Afrika Uluslar Kupası.

CAF AFRICA CUP OF NATIONS, Türkçe adıyla Afrika Uluslar Kupası, Afrika kıtasının en önemli futbol organizasyonu. Turnuva, 1957 yılından bu yana düzenlenmekte. Dünya ve Avrupa kupalarından farklı olarak, 2 yılda bir ve bu kupalar ile çakışmaması için 2013 yılından bu yana, tek sayılı yıllarda organize ediliyor. Medeni Avrupalılar! tarafından; tarih boyunca ezilmiş, sömürülmüş, iç savaşlarla boğuşmak zorunda bırakılmış talihsiz kıtanın, belki de en renkli şöleni.

Afrika Uluslar Kupası, FIFA Dünya Kupası ile UEFA Avrupa Uluslar Kupası’nın gölgesinde kalmış ve hiçbir zaman bu turnuvaların popülaritesini yakalayamamıştır. Son yıllarda ise bu turnuvaya katılan ulusal takım oyuncularının birçoğunun kalburüstü Avrupa kulüplerinde oynuyor olması, turnuvaya olan ilgiyi bir nebze de olsa arttırmıştır. Turnuvaya olan ilginin artması ile de reklam ve televizyon yayınlarından sağlanan gelirler artmış, bu da Afrika Uluslar Kupası’nın daha kaliteli bir organizasyon yapısına bürünmesine önayak olmuştur.

Kupanın tarihine bakacak olursak: İlk düzenlenen kupaya sadece 3 takım katılmıştır. Aslında 1957 yılında Sudan’da düzenlenen bu ilk turnuvaya Güney Afrika Cumhuriyeti de katılacaktı; fakat ülkedeki ırkçılık nedeniyle Güney Afrika Cumhuriyeti kupadan diskalifiye edildi. İlk turnuvada eleme usulü ile sadece iki maç oynandı. Afrika Uluslar Kupası tarihinin ilk maçı; Sudan ile Mısır arasındaydı ve maçı 2-1 kazanan Mısır finalist oldu. Turnuva tarihinin ilk golünü ise penaltıdan Mısırlı Raafat Attia attı. Final maçı, Khartoum şehrinde bulunan Municipal stadyumunda oldu ve bu maçta Etiyopya’ya 4-0 üstünlük sağlayan Mısır kupa tarihinin ilk şampiyonu oldu.

Kupanın ilk dönemlerinde, isteyen tüm ülkeler, herhangi bir elemeden geçmeden turnuvaya iştirak edebiliyorlardı. Daha sonraki yıllarda ise turnuvaya katılmak isteyen ülke sayısı artınca, ön eleme turları oynanması ihtiyacı haiz oldu. Uzun yıllar turnuva, ön eleme turlarında başarılı olan 16 takım ile oynandı ve bu sayı geçen yıl alınan karar ile bu yıl organize edilecek turnuvada yürürlüğe girecek şekilde 24’e çıkarıldı.

Yıllar yılı Ocak ve Şubat aylarında, tam da Avrupa liglerinin en can alıcı dönemlerinde oynanan kupa, zaman içinde Avrupa kulüplerinde huzursuzluk yaratmaya ve istenmeyen turnuva olarak görülmeye başladı. Afrikalı birçok yıldız Avrupa’da futbol hayatına devam ediyor ve sezonun en can alıcı yerinde haftalarca Ulusal takımları ile turnuvada bulundukları için kulüp takımlarına hiçbir faydaları olmuyordu. Oluşabilecek sakatlıklar ise cabası. Durum öyle bir hal aldı ki kulüpler oyuncularının bulunduğu takımların biran önce kupadan elenmesi için dua etmeye başladılar. Neyse ki geçen yıl Fas’ta yapılan toplantıda artık kupanın Haziran ve Temmuz aylarında oynanması kararına varıldı.

Afrika Uluslar Kupası’nı bu güne kadar; Mısır 7,Kamerun 5, Gana 4, Nijerya 3, Fildişi Sahilleri 2, Demokratik Kongo 2’şer kez; Zambiya, Tunus, Sudan, Cezayir, Etiyopya, Fas, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Kongo ise 1’er kez kazandı. Görüldüğü üzere; toplamda 14 farklı ülkenin zafere ulaşmayı başardığı kupanın en kalburüstü şampiyonları Mısır, Kamerun ve Gana.

2017 yılında Gabon’un Oyem, Libreville, Port-Centil, Franceville şehirlerinde düzenlenen son turnuvayı ise Kamerun kazandı. Gabon’un Libreville şehri Stade de L’Amitié’de oynan final maçını 38.250 kişi izledi ve Kamerun Mısır’ı eski Beşiktaşlı Vincent Abubakar’ın son dakikalarda attığı golle 2-1 mağlup edip 5.kez zafere ulaştı.

 

Her ne kadar diğer uluslararası turnuvalar kadar popülaritesi olmasa da Afrika Uluslar Kupası futbol dünyasının vazgeçilmez organizasyonlarından biri konumundadır. Turnuva bu yıl 7 ile 30 Haziran tarihleri arasında Kamerun’da düzenlenecekti; fakat Kamerun turnuva ile alakalı gerekli hazırlıkları yapmadığından dolayı turnuvanın ev sahipliği Kamerun’dan alınıp Mısır’a verildi ve turnuvanın yeni tarihleri 21 Haziran-29 Temmuz oldu. Turnuvaya ilk kez 24 takım katılacak, gruplarda ilk iki sırayı alan takımlar ile beraber en iyi 5 adet 3. bir üst tura çıkacak. Bu aşamadan sonra ise turnuva 16 takım ile bu kez eleme usulüyle devam edecek. Turnuvanın 2021 ve 2023’te düzenleneceği ülkeler ise Fildişi Sahilleri ve Gine olarak şimdiden belirlenmiş durumda.

Daha önceki yıllarda, turnuvanın birçok maçı Eurosport tarafından naklen yayınlanmıştı. Gelecek turnuvanın Haziran ve Temmuz  aylarında organize edileceğini de göz önünde tutacak olursak, biz futbol severlere, tam da liglerin bittiği ve futbolsuz kalmaya başladığımız dönemde can simidi olacak gibi.

Şimdiden herkese iyi seyirler…

 

, ,

Şimşek Santrafor

Profesör Dergisi Kasım 2018 sayısında yayımlanan “Şimşek Santrafor” başlıklı yazım ve görsellerini aşağıda bulabilirsiniz.

,

Türk Futbolunda İlk İsyan ” Eskişehirspor”

Tribune Sport Magazine dergisi 16.sayısında yayımlanmış olan “Türk Futbolunda İlk İsyan; Eskişehirspor” başlıklı yazımın görsellerini ve metni aşağıda bulabilirsiniz.

,

Lizbon Maratonu ve Lizbon.

Almanya’dan Lizbon’a seyahatimiz yaklaşık iki buçuk saat sürdü.

Havaalanları şehirlerin dokuları hakkında genelde doğru bilgi verirler. Lizbon’un kendisi gibi; kalabalık, dükkânlarla dolu, canlı mı canlı bir havaalanı var. Lizbon Havaalanı’nın ismi Portela ve şehir merkezine uzaklığı 7-8 km kadar.

PORTELA HAVALİMANI’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Havalimanı’ndan şehre metro ya da otobüs ile gitmek mümkündü ama biz tembellik yapıp havalimanından otelimize taksiyle gittik. Genellikle tüm seyahatlerimizin dönüş kısmında puplic transport kullanmayı tercih ediyoruz bunun nedeni ise dönüş sırasında artık şehri tamamı ile öğrenmiş ve kendimizi tam anlamı ile güvende hissediyor olmamız. Bu seyahatimizde de gene bu alışkanlığımızdan ödün vermedik ve yukarıda da belirttiğim gibi ilk gün Portela – Otel arsını taksi ile dönüş günü ise metro ile yaptık.

Portela Havalimanı’ndan şehir merkezine hem metro ile hem de Aerobus isimli otobüsler ile ulaşabilirsiniz. Metro hatları ile hem de Aerobus’ın geçtiği güzergâhlar ile şehir merkezinde istediğiniz noktalara kolaylıkla ulaşabilme imkânınız var.

Aerobus otobüsleri Portela kalkışlı 07.00-23.00, Cais de Sodré kalkışlı ise 07.45-22.30 arası hizmet vermektedir. Ücret 3,5 Euro olup biletleri araçların içinden satın alabileceğiniz gibi online olarak da temin edebilirsiniz. Aerobus hakkında çok daha detaylı bilgi için burayı ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Lizbon’da Metro ise sabah 06.30 ile gece 01.00 arasında çalışmaktadır.

TOPLU TAŞIMA TECRÜBELERİMİZDEN İŞİNİZE YARAYABİLECEKLER.

  • Otobüslerin içinde bilet aldığınız takdirde daha fazla ücret ödüyorsunuz.
  • Biz günlük bileti metroda satin aldik. İnce bir kart (boarding pass kagidi kalitesinde, barkodlu) 0.50 Euro kartin kendi ücreti ve günlük sayısız binis 6.00 Euro. Bu 0.50 Euro’luk kartlar bir yıl süre ile üzerine dolum yaparak kullanılabiliyormuş fakat biz ne yazık ki beceremedik ve her güne yeni bir kart satın aldik.
  • 50 Euro’ya 24 saat metro, otobüs ve tramvayı sınırsız olarak kullanabildik.
  • Metro için tek yön ’’Zone1’’ bileti 1.40 Euro idi ki havalimanı da ’’Zone 1’’ içinde yer alıyor.
  • Lizbon sehir merkezi ( Havalimanı da dahil ) ’’Zone 1’’, daha uzaklar ’’Zone 2’’ olarak isimlendiriliyor yani işinizin büyük kısmı ’’Zone 1’’ de.
  • Şayet Cascais tren istasyonuna kadar gitmek istiyorsanız 6.50 Euro’luk günlük bilet ücreti 9.00 Euro oluyor.
  • Sehir halki geri doldurulabilen İstanbul kart benzeri bir kart kullanıyorlardı ama biz bu karti almaya calişmadik.
  • Büyük istasyonlarda bilet alınacak gişeler her daim açık değillerdi ve açık oldukları zamanlarda  ise çok sıra oluyordu. Bilet makinaları bol miktarda var, tümünde İngilizce seçeneği mevcut ve sistem basit.Bu makinalara atabileceğiniz en büyük banknot 10 Euro.

NEREDE KONAKLADIK?

Lizbon’da kaldığımız otel; tarihi meydanları, kafeleri ile Sultanahmet’e benzer turistik bir semtteydi. Tabii dilencisi, fırsatçıları da ona göreydi. Otelin önündeki işlek caddede ayni adam iki gün üst üste minik bir paket gösterip isteyip istemediğimizi sordu. Ayni soruya bir kez de kahve içtiğimiz yerlerde otururken maruz kaldık. Şehrin güvenliği için bir şey diyemem ama bu durum bana turist olarak kendimi buralarda çok güvende hissettirmedi açıkçası.

Otelimiz Downtown Guesthouse adında üç yıldızlı bir oteldi ama bana göre yıldızları oldukça eskimişti. Otelden; fiyat, dost personel ve konumu için çok memnun kaldık ama Lizbon’a bir daha gitsek ’’bu otelde tekrar konaklar mıyız?’’ bundan emin değiliz.

Rossio Square ve Santa Justa Elevator’a yürüme mesafesinde olan otelimiz Sao Jorge Kalesi ile Lisbon Katedrali’ne ise hemen hemen 1 km mesafedeydi.

Otelin giris kattaki ana kapısı şifreli olup geceleri ancak bu sifre ile giriş yapmak mümkündü.

Otelin her katina cikis icin ayrica birer cam kapi vardi. Personel yok iken bu kapıları kilitliyorlar ve anahtarı saklıyorlardı. İyi ilişkilerimiz sonucunda anahtarı sakladıkları yeri bize gösterdiler, anahtarı alıp işimiz bitince yerine koyuyorduk.

Ortak kullanım alanı olan mutfakta; buzdolabı, su ısıtma cihazı vardı ama bu alanı otel personeli çarşaf, havlu vs yıkayıp ütülemek için de kullanıyorlardı.(Personel, hem resepsiyona bakıyor hem çamaşır yıkayıp kurutuyor hem de ütü yapıyordu. Bir elemanın suyu nasıl çıkarılır canlı yayın izledik, aynı bizdeki gibiydi ). Biz “İspanyol Balkon’ lu’’  diğer odalara göre daha iyice bir odada konakladık ve genel olarak memnun kaldık.

Otel bu kadar amatörce işletilmesine rağmen inanılmaz tertipli bir oda temizliği hizmeti vardı. Bizim konaklama yaptığımız günlerde iki kişilik oda fiyatı 70 Euro civarındaydı.

LİZBON MARATONU HAKKINDA DETAYLAR.

Yazımızın esas çıkış noktası Lizbon Maratonu idi ama hala maratona değinemedik. Şimdi önümüzdeki yıllarda bu yarışı programına almayı düşünenler için faydalı olabilecek birtakım bilgileri sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

Öncelikli olarak yarışa kayıt olmanız gereken site burasıdır.. Lizbon’da maraton koşmanın yanı sıra yarı maraton koşma imkânı da mevcut. Bu yıl 15 Ekim tarihinde yapılan maraton, takvimde genellikle hep Ekim ayının ortasına denk geliyor.

Cuma günü Lizbon’a varmıştık ve cumartesi kayit numaralarımız ve çipimizi alacağımız maraton fuarına metro ile gittik. Maraton fuarında bizi kötü bir sürpriz bekliyordu, açık havada iki saatten uzun sürede aşabileceğimiz çılgın bir kuyruk ile karşılaştık. Önce güvenlik sebebiyle kuyruğun uzun olduğunu düşünmüştük fakat sadece teknik hatadan dolayı olduğunu öğrendik. Kayıt olurken verilen numaralar daha önceden basılmış ve isimlerimizin yazıldığı numaralarla uyuşmuyormuş. Görevliler kayıt onay formunda bize verilen numaralarımızı alıp, bilgisayardan doğru numaralarımızı bulup, bizlere yeni numaralarımızı verdiler. Böyle bir hata Türkiye’deki yarışlarda olsa idi insanlar asla bu kadar itiraz ve şikâyet etmeden beklemezlerdi, bundan eminim.

Başarılı maraton koşma tavsiyelerinin hemen hemen hepsinde; yarıştan önceki gün fazla yürümeyin, yorulmayın ve sıvı alımına dikkat edin denir. Biz de her yeni maratona gittiğimizde ne yazık ki bu tavsiyeleri kulak ardı edip oldukça çok yürür ve kendimizi yorarız. Bu sefer çok yürümedik ama 30 derece sıcakta, organizasyon hatasından dolayı iki saat ayakta bekledik, yani yürümüş kadar olup yarış öncesi hep yaptığımız gibi günümüzü yorularak geçirdik.

Normal şartlarda Lizbon’un Ekim ayı sıcaklık ortalaması 15-22 dereceler arası ama maratonun yapılacağı gün de dâhil olmak üzere sıcaklık 20-33 dereceler arasında seyretti. Maratonun ertesi günü ise yağan yağmur neticesinde sıcaklık mevsim normallerine döndü.

Lizbon’da ben maraton, esim Rocky’de yarı maraton koştu. Yarı maraton; Avrupa’nın en uzun köprüsü olan ’’Vasco da Gama’’ köprüsünde başlayıp tümüyle maratonculardan farklı bir parkuru takip ederek, maratona komşu fakat farklı bir finiş noktasında bitti.

Maraton, internet sitesinin pek çok yerinde 08.30’da başlayacak diye ilan edilmekle birlikte bazı bilgilerde ise 08.00’da başlayacaktır diye ilan ediliyordu.Maraton fuarındaki uyarılarda da yarışın 08.00’da başlayacağı belirtilmişti ve yarış 08.00’da başladı.

Maraton, Cascais’te başlayıp Atlantik okyanusunu sola alarak, önce batıya 6 kilometre gidip sonra 2 kilometre döndükten sonra Lizbon’a kadar tek yönlü bir maraton. Pozitif düşünecek olursanız, yarışı bitirmekten başka çareniz yok.

Yarış sabahı merkez tren istasyonundan Cascais’e (Baia Cascais) trenle gittik. Trene koşu numaramızı gösterip ücretsiz bindik. Bindigimiz vagon tamamı ile eskimiş koşu malzemesi, ter ve Bengay kokuyordu. Çok uzun yillardir bu yoğunlukta bir “koşu kokusu” duymamistim. Bilmiyorum ama tanıdık koku oldugundan mıdır nedir beni pek rahatsiz etmedi,sadece gülümsetti. Koşu camiası olarak hijyende aldığımız aşamayi bir kez daha takdir ettirdi,kokuya da cabuk alistim.

Trenle tek yön bir saat kadar gittik. Bu kadar istasyonu ve yolu koşarak dönecek olduğumuzu düşünmek ise biraz endişe vericiydi.

Koşu manzarasi tek kelimeyle şahaneydi. Okyanus dumanli gri renkteydi. Atlantik Okyanusu’na ve dalgalara doymak için okyanusun hemen yanından koşmalıydım ve mümkün olduğunca da öyle yaptım.Azgın dalgalarda surf yapan guruplari izleyerek kosmak ayri bir keyif ve tecrübe idi.Maraton an itibari ile zor gelse dahi dalgalar ve suyun vahşiliği surf yapmaya heves ettirmedi beni.

Maraton plaj kasabalarindan gecip Lizbon’a varmadan önce Atlantik kiyisindan ayrılıp Tejo Nehri’nin (Tagus River) kıyısında devam ediyor.

Maraton son derece düzenliyidi. Maraton fuarı sırasında yaşamış olduğumuz organizasyon hatasını düşünüp yarış sırasında da bir düzensizlik olacak mı diye endişelenmiştim açıkçası. Fakat tam tersi oldu, maraton süresince kilometre tabelaları tam ve doğru işaretliydi. Su istasyonlarında sular izci okul cocukları tarafından düzenli ikram edilmekteydi. Müzik gurupları güzergah boyunca performans sergiliyor, bu da insanı yarışa motive ediyordu.

Daha once Lizbon Maratonu’na dair değerlendirmelerde bu güzergahın hiç seyirci desteği olmayan, yalnız koşulan ıssız bir güzergah olduğunu okumustum. Gerçekten de değerlendirmelerde okumuş olduğum gibi güzergah boyunca pek seyirci ve tezahürat yoktu ama koşan kişi sayısı yüksek olduğundan dolayı seyirci eksikligini hic hissetmedim. Ayrıca İstanbul’da olumsuz tezahuratlara maruz kalmis bir sporcu olarak; hic tezahürat, kötü tezahürattan iyidir diye düşünmedim desem de yalan olur.

Koştuğunuz her maratonun apayrı bir ruh hali oluyor. Bu kez kendime söz vermistim, koşunun ilerleyen kilometrelerinde, kosu zorlaştığında dahi moralimi asla bozmayacaktım.

Geçtiğimiz ay UFC (Ultimate Fighting Club) müsabakasında Volkan Özdemir’in rakibi Jimi Manuwa’yı Knock-out ettiği maçı seyrettim. Maçın sonunda Volkan Özdemir coşku ile “This is my house!” diye bağırıyordu, kendini ”Cage” e ait hissettiğini söylüyordu. Maraton başladığında aynı mottoyu ben de tekrarlamaya başladım, kesinlikle “Marathon is my house”. Kendimi maraton koşarken evimde, ait olduğum yerde hissediyorum, inanılmaz bir mutluluk hissi ile koşuyorum.

Yarış esnasında formamdaki Türk bayrağını görüp  ’’Ben İstanbul maratonu koştum’’ diyen koşucular da bana moral desteği oldular. 39. Kilometreyi kosarken tanistigim Ingiliz koşucu da Avrupa başkentlerinde maraton kosmayi kendine ilke edinmiş. Ben kendi adıma daha önce görmedigim yerlerde düzenlenmekte olan büyük maratonları mümkün olduğunca kosmaya çalışıyorum. Böyle  bir hevesiniz var ise Lizbon’u da mutlaka listenize alın ama sizlere tavsiyem önce Berlin’i, Paris’i, Roma’yı koşun..

PR (Personal Best) kişisel en iyi koşumu yapayım düşünceniz var ise Lizbon Maraton’u çok inişli, çıkışlı olduğu için bu gayenize pek uygun düşmez, ama inanılmaz güzel ve tarihi yerleri görerek, denize, dalgaya doyarak koşmak isterseniz bu yarışı atlamayın mutlaka koşun derim.

MARATON HARİCİNDE NELER YAPTIK?

Lizbon’da alti gun kaldik;

  • Birinci günü kayit evraklarını bekliyerek,
  • İkinci günü maraton kosarak,
  • Üçüncü gün hop on hop off turist otobüsü ile Lizbon’u turlayarak,
  • Dördüncü gün araba kiralayip California’dan bile daha populer olan Nazare surf cennetine giderek,
  • Beşinci gün kale civarını gezerek,
  • Altıncı gün ise meydanlardaki kafelerde vakit geçirerek, Lizbon Maratonu serüvenimizi tamamladık.

LİZBON’DAN YAPMADAN YA DA GÖRMEDEN DÖNMEMENİZ GEREKENLER.

  • Cabo Da Roca ‘ya gidin; Avrupa kıtasının en batı ucu.
  • Lisbon’un meşhur tarihi tramvayları ile keyifli bir tur yapın.
  • Santa Justa asansörünü kullanın, şehri kuş bakışı izleyin.
  • Tejo Nehri civarında vakit geçirin.
  • Fado gösterisi yapılan yemekli restoranlara mutlaka gidin.
  • Orta çağdan kalma ve şehrin en yüksek tepelerinden birinde yer alan Sao Jorge Kalesi’ne çıkın.
  • Lizbon’un simgesi olan ve ’’Unesco Dünya Mirası’’ listesinde bulunan Belem kalesini mutlaka görün.
  • Meşhur tatlıları Belem’i tadın.
  • Porto şaraplarını pas geçmeyin.

,

Çağdaş Roma İmparatoru Francesco Totti.

Futbol dünyasının en prestijli sürekli yayınlarından biri olan ”Tribune Sport Magazine’in 15. sayısında yayınlanan  ” Çağdaş Roma İmparatoru; Francesco Totti ” isimli yazımı aşağıda okuyabilirsiniz.

,

Münih Maratonu Hakkında Herşey..

Münih maratonu her sene Ekim ayında yapılmakta olan ve oldukça yüksek katılımcı sayısına ulaşan, Dünya üzerindeki önemli maraton yarışlarından biridir. Bu yıl 8 Ekim 2017’de gerçekleşecek olan ve daha önce 2 kez katıldığım Münih maratonu ile alakalı tecrübelerimi bu yazımda sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

MÜNIH MARATONU’NA NASIL KAYIT  OLUNUR?

Maratonun koşulmasından yaklaşık 8 ay kadar önce kayıtlar açılıyor. Münih maratonu resmi sitesi olan www.muenchenmarathon.de adresinden yarışa kaydınız yaptırabilirsiniz.

Online kayıt sayfasına girdikten, size sorulan tüm soruları cevapladıktan ve ödemenizi gerçekleştirdikten sonra vermiş olduğunuz e-mail adresine onay mailiniz geliyor. Artık geriye kalan yarışa hazırlanmak.

YARIŞ EVRAKLARINIZI NASIL TESLİM ALABİLİRSİNİZ?

2017 yılında 6-8 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan Maraton fuarında elinizdeki onay mailiniz ile yarış için gerekli olan evraklarınızı yani yarış çantanızı teslim alacaksınız. Yarış çantasının içinde göğüs numaranız, sponsorların vermiş olduğu ufak, tefek hediyeler ve yarış hakkında bazı bilgilerin bulunduğu evraklar olacak. Münih Maratonu Fuarı; Olympic Park ‘ın içinde bulunan spor salonlarından birinde yapılmaktadır. Olympic Park’a girdiğiniz zaman yönlendirme tabelaları vasıtası ile fuar alanına kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Yarış çantaları battal boy çöp poşeti benzeri lakin çöp poşetinden daha kalın bir malzemeden yapılmıştır.

MARATON FUARININ YAPILDIĞI OLYMPIC PARK’A NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ ?

U Bahn 3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inerek maraton fuarına ulaşabilirsiniz.

U BAHN İLE S BAHN ARASINDA NE FARK VAR?

Çok kısa anlatmak gerekir ise U Bahn dedikleri metrodur ve yer altından, S Bahn dedikleri ise trendir ve yeryüzünden yol alır. Yukarıdaki metro haritasından bu hatlar hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

MÜNİH MARATONU HANGİ MESAFELERDEKİ YARIŞLARI İÇERİYOR?

Münih maratonuna; 42 KM Maraton, 21 KM Yarı Maraton ve 10 KM mesafelerinde katılabilirsiniz.

KAYIT ÜCRETLERİ NE KADAR?

Maraton koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 70 Euro ile başlıyor 95 Euro’ya kadar çıkıyor. Son dakika kayıt yaptırmanız da mümkün, bunun ücreti ise 103 Euro olup son dakika kayıtlarını maraton fuarı sırasında yaptırabiliyorsunuz.

Yarı Maraton koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 48 Euro ile başlıyor 62 Euro’ya kadar çıkıyor. Yarı Maraton için de son dakika kayıt yaptırmanız mümkün, bunun ücreti ise 68 Euro olup son dakika kaydınızı maraton fuarında yaptırmanız gerekiyor.

10 K koşmak istiyorsanız; 24 Eylül 2017 tarihine kadar yarışa kayıt yaptırabilirsiniz. Kayıt ücreti yarış zamanı yaklaştıkça artıyor. Ödemeniz gereken ücret 29 Euro ile başlıyor 39 Euro’ya kadar çıkıyor.10 K için de son dakika kayıt yaptırmanız mümkün, bunun ücreti ise 42 Euro olup son dakika kaydınızı maraton fuarında yaptırabilirsiniz.

*Son dakika kayıtları için katılmak istediğiniz mesafenin katılımcı limitinin dolmamış olması gerekmektedir.

YARIŞ START VE FINISH NOKTALARI NERELERİDİR VE NASIL ULAŞIRSINIZ?

Maraton Start; Coubertinplatz ( Olympic Park Area)

Maraton Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inmeniz gerekiyor.

Yarı Maraton Start; Weltenburg Strasse

Yarı Maraon Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U4 hattı ile Richard- Strauss Strasse durağında inmeniz gerekiyor.

10 K Start; Coubertinplatz ( Olympic Park Area)

10 K Finish; Munchen Olympic Stadium.

  • U3 hattı ile Olympia Zentrum durağında inmeniz gerekiyor. 

YARIŞ ÖNCESİ EŞYALARINIZI TESLİM EDECEĞİNİZ NOKTALAR?

Yarış öncesinde eşyalarınızı teslim edip yarış sonrasında geri alabileceğiniz vestiyer noktaları mevcut. Size maraton fuarında verilmiş olan çantanız ve üzerine yapıştırılmış göğüs numaranızın bulunduğu sticker ile numara aralığınıza denk gelen vestiyere teslim etmeniz gerekiyor.

Maraton ve 10 K yarışmacısı iseniz çantalarınızı yarış öncesi teslim ettiğiniz noktadan geri alıyorsunuz. Yarı maraton için ise durum biraz faklı, başlangıç ve bitiş noktaları aynı olmadığından dolayı; start alanında DHL arabalarına teslim ettiğiniz çantanızı finish noktasında teslim etmiş olduğunuz aynı arabadan geri almanız gerekmektedir.

Çantalarınızı teslim edeceğiniz vestiyer alanları ve arabalar göğüs numaralarına göre kategorize edilmiş durumda, yani kafanıza göre değil numaranıza göre teslimat yapıyorsunuz.

 

KAYIT SIRASINDA ÖDEMİŞ OLDUĞUNUZ ÜCRETE NELER DAHİL?

  • Yarış günü ücretsiz ulaşım imkânı.
  • Yarış çantası, göğüs numarası, derecenizi ölçecek olan çip.
  • Finish alanında ikramlar.
  • Finisher madalyası.
  • İnternetten indirebileceğiniz yarış bitirme sertifikası.
  • Gerekli olması durumunda medikal destek.
  • Finish alanında duş ve masaj.

İŞİNİZE YARAMASI MUHTEMEL EK  BİLGİLER.

  • Yarışa kayıt olurken 38 Euro karşılığında Münih Maratonu 2017 resmi tişörtünü de satın alabilirsiniz.
  • 10 Euro karşılığında yarış bitiminde madalyanıza isminizi, soyadınızı ve derecenizi işletebilirsiniz, bunu yapabilmek için yarışa kayıt sırasında bu hizmeti de satın almanız gerekmektedir.( Medals engraving)
  • Yarış sırasında kullandığınız zaman çipinizi finish alanında teslim etmeniz gerekiyor, aksi taktide yarış sırasında vermiş olduğunuz kredi kartınızdan çip ücreti tahsil ediliyor.
  • Yarış bitiminden 24 saat sonra marathon-photos.com adresinden yarış sırasında çekilmiş olan fotoğraflarınızı satın alabilirsiniz.

MÜNİH MARATONU BİTTİ ŞİMDİ DE BİRAZ GEZELİM DERSENİZ;

Sadece koşmakla olmaz, maraton bitti ve artık gezme zamanı derseniz; işte size Münih ve çevresinde gezebileceğiniz cazibe noktaları hakkında kısa kısa bilgiler. Öncelikle Münih ile başlayalım.

MÜNİH;

MÜNİH’TE NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

  • Marienplatz / Şehrin ana meydanı.
  • Altes Rathaus / Eski belediye sarayı.
  • Neus Rathaus / Yeni belediye sarayı.
  • Peter’s Church / Münih’te görebileceğiniz en önemli dini yapılardan biri.
  • Maximillian Strasse / En şık ve alışveriş için en cazip cadde.
  • Olympia Park / 1972 Münih olimpiyatları için yaptırılmış park.
  • Münih Olimpiyat Stadı / Olympia Park içinde bulunan ve 1974 Dünya kupası finalinin oynanmış olduğu meşhur stadyum.
  • İngiliz Bahçesi /Almanya’nın hatta Avrupa’nın en büyük ve görülesi parklarından biri.
  • Hofbrauhaus / Dünyaca ünlü bira evi.

MÜNİH’TE NE YAPMADAN DÖNMEMELİSİNİZ?

  • Alman biralarını ve sosislerini tatmadan.
  • Terayağlı Breztel yemeden.
  • İngiliz Bahçesini gezmeden.
  • Schwarzwolder Torte ( Karaorman pastası) yemeden.
  • Bayern Münih’in mabedi olan Allianz Arena’da bir maç izlemeden.

MÜNİH’ E YAKIN ŞEHİRLER NERELERİDİR?

Eğer yarıştan sonra birkaç gün daha Münih ve çevresinde kalmayı düşünüyorsanız, Bavyera bölgesinin diğer şehirlerini de seyahat planınızın içine dâhil edebilirsiniz.

Bu seyahatiniz için size rehber olabilecek ”Münih’ten Diğer Bavyera Şehirlerine” isimli yazımı buradan  okuyabilirsiniz.

,

Radyoda Dinlenen Maçlardan Endüstriyel Futbola.

Futbol sektörünün en prestijli sürekli yayınlarından biri olan ”Tribune Sport Magazine’in” 14. sayısında  yayınlanan  ” Radyoda Dinlenen Maçlardan Endüstriyel Futbola ” isimli yazımı aşağıda okuyabilirsiniz.

 

 

,

Berlin Maratonu ve Yurtdışında Maraton Koşmak.

İlkokulda basketbol, ortaokulda kaleci olarak futbol oynadım. Lise yılları itibariyle kürek sporu yapmaya başlayıp kürek sporunda da milli takım seviyesine kadar ulaştım.

Kürek sporu oldukça ağır ve cefalıdır.. Ayrıca bir o kadar da emek ister. İnsanlar sıcacık yataklarında mışıl mışıl uyurken sabahın kör karanlığında başlayan ve saatlerce süren rutin deniz antrenmanları yapılır. Deniz kötü olduğu günlerde ise insanı canından bezdirecek ölümcül koşu ve ağırlık antrenmanları devreye girer. Hep ’’artık bu sporu bırakacağım’’ denir. Lakin idman sonrası tekneyi iskeleden karaya alırken teknenin içine dolmuş suyu kafaya bir kere yemiş ya da Kurbağalıdere’nin kokusuna bir kez alışmış olan adam kolay kolay bırakamaz bu sporu. Ben de sporu bıraktıktan sonra kendi kendime ’’Bir daha kesinlikle sabahın bu kadar kör saatlerinde uyanmayacağım ve asla koşuya çıkmayacağım’’ demiştim.

Evet, bu düşüncelerime uyduğum bir süre -5,6 yıl kadar- oldu. Bol bol yedim, içtim, gezdim, yattım, kalktım lakin bir süre sonra ufaktan da olsa bir kaşıntı başladı. Bodrum çalışma hayatım bitip de İstanbul’a döndüğüm senenin yaz başlangıcında koşu ayakkabılarımı ayağıma takmış ve kendimi Caddebostan sahilde koşuyor halde buldum. Önceleri bu koşular jogging olarak da tabir edilen tarzda iken daha sonra dozajları gitgide artmaya başladı.

Sürekli idman yapmak, her gün aynı yerlerde koşmak insanı bir süre sonra sıkıyor. Bu idmanlarınızın neticesini alabileceğiniz en güzel aktivite herkese açık koşu yarışları. En azından boşuna idman yapmamış, farklı bir atmosfer yaşamış, kendinizi ölçebilmiş, boynunuza anı madalyası da olsa bir madalya takabilmiş olursunuz. Eğer iyi dereceler yapıyorsanız tabii ki kürsüye de çıkabilirsiniz. Yarış öncesi, sırası, finiş, yarış sonrası fotolarınız olur ve bunlar da sizin koşu olayına daha sıkı sarılmanızı, motivasyonunuzu güncel tutmanızı sağlar.

Önce Avrasya Maratonu Ya Sonra?

Benim de yarış maceram Avrasya maratonu ile başladı. Daha sonra kendimi – yeni yarışlara nasıl katılırım? Nerede hangi yarış var? Nasıl giderim? Nasıl dönerim? –sorularının cevaplarını ararken buldum. Bu araştırmalarım sırasında ilk yardımcılarım yarış takvimi sitesi ve bir de elbette “Association of International Marathons and Distance Races” resmi sitesi aimsworldrunning.org olmuştu.

Sonucunda Türkiye ve Avrupa’da birçok kez maraton, yarı maraton, dağ maratonu, 15 km,10 Km yarışları koştum ve bu yarışlar vasıtası ile birçok yeni insan ile tanıştım. Görmediğim şehirleri, ülkeleri, kasabaları gördüm. En önemlisi, insanların bu yarışlara bakış açısı her ne kadar da -Kaç kişi vardı kaçıncı oldun?- sığlığında olsa bile, ben bu yarışları koşarak ve bitirerek yüksek manevi haz elde ettim. Zaten ‘’kaç kişi vardı kaçıncı oldun?’’ sorusunu soranların büyük çoğunluğunun yaptığı en büyük spor “TV ‘de maç izlemek”. Bırakın 42 Km‘yi koşmayı bunun ¼ ‘ünü yürümeyi beceremezler hatta hayal dahi edemezler!

Yurtdışında Maraton Koşmak – Hem Spor Yap Hem Seyahat Et!

Şimdi Berlin Maratonu ve Münih maratonu tecrübelerimi esas alarak, bu yarışlara nasıl kayıt olunur, nasıl gidilir, nasıl dönülür, maraton fuarı nedir, yarış günü, yarış sonrası vb. gibi bilgileri sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.

Yurtdışında Maraton koşmak için Nasıl Kayıt Yapılır, Nasıl Gidilir?

Artık yurtdışında bir yarış koşmayı kafaya koymuşsanız yapmanız gereken ilk işler

  1. Koşulması planlanan yarış seçilmelidir.
  2. Yarış seçimi yapılırken daha önce koşulmuş yahut koşulabilmesi muhtemel bir mesafe seçilmelidir. Eğer idman derecenizin yetmeyeceği bir mesafeyi koşma hayaline kapılırsanız, katılmış olduğunuz yarış size tam anlamıyla zulüm olacaktır.
  3. Aynı yarışa katılacak kişilerle irtibat kurmak mümkünse beraber antrenman yapmak. Tek başına yapılan antrenmanlar bir süre sonra yılgınlık ve bıkkınlık getirebilir.
  4. Benim için yarış seçimindeki en önemli kriter koşabileceğim mesafede bir yarışa katılmak olmuştur. Aksi halde yukarıda da belirttiğim gibi kendinizi gereksiz yere zorlarsınız ve yarış azaba döner ayrıca da spordan soğursunuz.

Berlin ve Münih Maratonları:

Ben kendime ilk maraton yarışı olarak Berlin Maratonu’nu seçmiş ve Berlin Maratonu’na gitmeden önce Türkiye içinde hatırı sayılır rakamda 10 Km yarışı, 4 tane yarı maraton, İsviçre’de de 1 adet yarı maraton koşmuştum. Artık kesinlikle maraton koşmak istiyordum.

Neden Berlin Maratonu?

  1. Dünyanın en önemli maratonlarından biri olması.
  2. Kesinlikle düz bir parkura sahip olması.
  3. Bir önceki yıl dünya rekoru kırılmış olması.
  4. Katıldığım yıl Türkiye‘den ciddi sayıda insanın Berlin maratonuna katılıyor olması.

Berlin Maratonu’na Nasıl Ve Ne Zaman Kayıt Olunur?

Bütün yarışların kendine ait bir internet sitesi var. Kayıt, ödeme gibi işlemler bu siteden yapılıyor.
Örnek vermek gerekirse;
Berlin maratonu için ; www.bmw-berlin-marathon.com/
Münih maratonu için ; www.muenchenmarathon.de/

Berlin maratonuna yaklaşık 11 ay öncesinden kayıt yaptırmıştım. Kayıt açıldıktan yaklaşık bir hafta kadar sonra da kontenjan dolmuş ve kayıtlar kapanmıştı. Düşünün yaklaşık 40.000 kişi koşuyor ve kayıtlar 1 haftada doluyor. Klavye başında kayıtların açılmasını beklemiştik resmen. Dünyanın en önemli spor organizasyonlarından bir tanesi olan Berlin Maratonu’nda maraton harici bir yarış (Yarı maraton,10 Km) koşmanız mümkün değil.

Münih maratonu kayıt aşaması ise Berlin‘e göre çok daha rahat. Aynı kategori maratonlar değiller. Son 1 ay kalana kadar kayıt yaptırma şansınız oluyor. Münih’te maraton harici yarı maraton ve 10 K yarışları koşabilme imkânı da mevcut. Sanırım yarışın daha çok katılımcı sayısına ulaşması için farklı mesafe alternatiflerini de kullanıyorlar. Berlin’de tabi ki de böyle bir kaygı yok.

Kayıt işlemleri sırasında form doldurulurken size çeşitli sorular soruluyor.

• Madalyanıza yazı yazdırmak. (Madalyanızın arkasına derecenizi işletiyorsunuz.)
• Anı T-Shirt’ü almak. (Finisher olduğunuzu göstermek hem de yarışın bir anısı olarak saklamak için.)
• Şimdiye kadar koştuğunuz en iyi derece. (Yarış sırasında kendi temponuzda ve hemen hemen sizinle aynı dereceleri yapacak bir topluluk ile koşmanızı sağlar ve ayrıca sizden daha hızlı koşan kişilerin yol bulmasına engel olmamanız adına çok önemlidir.)
Tabi ki madalya arkasına yazı yazdırmak, Finisher T-Shirt‘ü almak ekstra ödemeler gerektirir.
Bütün soruları cevaplayıp, tercihlerinizi tamamladıktan sonra ödeme sayfasına geçiyor ve ödemenizi yapıyorsunuz.

Başarılı bir şekilde ödemeyi yaptıktan sonra vermiş olduğunuz mail adresine onay mailiniz geliyor. Onay mailini aldıktan sonra yapmanız gereken aylarca yarışın hayalini kurarak idman yapmak, daha önce bu yarışı koşmuş kişilerden gerekli bilgiler öğrenmek ve bazılarından da şehir efsaneleri dinlemek.

Yarışa Kabul Edildikten Sonra Ne Yapmalıyım?

  1. Öncelikle yarışa yönelik bir idman programı edinilmeli.
  2. Mümkün ise profesyonel bir çalıştırıcı yada bir grup ile idman yapılmalı.
  3. Hemen en uygun fiyata uçak bileti alınmalı. Gidiş biletini yarıştan 2 gün önceye (Yarış günü yol yorgunluğu olmaması için)ve dönüşü de 2 gün sonraya (Yarış sonrası keyifli bir şekilde şehri gezebilmek için)almanızı öneririm.Ben Berlin Maratonuna giderken 2 gün önce gitmiş 2 gün sonra dönmüştüm. Bu program gayet iyi olmuştu. Münih maratonuna ilk gittiğimde Maratona 1 gün kala gitmiş hemen ertesi günü dönmüştüm. Bu nedenledir ki, yarış sırasında yol yorgunluğunu kesinlikle hissetmiş ayrıca çok iyi dinlenemeden de geri dönmek zorunda kalmıştım.
  4. Otel rezervasyonu yapılmalı. Otel rezervasyonu yapılırken çıkış ve varış noktalarına yakın, en azından yürüme mesafesinde bir otelde konaklama yapmak faydanıza olacaktır. Berlin‘de çıkış ve varış noktaları aynı, Münih de ise farklı yerlerdeydi. Bu detayların göz önünde bulundurulması konforunuz açısından fayda sağlayacaktır.

Maraton Fuarı Nedir?

Yarış kayıt işlemleriniz bittikten sonra size mail yolu ile ulaşmış olan onay belgeniz vasıtasıyla yarış malzemelerinizi bir çanta içinde alacağınız ayrıca çeşitli koşu malzemelerini satın alabileceğiniz, bir şeyler yiyip içilebileceğiniz, diğer katılımcılar ile bir araya gelebileceğiniz etkinlik alanı. Meşhur makarna partileri de genellikle bu fuar alanlarında yapılmaktadır.

Maraton Öncesi Alacağınız Malzemeler Nelerdir?

  1. Yarış çantası.( Genelde battal boy çöp torbası gibi oluyor)
  2. Göğüs numaranız.
  3. Derecenizi ölçmesi için ayakkabınıza bağlayacak olduğunuz çip. (Çip yok ise derece de yok, yarış sonrası teslim etmeyi unutmamanız lazım, finiş bölgesinde ellerinde kova ile çip toplayanlar oluyor. Teslim etmeyi unuttuğunuz taktirde kayıt sırasında ödeme yaptığınız kredi kartından çip bedelini tahsil ediyorlar.)
  4. Sponsor firmaların torba içine koyduğu eşantiyon malzemeleri ile farklı maratonlar için tanıtım broşürleri.
  5. Ayrıca çantanın (Poşetin)içinden göğüs numaranızın yazılı olduğu bir de sticker çıkıyor. Torbanızı yarış vestiyerine teslim ederken göğüs numaranız ile aynı olan bu stickerı torbanıza/çantanıza yapıştırıyorsunuz ki, yarış sonrası teslim almaya gittiğinizde göğüs numaranız ile torba üzerindeki numara birbirini tutsun.

Bir Yurt Dışı Maratonunda Yarış Günü ve Sonrası Nasıl Geçer?

Yarış günü eğer startınız olağan dışı bir saatte -öğlen ya da akşam- değil ise sabah erken saatte uyanmanız gerekli olacak. Yarış günü konakladığınız otel, maratona katılacaklara yönelik erken kahvaltı uygulaması yapacaktır. İşin açıkçası Berlin Maratonu sabahı 06:00 gibi kahvaltı için salona geçerken biraz çekinmiş hatta içimden “Bu saatte kim kahvaltıya inecek?” demiş fakat içeri girdiğimde salonunun çoktan dolmuş olduğunu ve müşterilerin çok büyük kısmının maraton katılımcısı olduğunu görmüştüm. Maraton uzun bir yarış olduğu için sabah mideyi yarış esnasında pek rahatsız etmeyecek bir şeyler atıştırmakta fayda var.

Yarış günü şehir içi ulaşım katılımcılara ücretsiz oluyor. Metro yada otobüslerde sizinle aynı yöne, aynı amaca doğru hareket eden yüzlerce insan ile beraber yol alıyor ve yarışın heyecanını iyiden iyiye hissetmeye başlıyorsunuz.

Yarış alanlarında göğüs numara aralıkları ile birbirinden ayrılmış çanta bırakma noktaları var. Kendi göğüs numaranızın aralığındaki vestiyeri bulup çantanızı yarış sonunda teslim almak üzere bırakıyorsunuz. Berlin’de sabit vestiyer alanları vardı. Münih’de ise çıkış ile varış farklı noktalarda olduğundan DHL kargo arabaları yarış başlar başlamaz çantaları alıp varış noktasına götürüyorlardı. Yarış sonunda teslim ettiğimiz araçtan çantalarımızı hiçbir sıkıntı olmadan geri almıştık.

Sistem o kadar düzenli ve tıkır tıkır işliyor ki inanın endişe etmeye hiç gerek yok. İnsan Avrasya maratonunda yapılan bagaj ve madalya verme organizasyonu ile kıyasladığı zaman ’’Bizde neden bu iş böyle olamıyor?” diyerek’ hayıflanıyor. Avrasya maratonu sırasında start yerinde çay, simit, muz satıcıları bile oluyor. Elini kolunu sallayan start ve finiş alanına girebiliyor.

Start alanında koşmanız muhtemel derece ve tempoya göre ayrılmış bölümler var. Tahmini koşu derecenize uygun start yerinde olmanız faydanıza olacaktır. Ayrıca tüm katılımcılar yarış başlamadan önce vücutlarını sıcak tutması için giymiş oldukları kıyafetlerini start almadan önce yol kenarına bırakıyorlar. Bu kıyafetler organizasyon tarafından toplanıp ihtiyaç sahiplerine gönderiliyor.

Sizden Hızlıların Start Alanında Yarışa Başlamanızın Ne Mahsuru Var?

  1. Uzun bir süre sürekli olarak sizden daha hızlı yarışçılar geriden gelip sizi geçer.
  2. Bu geçişler sizin moralinizi bozar.
  3. Arkadan gelen sizden hızlı koşuculara yol almaları konusunda engel olursunuz.

Yarış katılımcı sayıları yüksek olduğu için yavaş koşucu dahi olsanız yarışın hiçbir kısmında yalnız koşmuyorsunuz. Her pace (tempo) grubundan birçok yarışmacı olduğundan sürekli kalabalık gruplar ile koşuyorsunuz. Az katılımcılı maratonlarda 4,5 – 5 saat civarı derece yapacak bir tempo ile koşuyorsanız yarışın bir yerinden sonra büyük bir yalnızlık ile baş başa kalma ihtimaliniz çok yüksek. Benim tecrübe ettiğim Berlin ve Münih maratonlarında böyle bir durum olmadı çünkü yukarıda da belirttiğim gibi her tempodan çok sayıda koşucu vardı.

Maraton gerçekten çok zorlu bir yarış. Bir kısmını bacaklar koşarken bir yerden sonrasını beyin koşuyor lakin muhteşem yarış atmosferi içinde bir şekilde finişe ulaşılıyor.

Berlin Maratonu biterken son metrelere doğru tarihi Brandenburg kapısı altından geçip birçok yarışmacı ile beraber bitiş çizgisine doğru yol alıyorsunuz. Finiş alanına kurulmuş tribünlerde bulunan insanların coşkulu desteği altında bitiş çizgisini geçerken başarmış olmanın verdiği müthiş hazzı vücudunuzun her bir noktasında hissediyorsunuz. İşte o fantastik dakikalar çekilen bütün acılara değiyor.
Münih maratonu ise tarihi Münih Olimpiyat stadında bitiyor. Stada girdikten sonra pistte 300 m. kadar koşuyor ve bitiş çizgisine varıyorsunuz. Onun da hazzı tarif edilemez.

Bütün bunlardan sonra artık size madalyanızı alıp, finisher resminizi çektirip, çimlerin üzerine yayılmak ve sponsorlar tarafından dağıtılan buz gibi biranızı yudumlayarak başarmış olmanın keyfini sonuna kadar çıkartmak kalıyor. Yurtdışında maraton koşmak ayrı bir keyif!