,

Koca Sinan Paşa Türbesi.

Koca Sinan Paşa Türbesi, Divan Yolu üzerinde Çemberlitaş’tan Beyazıt’a doğru giderken sağ kolda bulunuyor. Bahçe içinde Türbe, iç avlu ve hazire bulunuyor.

Türbe 1596 yılında inşa edilmiş olan Koca Sinan Paşa Külliyesi’nin bir parçasıdır.

Koca Sinan Paşa; 3.Selim, 3.Murat ve 3.Mehmet dönemlerinde beş kez Sadrazamlık görevinde bulunmuş bunun yanı sıra ise Erzurum, Halep ve Mısır’da Mirimiran rütbesi ile Beylerbeyliği yapmıştır. Koca Sina Paşa 1596 yılında ölmüş ve külliye dahilinde bulunan Türbeye gömülmüştür.

 

,

Sultanahmet Camii.

Sultanahmet Camii ya da yabancıların yaygın kullanımı ile Blue Mosque, İstanbul’u ziyaret eden standart bir turistin mutlaka ziyaret ettiği mekânların en üst sıralarında bulunuyor.

Defalarca ziyaret etmiş olmama rağmen güneşli ve ılık bir 23 Nisan gün tekrar kendimi Sultanahmet Cami’nin bahçesinde buldum. Paskalya tatilinin etkisi ile de son yıllarda hasret kaldığımız yoğunlukta bir yabancı turist kalabalığı da vardı. ‘’ Güzel günler geri mi geldi ?’’ diye sessizce sordum kendime. Umarım bir daha son 2,3 yılda yaşadığımız turist yoksunu günlerin yanından bile geçmeyiz.

Anadolu Yakası’ndan Sultanahmet Meydanı’na gelmek hiç bu kadar kolay olmamıştı. Söğütlüçeşme’den Marmaray’a bindim ve 12,13 dakika sonra Sirkeci’de indim.  Valilik tarafındaki kapıdan çıkıp 10 dakikalık bir yürüyüş sonrası; Topkapı Sarayı, Aya Sofya ve Sultanahmet Cami’nin görkemli görüntülerinin etrafımı sardığı ve nereye baksam tarih kokan Sultanahmet Meydanındayım.

Sultanahmet Meydanı hem Osmanlı hem de Bizans döneminde İstanbul’un ‘’SIFIR NOKTASI’’ olmuştur. İmparatorlukların yönetim merkezlerinin burada olması da haliyle görkemli yapılar yoğunluğunu bu meydanda oldukça arttırmıştır.

Sultanahmet Cami’nin bahçesindeyim. ‘’Bu bahçeden tarih boyunca kimler geldi kimler geçti?’’  diye soruyorum kendi kendime. Etrafta yüzlerce insan var, birçoğu sadece orada bulunduğunu ispat adına bir fotoğraf çekip devam etmek derdinde. Hâlbuki ne derin bir tarih var burada, sadece bir öz çekim yapıp devam etmek ve merak etmemek nasıl bir saygısızlıktır tarihe? Standart eğitim seviyesinde bir yabancı bizden daha meraklı bizim eserlerimize, bu sadece bizim ülkemize gelince değil her gittikleri yerde aynı bu durum.

Neyse gelelim Sultanahmet Cami’nin kısa tarihçesine…

17.YY’ın ilk çeyreğinde Sultan 1.Ahmet tarafından dönemin baş mimarı Sedefkâr Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Sultanahmet Camii ve Külliyesi: Hünkâr kasrı, sıbyan mektebi, medrese, arasta, hamam, darüşşifa, imaret-i amire, tabhaneler, han, darulkurra, türbe, sebiller, çeşmeler, dükkânlar, mahzenler, kahvehane ve evlerden oluşmaktaydı. Sultanahmet Cami’nin Blue Mosque olarak da anılmasının nedeni; caminin iç mekânını süsleyen çinilerin ortaya çıkarmakta olduğu rengin ağırlıklı olarak mavi olmasıdır. Camiyi farklı bir isim ile de anılmaya götürecek kadar bu eser üzerinde etki yapan çiniler; İzmit ve Kütahya’dan getirtilmiş bunun yanı sıra da yaklaşık olarak 22.000 civarı çini kullanılmıştır.

Sultanahmet Camii, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan ilk ve tek 6 minareli camidir.Sultanahmet Camii, 43 metre yüksekliğinde ve 23,5 metre çapında bir kubbeye sahiptir. İç mekân 260 pencere vasıtası ile gün ışığından yararlanmaktadır.Camide şerefe sayısı 16 olup bu rakam Sultan 1.Ahmet’in Osmanlı İmparatorluğu’nun 16.padişahı olmasını işaret eder.  Sultan 1.Ahmet’in mezarı gene Sultanahmet Camii Külliyesi içinde, Sultan Ahmet Türbesi’nde bulunmaktadır. Sultan Ahmet Türbesi geçirdiği yenileme sonrası 2018 yılının Mart ayında ziyarete tekrar açılmıştır.

,

2. Mahmud Türbesi ve Haziresi.

Sultanahmet’ten Divan Yolu Caddesi’ni takip ederek Beyazıt’a doğru çıkarken, Çemberlitaş’ta yolun sağ tarafında kalır Sultan 2.Mahmud Türbesi. Hani o yıllar yılı önünden geçip de ne olduğunu asla merak etmediklerimizden bir diğeri de bu türbedir ne yazık ki!

2.Mahmud’un 1839’da vefat etmesinin ardından oğlu Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Dönemin ünlü kalfalarından olan Ohannes ve Boğos Danyan tarafından projelendirilmiştir. Türbe için kullanılan arazi ise 2.Mahmud’un kız kardeşi Esma Sultan tarafından tahsis edilmiştir.

Türbenin yapımı 1840 yılında tamamlanmıştır. Avluya geçilen giriş kapısının üstünde bulunan kitabe Yesarizade Mustafa İzzet tarafından yazılmıştır. 2.Mahmud türbesi; sebil, odalar, çeşme ve hazireden oluşan bir yapı bütünüdür.

2.Mahmud Türbesi’nin Osmanlı Hanedan türbeleri geleneğinin en önemli örneklerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

2.Mahmud Türbesi’nde toplam on sekiz sanduka bulunmaktadır. 2.Mahmud’dan sonra bazı aile fertleri daha burada defnedilmiştir.

Türbeye bitişik hazîrede ise; Ziya Gökalp,  İttihat ve Terakki kurucusu İshak Sükûti, Viyana sefiri Sadullah Paşa, tarihçi Ata Bey, ilk basın şehidi Hasan Fehmi gibi isimlerin de kabirlerinin bulunduğu 140 kadar mezar yer almaktadır.

 

,

Süleymaniye Camii.

Süleymaniye Camii 16.YY’da Kanuni Sultan Süleyman adına büyük Osmanlı mimarı Mimar Sinan tarafından projelendirilmiş ve yapılmıştır. Mimar Sinan’ın Kalfalık eserim olarak nitelendirdiği Süleymaniye Camii, Haliç’e egemen olan yüksek bir noktada konumludur. Tüm heybeti ve görkemi ile Türkiye’de bulunan dini yapıların en önde gelenlerinden biridir. Her ne kadar turistik manada Sultanahmet Camii daha popüler olsa da benim düşüncem Süleymaniye Camii, Sultanahmet Cami’nin bir tık önündedir.

Bünyesinde; medrese, hastane, hamam, kütüphane, aşevi gibi birçok bina bulunan Süleymaniye Camii 1550 ile 1557 yılları arasında inşa edilmiştir. Süleymaniye Cami’nde 75 metre yüksekliğinde 4 minare bulunuyor. Bu 4 minare aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki 4. Osmanlı Sultanı olmasını da simgeler. Süleymaniye Cami’nin minarelerinde bulunan 10 balkon ise Kanuni Sultan Süleyman’ın 10. Osmanlı Sultanı oluşunu işaret eder.

Sahip olduğu müthiş akustik düzen de Süleymaniye Cami’nin en önemli ve dikkat çeken özelliklerinden bir diğeridir.

Mimar Sinan akustiğin kusursuz olması için caminin çeşitli noktalarına ve kubbe etrafına 50 cm boyunda 64 adet içi boş küp yerleştirmiştir.

Süleymaniye Cami’nin iç kısmı oldukça geniş ve sade bir şekilde tasarlanmıştır. Camii içindeki hat sanatları olağanüstü güzelliktedir. Süleymaniye Cami’nin hat sanatı eserleri zamanın en önemli ustalarından Ahmet Karahisari ve onun öğrencisi Hasan Çelebi tarafından yapılmıştır.

Süleymaniye Cami 6000 m2 dış, 3500 m2 de iç alana sahiptir. Bahçe girişine 11 kapısı bulunan Cami’nin iç alanının boyu 59 metre, eni ise 58 metre olup 238 adet pencere vasıtası ile gün ışığı camii içini aydınlatmaktadır.

Cami içerisinde bulunmakta olan 4 adet granit sütun İslam’ın 4 halifesini temsil etmektedir. Bu sütunların her birinin boyu 9,02 metre olup her biri yaklaşık 40-50 ton arası ağırlıktadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın ve eşi Hürrem Sultan’ın türbeleri de Süleymaniye Külliyesi’nin haziresinde bulunmaktadır.

,

Alman Çeşmesi.

Sultanahmet Meydanı’nın her bir köşesinden tarih fışkırıyor. İnsan Sultanahmet Meydanı’na hazırlıklı ve dersini çalışmış olarak gelmez ise nereye bakacağını, hangi tarihi eseri inceleyeceğini şaşırabilir. Sultanahmet Meydanı ya da tarihteki ismi ile Hipodrom İstanbul’un şüphesiz ki en çok turist çeken cazibe merkezidi konumunda.

Alman Çeşmesi, Sultanahmet Meydanı’na geldiğinizde farklı mimari yapısı ile mutlaka ilginizi çekecektir.

Alman Çeşmesi, Prusya Kralı ve Alman İmparatoru 2.Wilhelm tarafından 1898 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na yapmış olduğu ikinci ziyaretin anısına yaptırılmıştır. Çeşmenin yaptırıldığı yıllar 2.Wilhelm ile 2. Abdülhamit’in stratejik ortaklık nedeni ile sıkı ilişki içinde olduğu dönemlere denk düşmektedir. Alman Çeşmesi yaptırıldığı dönemde iki ülke arasındaki dostluğun sembolü olarak sunulmuştur.

 

Alman Çeşmesi’nin tarihine baktığımız zaman yapımı ile alakalı 5 isim öne çıkmakta.

Çizimini; Alman mimar Spitta, yapımını; Mimar Schoele üstelenmiş ayrıca Alman mimar Carlitzik ve İtalyan mimar Joseph Antony de bu projede görev almıştır. Kitabesinde ise Ahmet Muhtar Bey’in imzası bulunmaktadır.

Alman Çeşmesi yapı olarak çeşmeden ziyade bir şadırvan özelliği taşımaktadır. Çeşme tamamı ile Almanya’da hazırlanmış ve 1901 yılında gemi ile Almanya’dan İstanbul’a getirilip şimdiki yerine monte edilmiştir.

Alman Çeşmesi sekizgen bir şadırvan olarak tanımlanabilir. Sekizgen tabanının yedi kenarında benzer kompozisyonda çeşmeler bulunmaktadır.

Anıtsal kalitesi ile İstanbul’da bulunan önemlimimari yapıtlardan biridir.

, , ,

Tarihe Tanıklık Etmek: Sultanahmet Ve Çevresi.

Türk Hava Yolları ”DISCOVER Dergisi” ”Mart, Nisan, Mayıs” sayısında yayınlanan ”Tarihe Tanıklık Etmek: Sultanahmet Meydanı Ve Çevresi” başlıklı yazımın medya görselleri.

 

 

,

Osmanlı Bankası Müzesi.

İstanbul’da ücretsiz ziyaret edebileceğiniz müzelerden biri de ”Osmanlı Bankası Müzesi.” Bir dönem akçeli işlerin merkezi olan Karaköy Bankalar Caddesi No:11’de SALT Galata binasının içinde bulunuyor. SALT Galata’nın bulunduğu bina zaten 1892 ile 1999 yılları arasında Osmanlı Bankası’nın Genel Müdürlüğü olarak hizmet vermiş.

OBM ziyaretçilerine Osmanlı Bankası’nın 145 yıllık tarihinden kesitler sunuyor. Pazartesi günleri hariç açık olan müzeyi saat 09.00 ile 19.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

Müze hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

,

Sait Faik Abasıyanık Müzesi.

Türk Edebiyatı’nın en önemli öykücülerinden biri olan Sait Faik Abasıyanık’ın Burgazada’da yaşamış olduğu ev yazarın isteği ile ölümünden sonra müzeye çevrilmiştir.

İlk olarak 1959 yılında açılmış olan müzede yazarın yaşamına tanıklık etmiş olan; eşyaları, fotoğrafları, mektupları vb. ziyaretçileriyle buluşmaktadır.

 

1964 yılından bu yana Darüşafaka Cemiyeti’nin sorumluluğunda yoluna devam eden müze ülkemizin en çok ziyaret edilen müze evlerinden biridir.

Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri ziyarete açık olan müzeyi 10.30 ile 17.30 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.

 

,

Girne: Mavi Köşk.

Mavi Köşk, İtalyan asıllı Rum olan Paulo Paolides tarafından 1957 yılında yaptırılmıştır.Kıbrıs doğumlu olan Paolides İtalyan asıllı Rumlardandır ve avukat olmasının yanı sıra silah kaçakçısıdır.Dönemin Kıbrıs Cumhurbaşkanı Baş piskopos Makarios’un avukatı olup avukatlık mesleğini silah kaçakçılığını gizlemek için bir kılıf olarak kullanmıştır. Şimdi Mavi Köşk diğer adı ile Kaçakçının Köşküne yapmış olduğumuz gezimiz sırasında edindiğimiz bilgileri kısa notlar şeklinde sizlerle paylaşalım.

Mavi Köşk, Girne’ye arabayla yaklaşık 30 dk mesafede bulunmaktadır.
Buraya tur servisleri de kalkmaktadır.
Pazartesi günleri hariç tüm günler 09:00 – 18:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Giriş ücretleri;
Sivil 3 TL
Öğrenci 2 TL
Subay, astsubay, uzman erbaş, sivil memur ve emekliler 2 TL
Erbaş ve Er, Çocuk (0 – 12 yaş), Gaziler, Şehit ve Gazi aileleri ve Engelliler için ücretsiz.

Evin konumu tepenin üstünde, askeri birliğin içindedir. Tepeye doğru bakıldığı zaman ağaçlardan ve evin tepenin iç tarafında olmasından dolayı evi görmek pek mümkün olmamaktadır. Ancak evden birçok yer çok rahat görülebilmektedir.

Evin girişinde sizi karşılıyorlar, burada ödemenizi yapıyorsunuz. Tüm askeri birimlerde olduğu gibi ödemeler sadece Kredi Kartı ile yapılmaktadır.
Yoğunluğa göre siz geldikten 5 veya 30 dk sonra rehberlik hizmeti verileceği hatırlatılıyor.

Tanıtım gezisinden önce isterseniz bahçeye çıkıp kendiniz gezebilirsiniz. Burada yüzme havuzunu, bahçedeki mini barı, oturma alanlarını ve manzarayı çok keyifle izleyeceğiniz toplanma alanını görebilirsiniz.

Rehber eşliğinde evi gezmeye alt kattaki odalardan başlıyorsunuz. Burada meşhur süt banyosunu, 2 adet 60 yıllık İngiliz piyanosunu ve daha birçok evin orijinal oturma eşyasını görebilirsiniz.

Üst katta ilk dikkatinizi çeken şey, her odanın farklı bir renk ile dekore edilmiş olması. Dinlenme odası, misafir odası, yatak odası, toplantı odası ve deprem odası olarak hazırlanmış olan çocuk odası.

Toplantı odasında altın kaplamalı büyük bir Meryem ana tablosu bulunmaktadır. Bunu 2 rahibin yaptığı, paha biçilemez değerde olduğu söylenmektedir.

Evin ilgi çekici özellerinden bazıları;
1960’lı yıllarda inşa edilmiş olmasına rağmen tüm odalarında merkezi klima sisteminin kurulmuş olmasıdır.
Deprem uyarısı için özel bir dolabın ve üzerinde özel bir heykelin bulunması, eve sonradan yapılmış olan odanın bina ile arasında boşluk bırakılmış olması depreme karşı ne kadar tedbirli olduklarını gösteriyor.
Bukalemun derisiyle kaplı içki dolabı havanın sıcaklığına göre (yaz – kış) renk değiştirmektedir. Bu özelliği için özel bir solüsyon kullanılmaktadır. Evin sahibi ayrıldığı 1974′ den 1984’deki ölümüne kadar her yıl evin bakımı için para göndermiştir. Sonrasında bakımı yapılmayan dolabın renkleri sararmış durumdadır.
Üst kattaki balkonlu odada oturduğunuzda; güneşin hem doğuşunu hem de batışını izleyebiliyorsunuz.

Evin içinde bulunan kasa yıllar sonra Türkiye’den gelen temsilciler ile açılmış, içinden 20 pound ve altın 1 anahtar çıkmıştır. Anahtarın nerede kullanılacağı halen bulunamamıştır.
Bahçede yerin altına inilen gözlem odası bulunmaktadır. Bu gözlem odası tüm vadiyi görebilmektedir. Barış Harekatı sırasında buradan Türk askerlerine ateş edildiği ve çok sayıda şehit verdiğimizi öğrendim.
Bahçede “eko” yapan bir hitap taşı var. Bu noktadan bağırdığınız zaman sesinizin şiddeti artmakta ve hitap ettiğiniz kişiler evin her yerinden sizi duyabilecek seviyede olmaktadır.
Şarap çeşmesi ve daha birçok özellikleri barındırmaktadır.

Bundan 60 yıl önce yapılmış olan harika bir mimariye ve dönemin tüm teknolojik imkanlarının kullanıldığı lüks bir yaşamı incelemeniz size keyif verecektir. Daha detaylı bilgiye http://kibrismavikosk.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Turvak Sinema ve Televizyon Müzesi.

Eğer Türk sinema ve televizyon tarihine meraklıysanız, ‘’TURVAK ( Türker İnanoğlu Vakfı) Sinema Ve Televizyon Müzesi ‘’ mutlaka ziyaret listenizde yer almalı. Müze; Yeşilçam’a dair her şeyi bulabileceğiniz bir mekân olup ziyaretiniz sırasında sizi -Resim, afiş, film çekimi için kullanılan materyaller, makinalar- muhteşem bir görsel ziyafet beklemektedir. Birçok ünlü sanatçının balmumu heykelleri, siyah/ beyaz resimleri de müzede sergilenmektedir.

Ne kadar üzücü ki ben müzeyi gezdiğim sırada sadece ve sadece 2 ziyaretçi daha vardı. Aldığım duyumlara göre zaten ziyaretçi sirkülasyonu çok düşükmüş, çok yazık!

 

 

 

 

 

Müzenin giriş katında sergiler de düzenleniyor, çalışanlar ilgili insanlar ve çok yardımcılar. Eğer konuya ilgili iseniz, sergilenmekte olan her objeyi detaylıca incelemek isterseniz, müzeyi gezmek için neredeyse tüm gününüzü ayırmanız gerekebilir lakin standart ilgi seviyesinde bir kişi için 2 saat kadar bir süre yeterli olacaktır.

Dört katlı bir binada yer alan müzenin gezi planı asansör ile 4.kata çıkıp aşağı doğru gezerek inecek şekilde düzenlenmiş. Fonda sürekli eski Türk film müzikleri ve aranjmanlar çalıyor. o eski fotolara ve film afişlerine fonda çalan müziklerde eklenince kendinizi siyah/ beyaz ve hüzünlü bir Türk filminin içinde hissedebilir, belki de bu atmosferin üzerinizde yarattığı duygular nedeni ile gözyaşlarınıza engel olamayabilirsiniz.

 

Müze Ziyaret Bilgileri:

Adres: Yeni çarşı caddesi No:24 Beyoğlu.

Pazartesi günleri hariç her gün açık olan müze saat 10.00-18.00 arası ziyaret edilebilir.

Giriş Ücretleri:

Tam; 10 TL.

Öğrenci, öğretmen, 65 yaş üstü; 5 TL.

Müze kart sahiplerine ise tam bilet üzerinden % 20 indirim yapılmaktadır.

www.turvak.com adresinden müze hakkında daha detaylı bilgiye de ulaşabilirsiniz.