovenlere göre Trieste bir İtalyan değil bir Sloven şehri. Koper Slovenya’nın deniz ile bağlantısı olan en önemli limanı, Slovenya’da toplam Adriyatik kıyı şeridi 40 km ve ülkenin başka bir kıyı şeridi yok. Arabanızı Koper limanı yakınındaki ücretli otoparklara bırakabilirsiniz. Şehir çok küçük ve yürüyerek rahatlıkla gezilebilir.Şehri gezdikten sonra liman bölümündeki kafelerde Adriyatik manzarası eşliğinde kahvenizi yudumlayabilir yada bir şeyler atıştırarak şehrin keyfini çıkarabilirsiniz.

KOPER’DE NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

  • Koper Limanı /

Kruvazyer gemilerinin hareket ettiği liman ve marina burada bulunmaktadır. Toplu taşıma kullanıyorsanız Piran’a gidebileceğiniz otobüslerde buradan kalkmaktadır.

  • Tito Meydanı /

Eski şehirde bulunmakta olan Tito Meydanı adını Yugoslavya’nın kurucusu olan JosipBrozTito’dan almıştır.

  • StolnicaMarijinegaVnebovzetja ( Assumption Katedrali) /

Gotik ve Rönesans mimarisi özelliklerini taşıyan katedral, eski şehrin ana merkezi olan Tito Meydanında bulunmaktadır.

  • Çan Kulesi /

Tito Meydanında Assumption Katedrali yan tarafında bulunmaktadır.

  • Snack Bar /

Strska cesta 67 Koper adresinde bulunan Snack Bar isimli mekanın hamburger ve biralarını deneyimlemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.

 PIRAN.

Koper’den Piran 20 dakika kadar sürüyor. Yazımın Koper kısmında da belirtmiş olduğum gibi Koper Limanından Piran’a otobüs seferleri mevcut.Eğer bizim gibi yola araba ile devam ediyorsanız direk Fiesa’ya gidip arabanızı Fiesa kıyısında karavan parklarının bulunduğu bölümde ücretsiz olarak park edebilir ve oradan çok keyifli bir sahil rotası izleyerek Piran’a kadar deniz kıyısından yürüyebilirsiniz.Fiesa’da arabanızı ücretsiz olarak park edebileceğiniz alan Hotel Fiesa’nın tam üst kısmında kalıyor,bu noktayı rahatlıkla bulabilirsiniz.Piran’da araba park etmekte sıkıntı çekebileceğiniz için size bu alternatiften söz etmek istedim.

Piran dar sokakları, taş evleri, arnavut taşlı caddeleri ile ortaçağdan günümüze kadar korunabilmiş tipik bir Sloven kasabası diyeceğim ama dilim varmıyor çünkü tam bir İtalyan kasabası gibi. Piran’ın tek meydanının adı bile Giusebbe Tartini meydanı yani burada İtalyanlar ile Slovenler tamamı ile birbirlerine karışmışlar. Slovenya’nın İtalya sınır bölgelerine tam olarak Slovenya demek çok zor, Slovenler ile konuştuğumuzda ise Trieste İtalyan şehri değil Sloven şehri diyorlar, konu çok karışık ve fazla kurcalamamak lazım.Piran ve Koper için, buralar aynı İtalya dediğimde, Sloven arkadaşım çok sert tepki verdi ve ben de bir daha böyle bir tanımlamada bulunmadım yani konu çok hassas.

 PORTOROZ.

Piran’dan Portoroz araba ile 10 dakika sürüyor. Portoroz Slovence ’’Güller Limanı’’ anlamına geliyor. Burası topu topu 40 Km olan Sloven kıyı şeridinin en popüler ve şaşalı noktası. Casinoları, yüksek yıldızlı otelleri, ücretsiz plajları (Slovenya’da tüm kıyılar halka açık) ile cazip bir Adriyatik rivierası.

IZOLA.

Slovenya’nın bu kıyı şeridine gelmişken Izola Kasabasını görmeden dönmek olmaz.Zaten o da aynı hat üzerinde yani çok fazla yolunuzu, rotanızı değiştirmenize gerek yok.Izola da bu bölgenin tipik özelliklerini taşıyan bir sahil kasabası, ortaçağdan kalma bir görüntüsü var ve Piran’a oldukça benziyor. Kısa bir yürüyüş ve akabinde marinasında bir kahve, pasta vs. molası ile Izola’nın havasını teneffüs etmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

LJUBLJANA’DAN BLED GÖLÜ, BOHİNJ GÖLÜ VE VOGEL KAYAK MERKEZİ.

BLED GÖLÜ VE ÇEVRESİ.

Yolculuğumuzun bu bölümünde de kiralamış olduğumuz araç ile yola devam ediyoruz. Ljubljana’dan Bled gölü 55 km, yaklaşık 45 dakika içinde Bled’e vardık ve göl kenarında bulduğumuz ücretli otoparka aracımızı bıraktık, dönüşte 5 saat için otoparka 4,5 Euro ücret ödedik.

Ljubljana’dan Bled’e tren yada otobüs ile de ulaşabilirsiniz. Tren ulaşımı için detaylı bilgiye yukarıda da söz etmiş olduğum www.slozeleznice.si adresinden ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk ile alakalı kısa bilgi vermek gerekirse; Ljubljana merkez tren istasyonundan başlayacak olduğunuz Bled yolculuğunuzun süresi 1.27 dakika ile 1.55 dakika arası değişiklik gösteriyor. Jesenice tren istasyonunda aktarma yapıp Bled’e gidecek olan trene binmeniz lazım, Bled Gölü için inmeniz gereken durak Bled Jezero, Bled Jezero’dan Bled merkez yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesinde.

Ljubljana’dan Bled’e otobüs ile ulaşmak için ise www.ap-ljubljana.si adresinden faydalanabilirsiniz.

Bled Gölü cennetten bir parça, masmavi göl ve etrafındaki son bulmayan yeşillikler ile kesinlikle sizi büyüleyecek olan bir yer.Slovenya’ya gelip sadece şehir gezmekle olmaz Bled gölü mutlaka görülmeli. Bled gölü ayrıca dünya üzerindeki en önemli olimpik  kürek parkurlarından birine de ev sahipliği yapıyor. Bled gölünün etrafında tam bir turu – yürüyerek- yaklaşık 1,5 – 2 saat kadar bir sürede yapabilirsiniz. Ayrıca Göl çevresini size gezdiren bir trende mevcut, bu tren ile ilgili bilgi ve Bled gölü ile alakalı aklınıza gelebilecek her soruya cevap bulabileceğiniz site ise www.bled.si olup bu web sayfasını incelemenizi öneririm.

BLED GÖLÜ ÇEVRESİNDE ÖNE ÇIKAN NOKTALAR.

  • BLED ADASI.

Bled gölü ile alakalı resimlerin % 90’ın da görmekte olduğunuz gölün ortasında bulunan görkemli, şato benzeri yapı Bled Adası üzerinde bulunan kilisedir. Göl kenarından Bled Adası’na Pletna ismi verilen kayıklar ile ulaşım sağlanıyor. Kale giriş ücreti 6 Euro.

  • BLED KALESİ.

Bled kalesine tırmanmadan önce aşağıdan kaleye iyice bakın, eğer gözünüz kestiriyorsa tırmanmaya başlayın aksi takdirde yarı yolda çok pişman olabilirsiniz. Kaleye giriş 10 Euro.

  • PARK CAFE’DE KREMA REZİNA.

Krema Rezina, Slovenya’nın her bölgesinde bulabileceğiniz özel bir tatlı lakin tatlı Bled ile özdeşleşmiş. Yorucu bir göl turundan sonra Park Cafe’nin seyir terasında kahvemiz ile birlikte Krema Rezina tatlılarımızı yedik, kafedeki canlı caz performansı ise muhteşem Bled manzarası ile beraber bizi bambaşka duygulara taşıdı, sizlere de Krema Rezinayı tatmanızı tavsiye ederim lakin mutlaka Park Cafe’de yemek gibi bir zorunluluğunuz yok tabii ki de.

BOHINJ GÖLÜ VE VOGEL KAYAK MERKEZİ.

 

Bohinj gölü turistlik literaturde Bled Gölü’nün gölgesinde kalmış durumda lakin en az Bled kadar övgüyü hak ediyor.Bled Gölü’ne 25-30 KM kadar bir mesafede olan Bohinj Gölü, Bled Gölü’nden çok daha bakir bir doğal ortama sahip.Bojing gölü etrafında yürüyüş yapabilir, ormanın ve gölün bol oksijenli havasını iliklerinize kadar hissedeblirsiniz.Bohinj gölü ve muhteşem doğal güzelliklerini 1535 Metreden izlemek için Füniküler ile Vogel Kayak Merkezi’ne çıkmanızı ve bu deneyimi yaşamanızı şiddetle tavsiye ederim, bu doğa harikasına bir nevi kartal yuvası olan Vogel’den bakmak şahane bir his. Finükuler Bohinj gölü ve Vogel’den her yarım saatte bir karşılıklı olarak hareket ediyor, ücreti çift yön 12 Euro. Yukarıya çıktığınızda muhteşem manzara eşliğinde bir şeyler yiyip, içebileceğiniz restoran ve kafe de mevcut.

Bohinj Gölü’ne ulaşım ile akalı ipucu vermek gerekir ise araba ile Bled’den Bohinj Gölü yaklaşık 20-25 dakika kadar sürüyor. Eğer Bled’e kadar toplu taşıma ile gelirseniz, Bled-Bohinj arasını da tren veyahut otobüs ile geçebilirsiniz.Tren için www.slozeleznice.com , otobüs seferleri için ise www.ap-ljubljana.si adresinden faydalanabilirsiniz.                                              

,

Berlin Maratonu ve Yurtdışında Maraton Koşmak.

İlkokulda basketbol, ortaokulda kaleci olarak futbol oynadım. Lise yılları itibariyle kürek sporu yapmaya başlayıp kürek sporunda da milli takım seviyesine kadar ulaştım.

Kürek sporu oldukça ağır ve cefalıdır.. Ayrıca bir o kadar da emek ister. İnsanlar sıcacık yataklarında mışıl mışıl uyurken sabahın kör karanlığında başlayan ve saatlerce süren rutin deniz antrenmanları yapılır. Deniz kötü olduğu günlerde ise insanı canından bezdirecek ölümcül koşu ve ağırlık antrenmanları devreye girer. Hep ’’artık bu sporu bırakacağım’’ denir. Lakin idman sonrası tekneyi iskeleden karaya alırken teknenin içine dolmuş suyu kafaya bir kere yemiş ya da Kurbağalıdere’nin kokusuna bir kez alışmış olan adam kolay kolay bırakamaz bu sporu. Ben de sporu bıraktıktan sonra kendi kendime ’’Bir daha kesinlikle sabahın bu kadar kör saatlerinde uyanmayacağım ve asla koşuya çıkmayacağım’’ demiştim.

Evet, bu düşüncelerime uyduğum bir süre -5,6 yıl kadar- oldu. Bol bol yedim, içtim, gezdim, yattım, kalktım lakin bir süre sonra ufaktan da olsa bir kaşıntı başladı. Bodrum çalışma hayatım bitip de İstanbul’a döndüğüm senenin yaz başlangıcında koşu ayakkabılarımı ayağıma takmış ve kendimi Caddebostan sahilde koşuyor halde buldum. Önceleri bu koşular jogging olarak da tabir edilen tarzda iken daha sonra dozajları gitgide artmaya başladı.

Sürekli idman yapmak, her gün aynı yerlerde koşmak insanı bir süre sonra sıkıyor. Bu idmanlarınızın neticesini alabileceğiniz en güzel aktivite herkese açık koşu yarışları. En azından boşuna idman yapmamış, farklı bir atmosfer yaşamış, kendinizi ölçebilmiş, boynunuza anı madalyası da olsa bir madalya takabilmiş olursunuz. Eğer iyi dereceler yapıyorsanız tabii ki kürsüye de çıkabilirsiniz. Yarış öncesi, sırası, finiş, yarış sonrası fotolarınız olur ve bunlar da sizin koşu olayına daha sıkı sarılmanızı, motivasyonunuzu güncel tutmanızı sağlar.

Önce Avrasya Maratonu Ya Sonra?

Benim de yarış maceram Avrasya maratonu ile başladı. Daha sonra kendimi – yeni yarışlara nasıl katılırım? Nerede hangi yarış var? Nasıl giderim? Nasıl dönerim? –sorularının cevaplarını ararken buldum. Bu araştırmalarım sırasında ilk yardımcılarım yarış takvimi sitesi ve bir de elbette “Association of International Marathons and Distance Races” resmi sitesi aimsworldrunning.org olmuştu.

Sonucunda Türkiye ve Avrupa’da birçok kez maraton, yarı maraton, dağ maratonu, 15 km,10 Km yarışları koştum ve bu yarışlar vasıtası ile birçok yeni insan ile tanıştım. Görmediğim şehirleri, ülkeleri, kasabaları gördüm. En önemlisi, insanların bu yarışlara bakış açısı her ne kadar da -Kaç kişi vardı kaçıncı oldun?- sığlığında olsa bile, ben bu yarışları koşarak ve bitirerek yüksek manevi haz elde ettim. Zaten ‘’kaç kişi vardı kaçıncı oldun?’’ sorusunu soranların büyük çoğunluğunun yaptığı en büyük spor “TV ‘de maç izlemek”. Bırakın 42 Km‘yi koşmayı bunun ¼ ‘ünü yürümeyi beceremezler hatta hayal dahi edemezler!

Yurtdışında Maraton Koşmak – Hem Spor Yap Hem Seyahat Et!

Şimdi Berlin Maratonu ve Münih maratonu tecrübelerimi esas alarak, bu yarışlara nasıl kayıt olunur, nasıl gidilir, nasıl dönülür, maraton fuarı nedir, yarış günü, yarış sonrası vb. gibi bilgileri sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

Yurtdışında Maraton koşmak için Nasıl Kayıt Yapılır, Nasıl Gidilir?

Artık yurtdışında bir yarış koşmayı kafaya koymuşsanız yapmanız gereken ilk işler

  1. Koşulması planlanan yarış seçilmelidir.
  2. Yarış seçimi yapılırken daha önce koşulmuş yahut koşulabilmesi muhtemel bir mesafe seçilmelidir. Eğer idman derecenizin yetmeyeceği bir mesafeyi koşma hayaline kapılırsanız, katılmış olduğunuz yarış size tam anlamıyla zulüm olacaktır.
  3. Aynı yarışa katılacak kişilerle irtibat kurmak mümkünse beraber antrenman yapmak. Tek başına yapılan antrenmanlar bir süre sonra yılgınlık ve bıkkınlık getirebilir.
  4. Benim için yarış seçimindeki en önemli kriter koşabileceğim mesafede bir yarışa katılmak olmuştur. Aksi halde yukarıda da belirttiğim gibi kendinizi gereksiz yere zorlarsınız ve yarış azaba döner ayrıca da spordan soğursunuz.

Berlin ve Münih Maratonları:

Ben kendime ilk maraton yarışı olarak Berlin Maratonu’nu seçmiş ve Berlin Maratonu’na gitmeden önce Türkiye içinde hatırı sayılır rakamda 10 Km yarışı, 4 tane yarı maraton, İsviçre’de de 1 adet yarı maraton koşmuştum. Artık kesinlikle maraton koşmak istiyordum.

Neden Berlin Maratonu?

  1. Dünyanın en önemli maratonlarından biri olması.
  2. Kesinlikle düz bir parkura sahip olması.
  3. Bir önceki yıl dünya rekoru kırılmış olması.
  4. Katıldığım yıl Türkiye‘den ciddi sayıda insanın Berlin maratonuna katılıyor olması.

Berlin Maratonu’na Nasıl Ve Ne Zaman Kayıt Olunur?

Bütün yarışların kendine ait bir internet sitesi var. Kayıt, ödeme gibi işlemler bu siteden yapılıyor.
Örnek vermek gerekirse;
Berlin maratonu için ; www.bmw-berlin-marathon.com/
Münih maratonu için ; www.muenchenmarathon.de/

Berlin maratonuna yaklaşık 11 ay öncesinden kayıt yaptırmıştım. Kayıt açıldıktan yaklaşık bir hafta kadar sonra da kontenjan dolmuş ve kayıtlar kapanmıştı. Düşünün yaklaşık 40.000 kişi koşuyor ve kayıtlar 1 haftada doluyor. Klavye başında kayıtların açılmasını beklemiştik resmen. Dünyanın en önemli spor organizasyonlarından bir tanesi olan Berlin Maratonu’nda maraton harici bir yarış (Yarı maraton,10 Km) koşmanız mümkün değil.

Münih maratonu kayıt aşaması ise Berlin‘e göre çok daha rahat. Aynı kategori maratonlar değiller. Son 1 ay kalana kadar kayıt yaptırma şansınız oluyor. Münih’te maraton harici yarı maraton ve 10 K yarışları koşabilme imkânı da mevcut. Sanırım yarışın daha çok katılımcı sayısına ulaşması için farklı mesafe alternatiflerini de kullanıyorlar. Berlin’de tabi ki de böyle bir kaygı yok.

Kayıt işlemleri sırasında form doldurulurken size çeşitli sorular soruluyor.

• Madalyanıza yazı yazdırmak. (Madalyanızın arkasına derecenizi işletiyorsunuz.)
• Anı T-Shirt’ü almak. (Finisher olduğunuzu göstermek hem de yarışın bir anısı olarak saklamak için.)
• Şimdiye kadar koştuğunuz en iyi derece. (Yarış sırasında kendi temponuzda ve hemen hemen sizinle aynı dereceleri yapacak bir topluluk ile koşmanızı sağlar ve ayrıca sizden daha hızlı koşan kişilerin yol bulmasına engel olmamanız adına çok önemlidir.)
Tabi ki madalya arkasına yazı yazdırmak, Finisher T-Shirt‘ü almak ekstra ödemeler gerektirir.
Bütün soruları cevaplayıp, tercihlerinizi tamamladıktan sonra ödeme sayfasına geçiyor ve ödemenizi yapıyorsunuz.

Başarılı bir şekilde ödemeyi yaptıktan sonra vermiş olduğunuz mail adresine onay mailiniz geliyor. Onay mailini aldıktan sonra yapmanız gereken aylarca yarışın hayalini kurarak idman yapmak, daha önce bu yarışı koşmuş kişilerden gerekli bilgiler öğrenmek ve bazılarından da şehir efsaneleri dinlemek.

Yarışa Kabul Edildikten Sonra Ne Yapmalıyım?

  1. Öncelikle yarışa yönelik bir idman programı edinilmeli.
  2. Mümkün ise profesyonel bir çalıştırıcı yada bir grup ile idman yapılmalı.
  3. Hemen en uygun fiyata uçak bileti alınmalı. Gidiş biletini yarıştan 2 gün önceye (Yarış günü yol yorgunluğu olmaması için)ve dönüşü de 2 gün sonraya (Yarış sonrası keyifli bir şekilde şehri gezebilmek için)almanızı öneririm.Ben Berlin Maratonuna giderken 2 gün önce gitmiş 2 gün sonra dönmüştüm. Bu program gayet iyi olmuştu. Münih maratonuna ilk gittiğimde Maratona 1 gün kala gitmiş hemen ertesi günü dönmüştüm. Bu nedenledir ki, yarış sırasında yol yorgunluğunu kesinlikle hissetmiş ayrıca çok iyi dinlenemeden de geri dönmek zorunda kalmıştım.
  4. Otel rezervasyonu yapılmalı. Otel rezervasyonu yapılırken çıkış ve varış noktalarına yakın, en azından yürüme mesafesinde bir otelde konaklama yapmak faydanıza olacaktır. Berlin‘de çıkış ve varış noktaları aynı, Münih de ise farklı yerlerdeydi. Bu detayların göz önünde bulundurulması konforunuz açısından fayda sağlayacaktır.

Maraton Fuarı Nedir?

Yarış kayıt işlemleriniz bittikten sonra size mail yolu ile ulaşmış olan onay belgeniz vasıtasıyla yarış malzemelerinizi bir çanta içinde alacağınız ayrıca çeşitli koşu malzemelerini satın alabileceğiniz, bir şeyler yiyip içilebileceğiniz, diğer katılımcılar ile bir araya gelebileceğiniz etkinlik alanı. Meşhur makarna partileri de genellikle bu fuar alanlarında yapılmaktadır.

Maraton Öncesi Alacağınız Malzemeler Nelerdir?

  1. Yarış çantası.( Genelde battal boy çöp torbası gibi oluyor)
  2. Göğüs numaranız.
  3. Derecenizi ölçmesi için ayakkabınıza bağlayacak olduğunuz çip. (Çip yok ise derece de yok, yarış sonrası teslim etmeyi unutmamanız lazım, finiş bölgesinde ellerinde kova ile çip toplayanlar oluyor. Teslim etmeyi unuttuğunuz taktirde kayıt sırasında ödeme yaptığınız kredi kartından çip bedelini tahsil ediyorlar.)
  4. Sponsor firmaların torba içine koyduğu eşantiyon malzemeleri ile farklı maratonlar için tanıtım broşürleri.
  5. Ayrıca çantanın (Poşetin)içinden göğüs numaranızın yazılı olduğu bir de sticker çıkıyor. Torbanızı yarış vestiyerine teslim ederken göğüs numaranız ile aynı olan bu stickerı torbanıza/çantanıza yapıştırıyorsunuz ki, yarış sonrası teslim almaya gittiğinizde göğüs numaranız ile torba üzerindeki numara birbirini tutsun.

Bir Yurt Dışı Maratonunda Yarış Günü ve Sonrası Nasıl Geçer?

Yarış günü eğer startınız olağan dışı bir saatte -öğlen ya da akşam- değil ise sabah erken saatte uyanmanız gerekli olacak. Yarış günü konakladığınız otel, maratona katılacaklara yönelik erken kahvaltı uygulaması yapacaktır. İşin açıkçası Berlin Maratonu sabahı 06:00 gibi kahvaltı için salona geçerken biraz çekinmiş hatta içimden “Bu saatte kim kahvaltıya inecek?” demiş fakat içeri girdiğimde salonunun çoktan dolmuş olduğunu ve müşterilerin çok büyük kısmının maraton katılımcısı olduğunu görmüştüm. Maraton uzun bir yarış olduğu için sabah mideyi yarış esnasında pek rahatsız etmeyecek bir şeyler atıştırmakta fayda var.

Yarış günü şehir içi ulaşım katılımcılara ücretsiz oluyor. Metro yada otobüslerde sizinle aynı yöne, aynı amaca doğru hareket eden yüzlerce insan ile beraber yol alıyor ve yarışın heyecanını iyiden iyiye hissetmeye başlıyorsunuz.

Yarış alanlarında göğüs numara aralıkları ile birbirinden ayrılmış çanta bırakma noktaları var. Kendi göğüs numaranızın aralığındaki vestiyeri bulup çantanızı yarış sonunda teslim almak üzere bırakıyorsunuz. Berlin’de sabit vestiyer alanları vardı. Münih’de ise çıkış ile varış farklı noktalarda olduğundan DHL kargo arabaları yarış başlar başlamaz çantaları alıp varış noktasına götürüyorlardı. Yarış sonunda teslim ettiğimiz araçtan çantalarımızı hiçbir sıkıntı olmadan geri almıştık.

Sistem o kadar düzenli ve tıkır tıkır işliyor ki inanın endişe etmeye hiç gerek yok. İnsan Avrasya maratonunda yapılan bagaj ve madalya verme organizasyonu ile kıyasladığı zaman ’’Bizde neden bu iş böyle olamıyor?” diyerek’ hayıflanıyor. Avrasya maratonu sırasında start yerinde çay, simit, muz satıcıları bile oluyor. Elini kolunu sallayan start ve finiş alanına girebiliyor.

Start alanında koşmanız muhtemel derece ve tempoya göre ayrılmış bölümler var. Tahmini koşu derecenize uygun start yerinde olmanız faydanıza olacaktır. Ayrıca tüm katılımcılar yarış başlamadan önce vücutlarını sıcak tutması için giymiş oldukları kıyafetlerini start almadan önce yol kenarına bırakıyorlar. Bu kıyafetler organizasyon tarafından toplanıp ihtiyaç sahiplerine gönderiliyor.

Sizden Hızlıların Start Alanında Yarışa Başlamanızın Ne Mahsuru Var?

  1. Uzun bir süre sürekli olarak sizden daha hızlı yarışçılar geriden gelip sizi geçer.
  2. Bu geçişler sizin moralinizi bozar.
  3. Arkadan gelen sizden hızlı koşuculara yol almaları konusunda engel olursunuz.

Yarış katılımcı sayıları yüksek olduğu için yavaş koşucu dahi olsanız yarışın hiçbir kısmında yalnız koşmuyorsunuz. Her pace (tempo) grubundan birçok yarışmacı olduğundan sürekli kalabalık gruplar ile koşuyorsunuz. Az katılımcılı maratonlarda 4,5 – 5 saat civarı derece yapacak bir tempo ile koşuyorsanız yarışın bir yerinden sonra büyük bir yalnızlık ile baş başa kalma ihtimaliniz çok yüksek. Benim tecrübe ettiğim Berlin ve Münih maratonlarında böyle bir durum olmadı çünkü yukarıda da belirttiğim gibi her tempodan çok sayıda koşucu vardı.

Maraton gerçekten çok zorlu bir yarış. Bir kısmını bacaklar koşarken bir yerden sonrasını beyin koşuyor lakin muhteşem yarış atmosferi içinde bir şekilde finişe ulaşılıyor.

Berlin Maratonu biterken son metrelere doğru tarihi Brandenburg kapısı altından geçip birçok yarışmacı ile beraber bitiş çizgisine doğru yol alıyorsunuz. Finiş alanına kurulmuş tribünlerde bulunan insanların coşkulu desteği altında bitiş çizgisini geçerken başarmış olmanın verdiği müthiş hazzı vücudunuzun her bir noktasında hissediyorsunuz. İşte o fantastik dakikalar çekilen bütün acılara değiyor.
Münih maratonu ise tarihi Münih Olimpiyat stadında bitiyor. Stada girdikten sonra pistte 300 m. kadar koşuyor ve bitiş çizgisine varıyorsunuz. Onun da hazzı tarif edilemez.

Bütün bunlardan sonra artık size madalyanızı alıp, finisher resminizi çektirip, çimlerin üzerine yayılmak ve sponsorlar tarafından dağıtılan buz gibi biranızı yudumlayarak başarmış olmanın keyfini sonuna kadar çıkartmak kalıyor. Yurtdışında maraton koşmak ayrı bir keyif!

Münih’ten Diğer Bavyera Şehirlerine.

MÜNİH’ E YAKIN ŞEHİRLER NERELERİDİR?

Bu seyahatiniz için araba kiralama yoluna gidebileceğiniz gibi tren de çok iyi bir alternatif olabilir. Münih ve çevresine yapacağınız tren yolculukları için www.bahn.de adresinden detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Münih’e yakın şehirlere bir göz atacak olursak;

  • Nürnberg
  • Fürth
  • Salzburg / Avusturya
  • Augsburg
  • Rosenheim
  • Erding
  • Ingolstadt

Münih’ten yukarıda isimleri geçen şehirlere tren ya da araç vasıtası ile kolaylıkla seyahat edebilirsiniz. Ben; Nürnberg, Fürth, Salzburg’a gittim. Şimdi bu geziler hakkında kısa bilgilerimi sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

TREN BİLETİNİZİ NASIL TEMİN EDEBİLİRSİNİZ?

  • Münih merkez tren İstasyonu’ndan yani München Hauptbahnhof’tan bu şehirlere düzenli tren seferleri var.
  • Biletlerinizi gişelerden alabileceğiniz gibi Deutche Bahn ( DB ) makinalarından ve internet sitesinden de temin edebilirsiniz.
  • Deutche Bahn makinalarında Türkçe seçeneği mevcut.
  • Grup halinde seyahat ediyorsanız size günlük Bavyera biletini tavsiye ediyorum.

GÜNLÜK BAVYERA BİLETİ NEDİR?

Bu bilet tüm Bavyera bölgesinde 24 saat boyunca metro, tramvay ve şehirlerarası bölgesel trenlerde geçerlidir.1 ile 5 kişi arası sayıda iseniz tek bir bilet ile normal bilet fiyatlarından çok daha hesaplı bir şekilde Salzburg / Avusturya dahil tüm bölgede seyahat edebilirsiniz.

SALZBURG;

MÜNİH’TEN SALZBURG’A NASIL GİDİLİR?

Münih merkez tren istasyonundan Salzburg’a düzenli tren seferleri var. Seyahat yaklaşık olarak 1 saat 30 dakika kadar sürüyor. Salzburg merkez tren istasyonundan dışarı çıktığınızda karşınıza otobüs durakları gelecek, bu duraklardaki otobüsler yada 20 dakikalık bir yürüyüş ile Salzburg Old Town’a ulaşabilirsiniz.

SALZBURG’DA NERELERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ?

  • Getreidegasse Caddesi / Salzburg old town bölgesindeki en meşhur caddesi.
  • Mozart’s Geburtshaus / Mozart’ın doğduğu ev.
  • Salzburg Katedrali ( Dom Zu Salzburg ) / Görkemli dini yapı.
  • Mozartplatz / Mozart heykelinin de bulunduğu meydan.
  • Residenzplatz / Salzburg Katedrali’nin de bulunduğu meydan.
  • Salzburg Müzesi / Mozartplatz’da bulunan müze. salzburmuseum.at
  • Peter’s Manastırı / Tarihi 969 yılına kadar uzanan manastır.
  • HohenSalzburg Kalesi /Avrupa’da bulunan en görkemli ortaçağ kalelerinden biri.

SALZBURG’DA NE YAPMADAN DÖNMEMELİSİNİZ ?

  • Salzach Nehri üzerinde bulunan Makartsreg köprüsüne kilit asmadan.
  • Dom Quartier önünden kalkan faytonlarla Salzburg’u gezmeden.
  • Schnitzel yemeden.
  • Avusturya birası içmeden.
  • Café Mozart’a uğramadan.
  • Salzburg Nockerl tatlısı yemeden.
  • Avusturya’nın geleneksel kahvesi Malange içmeden.

NURNBERG;

TREN İLE MÜNİH’TEN NURNBERG’E NASIL GİDİLİR?

Münih Nurnberg arası 1 saat 20 dakika kadar sürüyor. Avrupa’da tren biletleri gerçekten çok pahalı fakat bunu aşmanın yolu alınabilecek günlük Bavyera biletleri. Nurnberg oldukça küçük bir şehir ve trenden inilen yer oldukça merkezi. Tren garından çıktıktan sonra, tam karşıdaki caddeden yukarı doğru devam ettiğinizde, o yol sizi Nurnberg Kaiseburg kalesine kadar götürüyor. Göreceğiniz yerler genel olarak bu hat üzerinde ve bu nedenledir ki zorlanmadan, yürüyerek, rahat bir şekilde şehri gezebilirsiniz. Size engel olabilecek tel şey havanın çok soğuk olması olabilir.

NURNBERG’DE GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

  • Kaiseburg Kalesi / Nürnberg eski şehir merkezinde yüksekçe bir tepede bulunan bu kale şehir manzarasının en iyi şekilde alınabileceği yegane noktadır.
  • Hauptmarkt Nurnberg / Şehrin en büyük meydanı ve alışveriş merkezidir.
  • Frauenkirche / Görkemli dini yapı.
  • Saint Lorenz Kilisesi / Mutlaka görülmesi gereken ve mimari açıdan son derece harika bir yapı.
  • Fountain of Virtue / St.Lorenz kilisesi hemen çıkışında bulunan görkemli çeşme.
  • Albrecht Dürer Evi / 1471 doğum, 1528 ölüm; ünlü Alman ressamın Nürnberg’de yaşadığı evi.

FURTH;

NURNBERG’DEN FURTH’E NASIL GİDİLİR?

Fürth artık Nürnberg’in bir semti gibi olmuş ve çok fazla cazip bir noktası yok ama vaktimiz var, orayı da görelim derseniz;

  • Nürnberg U Bahn hattı Fürth’e kadar uzanıyor.
  • Nürnberg Haupthbahnhof’dan U1 Bahn hattı ile Fürth’e kolayca ulaşabilirsiniz.
  • Nürnberg – Fürth arası 11 durak.
  • Fürth Haupthbahnhof ise inmeniz gereken durak.