Yazılar

,

Kadıköy ve Çarşısı.

Kadıköy Çarşısı bizlere bin bir çeşit çeşit lezzetler sunar, tarihi çok eskilere ve birçok kültüre dayanan İstanbul’un en önemli yaşam merkezlerindendir, hatta biz Kadıköylü olanlar için Anadolu yakasının merkezidir. Kadıköy Çarşısı’nda; balık pazarı, şarküteriler, lokantalar, meyhaneler, antikacılar, sahaflar ve her köşe başında bulunan Türk kahvesi dükkânları sizi bin bir çeşit lezzetten oluşan bir maceraya çağırıyor.

Kadıköy Çarşısı’nın girişinden duyarsınız esnafın tezgâhlarına davet eden, Kadıköy Çarşısı’nın kendine has şarkısını. Balık Pazarı mevsiminde eşsiz deniz ürünlerinin en tazelerini bulacağınız balıkçıları ile çarşının ana temasını oluştururlar. Balık tezgâhlarının yanı sıra manavlar rengârenk tezgâhlarında doğanın en taze ürünleri ile balık sofralarınıza eşlik için hazırdır. Çarşının en eskilerden olan Ecevitler ve Gözde Şarküteri dükkânları ne kadar rakip işletmeler olsa da ikisi de kahvaltılık çeşitleri, nefis taze mezeleri ve hemen girişinde kocaman tencere içinde dayanılmaz görünen taptaze mideye dolmaları ile çarşını olmazsa olmazlarındandır. Ayaküstü 3-5 midye dolma çarşı gezisine başlarken hiç de fena olmaz. Turşu severler için Özcan Turşuları, kahve ve kuruyemiş alışverişi için Kurukahveci Mehmet Efendi Kadıköy şubesi, Brezilya Kurukahve çarşının vazgeçilmezleridir her zaman.

Gelelim yeme ve içme faslına;

 

SAKİ MEYHANE KADIKÖY / Balık pazarı ile adeta iç içe geçmiştir çarşının meyhaneleri; herkesin müdavimi olduğu mekânlar vardır, Çarşıya sürekli giden bizlerinde yıllar içinde müdavimi olduğumuz yerler var. Bunlardan ilki Kadıköy Saki Meyhane, Çarşıda tüm meyhanelerin girişinde içki fiyatları kocaman yazdığı için sürpriz fiyatlarla karşılaşma olmaz, esnaflık düzgündür. Saki yıllardır gittiğimiz mekânlardandır, Şef Volkan yılların alışkanlığı ile bizi sipariş ile fazla uğraştırmadan alışılagelmiş başlangıç setimiz ile masayı donatmaya başlar. Saki meyhanede, mezeler her daim taze ve lezizdir, rakı içeceğimiz için tam yağlı rakılık tabir edilen sert Ezine peyniri, tekmili fava, acı sevdiğimiz için özel kuru biberle hazırlanmış atom, deniz börülcesi, torik lakerdası ( yanında kırmızı soğan eşliğinde), ortaya ince kıyım roka salatası ile başlarız. Sonrasında keyfinize göre ara sıcak ya da ana yemeklerle devam edebilirsiniz, biz ara sıcak olarak kalamar, Karides güveç ya da direk balığa geçiş yapabilirsiniz. Yemek sonunda ikram edilen dondurmalı irmik helvası, meyve ve tatlılar da başarılıdır.  Hafta Sonu hele Kadıköy’de Fenerbahçe maçı varsa kesinlikle rezervasyon şart. Kadıköy’de Fenerbahçe maçı varsa çarşının havası bir başka olur. Spor kulübü olan tüm şehirlerin, semtlerin de merkezleri hareketlidir tabi; ama Kadıköy Fenerbahçe maçlarında bir başka olur.Kadıköy Çarşı bir tribün havasına bürünür marşlar, tezahüratlar eşliğinde maç havasını yaşanmaya başlar.

HALİL USTA LAHMACUN / Kadıköy Çarşı tüm mutfaklardan leziz ürünler bulacağınız bir yer. Halil Usta Lahmacun enfes Urfa lahmacunu sunan, yıllardır kalite ve lezzeti değişmeyen, küçük ve başarılı bir işletme. Menüsü lahmacun ve peynirli pideden oluşur, lahmacun yanında sadece maydanoz ve limon ile servis edilir. Çıtır çıtır lahmacun için tavsiye ederiz.

ÇİYA RESTORAN / Ağırlıklı olarak Güney Doğu ve Akdeniz mutfağına ait, sadece kebap değil geleneksel lezzetleri de sunan, Anadolu yemek müzesi tadında iki dükkân karşılıklı olarak Balık pazarının sonunda sizleri karşılar. Güneydoğu Anadolu mutfağının eşsiz kebaplarının sunulduğu Çiya Kebap ve  hemen karşısında geleneksel Anadolu mutfağından mevsimine göre en özel lezzetlerinin sunulduğu restoran.Bizim kadar İstanbul’a gelen turistlerin de çok rağbet ettiği işletmelerdendir her ikiside. Kebaplardan sadece bahar mevsiminde bulabileceğiniz keme kebabı nefis bir lezzettir. Anadolu mutfağının unutulmaya yüz tutmuş tariflerini tek tek araştırıp sundukları tencere yemekleri efsanedir, kabak tatlısı da mutlaka denenmesi gereken lezzetlerindendir.

EKSPRES İNEGÖL KÖFTE / Yıllar önce ilk kez dayım ile gitmiştim, nefis köfteleri ile tanıştığım bu mekâna. Şimdi çocuğum ile gidiyorum ve bu Türkiye’de hele İstanbul’da pek alışılagelen bir süreç değil. İstanbul’da 20-30 yılı devirip, aynı lezzeti koruyan işletme sayısı gerçekten çok az. Mekanın İnegöl köftesi harikadır, yanında özel acı sos ve piyaz ( Geleneksel şekilde yumurta ile) servis edilir. 1,5 porsiyon söylerseniz hepsi bir tabakta gelmez, soğumaması için tabağınız da 1-2 köfte kaldığında garson elinde şişte köftelerinizin devamını getirir. Lezzet  ve servis hızı başarılı bir yer, fiyatları ortalamada.

AHMET USTA ISLAMA KÖFTE / 1 porsiyonun asla yetmediği yerdir benim için burası. Yıllardır lezzetin değişmediği, fiyatların makul olduğu işletmenin başka şubesi bulunmadığı girişte de yazılıdır. Köftelerin yanında sunulan ve mangaldan sıcak sıcak servis edilen -Kemik suyu ile ıslatılan- ekmeklerden ismini alan dükkan ıslama köfte sevenlerin kesinlikle memnun ayrılacağı bir mekandır.

MERCAN KOKOREÇ / Sokak lezzetlerinin en ünlülerinden olan  kokoreç ve midye tava severlerin her daim uğrak noktasıdır Mercan Kokoreç. Kadıköy Çarşısının balık pazarına yakın olan şubesi; sokaktaki masaları, terası ile keyifli bir meyhanedir, aynı zamanda Kadıköy’de akşam iş çıkışı 2 tek atalım tanımı için ideal yerdir.

 

BAYLAN / Hacı Bekir Kadıköy şubesinin tam karşısında yer alan Baylan, özellikle vanilyalı, karamelli dondurma, kremşanti, karamel sos ve bal badem ile servis edilen Kup Griye ile çok ünlüdür. Adisababa ve Rokoko da meşhur lezzetlerindendir. Arkada bulunan bahçesi çay moları verip tatlı atıştırmalıklar için çok keyiflidir.

BEYAZ FIRIN / Türkiye’nin asırlık lezzet markalarından olan Beyaz fırın da Kadıköy Çarşının olmazsa olmaz lezzet duraklarındandır. Çıtır çıtır ekmeklerle hazırladıkları soğuk sandviçleri alıp vapura koşturmak, vapurun demli çayı eşliğinde sabah kahvaltısı yapmak, güne keyifli bir başlangıçtır. Son yılların trend lezzeti olan rengârenk makaronları, süslü pastaları ile görsel bir şölendir.

ŞEKERCİ CAFER EROL / Kadıköy Çarşının Asırlık markalarından bir diğeri de Şekerci Cafer Erol’dur. Anadolu yakasında en leziz Fatih Sarmasını burada bulabilirsiniz. Üst katında bulunan kafe kısmında mekanın sunduğu eşsiz lezzetlerin tadını çıkartabilirsiniz.

ÖZCAN TURŞULARI /Fazla söze gerek yok, vitrin zaten içerisini anlatıyor. Turşu ve turşusuyu severlerin asla uğramadan geçmemesi gereken dükkan.

COFFE MANIFESTO / Kadıköy çarşının her köşe başında bulunan közde Türk kahvesi sunan işletmelerinin arasından sıyrılan makan.Balık pazarının sonuna doğru Çiya’nın yanında bulunan mekan yeni nesil kahvecilerin Kadıköy’de en beğendiğim temsilcisidir. Birçok bölgeden gelen çok özel çekirdekleri doğru şekilde işleyerek sunmaları sebebi ile Kahve tutkunları tarafından da beğenilen  güler yüzlü  bir işletmedir Coffe Manifesto. Soğuk demleme kahveleri ise yeni tatlar arayanlar için denenmesi gereken ürünlerdendir.

Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik Kalamış’tan…

Münir Nurettin Selçuk, ‘’Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış’tan’’ derken ne kadar da doğru söylemiş. Kalamış, her ne kadar hafta sonları ve Fenerbahçe Stadında maç olduğu günlerde ciddi miktarda göç alıyor olsa da İstanbul‘un en huzurlu ve dingin kalabilmiş semtlerinden biridir hatta hafta içi günlerinde Kış mevsiminin hüznünü yaşayan sayfiyelerden pek de farkı yoktur.

Şimdi beraberce Kızıltoprak, Kalamış ve Fenerbahçe sıralı güzergâhında keyifli bir yürüyüş yapalım. Bakalım bizi bu rotada neler bekliyor ve neler göreceğiz?

Kızıltoprak ışıklardan Rüştiye sokağa girip, denize dik uzanan bu sokaktan Kalamış parkına doğru inerken, inceden inceye deniz kokusunu almaya başlar insan. Rüştiye sokak, kısa boylu bitişik nizam apartmanları ve evleri ile en eski sokaklarından birdir buraların.

Sokak sonunda sahile-Münir Nurettin Selçuk Caddesine- vardığınızda yolun sağ tarafında Fenerbahçe Dereağzı Tesisleri kalır. Tam karşınıza ise Kalamış Parkı çıkar. Kalamış Parkı’nın içinde pek çok aktivite için yerler-Kafeler, koşu parkuru, halı saha, plaj voleybol alanı, basket sahası, köpekler için oyun alanı-mevcuttur. Parkta, insanlar ister çimlere yayılır, ister ahşap piknik masalarında oturarak keyifli dakikalar geçirirler. Deniz kenarında oturanlar ise Moda Burnu ve Fenerbahçe Burnu manzarasından faydalanırlar.

Ben de hayal meyal hatırlıyorum ama çok eski Kalamış’ lı bir büyüğüm ’’Sahil doldurulmadan önce marinanın girişine denk gelen yerde Köhne Çay Bahçesi, onun yanı başında uzayan iskelenin sonunda Kalamış Vapur iskelesi, şimdiki otelin olduğu yerde yazlık Kalamış Sahil Sineması ve onun önünde de Set Çay Bahçesi’’ vardı diye anlatıyor ardından da ’’Keşke mümkün olsa o günlere geri dönebilsek’’ diye ekliyor.

Eğer Parkta vakit geçirmek istemezseniz Yelken Sokak ile Fener Kalamış Caddesi köşesinde bulunan yılların Soley Pastanesinde bir şeyler yenilip, içilebir  veyahut yolunuzdan hiç sapmadan yüzlerce teknenin yaşam alanı olan Marina içine girip buradan Fenerbahçe Parkı’na kadar yürüyebilirsiniz. Bu farklı özelliklere sahip tekneler ile dolu görsel, kaçırılmaması gereken bir şölen olup, gün batımı saatlerinde ise meraklılarına muhteşem fotoğraf kareleri sunar. marinanın Fenerbahçe’ye yakın kısmında ise karşınıza ekabir balıkçı tekneleri, bu teknelerin kenarlara atılmış ağları ve balık peşinde koşan mırnav kedileri çıkacaktır. Artık Fenerbahçe Parkına iyice yaklaşınca yol tarafında bulunan kafelerden gelen muhabbet ve müzik sesleri bir anda huzurlu havayı bozsa da kısa sürede buradan geçip kendinizi Fenerbahçe parkına atabilirsiniz.

Fenerbahçe parkı içinde Fenerbahçe Spor kulübü tesisleri, İstanbul Yelken, Galatasaray tesisleri ve Deniz kuvvetlerinin sosyal tesisi bulunur. Tamamı ağaçlar, yeşillikler ve kır kafeleri ile dolu keyifli bir mesire yeridir. Fenerbahçe parkı burun kısmında şahane bir deniz manzarasına sahip olup Pazar sabahları kahvaltılar için – yer bulabilmeniz için erken hareket etmeniz gerekse de –çok popüler bir mekandır. Benim küçüklüğümüzde parkın Fenerbahçe ordu evine bakan kısmında plaj vardı. Bazen buraya geldiğimiz de olurdu ayrıca yan kısmında ise TCDD‘ nin kamp yeri ve plajı bulunmaktaydı. O zamanlar Plajlar nezih yerlerdi, denizler ise temizdi. Yıllar geçtikçe denizler de kirlendi diğer şeyler gibi. TCDD‘ nin tesisi günümüzde de var lakin plaj olayı artık yok. Ayrıca Fenerbahçe parkı hafta sonları bir nevi düğün, nişan fotoğraf çekim platosu olarak hizmet vermektedir desek yanlış tanımlama yapmış olmayız diye düşünüyorum.

Yıllar önce Fenerbahçe parkının çıkışında büfeler vardı. Antrenman çıkışlarında orada yarım ekmek arası -Amerikan salatası sandığımız- Rus salatası yerdik. Sonra büfeler yıkıldı ve yerine Piramit diye bir AVM ‘cik yapıldı sonra o da kapandı gitti.

Fenerbahçe parkından çıkıp TCDD tesisi köşesinden yukarı doğru Fenerbahçe Orduevi istikametinde sizleri hafif eğimli bir yokuş karşılar ve bu yokuşun tepesine vardığınız yer hemen hemen Fenerbahçe Orduevinin önüdür. Bisiklet ile çıkanların tık nefes kalıp sahile kadar pedal çevirmeden dinlene dinlene indikleri yokuşun başındasınız artık. Yokuşu indikten ve balıkçı barınağını geçtikten sonra sizi Bostancı’ya kadar götürecek sahil yürüyüş yoluna varmış olursunuz. Bundan sonrası sizin performans ve yürüme isteğiniz bağlı olarak değişebilir. Bu sahil yolu Balıkçı barınağı ile Bostancı Deniz otobüsleri arası 5 Km olup gidiş / dönüş 10 Km tutmaktadır. Yol boyunca -Caddebostan itibariyle – kafeler olup ayrıca birkaç tane de plaj bulunmaktadır. Kiralık bisikletler ile sahili turlayabilir ya da banklarda, çimlerde oturarak vakit geçirip deniz manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz.

Ben dilim döndüğünce Kalamış ve Fenerbahçe ‘den söz etmeye çalıştım artık daha detaylı keşif yapmak ve hoşça vakit geçirmek sizlere kalmış.

Notlar.

  • Kadıköy’den kalkan FB1 otobüsü Fenerbahçe’ye gitmektedir.
  • Kadıköy’den kalkan sarı dolmuşlardan Kızıltoprak ışıklarda inip yukarıda söz ettiğim yürüyüş rotası eksiksiz yapılabilir.
  • Kızıltoprak ışıklardan sahile dönen yol Rüştiye Sokak’dır.
  • Kadıköy’den kalkan ve Kızıltoprak’tan geçen tüm otobüslerden Kızıltoprak durağında inilip, bu parkur yapılabilir.
  • Kızıltoprak ışıklar çıkışlı olarak bu yürüyüş hiçbir yerde durmadan gidiş / geliş şeklinde yaklaşık 1 saat içinde tamamlanabilir.
  • Vaktiniz geniş ise güzergâh üzerinde bazı yerlerde bir şeyler yenilip / içilecek şekilde yarım günlük bir program uygulanabilir hatta tam güne yayılabilir.