MSC ORCHESTRA İle Marsilya’dan Cenova’ya.

Aylar öncesinden MSC ORCHESTRA gemisi ile Marsilya-Genova yolculuğumuz için biletlerimizi almıştık. Zaman çok hızlı aktı ve bir Eylül günü seyahat tarihimiz gelmişti.

Gemi konaklama belgelerimizi, uçak biletlerimizi ve gemi sonrası Nice’te yapacağımız otel konaklamamızın belgesini seyahat dosyamıza koyup, valizlerimizi de kapattıktan sonra yola çıkmak için hazır hale gelmiştik. İlk durağımız İstanbul-Marsilya uçuşumuzu gerçekleştirmek için İstanbul Atatürk Havalimanı oldu. İstanbul-Marsilya uçuşumuzu THY ile gerçekleştirdik ve uçuş 3 saat 30 dakika sürdü.

MARSİLYA HAVALİMANI İLE VIEUX PORT ARASI ULAŞIM NASIL?

Marsilya’ya yani Aeroport Marseille Provence’den MSC ORCHESTRA ‘ya katılacağımız liman olan Vieux Port’a taksi ile ulaştık zaten başka bir ulaşım imkânı da mümkün değil. Havalimanı ile liman arası 15 dakika kadar sürüyor ve taksi ücreti 45 Euro. Taksiye bindiğinizde hangi gemiye katılacağınızı şoföre söylemeniz durumunda sizi o geminin önüne kadar götürüyor.

Anlatmış olduğum bu ulaşım detayı kafalarınızı karıştırmasın. Eğer Marsilya şehir merkezi ya da Provence’e gitmek isterseniz, hemen terminal çıkışında toplu taşıma imkânları ( Metro, otobüs vb.) mevcut; lakin Vieux Port’a herhangi bir toplu taşıma imkanı yok. Ya transfer alacaksınız ya da taksi.

GEMİYE GİRİŞ İŞLEMLERİ NE ŞEKİLDE OLUYOR?

Limana varışta öncelikle valizlerinizi bırakıp 1.kontrol noktasına geçiyorsunuz. Akabinde 1.kontrol noktasından yukarıya Pasaport kontrolü ve evraklarınızın kaşelenmesi için çıkıyorsunuz. Bu aşamaları geçtikten sonra artık gemiye binmenize engel hiçbir prosedür kalmamış oluyor. Gemi içinde görevli personel sizi karşılıyor ve fotoğrafınızı çekip, check-in işlemlerinizi tamamlıyor. Odalara giriş saati 14.00, oda pass kartınızı alıp odanıza geçtiğinizde 1.kontrol noktasında teslim etmiş olduğunuz valizlerinizin odanızın kapısına kadar getirilmiş olduğunu görüyorsunuz. Odaya girdiğinizde ise yatağınızın üstünde, liman giriş çıkışlarında kullanacak olduğunuz gemi tanıtım kartlarınız hazır olarak buluyorsunuz.

GEMİDE EKSTRA HARCAMALAR NASIL OLUYOR?

Gemide hiçbir şekilde para ile ödeme yapmanız mümkün değil. Ekstra harcamalarınızı yapabilmeniz adına sizlere kart veriliyor. Bu harcamalar için ailelerden 250 Euro, münferitlerden 150 Euro depozito, nakit ya da kredi kartı vasıtası ile alınıyor, kartınızda para bittikçe tekrar yükleme yapıyorsunuz. Hiç ekstra yapmayacağınızı düşünüyorsanız, kart almayabilirsiniz. Yolculuk sonrasında artan paranız varsa çıkış işlemlerinizi müteakip muhasebeden kalan paranızı alıyorsunuz; fakat burada şöyle bir durum var: Eğer depozitonuzu kredi kartı vasıtası ile ödemişseniz ve kartınızda para kalmış ise iadesi kredi kartınıza ancak 15 gün içerisinde yapılabiliyor. Gemide 10 Euro günlük bahşiş bedeli var, kartınıza hiç para yükletmezseniz sizden bu bedeli almıyorlar; yani bir nevi hiçbir ekstra servis almadığınız için bahşiş ödemenizi gerektirecek bir durumda olmadığı mantığı ile hareket ediyorlar. Seyahate çıkan iki arkadaş tek bir kart kullanır ise 10 günlük bir seyahatte 100 Euro bahşiş bedeli ödemekten kurtulabilirler, bu da kişi başı 50 Euro’nun cepte kalması anlamına gelir.

GEMİDE KAÇ ÇEŞİT KABİN VAR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

MSC ORCHESTRA’ da toplam 1.275 kabin var ve yolcu kapasitesi 3.223 kişi.

Gemide: İç Kabin, Dış Kabin, Balkonlu Kabin ve Suit Kabin olmak üzere 4 ana kabin tipi mevcut.

İç Kabin:  13-20 m² arası 275 adet olup geminin iç kısmında bulunurlar. Bu tip kabinlerin penceresi bulunmamaktadır.

Dış Kabin: 16-17 m² arası 173 adet olup geminin dış tarafında bulunur ama balkonları olmayıp lomboz adı verilen açılmayan camları bulunmaktadır.

Balkonlu Kabin: 17-39 m² arası 809 adet olup geminin dış tarafında bulunur ayrıca önlerinde oturulabilecek büyüklükte balkonları bulunmaktadır.

Suit Kabin: 31 m² olup 18 adet bulunmaktadır.

Ayrıca bu kabin grupları da kendi içlerinde farklı alternatifleri olan kabinlere ayrılmaktadır.

MSC ORCHESTRA’DA YEME, İÇME VE RESTORANLAR.

Gemi seyahatinizi Tam Pansiyon olarak satın alıyorsunuz, yani; sabah, öğlen ve akşam yemekleri şeklinde. C/ in günü öğlen yemeği ile başlıyor, C/ out günü ise sabah kahvaltısı ile bitiriyorsunuz. Gemide 2 adet A la carte restoran ve geminin en üst katında da yaklaşık 20 saat kadar hizmet veren bir açık büfe restoran mevcut. Bu açık büfe restoranda: Pizza, makarna, çorba, meyve, pasta, sandviçler, kurabiyeler, et çeşitleri, ızgaralar vs… aklınıza gelebilecek her türlü yiyecek, içecek mevcut. A la carte restoranda yemeğe katılmak için mutlaka ceket, kumaş pantolon giyinmek mecburi; yani bir suit code durumu söz konusu. Eğer çok kasamam diyorsanız, sadece en üst kattaki açık büfe restoranda da gayet rahatlıkla tüm yeme, içme ihtiyaçlarınız karşılayabilirsiniz, açık büfe restoranda böyle bir kılık, kıyafet  mecburiyeti yok. Kapalı su geminin her yerinde ücretli, sadece A la carte restoran ve 15.kattaki açık büfe restoranda makinelerden içeceğiniz su ücretsiz; ama bu su da büyük ihtimalle arıtma. Açık büfe kısmında ise çay, kahve ve konsantre meyve suları ücretsiz.

A la carte restoranda yemek iki ayrı saatte veriliyor. Gemi kartlarınızın üzerinde sizin yemeğe gireceğiniz saat yazılı oluyor ve akşam yemeğinin ilk grubu 19.30’da restorana giriş yapabiliyor.

SİGARA OLAYI.

Sadece açık büfenin olduğu 15.katta sigara içenlere ayrılmış bir alan var, diğer alanlarda sigara içmek yasak.

MSC ORCHESTRA’DA BAŞKA NE İMKANLAR MEVCUT?

Havuz, sauna, fitness, animasyon gösterileri, casino gibi imkânlar mevcuttur.

GEMİDE İNTERNET ERİŞİMİ NASIL?

Gemi denizde seyir halindeyken, cep telefonu ve internet kesinlikle çekmiyor. Karaya yakın kısımlarda zor da olsa bağlantı yakalanabiliyor. Yani seyir halindeyken internet ve cep telefonunu unutun. Gemi de satın alabileceğiniz çeşitli internet paketleri var; ama bu paketler de bir farklılık sağlamıyor.

SEYAHAT ROTAMIZ NASILDI?

1.Gece: Marsilya’dan Palma de Mallorca’ya seyir halinde geçti.

1.Sabah: Akşam saat 19.00’da Marsilya’dan hareket eden gemimiz, sabah saat 10.00’da Mallorca’ya vardı ve akşam saat 20.00’a dek burada demirli kaldı, en geç saat 19.30’da gemide olmamız gerekiyordu. Şehir merkezi limana oldukça yakın. Liman çıkışında bisiklet kiralama imkânı var, günlük kiralama bedeli 10 Euro. Liman ile şehir arası bisiklet ile 15 dakika kadar sürüyor ve Mallorca’yı bisiklet ile rahatlıkla gezebilirsiniz. Bisiklet ile şehri gezmek hem ekonomik hem de güvenli, bisiklet kullanıcılarının hep geçiş önceliği var.Gemi içinde de paket turlar satılıyor fakat bu turlar oldukça pahalı. Zaten gemiye bindiğiniz andan itibaren gemi personeli mütemadiyen size:  Yemek, alışveriş, tur paketleri satmaya çalışıyor. Mallorca şehir merkezine ulaştığınızda bisiklet park noktalarına bisikletinizi kilitleyerek bırakabilirseniz. Görülecek yerler: Büyük Katedral ve çevresinde konumlu Old Town.  Mallorca’nın sokaklarında güven içinde dolaşabilir ve şehri keşfedebilirsiniz. Merkeze bisikletle 10 dakika uzaklıkta denize girme imkânı mevcut, ince kum ve gayet güzel. Gemi içinde otobüs kuponları satılıyor, bu kuponları kullanarak şehir merkezine gitmek isterseniz kişi başı bedeli 13 Euro. Her akşam odanıza gelecek günün tur programları ve ücretleri ile alakalı broşürler bırakılıyor. Fiyatları oldukça pahalı ama İlginizi çekiyor ise bu turlara da katılabilirsiniz.

2.Gece: Palma De Mallorca’dan Barselona’ya seyir…..

2.Sabah:  Akşam 20.00’da Palma De Mallorca’dan demir alan gemimiz sabahın erken saatlerinde 07.00 gibi Barselona Limanına ulaşıyor. Barcelona’da kalış süresi oldukça kısıtlı, saat 12.30’da gemide olmamız gerekiyor; çünkü saat 13.00’da Barcelona’dan demir alacağız. Barcelona’da da liman ile şehir merkezi arası çok yakın. Zaman kısıtlı olduğundan dolayı Barcelona’da gemide satılan turlardan satın alınabilir, fiyat 30 Euro civarı. Ayrıca gemide 9 Euro karşılığında şehir merkezine gidiş / dönüş transferi satılıyor. Bunun haricinde, tam liman çıkışında otobüs durağı da mevcut,  4 Euro gidiş/ dönüş bedeli ile şehrin tam merkezine – La Rambla’nın Piazza Catalunya tarafı –  gidip dönebilirsiniz.

3.Gece: Saat 13.00’da Barcelona’dan demir aldıktan sonra tüm öğleden sonra ve gece Genova’ya seyir.

3.Sabah: Sabah saat 09.00’da Genova Limanı’na varıyoruz. Sabah kahvaltısı ardından gemiden ayrılıyoruz.

Not: Valizler bir gece öncesinde hazırlanarak kapı önlerine bırakılıyor. Her kat için farklı renklerde valiz etiketleri dağıtılıyor, adres bilgilerinizi doldurarak valize yapıştırıyorsunuz. Valizlerinizi, c/out yaptıktan sonra, yolcu geliş salonunda valizinize bağlamış olduğunuz etiket rengine ait kısımda hazır buluyorsunuz.

MSC ORCHESTRA’DAN SONRA GENOVA’DAN NİCE’E.

Gemiden c/out yaptıktan sonra Genova- Nice tren yolculuğumuzu yapmak için Genova Piazza Principe tren istasyonuna doğru yola koyuluyoruz. Liman ile istasyon arası yürüyerek 10 dakika sürüyor, eğer navigasyondan bakarsanız bu süre daha uzun gösteriliyor, bu sizi yanıltmasın.

GENOVA – NICE TREN YOLCULUĞU.

Genova’dan 13.05’te hareket ediyoruz. Tren biletlerini seyahatten yaklaşık 2 ay kadar önce Tren Itallia’nın web sayfasından satın almış ve 2. Sınıf biletler için kişi başı 28 Euro ödemiştik. Bizim biletlerimiz aktarmasız yolculuk içindi,

İtalya, Fransa sınırı olan Ventimiglia’da aktarma yapan trenler de mevcut; bu nedenle bilet satın alırken bu hususa dikkat etmekte fayda var. İnternetten alınan biletlerde mutlaka koltuk numarası olduğu için Validate etme derdi yok. Yolculuk aktarma olmadığı takdirde, yaklaşık 3 saat sürüyor.

NICE’DE KONAKLAMA.

Nice tren garının hemen yakınında yürüme mesafesinde bulunan Nice İbis otelinde konakladık. Kısa süreli seyahatler için yeterli donanıma sahip. Grubun özelliği olarak, odalar çok küçük ve basit döşenmiş. Lokasyon olarak tren garının hemen yakınında;  hem de yürüyerek şehir merkezine, sahile 10 dakika mesafede.

NICE’DEN CANNES VE LES ANTIBES.

Nice’den trenle Antibes 25 dakika sürüyor ve fiyat tek yön 4 Euro civarı.Nice ile Cannes arası trenle 30 dakika ve fiyat 7 Euro. İki kişi olmanız halinde % 50 indirimli bilet alabilirsiniz.Hem Antibes hem de Cannes’da tren istasyonları sahile oldukça yakın ve tren garından çıkıp buraları kolaylıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

NICE’DEN MONTE CARLO.

Nice Monaco arası tren ile 20 dakika kadar sürüyor. Yol boyunca şahane bir sahil şeridi ve manzarası var. Bilet fiyatı 4 Euro civarında, değişkenlik gösterebiliyor. Monaco istikametine giden trenler Ventimiglia’dan İtalya’ya geçtiği için mutlaka bilet kontrolü yapılıyor. Monte Carlo’da tren istasyonundan çıkar çıkmaz sizi panoramik şehir manzarası karşılıyor. Şehri kolaylıkla yürüyerek gezebilirsiniz.

NICE – İSTANBUL UÇUŞU.

Nice’de tren garı önünde bulunan otobüs durağından 99 nolu otobüs ile Nice Cote D’Azur Havalimanına ulaşabilirsiniz. Otobüs her yarım saatte bir kalkıyor, ücreti kişi başı 6 Euro, yolculuk yaklaşık 25-30 dakika kadar sürüyor. Eğer THY ile seyahat edecekseniz Terminal 1’de inmelisiniz.

, ,

Bitmeyen Senfoni: Bayram Tatili Travması…

Bayram kapıya dayandı, yaklaşık iki hafta sonra bütün iş hayatını felç edecek olan 11 günlük uzun mu uzun Kurban Bayramı tatili başlayacak. Türk halkının büyük bir bölümü bayramı iple çekiyor lakin bayram bahane, tatil şahane.

Yurtiçi, yurtdışı rezervasyonları çoktan yaptırıldı. Sona kalanlar evdeki çocukların ve eşlerin artan baskıları ile son bir çırpınış gidilecek yer arıyorlar. Bayramda yaşadığı şehirde kalmak insanlar için tam bir prestij kaybı;  sonra konu, komşu ne der? Tatilin niteliği de pek önemli değil, burada tek dert kesinlikle nicelik. Bir yerden bir yere intikal edilsin de nereye edilirse edilsin…

Bu tatile gitmek sanki tüm sorunları çözecek ve tatile giden her bireyi tam bir ruhsal tatmine ulaştıracak. İnsanın içsel bir doymuşluğu, belli bir hayat duruşu, tatil olarak ne istediği hakkında bir fikri yok ise böyle bir tatmine ulaşmasına da inanın imkân yok.

An itibari ile bilmem ne gümrük kapısı fotoları sosyal medyada gırla gidecek. O çılgın gümrük kuyruğunda beklemek insanları  “Oh be biz de bu gruba dâhiliz, eziyet çekiyoruz ama olsun, tatile gidiyoruz be abi” diye gururlandıracak; Yunan, Bulgar sınırlarını geçer geçmez ya da Çeşme, Bodrum, Alaçatı’ya varır varmaz tekrar sosyal medyada yer bildirmeler başlayacak. Bayramda bayramlaşmak adına arayanlara ise ağızda kelimeleri uzata uzata; ‘’ Yokuz canım evde, şuradayızzz, buradayız’’ demenin dayanılmaz hazzı yaşanacak. ‘’ Yokuz İstanbul’da ’’ ya da ‘’ Yurtdışındayız ’’ lafları çok önemli; 90+4’ te gol atmış hazzı verir bir kısım insanlara.

Sosyal medya görüntülerine bakacak olursak herkes deli gibi eğleniyor. Kum, deniz, güneş, güzel yemekler, içkiler, mutluluk pozları, plajda frappe ile resim, akşam bol deniz mahsulleri olan masalar…….

Şu keyfi, bu keyfi, tatil başlasın, an itibari ile gibi beylik cümleler ile başlayan sosyal medya paylaşımları. Yüzlerde müthiş bir mutluluk fakat arka planda beyinde sürekli olarak ’’20 Euro verdik bu kahvelere, OHA ! 120 TL düşünceleri’’, paradoksun ağa babası J)).Sakın kur hesaplamayın, bitersiniz…….

Bir kısım insanı kesinlikle tenzih ediyorum ama geri kalan büyük bir güruh bu tatillere sırf gitmek zorunda olduğunu düşündüğü, çevre gazı, ben de gitmeliyim, sınıf atlama derdi, eş ve çocukların baskısı gibi saçma sapan neden sonuç ilişkileri ile gidiyor. O kalabalıkta debelenip, debelenip, bolca sayıp, sövüp, bir ton da para harcayıp; dinlenmeyi geçelim belki de daha çok yorulup geri dönüyorlar.

Çılgın tatilcilerin hatırı sayılır bir kısmı,  minik bir çadır ile en basit şartlarda doğada kamp yapan,  ne istediğini bilen,  içsel ve beyinsel gelişimini tamamlamış insanın aldığı keyfi alamıyor. Çoğunluğun derdi eş, dost ile aşık atmak, onlardan geri kalmamak. Zaten genel hayat döngüsü içindeki en büyük problem bu değil mi? Kendin olamamak, hep başka hayatlara öykünmek. Kopyala, yapıştır insanlar işte……

Üç günlük Barcelona tatilini sadece La Rambla ve çevresinde geçiren, Aşk Çeşmesi önünde resim çektirince Roma tatilini tamam sayan ya da ülkesinde tek bir tane müze gezmediği halde gittiği ülkede müze gezmek için kendini paralayan insanlar gördüm.

Çok bahşiş verip, gittikleri yerlerden manasız ve abartılı alışveriş yapmayı iyi tatil yapmak sanan bir zümre var ne yazık ki bu ülkede. Bilmem kaç günde bilmem kaç ülke gezdim diye skor tutan ’’Gezginimsiler’’ var, hâlbuki o dedikleri gün süresince birkaç şehir bile gezmek zor. Deniz tatilinden döndükten sonra ’’ AAAAA! Hiç yanmamışsın ama’’ gibi saçma bir cümle ile karşılaşıp, mayo izini göstererek tatile gittiğini ispatlama gayretine girenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur bizim ülkemizde.

  • Bu insanların yaptıkları kopyala yapıştır tatil ile içsel bir tatmine ulaşmaları mümkün mü?
  • Herkesin aynı tip tatil ile mutlu olmasının imkânı var mı?
  • İnsanlar neden bu 11 günlük büyük kavimler göçünün mutlaka bir parçası olmak için kendini paralıyor?
  • Sürüden ayrılırsak bizi kurt kapar mı? Kurt kapmasın diye bu eziyete devam mı?

Geçen yıl Bodrum’da bir kafede oturuyordum, yan masadaki havalı abi ve abla ile bir süre sohbet ettik, derken konu konuyu açtı, “20 senedir Bodrum’a geliyoruz Bitez’de evimiz var” dediler, öyle Bodrumlu olmuşlar ki Bodrum’un yerlisini bile kovarlar ellerine fırsat geçse. Bodrum şöyle, Bodrum böyle anlatıyorlar, “ Bodrum Kalesi? “ dedim, demez olaydım! Daha Kaleyi görmemişler. Biramdan son yudumu aldım,”Hoşça kalın” dedim ve  kalktım gittim.

Sizce de burada bir kaçak yok mu?

Çoğumuz aslında sadece ’’MIŞ’’ gibiyiz.

Pek tabii ki de gezelim ama kendimizi geliştirmek, gerçekten mutlu olmak için gezelim sadece dostlar alışverişte olduğumuzu görsün diye değil….

Şimdiden herkese iyi bayramlar, pardon iyi tatiller….

 

 

 

Korsika: Heyecan Verici Bir Coğrafya…

Bağlı olduğu Fransa ile sorunları bitmek bilmeyen Korsika; Sicilya, Kıbrıs ve Sardinya’dan sonra Akdeniz’in en büyük 4.adası konumundadır. Korsikalıların çok büyük kısmı Fransız kimliği ile dertli olup, öncelikle Korsikalı olduklarını ve Fransız olmadıklarını her fırsatta dile getirseler dahi Fransa ile Korsika arasındaki sorun ne uzamakta ne de kısalmaktadır. Napolyon Bonapart’ın da memleketi olan Korsika, Fransa ile olan sıkıntılı ilişkileri ve insanı kıskandıracak doğası ile hep gündemde olmuş ve gündemde olmaya da devam edecektir.

Fransa anakarasının güneydoğu kısmında konumlanmış olan Korsika, Akdeniz’in en gizemli ve cazibe dolu coğrafyalarından biri olup aynı zamanda İtalya’nın Sardinya adası ile dip dibe bir konumdadır,  Sardinya ile Korsika’yı birbirinden Bonifacio boğazı ayırır.  Bence; bayraklarındaki semboller bile hemen hemen aynı olan Korsika ile Sardinya tek bir bağımsız ülke olmalıymış ama birinin ucundan İtalya, diğerinin ucundan da Fransa çekmiş ve kendilerine bağlamış. Zaten; bu iki ada İtalya ve Fransa yönetimine girmeden önce Sardinya bayrağı her iki adayı da temsil eden tek bayrakmış, bu da ada halklarının geçmişteki birlikteliğini göz önüne seren en önemli ispatlardan biridir. Korsika halkının hatırı sayılır bir kısmının ataları Sardinya’dan Korsika’ya göçmüştür, bu nedenledir ki;  Korsika’da İtalyanca benzeri bir yerel dil de kullanılmaktadır.

Akdeniz’in en gözde turistlik adalarından biri olan Korsika yaklaşık 9000 kilometrekare bir alana sahiptir ve bir Avrupa birliği toprağıdır. Ada’nın en büyük kenti Ajaccio olup aynı zamanda da yönetim merkezidir. Bastia, Bonifacio, Calvi, Porto Vecchio’da adanın diğer önemli yerleşim yerleridir.

KORSİKA’YA NASIL GİDİLİR?

Korsika bir Fransız ve Avrupa birliği toprağıdır bu nedenle Korsika’ya seyahat edebilmeniz için  geçerli bir Schengen vizeniz olması gerekmektedir. Türkiye’den Korsika’ya direkt bir uçuş yok bu nedenle izlenecek en mantıklı yol Fransa ya da İtalya’ya uçmak ve oradan feribot vasıtası ile adaya ulaşmak. Bir farklı alternatif ise Avrupa’dan Korsika’ya uçuş bulabileceğiniz bir şehirden aktarma almak.

Feribot Alternatifleri Nelerdir?

Fransız anakarasından; Marsilya, Nice, Toulon başta olmak üzere birçok limandan Korsika’nın Bastia, Ajaccio ve Porto Vecchio limanlarına feribot seferleri var. Fransa’dan feribot ile Korsika’ya seyahat edildiğinde en uzak liman adanın güneybatısında bulunan Porto Vecchio, en yakını ise Bastia’dır.

İtalya’dan da Korsika’ya ulaşmak için feribot alternatifleri mevcut, ilk akla gelen limanlar ise Genova ve Liverno.

Feribotlar hakkında detaylı bilgi için buradan faydalanabilirsiniz.

Uçuş Alternatifleri Neleridir?

Yazımızın üst kısmında da belirtmiş olduğumuz üzere Korsika uçuş alternatifleri ( En azından bizim ülkemizden ) az olan bir destinasyon. Fakat adaya pek tabii ki de aktarmalı uçuşlar ile ulaşmak mümkün. Adada;  Calvi , Bastia, Figari ve Ajaccio’da  bulunmakta olan dört havaalanı mevcut. Bu Havaalanlarından en popüler olanları Bastia’ya yaklaşık 17 Km mesafedeki Poretta Airport ve Ajaccio’ya 5 KM mesafede bulunan Napoleon Bonaparte Airport. Her iki havalimanından da şehir merkezlerine puplic transport mevcut ama Koriska’da puplic transport çok iyi bir işlemediği için rent a car olayını tercih etmeniz hem havaalanından şehirlere ulaşmak,  hem de adayı gezeceğiniz günlerde gidilecek noktalara sorunsuzca ulaşabilmeniz adına faydanıza olacaktır.

KORSİKA’NIN BAŞLICA ŞEHİRLERİ HAKKINDA KISA KISA.

Ajaccio:

Ajaccio adanın batı kıyısında konumlu olup Fransa’dan gelen ziyaretçilere en fazla hitap eden şehridir. Fransız olmayı şiddetle reddeden Korsika’daki diğer şehirlere nazaran daha bir Fransızdır. Şehir olarak söz etmem sizleri yanıltmasın, Ajaccio; nihayetinde bir sahil kasabasıdır. Ajaccio’nun ilk aklımıza gelen cazibe noktaları; Napolyon evi,  Musee Fesch, Turistik liman, Notre Dame Katedrali’dir. (Zaten yazımın ’’Korsika’da nereleri ziyaret edebilirsiniz?’’ kısmında bu cazibe noktalarından kısa kısa söz edeceğim.)

Bastia:

Bastia, Ajaccio’dan sonra Korsika’daki en büyük şehirdir. Adanın genelinde olduğu gibi Bastia’da da muhteşem bir doğa vardır. Bastia şehri adını bir Ceneviz kalesinden almış olup dar ve barok mimari özelliklerimi taşıyan sokakları bizlere biraz Malta, biraz da Sicilya’yı anımsatmaktadır. Kale, Minyatür müzesi, Bastia ulusal müzesi, Bastia Katedrali, Saint Jean Baptiste kilisesi; ilk aklımıza gelen cazibe noktalarıdır.

Corte:

Korsika’da deniz kenarında bulunmayan tek şehir ve adanın eski yönetim merkezi. Deniz tatilinden ziyade doğa ve dağ sporları ile ilişkili tatiller için uygundur. Gezilecek yerler arasında ilk akla gelenler; kale ve arkeoloji müzesidir.

Porto Vecchio:

Korsika’nın Saint Tropez’i desek yanlış tanımlamış olmayız sanırım. Adanın geneline nazaran daha lüks tesisler ve plajların bulunduğu Porto Vecchio; zengin turistler için vazgeçilmez bir şehir ya da kasabadır.

Calvi:

Limanı ve kalesi ile oldukça çekici bir kent. Adanın kuzey kısmında bulunmaktadır.

Bonifacio:

Adanın güneyinde dik kayalıklar üzerinde kurulmuş bir kent Bonificio. Diğer Korsika şehirleri gibi Bonificio da; engin mavilikler, dik yamaçlar ve dinmek bilmeyen rüzgârı ile tam bir Akdenizli ve Korsikalı. Korsika’nın Sardegna’ya hemen hemen en yakın noktası. Eğer Bonificio’ya gelmişseniz Bastion De L’etendart’ı mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

KORSİKA’DA NERELERİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ?

Bonifacio Citadel / Bonifacio:  Bonifacio Kalesi’ni sadece ziyaret etmeyecek, tarihin dar sokaklarında kaybolacaksınız. Korsika’da kaleleri ve eski şehirleri ziyareti sadece ’’ziyaret etmek’’ fiiline indirgersek; adanın coğrafyası ve tarihine haksızlık etmiş oluruz.

La Cittadella / Bastia: Heybetli duvarları arasında hala 15.YY’ı hissedeceğiniz görkemli tarihi yapı. Kalenin dar sokakları arasında gezerken kendinizi bir ortaçağ film setinde hissedeceksiniz. Kale, tüm Korsika kale şehirleri gibi muhteşem bir manzaraya sahip.

Calvi Citadel / Calvi: 5.YY’dan itibaren Korsika sahillerine yapılan saldırılar birçok kez Kristof Kolomb’un kenti Calvi’yi yerle bir etmiştir. Bu kale Calvi’nin Cenevizlilerin yönetiminde olduğu 13.YY’da inşa edilmiştir. Ayrıca bu kalenin sınırları içinde St.Jean Baptiste katedralini de ziyaret edebilirsiniz.

Bastion De L’etendard / Bonifacio:  Bonifacio şehrinin en ihtişamlı ve referans yapısı. Bonifacio Limanı’na bakan bu muhteşem tarihi yapı 19.YY’da Cenevizliler tarafından inşa ettirilmiştir.

Maison Bonaparte / Ajaccio:  Fransız imparatoru Napolyon’un doğmuş olduğu ev. 1967 yılında ulusal müzeye çevrilmiştir.

Musée De La Miniature / Bastia: La Cittadella’nın içinde bulunan ve Korsika tarihini canlandıran minyatür müzesi.

Musée De Bastia / Bastia: Korsika’nın en önemli müzelerinden biri.5 Euro karşılığında ziyaret edebilirsiniz.

Musée Fesch / Ajaccio: Güzel sanatlar müzesi olup Napolyon’un amcası olan Kardinal Joseph Fesch tarafından yaptırılmış olan Palace Fesch’in içinde yer almaktadır.8 Euro civarı bir ücret ile ziyaret edilebilir.

Cathedral Notre-Dame-De L’Assomption: Ajaccio’nun en önemli dini yapılarından biri.

La Cattedrale Di Bastia: Adanın en önemli dini yapılarından bir diğeri.

Eglise Saint Jean Baptiste / Bastia.: İkiz çan kuleli, görkemli kilise.

KORSİKA’NIN BAŞLICA PLAJLARI HANGİLERDİR?

Rondinara: Porto Vecchio ile Banifacio arasında kalan beyaz kumlu plaj.

Palombaggia: Adanın güney kısmının en güzel plajlarından bir diğeri.

Roccapina: Bonifacio yakınlarında şahane koy ve beyaz kumlu plaj.

Santa Gulia: Yaklaşık 2 KM. uzunluğunda beyaz kumlu plaj. Palombaggia’da Porto Vecchio yakınlarında.

Saint François: Ajaccio’da şehir içinde bulunur. Şehir içi konaklamalarda denize girebilmek adına gerçekten iyi bir alternatif.

Algajola: Adanın kuzey kısmında bulunur. Beyaz kum bir plajdır. Her daim rüzgârlı bir bölge olması nedeni ile Kite surf yapanlar için oldukça caziptir.

San Cipriano: Porto Vecchio yakınlarında bulunan Korsika’nın en güzel plajlarından biri.

KORSİKA MUTFAĞI:

Korsika hem dağlık, hem de deniz kıyısı bir yapıya sahip olduğundan dolayı; yeme, içme durumu kıyı ve dağ bölgelerinde farklılık göstermektedir. Kıyı bölgelerinde ağırlıklı olarak deniz mahsulleri ön plana çıkarken ki deniz mahsulleri adına ada tam bir cennet, dağlık kısımlarda et yemekleri ön plandadır.

Korsika’nın şarküteri ürünleri ve lezzetli peynir çeşitleri oldukça meşhur olup, güzel şaraplarını tatmadan Korsika’dan dönmek ise büyük bir kayıptır.

Korsika hakkında çok daha kapsamlı bilgiye  buradan ulaşabilirsiniz.

Düşman Kardeşler; Atina ve Pire…

Atina ve Pire, biri Yunanistan’ın başkenti diğeri başkentin deniz ile bağlantısını sağlayan limanı, aynı zamanda düşman kardeşleri. Atinalılar Pirelileri, Pireliler Atinalıları pek sevmiyor. Atina ve Pire arasındaki rekabet her alana -futbol, basketbol, yaşam tarzı- yansımış durumda; Panathinaikos Atinalıların, Olympiakos Pirelilerin takımı. (Şehirlerin halkları bu takımlarına gönülden bağlılar ve kuruldukları günden beri birbirlerine düşmanlar).Yaygın kanının aksine Atina ne ise Pire’de o yani ikisi de ayrı ayrı şehirler lakin iç içe geçmiş durumdalar.

Medeniyetin beşiği olarak bilinen Atina, mitolojiden çokça aşina olduğumuz birçok tanrıya ev sahipliği yapmıştır. Atina şehri ismini şehrin tanrıçası olan ’’Athena’dan’’ almıştır. Athena, Yunan mitolojisinde zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır.

Atina’ya Uçak İle Ulaşım.

Atina’ya İstanbul’dan hem THY’nin hem de Aegean Airlines’ın direkt uçuşları bulunmaktadır, İstanbul – Atina uçuşları yaklaşık 1 saat 25 dakika sürmektedir.

Atina Havalimanından Şehre Nasıl Gidilir?

Atina Eleftherios Venizelos Havalimanı’ndan dışarı çıktığınız zaman, hemen havalimanı önünden kalkan bizdeki belediye otobüsleri benzeri araçlar ile Syntagma Meydanı’na kadar ulaşabiliyorsunuz. Sytagma Meydanı’na kadar giden aracın numarası X 95,havalimanından Pire’ye giden otobüsün numarası ise X 96,Biletleri otobüse binmeden önce hemen yan tarafındaki gişeden 6 Euro karşılığında alıyorsunuz. Havalimanından şehre metro ile gitme imkanı da mevcut ve hattın numarası M3 lakin ben otobüs var ise onu kullanmayı tercih ediyorum çünkü şehre gelir gelmez gayet güzel bir çevre turu yapmış oluyor insan.

Atina çok da büyük bir şehir değil. Syntagma Meydanı çevresinde bir yerlerde konaklama yaptığınız takdirde tüm cazibe merkezlerine kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Atina Ve Pire’de Yeme İçme İle İlgili Kısa Bilgi.

Atina ve Pire’de ya da biraz geniş kapsamlı bakarsak Yunanistan’da benim öncelikli olarak hoşuma giden olay yeme, içmenin – et, salata, peynir, balık- bizim damak tadımızla son derece uyuşması ayrıca fiyatların diğer Avrupa şehirlerine nazaran çok daha ucuz olması. Ayrıca Atina’da her köşe başında simit –gerçi bizim simit ile kıyaslanamaz ama- satıldığından dolayı aç kalmak gibi bir sorunda ortadan kalkıyor.İşin özeti; eğer Avrupa geneline yayılmış Türk dönercilerini saymazsak, damak tadımıza en uygun yemekleri hatta hemen hemen aynılarını Yunanistan’da bulmamız mümkün.Atina’da Ete, Pire’de deniz mahsullerine doyacağınızı garanti verebilirim.”Yunan Salatası” (Greek Salat) mutlaka denemelisiniz, güzel bir tavernada oturup ”Yunan Rakısı” ya da bir kafeteryada ’’Yunan Kahvesi’’ (Greek Coffee) ya da ”Frappe” denemenizi de tavsiye ederim.

Nerde Konaklamalı?

Biz konaklama için Sytagma Meydanı’ndan diğer bir cazibe merkezi olan Monastraki’ye inilen caddede bulunan Best Western Amazon oteli seçtik, gerek kahvaltı gerek konum ve gerekse de odaların konforu ile çok doğru bir karar almış olduğumuzu gördük. Otel hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Otel konum olarak çok iyi bir noktada olduğundan dolayı Pire’ye gidiş/ dönüş haricinde her yere yürüyerek gidebildik.

Atina’da genel olarak gezilecek yerler Sytagma Meydanı, Monastraki, Plaka üçgeni içinde. Bu üçgen dışına taşan yerler de mutlaka var lakin onlara da yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yürümeye engel bir durumunuz yoksa Atina’yı yürüyerek keşfetmenizi tavsiye ederim.

Yazımın başında da belirttiğim gibi Atina medeniyetlerin beşiği, gezilecek ve görülecek birçok arkeolojik alan, müze, tarihi yapı var. Arkeoloji, tarih, mitoloji’den biri yada birkaçı ilgi alanınıza giriyor ise işiniz zor, Atina’da uzunca bir süre geçirmeniz lazım çünkü bu ilgi alanları için şehir tam bir sonsuz okyanus. Kısacası Atina’da hem tarih, arkeoloji, sanat hem de yeme, içmeye doymanız garanti.

Atina’da Nereleri Gezebilirsiniz?

 

  • Acropolis / Yunanca’da ’’Yukarıda bulunan şehir’’ anlamına gelen Acropolis, Atina’da görmeniz gereken en önemli cazibe merkezi. Klasik dönemde Acropolisler en önemli yerleşim merkezleri olmuş ve tapınaklar, önemli eşyaların saklandığı bölümler,yönetim birimleri Acropolislerde yer almış. Atina Acropolisi bunların en önemlisi olarak kabul ediliyor. Acropolis’e giriş 12 Euro.
  • Monastraki / Atina’nın en popüler ve turistik meydanlarından biridir. Günün her saatinde hareketli bir meydan olup bir çok turistik dükkân ve restoran bulunmaktadır.
  • Acropolis Müzesi / Acropolis’ten çıkarılan tüm eserlerin sergilendiği müze olup Acropolis’e çıktığınız yolun üzerinde bulunmaktadır. Acropolis için aldığınız bilet burada geçerli değildir, ayrıca bilet alıp gezmeniz gerekmektedir.
  • Sytagma Meydanı Ve Parlamento Binası / Şehrin en ünlü meydanı ve meşhur Efsun askerlerinin önünde nöbet tuttuğu Parlamento binası, bina önünde nöbet tutan askerler ile resim çektirebilirsiniz.
  • Plaka Semti / Akropolis’in hemen altında bulunan Plaka semti; kafeler, tavernalar ile oldukça keyifli vakit geçirilebilecek cazibe merkezlerinden biri olup Atina’ya gelen turistlerin olduğu kadar yerel halkında rağbet ettiği bir semttir.
  • Milli Park / Meclis binasının hemen arkasında bulunan büyük yeşillik bölge olup şehrin ortasında böyle bir yer olması sizi şaşırtabilir.
  • Ermou Caddesi / Bir nevi küçük İstiklal.
  • Panathinaiko Satadyumu / Modern Olimpiyatlara ev sahipliği yapan ilk staduyumdur.M.Ö 330 yılında yapımı tamamlanan stadyum ilk dönemlerinde de atletik müsabakalar için kullanılmıştır.Sytagma meydanından yürüyerek 10 dk gibi bir sürede ulaşabilirsiniz.
  • Ulusal Arkeoloji Müzesi / Dünyanın en önemli arkeoloji ve tarih müzelerinden biridir. Eğer Arkeoloji ve tarihe ilgi duyuyorsanız mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Atina’dan Pire’ye Nasıl Gidilir?

Atina’dan Pire’ye toplu taşıma ile gitmenin en kolay yolu metro, M1 hattı ile Atina merkezden Pire’ye gidebilirsiniz, Monastiraki durağından M1 hattına binmeniz gerekiyor Monastiraki – Pire arası 7 durak, metro dediğimize bakmayın Pire’ye kadar hiç yeraltına girmeden gidiyor, bu hat İstanbul’daki Havalimanı – Yenikapı hattını andırıyor.Atina- Pire arası bu metro yolculuğu ile yaklaşık 25 dakika sürüyor.

Pire’de trenden indiğiniz yer meşhur Pire limanının hemen yakını. Liman kısmında işin açıkçası pek görülecek bir şey yok ve zaten haftasonu değil ise oldukça kaotik. Bu nedenle Pire’nin iç kısımlarına ilerlemeniz ve Limanı kısmı ile tam bir tezat oluşturan Pirelilerin yaşadığı kafeler,  balık lokantaları, tavernalar, yat limanları ile dolu muhteşem kıyı şeridine ulaşmanız gerekiyor. Gerçekten cıvıl cıvıl, muhteşem, keyifli bir kordon boyu.Burada yapacağınız keyifli bir yürüyüşten sonra deniz hemen hemen hepsi deniz kıyısında olan kafelerden birine oturup Pire’nin ve masmavi denizin keyfini çıkarabilirsiniz.

Pire limanına bir gemi turu ile gelmişseniz ve zamanınız kısıtlı ise Atina merkeze gene metro ile yada Pire Limanının hemen dışından kalkan Hop On Hop of otobüsleri ile gidebilir ve daha kısa bir süre içinde Atine ve Pire’yi keşfedebilirsiniz. Linkten bu otobüsler hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. http://www.athensopentour.com

Pire’de Nereleri Gezebilirsiniz?

  • Hellenic Denizcilik Müzesi.
  • Pire Sanat Müzesi.
  • Mairna Leas ( Paşa Limanı)
  • Barış Ve Dostluk Spor Salonu
  • Pire’nin muhteşem sahil boyu ve kafeleri, restoranları.

Atina Ve Pire’de Müzeleri Ücretsiz Ziyaret Edebileceğiniz Günler Nelerdir?

  • 6 Mart– Melina Merkouri’nin Ölüm Yıldönümü
  • 18 Mayıs– Uluslararası Müze Günü
  • 5 Haziran– Dünya Çevre Günü
  • 27 Eylül– Uluslararası Turizm Günü
  • Eylül Ayının Son Haftası – Avrupa Kültürel Miras Günleri
  • 28 Ekim– Hayır Günü
  • Pazar Günleri – 1 Kasım’dan 31 Mart’a kadar her ayın ilk pazar günü
  • Tüm resmi bayram günleri.

Sonuç olarak, İstanbul’dan kısa mesafeli uçuşu, keyifli yeme / içme imkanları ve bunun yanında tarihi, arkeolojik merkezlerinin çokluğu nedeniyle cazip destinasyonlar olan Atina ve Pire’yi mutlaka seyahat planlarınıza almanızı öneriyorum.

Vatikan; Cumhuriyet İçinde Cumhuriyet.

Vatikan, cumhuriyet içinde cumhuriyet. İtalya’nın başkenti Roma’nın içinde bulunan bu şehir devlet; Hıristiyan dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olup Katolik mezhebinin ruhani lideri olan Papa ‘da bu şehir devletin devlet başkanıdır.Yılın her dönemi ziyaretçi akınına uğrayan Vatikan’ın Katolik İsviçre vatandaşlarından kurulu 100 kişilik bir muhafız ordusu da bulunmaktadır.

NASIL GİDİLİR?

Roma ‘da A ve B olmak üzere iki metro hattı bulunmaktadır.Vatikan’a gitmek için kullanmanız gereken hat A olup Ottaviano ‘’San Pietro’’ yada Cipro ‘’ Musei Vaticani’’ duraklarından birinde inmeniz gerekmektedir.Bu duraklardan birinde indikten sonra Vatikana’a yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş ile kolayca ulaşabilirsiniz.

VATİKAN’DA NERELERİ GEZMELİ?

San Pietro Meydanı, San Pietro Bazilikası, Vatikan Müzeleri, Vatikan Bahçeleri,

SAN PIETRO MEYDANI VE SAN PIETRO BAZİLİKASI.

San Pietro Meydanı Vatikan ile alakalı görsellerin büyük çoğunluğunda görmekte olduğunuz meydandır. Bu meydana adını veren San Pietro Bazilikası ise Vatikan’a gidip de görmeden dönmemeniz gereken en önemli yapılardan biridir. San Pietro Meydanı ve San Pietro Bazilikası’nda yıllar yılı Hıristiyan dünyasının Katolik mezhebine yön verilmiş olup, yüksek duvarlar arkasındaki sisli koridorlara açılan yüksek tavanlı odalarda mezhebin geleceği ve diğer mezhepler, dinler ile ilişkileri hakkında kararlar verilmiştir. Ruhban sınıfı Papa’dan aldıkları emirler ile din adına birçok canlar yakmış ve birçok acımasız karalara imza atmışlardır. Hem Bazilikanın hem de meydanın girişi ücretsiz olup bazilikaya giriş sırasında arama işlemleri nedeni ile uzun kuyruklar oluşmaktadır.

VATİKAN MÜZELERİ.

Musei Vaticani yani Türkçe çevirisi Vatikan Müzeleri, bu çoğul tabir yani müzeleri tabiri sizi yanıltmasın, gezip göreceğiniz müze bir tanedir.Vatikan Müzelerini hakkıyla gezmek için ciddi bir zaman dilimi ayırmanız gerekmektedir.

Vatikan Müzelerine giriş ücretlidir.

Eğer Ottaviano metro durağında inip Vatikan müzelerine gidecek olursanız öncelikle Piazza Del Risorgimento’ya ulaşmalı ve bu meydandan sağ tarafa dönüp Vatikan Şehir Devleti’nin yüksek duvarları dibinden, bir kenarı açık labirentte yürü gibi yürüyüp, müze giriş kuyruğuna ulaşmanız gerekmektedir. Size bu yol boyunca bilet satmak, avantajlı paketler sunmak isteyen bir çok rehber görünümlü ayakçıolacaktır,bu insanlara itibar etmemeniz faydanızdır.Eğer kuyruk beklemek istemiyorsanız ayrıca ziyaret gününüzde net ise online bilet alternatiflerini kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Online almış olduğunuz bilet sizi hem bu kuyruktan kurtaracak hem de bu tip insanlar ile muhatap olmak zorunda kalmayacaksınız.

Online bilet için; buradan daha detaylı bilgi alabilir ayrıca online bilet, rezervasyon vb. taleplerinizi sonuçlandırabilirsiniz.

Online bilet almayıp kuyruk beklerseniz de dünyanın sonu değil tabii ki. Çok ekstra bir güne denk gelmemiş ve sabah müze açılmadan 45 dakika  kadar önce gelip kuyruğa girmişseniz, çok da dramatik bir bekleyiş yaşayacağınızı sanmıyorum ama bekleme süresinin de ne yazık ki garantisi yok.

VATİKAN MÜZELERİ BÖLÜMLER.

Pinacoteca, Museo Pio-Cristiano, Museo Pio- Clementino, Museo Etrusco, Galleria Degli Arazzi, Galleria Della Carte Geogtafiche, Stanze Di Raffaello, Collezione Arte Religiosa Moderna.

VATİKAN BAHÇELERİ.

Vatikan iç gezisini tamamladıktan sonra Vatikan’ın yarısından fazlasını kaplayan Vatikan bahçelerini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.Vatikan Bahçeleri 23 hektarlık bir alana yayaılmıştır.

ROMA PASS VATİKAN MÜZELERİNDE GEÇİYOR MU?

Roma Pass Vatikan müzelerinde geçmez. Vatikan ile ilgili farklı kombineler sunan kartlar mevcut olup o kartlar ile ilgili bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

HANGİ GÜNLER VE HANGİ SAATLERDE ZİYARET EDİLEBİLİR?

Vatikan müzelerine giriş her ayın son Pazar günü ücretsizdir lakin normal şartlarda dahi çok kalabalık  bir ziyaretçi akınına uğrayan Vatikan müzelerinin ücretsiz olduğu gündeki ziyaretçi trafiğinin ne şekilde olacağını az çok tahmin edebiliyorum, tahlili ve tercihi sizlere bırakıyorum.

Pazartesi – Cumartesi / Açık

Pazar / Kapalı

09.00-16.00 / Bilet gişesi açık.

09.00-18.00 / Müze açık.

Giriş Ücreti:16 Euro

,

Santa Cruz de Tenerife

Cruise and Travel Dergisi’nin Mayıs 2018 sayısında çıkan, ”Santa Cruz de Tenerife” isimli yazımın görselleri.

 

Barcelona Hakkında Kısa Kısa…

Uzak Olmayan Uzaklar’ın iyi bir takipçisi olan Old Port Hotel Genel Müdürü Melih Buluç ile yakın zamanda gerçekleştirmiş olduğu Barcelona seyahati üzerine konuştuk. Oldukça keyifli geçen bu söyleşimizi aşağıda okuyabilirsiniz.
Seyahat Sıklığınız Nedir?
Yılda 5 ya da 6 kez.
Gidilecek Bölge Ya da Şehri Seçerken Ana Kriteriniz Nedir?
Daha önce gitmemiş olduğum şehirleri tercih ediyorum.

Barcelona’yı tek kelimeyle nasıl özetlersiniz?
Fantastik.

Sizi en etkileyen yeri?
Sagra da Familliia

En olumsuz yönü?
Benim açımdan şehrin olumsuz yönü yok, her şey tıkır tıkır işliyor.

Havalimanından şehre geliş rahat mı?
Terminal çıkışından alt kata inip, oradan kalkan otobüsler ile 7 Euro karşılığında şehrin merkez noktaları olan Piazza Espana, Piazza Catalunya’ya kolayca ulaşabilirsiniz. Bu merkezlerde indikten sonra gayet iyi işleyen metro ağı vasıtasıyla şehrin hemen hemen her yerine ulaşmak oldukça kolay.

Barcelona’da nereleri ziyaret etmeliyiz?
Kısaca isimlerini vermek gerekir ise ben şöyle bir rota izledim:
Sagrada Familia Bazilikası
Park Güell
Casa Mila
La Rambla Caddesi
Poble Espanyol
Camp Nou Stadyumu
Barcelona FC Müzesi
Casa Batllo
Mercat de La Bogueria
Tibidabo
Montjuic
Plaza Catalunya
Barselona Katedrali
Katalan Ulusal Sanat Müzesi
Santa Maria Del Mar Bazilikası
Picasso Müzesi
Gothic Quarter

Barselona yakınlarında ziyaret edilebilecek başka şehirler var mı?
Badalona: L2 Metro hattı ile Barselona şehir merkezinden Badalona’ya ulaşabilirsiniz.

Costa Brava: Costa Brava’da muhteşem plajlar var ve tren ya da otobüs ile yaklaşık 90 dakikada ulaşabilirsiniz.

Andorra: Bu küçük dağ ülkesine Barselona Sent Estacio garından kalkan otobüsler ile ulaşabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 3 saat sürüyor.

Girona: Barselona’dan Girona’ya hızlı tren ile yaklaşık 40 dakikada ulaşabilirsiniz.

Konaklama İçin Hangi Bölgeyi Önerirsiniz?
Barcelona’nın en merkezi yerlerinden biri La Rambla Caddesi, biz de La Rambla’da konakladık ve birçok cazibe noktasına yürüyerek ulaşabildik. Şehrin başka bölgelerinde konaklamanın da pek bir engel yaratacağını düşünmüyorum çünkü şehirde gerçekten iyi sayılabilecek bir metro ağı mevcut.

Yeme İçme Önerileriniz Nelerdir?
Gittiğim ülkelerde yeni lezzetler tatmak çok hoşuma gidiyor. Barcelona’da ne yenir? denildiğinde aklıma ilk olarak Tapas ve Paella geliyor. Mutlaka tadılmalı.

,

Tallinn: Şahane Bir Coğrafya.

Cruise and Travel Dergisi’nin Nisan 2018 sayısında çıkan, ”Şahane Bir Coğrafya: Tallinn” isimli yazımın görselleri.

 

 

Londra’da Havalimanlarından Şehir Merkezine Nasıl Gelinir?

Londra’da; Gatwick, Heathrow, London City, Stansed, Luton, Southend olmak üzere 6 tane havalimanı mevcut.Türkiye’den yapılan uçuşlar genel olarak Heathrow, Gatwick, Stansted ve Luton havalimanlarına yapılmakta. ’’Hangi şirket hangi havalimanını kullanıyor?’’ derseniz, bunun detaylanmış hali aşağıdaki gibidir.

Heathrow / THY, British Airways.

Gatwick / THY.

Stansted / Pegasus , AtlasJet.

Şimdi birazda bu havalimanlarından şehir merkezine nasıl gelinir ona bakalım;

HEATHROW:

Londra’nın ağırlıklı yolcu yükünü çeken havalimanı olup şehir merkezine 24 km uzaklıktadır. Heathrow’dan Londra şehir merkezine ulaşmak için ise kullanabileceğiniz araçlar;

Heathrow Ekspress: Hiçbir durağa uğramaksızın, Heathrow’dan Peddington’a yada Peddington’dan Heathrow’a 20 dakika gibi kısa bir sürede ulaşabilirsiniz. Buradan Heathrow Express  hakkında daha detaylı bilgi edinebilir ve online bilet satın alabilirsiniz.

Heathrow Connect: Çok basitçe açıklamak gerekir ise Heathrow Ekspress ile aynı parkurda giden fakat Heathrow Ekspress’in aksine bir çok durağa uğrayan tren diyebiliriz Heathrow Connect için. Son durak gene Peddington ve yolculuk süresi 30-35 dakika. Daha detaylı bilgi ve online bilet için burayı  tıklayınız.

Metro: Heathrow Terminal 5’den başlayarak tüm terminal duraklarına uğrayan lacivert hat ile Londra’nın turistler için cazip noktaları olan Piccadilly Circus, Leicester Square, Covent Garden, Knights Bridge duraklarına ulaşabilirsiniz.

Londra metro haritasına buradan ulaşabilirsiniz. London Metro Map

National Express Otobüsleri: Yaklaşık 50 dakika süren bir yolculuk ile Victoria Coach Station’a ulaşabilirsiniz.Tek yön bilet 6 Pound olup otobüsler hakkında daha detaylı bilgiye buradan  ulaşabilirsiniz.

GATWICK:

Şehir merkezine 50 km uzaklıkta olup Londra’nın ikinci büyük havalimanıdır. Gatwick’den Londra şehir merkezine ulaşmak için kullanabileceğiniz araçlar şu şekildedir;

Gatwick Express; Gatwick Express ile Victoria’ya kadar ulaşabilir, buradan alacağınız metro aktarması ile Londra içinde gidecek olduğunuz bölgeye kolaylıkla ulaşabilirsiniz.Gatwick Express ile havalimanından Victoria durağına ulaşmak yaklaşık 30 dakika sürüyor.Bilet fiyatları tek yön 18 pound, çift yön ise 28 pound civarı. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Easybus; Easybus; 1.30 saat civarı bir sürede şehir merkezine ulaşıyor. Şehir merkezinde birkaç noktada duruyor. Buradan  daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Southern Railway; Bu tren ile Victoria İstasyonu’na kadar ulaşabilirsiniz.Yaklaşık seyahat süresi 30 dakika olup, bilet fiyatları 12 pound civarıdır. Güncel bilgi için burayı incelemenizi tavsiye ederim.

STANSTED:

Türkiye’den Londra uçuşları yapan AtlasJet ve Pegasus Havayolları tarafından da kullanılmakta olan Stansted Havalimanı Londra şehir merkezine 50 km uzaklıktadır. Stansted Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşmak için alternatifler ise aşağıdaki gibidir:

Stansted Express; 45 dakika kadar süren yolculuk ile Liverpool Street İstasyonu’na kadar geliniyor ve oradan metro vasıtası ile şehrin her yerine bağlantı sağlanabiliyor. Buradan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

National Express; Her 15-30 dk de kalkan trenler ile Victoria istasyonu yaklaşık 90 dk sürer. Tek yön 10 Pound, gidiş geliş 16 Pound civarında.

EasyBus; EasyBus otobüsleri ile Baker Street Metro İstasyonu’na kadar ulaşabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için burayı tıklayınız.

*Stansted Havalimanı’nda uçaktan inince ana terminale ulaşmak için raylı siteme biniliyor. Form doldurma ve pasaport işlemleri ana terminalde yapılıyor.

Sicilya Gezi Notları.

Coğrafyasından ziyade meşhur mafya aileleri ile adından söz ettirmekte olan İtalya’nın Sicilya adasına doğru hareket ediyoruz. Sicilya hem İtalyan hem de değil, kuzeyli İtalyanlar tarafından hor görülen bir bölge. Mafya, Sicilya ile özdeşleşmiş, adada üretim az ve bu nedenle İtalya’nın kuzeyli zenginleri tarafından sırtlarında bir kambur olarak görülmekte. Bu farklı coğrafyayı göreceğim için gerçekten mutlu ve heyecanlı bir şekilde yola çıkıyorum.

SİCİLYA’YA NASIL GİDİLİR?

Sicilya Adası’nın başkenti Palermo’dur. Palermo, adanın kuzeybatı kısmında yer alıyor. THY, bizim ismini daha az telaffuz ettiğimiz, hatta bir çok kişinin bilmediği Katanya ( Catania ) şehrine direkt seferler düzenliyor. Sicilya’da başlıca 3 büyük şehir var, bunlar; Palermo, Messina ve Catania. İstanbul-Catania uçuş süresi yaklaşık 2 saat 20 dakika ama hava trafiği nedeni ile yaklaşık 3 saati buluyor.

1.DURAĞIMIZ; CATANİA:

CATANIA HAVALİMANIN’NDAN ŞEHİR MERKEZİNE NASIL GİDİLİR?

Catania Fontanarossa Havalimanı’nın şehir merkezine uzaklığı 8 kilometre. Pasaport kontrolünden sonra valizleriniz X-Ray cihazı ile aranıyor ( Bu işlem sadece İstanbul’dan gelen uçaklara uygulanıyor).Terminal binasından çıktığınızda sol tarafta, şehir merkezine gidebileceğiniz ALIBUS firması otobüslerini rahatlıkla görebilirsiniz. 20 dakikada bir kalkan bu otobüsler ile Catania şehir merkezine yaklaşık 25 dakika gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Ücreti kişi başı 4 Euro ve biletler 90 dakika geçerli, biletlerinizi otobüs içindeki makinelerde validate etmeyi unutmayın. Liman istikametini izleyerek şehir merkezine ulaşan bu otobüsten; merkez tren istasyonu, Stesicoro meydanı, Duomo meydanı ve daha birçok noktada bulunan duraklarda inebilirsiniz. Ring seferi şeklinde çalışan bu otobüse havalimanına giderken de bu noktalardan binebilirsiniz. Daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Ayrıca terminalden çıkınca sağ taraftan ’’457 numaralı Puplic Bus’’ kalkıyor, ücreti 1 Euro.40 dakikada bir kalkan bu otobüs haliyle çok daha kalabalık oluyor ama hiç de fena bir alternatif değil.

Tren alternatifi de mevcut, durak terminalden çıkınca üst tarafta fakat biz bu yolu tercih etmedik. Eğer tren kullanırsanız; merkez otobüs duraklarının tam karşısında bulunan merkez tren istasyonuna kadar bu tren ile ulaşabilirsiniz. İstasyon oldukça merkezi konumda, bu nedenle şehir içinde ulaşmayı hedeflediğiniz noktalara buradan kolaylıkla devam edebilirsiniz.

CATANIA’DA GEZİLECEK YERLER NERELERİDİR?

Catania’yı rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz. Yürüyerek gezmek istemeyenler için ise Piazza Duomo’nun hemen yanından kalkan Hopp On Hopp Off turları ve şehir içi gezi trenleri mevcut. Yukarıda da belirtmiş olduğum gibi oteliniz de merkezi bir konumda yer alıyor ise Catania’yı gezerken herhangi bir araç kullanmanıza gerek yok.Şimdi, nereler görülmeli onlara bir göz atalım.

Piazza Del Duomo ( Duomo Meydanı): Via Etnea ‘nın sonunda yer alan ve isminden de anlaşılacak olduğu gibi Duomo’nun da ( Sant’ Agatha Katedrali) bulunmakta olduğu meydan.

Cattedrale Di Sant’ Agatha ( Duomo): Meydana ismini veren katedral. Sicilya bölgesinin en görkemli dini yapılarından biri.

Fontana Dell’Elefante: Duomo Meydanı’nın tam ortasında bulunan fil heykelli havuz. Bir yerde bu meydanın simgelerinden ve buluşma noktalarından biri.

Fontana Dell’Amenano: Duomo meydanının en uzak köşesindeki heykel ve çeşme.

Chiesa Del Sant’Agatha: Duomo’nun hemen yanındaki ’’Via Vittorio Emanuelle 2’’caddesine döndüğünüzde sol kolda karşınıza çıkacak olan kilise Duomo’nun bu caddeye bakan tarafı ile tam olarak karşı karşıya bulunmakta.

Pescheria Fratelli Vittorio: İşte size İtalyan filmlerinden fırlamış bir sahne. Duomo Meydanı’nda bulunan kemerli kapıdan geçtiğinizde, kendinizi birden bire; Pescheria Fratelli Vittorio isimli balık pazarında ki satıcıların bağırış, çağırışları içerisinde bulacaksınız.Balık pazarının yanı sıra; birçok market, kasap,manav, balık yenebilecek ufak dükkanlar ile dolu ve dapdaracık sokakları olan bu bölgeyi gezmeye doyamayacaksınız.

Via Etnea: Bir ucu Duomo Meydanı, diğer ucu Etna yanardağı olan bu cadde; ev sahipliği yapmakta olduğu cazibe noktaları -Mağazalar, restoranlar, kafeler, sinemalar-  ile şehrin en işlek ve popüler caddesidir.

Piazza Stesicoro: Stesicoro Meydanı, Duomo’dan sonra şehrin en işlek ve işlevsel noktası.Via Etnea’nın hemen hemen tam ortasında ve çok merkezi bir konum.Cuma ve Cumartesi günleri Piazza Stesicoro’nun hemen yanında bizdeki Salı Pazarı benzeri ( Çok daha küçüğü)kuruluyor.

Basilica Di San Francesco D’assisi : Duomo meydanından Via Vittorio Emanuelle 2 caddesinin sol tarafına doğru ilerlediğinizde 500 m kadar ileride sağ kolda karşınıza çıkacak olan kilise.

Monumento Al Cardinale: Basilica Di San Francesco D’assisi’nin hemen yanında bulunan görkemli heykel. ’’Dusmet’’ olarak da biliniyor.

Basilica Della Collegiata:  Via Etnea üzerinde Duomo meydanına doğru gelirken sağ kolda.

Piazza Bellini: Şehrin en görkemli meydanlarından biri.

Teatro Massimo Bellini: Piazza Bellini üzerinde bulunan ve hala hizmet vermekte olan tiyatro.

Castello Ursino: 1250 yılında inşa edilmiş olan kaleye Duomo Meydanı’ndan 10 -15 dakikalık bir yürüyüş sonrasında ulaşabilirsiniz. Sergilerin de düzenlenmekte olduğu kalenin giriş 12 Euro, ilginiz var ise ödemeye değer.

 YEME İÇME İLE İLGİLİ MEKAN ÖNERİLERİ:

Sette Piu: Eğer turistik olmayan ve genellikle şehir halkının rağbet ettiği bir mekân arıyorsanız doğru adrestesiniz. Restoran öğlen 12.00-14.00 arası akşamları ise 19.00 itibari ile açık. Makul fiyatlarının yanı sıra muhteşem pizza, makarna, tatlı çeşitleri ile mutlaka deneyimlemeniz gereken bir mekân. Via Sant’Euplio Caddesi üzerinde bulunmakta olan Sette Piu’ya; Via Etnea caddesi üzerinde bulunan meşhur Savia Pastanesi karşısındaki sokağa girerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz. İtalya’nın kuzeyi yada Roma ile karşılaştırmayın, fiyatlar Euro bazında gerçekten uygun (Zaten TL’ye çevirdiğimiz taktirde son kur durumları ile bize her şey pahalı)

La Cantina Della Collegiata: Gene turistik olmayan bir aile işletmesi. Burada ucuz fiyatlar ile iyi yemek yiyebilirsiniz. Menüde deniz mahsulleri de bulunuyor. Hoş mekan, tavsiye edilir.

Savia Pastanesi: Meşhur Sicilya tatlılarını ve karşı çıkılması zor İtalyan kahvelerini deneyimleyebileceğiniz 1897’den beri hizmet veren bir mekân. Cannoli, Pistacchio, Cassata gibi meşhur Sicilya tatlılarını mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Savia Pastanesi Via Etnea üzerinde şehrin en meşhur parkı Giardino Bellini’nin karşısında bulunmakta.

Spinella Pastanesi; Menüsünde harika tatlılar, hamur işleri ve kahve bulabileceğiniz, Savia Pastanesi ile yan yana olan mekan, 1936 ‘dan bu yana hizmet veriyor. Mekan popülarite olarak Savia Pastanesi’nin biraz altında kamış olsa da bence aralarında hiç bir fark yok, hatta Spinella’nın çalışanları müşterilere karşı çok daha kibarlar.

Haliyle Catania’da yüzlerce yeme içme mekanı var. Yukarıda sizlerle paylaşmış olduklarım; deneyimlemiş ve memnun kalmış olduğum mekanlar. Mesela Duomo çevresindeki restoranlar genellikle turistik ve çok kabalar, o nedenle oralardan uzak durmanızı öneririm.

CATANIA’DA KONAKLAMA ÖNERİMİZ:

Biz konaklama için Stesicoro Piazza’da bulunan Albergo Stesicoro’yu tercih ettik. Albergo Stesicoro; İtalya’da çokça rastlamakta olduğumuz kat otellerinden bir diğeri. Otel Via Etnea üzerinde, her yere yürüme mesafesinde. Kahvaltı büfesi ufacık ama oldukça yeterli, saçma ve gereksiz detay yok, evde kurulan kahvaltı sofrası mantığında; ’’peynir, salam, yağ, reçel, kruvasan, yoğurt, corn flakes’’ daha ne olsun? Odalar geniş ve tertemiz, banyolar gayet iyi. Fiyatları makul. Otel binanın üçüncü katında, otele giriş yaptıktan sonra size 3 adet anahtar veriyorlar; biri odanızın, diğer iki anahtar ise alt ve üst kapıların. 24 saat boyunca kahve ve çay için sıcak su imkânı mevcut. Otelin her yerinde ücretsiz olan Wi-Fi gayet iyi çalışıyor. Eğer lüks hastası değilseniz size Albergo Stesicoro’u şiddetle tavsiye ederim. Otel hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

CATANİA’DA ŞEHİR İÇİ ULAŞIM NASIL?

Catania’da eğer şehir merkezinde konaklıyorsanız, cazibe merkezlerine ulaşmak için yürümeniz yeterli olacaktır ayrıca Catania’da metro hattı da var. Eğer şehrin uzak noktalarına gitmek isterseniz metro da sizin için iyi bir alternatif olabilir, ayrıca Etna yanardağı civarındaki köylere ulaşmanıza imkan sağlayan Circumetnea trenine binmeniz gereken Borgo İstasyonu’na da bu metro vasıtası ile ulaşabilirsiniz.

CATANIA’DAN DİĞER ŞEHİRLERE ULAŞIM NASIL?

Sicilya seyahatinizi sadece Catania ile sınırlı tutmayıp – ki zaten doğrusu bu – diğer şehirlere de gitmeyi düşünüyorsanız; en iyi alternatifler tren ve otobüs olacaktır. Eğer 3 ya da 4 kişilik grupsanız ’’ araba kiralama ‘’ da kayda değer bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor, araba size tren ya da otobüs ile ulaşamadığınız kasaba ve köylere de ulaşabilme özgürlüğünü sağlıyor.

Catania şehir merkezine çok yakın bir mesafede bulunmakta olan Catania Merkez tren istasyonu ve onun hemen karşısında konumlu otobüs duraklarından bineceğiniz araçlar ile kolaylıkla diğer Sicilya şehirlerine seyahat edebilirsiniz, zaten yazımın devamında diğer şehirlere ne şekilde ulaşabileceğiniz hakkındaki detayları bulacaksınız.

Biletlerinizi internet vasıtası ile alabileceğiniz gibi durak, gar ve otobüs şirketlerinin ofislerinden de temin edebilirsiniz.

Tren Biletleri için : Trenitalia için tıklayınız.

Etna ve diğer şehirlere giden otobüsler için : Etnatransporti için tıklayınız.

Etna Trenleri İçin: Circumetnea için tıklayınız.

adreslerinden daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

2.DURAĞIMIZ; PALERMO:

Catania’dan Palermo’ya gitmek için otobüs ya da tren alternatifini kullanabilirsiniz. Yazımın Catania kısmında da belirtmiş olduğum gibi, Catania tren garı ve şehirlerarası otobüs terminali şehir merkezine çok yakın ve yürüme mesafesinde.

Eğer yolculuğunuzu aktarmasız bir tren seferi ile yaparsanız; Catania-Palermo seyahati yaklaşık 2 saat 50 dakika sürüyor. Cumartesi günleri (2X1 Speciale Sabato) kampanyası ile 2 kişi 1 kişi fiyatına seyahat edebiliyorsunuz, bunun tek şartı biletinizi 3 gün önceden satın almanız. Tren italia internet sitesinden ya da garlardaki makinalardan biletleri kolaylıkla temin edebilirsiniz, ayrıca bilet gişeleri de mevcut.

Bu seyahatimizde Catania-Palermo arasını diğer seyahatlerin aksine araba ile geçtik. Bunun sebebi ise Palermo’dan sonra ünlü Godfather Filmi’nin izini sürüp Corleone Kasabasını da görmek istiyor olmamızdı ve bunu puplic transport ile halletmemize imkan yoktu.  Catania’dan çıktıktan hemen sonra otobana girilip Palermo’ya kadar bu otoban üzerinden gidiliyor. Yol boyunca ücret ödemenizi gerektirecek herhangi bir paralı yol yok. Sürüş yaklaşık 2,5 saat kadar sürüyor. Belirtmek isterim ki Palermo içinde araba park etmek gerçekten büyük sorun, bizim şansımız yaver gitti ve tren istasyonunun hemen karşısında bulunan ana caddenin hemen dibindeki yan sokaklardan birine arabamızı park ettik.

Palermo’da, merkez tren istasyonunun tam önünde Piazza Giulio Cesare bulunuyor,tren istasyonuna sırtınız verip, bu meydandan tam karşıda bulunan Via Roma’ya girdiğiniz zaman, bu cadde sizi Palermo’da görmeniz gereken belli başlı cazibe noktalarına ulaştıracaktır.

Sicilya bir ada ama deniz kenarları genellikle liman, tren yolu, arkeolojik sit alanı; yani şöyle boydan boya yürürüz, kıyıda bir kafede oturup vakit geçiririz gibi durumlara pek imkan yok. Kıyılarda kafe, bar, restoran gibi yapılanmalar pek mevcut değil. Hani bazı sokaklar denize açılmasa bir adada olduğunu unutacak insan en azından Catania, Palermo ve Messina gibi büyük şehirlerde durum böyle.

PALERMO’DA GEZİLECEK BELLİ BAŞLI YERLER NERELERİDİR?

Quattro Canti:  Corso Vittorio Emanuelle 2 ve Via Magueda caddelerinin kesiştiği noktada bulunan, 4 ayrı köşede 4 ayrı eser. Bu eserlerin her biri en altlarında çeşme olmak üzere yukarıya doğru 3’er ayrı heykel ile tamamlanmakta. Diğer adı Piazza Vigliena olan meydanda bulunan Quattro Canti, 17.yy başlarında o dönemin ünlü mimarı Giulio Lasso tarafından yapılmıştır.

Piazza Pretoria & Fontana Pretoria: Quattro Canti’den hemen soldaki sokağa döndüğünüz zaman karşınıza çıkacaktır. Fontana Pretoria ( Pretoria Çeşmesi) üzerinde bulunan heykeler o derece müstehcen bulunmuş ki bu nedenle çeşme Sicilyalılar tarafından ’’Utanç Çeşmesi’’ olarak da anılmaktadır.

Cattedrale Di Palermo: Vittorio Emanuelle 2 caddesi üzerinde, geldiğiniz yol rotasını değiştirmeden, 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda Cattedrale di Palermo’ya ulaşabilirsiniz. Palermo Katedrali’nin Sicilya’da görmüş olduğum en görkemli dini yapı olduğu kesin. Tarz olarak Kuzey İtalya’da görmekte olduğumuz katedrallerden oldukça farkı olan yapı; ekseriyetle Malta, Korsika gibi adalarda görmekte olduğumuz katedrallerle benzeşmektedir.

Palazzo Dei Normani: Palermo Katedrali’ne çok kısa bir yürüme mesafesindedir. Palermo’nun en yoğun şekilde ziyaret edilen cazibe merkezlerinden bir diğeri olup Piazza Indipendenza’da bulunmaktadır. Palazzo Dei Normani; günümüzde Sicilya Bölge Meclisi’nin toplantılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Capella Palatina: Norman Sarayı bünyesinde Capella Palatina’yı da ziyaret edebilirsiniz.

Porta Nuova: Norman Sarayı’nın hemen yan tarafında bulunmaktadır. Kapı 5.Carlos’un Tunus’tan Palermo’ya zafer ile dönüşünün şerefine 1535 yılında inşa edilmiştir.

Piazza Giuseppe Verdi Ve Teatro Massimo: Piazza Giuseppe Verdi’ye ulaşmak için geldiğimiz yoldan geri dönüp, Quattro Canti’den bu kez sola yani Via Magueda’nın Piazza Pretoria’nın aksi tarafındaki kısmından devam ediyoruz.600 metre kadar sonra varacağımız meydan Piazza Giuseppe Verdi ve bu meydanda göreceğimiz görkemli yapı Teatro Massimo. Baba 3 filminin opera sahneleri de Teatro Massimo’da çekilmiş olup İtalya’nın en büyük opera binası özelliğini de taşımaktadır.

Piazza San Domenica Ve Chiesa di San Domenica: Tetaro Massimo’dan çıkıp onun hemen yanından dik olarak aşağıya doğru inen caddeden tren garından gelirken ilk kullanmış olduğumuz cadde olan Via Roma’ya çıkıyoruz. Piazza San Domenica ve Chieas di San Domenica bu cadde üzerinde, 150 metre kadar tren garı tarafına doğru yürüdüğünüzde sol tarafta karşınıza çıkıyor.

La Vucciria: Palermo’nun tarihi açık pazarı. Piazza San Domenica’nın hemen dibinde bulunmakta. Vucciria, tam bir İtalyan filmi sahnesi gibi. Mutlaka görülmeli.

PALERMO’DA YEME İÇME VE MEKAN ÖNERİLERİ:

La Vucciria’da bulunan salaş restoranlarda et ve balık ürünleri ile yapılmış değişik lezzetler tadabilirsiniz ama burada kalitesi yüksek yerler aramayın. Sokak yemekleri ve sokak yemeklerinin bir tık üstünü sunan aile restoranları.

Trattoria Zia Pia: Ucuz, salaş ötesi, sokak lokantası, aile işletmesi. Hijyen ve kalite beklentisi olanlar uzak dursun. Tipik mahalle arası Sicilya lokantası. Deniz ürünleri ağırlıklı menüsü var.

Ferro di Cavallo: İtalyan ve Sicilya mutfağına has yemekler deneyimleyebileceğiniz en iyi yerlerden biri. Şiddetle tavsiye edilir. Sicilya mutfağı ( Balık, Et, Sebze )

Lincoln Pastanesi: Muhteşem Sicilya tatlılarını bulacağınız mükemmel mekân. Merkez tren garının hemen karşısında Via Roma’nın girişinde.

Bar Liberty: Güzel sandviçler ve harika Tiramisu. Palermo Katedraline giderken; Piazza Bologni’de.

3.DURAĞIMIZ; ’’BABALARIN KASABASI’’ CORLEONE:

’’The Gotfather’’ yani ‘’Baba’’ filminin ana konusu olan Corleone Ailesi’nin çıktığı köy/kasaba olan Palermo’ya bağlı Corleone’yi ziyaret etmeden dönmek olmaz diyoruz ve Palermo’dan hareket edip Corleone’ye doğru yola çıkıyoruz. Palermo şehir merkezinden Corleone; araba ile yaklaşık 2 saat kadar sürüyor. Yolun uzun bir bölümü zigzaglar çizerek devam ediyor ve gerçekten iç bayıltıcı. Filme dair bir şeyler görebilecek olmak ve o havayı teneffüs etme heyecanı yol boyunca bize bu saçma sapan yola katlanma gücünü veriyor. Palermo’dan çıktıktan biraz sonra Corleone tabelaları başlıyor lakin bu tabelalar sizi yanıltmasın, Corleone’ye ulaşmak oldukça zor. Eğer derdiniz sadece Corleone tabelası altında bir resim çektirip dönmek ise yolda rastladığınız ilk tabelanın altında resminizi çektirin ve geri dönün çünkü yol oldukça zahmetli. Corleone’ye vardığınızda da filme ve o ruha ait bir şeyler bulamayacaksınız; sadece bir barda birkaç afiş,hediye dükkânlarında satılan ve tutma yeri silah şeklinde olan The Godfather kupaları, çakmaklar,magnetler. Sicilya genelinde olduğu gibi bu kasabada da halk mevcut mafya hikâyelerinden o kadar sıkılmış ki mafyayı geçin, filme dair bile en ufak bir atmosfer bulmanız imkânsız gibi. Sicilyalılar tam bir anti mafya duruşunda ve filmin onlara yaratabileceği turistlik getiriyi bile ellerinin tersi ile itmişler. Tam emin değilim ama zaten filmin bir iki ufak sahnesi dışında hiçbir sahnesi bu kasabada çekilmemiş.

Palermo’ya kadar gelmişseniz ayrıca ”Baba filmi / Corleone ailesi ve türevleri” benim olduğu kadar sizin de ilginizi çekiyorsa; tüm olumsuzluklara rağmen bu kasabayı görün derim çünkü bir daha ne zaman Corleone’ye bu kadar yakın olabilirsiniz ki?

Bunlar benim izlenim ve düşüncelerim; atacağınız taş vuracağınız kuşa değer mi değmez mi, bunun kararı ise sizin.

4.DURAK; CATANIA’DAN TAORMINA:

Taormina, Sicilya Adası’nın bu şirin kasabası; gerek masmavi denizi, plajları, doğası ve gerekse restoranları, butik otelleri ile son yıllarda iyiden iyiye yıldızı yükselmekte olan bir tatil beldesi. Taormina Messina’ya bağlı  bir kasaba.

CATANIA’DAN TAORMINA’YA NASIL GİDİLİR?

Catania’dan Taormina’ya gitmek için tren ve otobüs alternatifi bulunuyor.

Tren ile: Taormina tren istasyonu şehrin sahil kısmında bulunuyor buna karşın şehrin cazibe noktaları ve merkezi tepelik bir alanda olduğu için trenden indikten sonra tekrar bir araç kullanmanız gerekiyor.Tren ile Catania – Taormina arası 1 saat kadar sürüyor, tek yön bilet 5 euro civarı.Tren biletleri içinde tren italia resmi sayfasından faydalanabilir ve online bilet alımı yapabilirsiniz.

Otobüs ile: Interbus firması otobüsleri ile de Taormina’ya gidebilirsiniz. Taormina’da araçların girmesinin yasak olduğu bir bölge var, Interbus otobüsleri bu bölgenin hemen yanındaki otobüs durağına kadar sizi götürüyor. Yani Otobüs trene göre daha kolaylık sağlayan bir alternatif. Burada dikkat etmeniz gereken nokta şu: Catania’da Interbus otobüslerinin kalktığı terminal, ana otobüs terminalinin hemen arka kısmında ayrı bir yerde. Biletinizi alırken terminalin yerini tam olarak öğrenin, diğer terminale giderek vakit kaybedip otobüs saatinizi kaçırmayın. (Interbus ofisi Via D’amico Caddesi üzerinde ve otobüslerinin kalktığı yer de hemen bu ofisin karşısında)

Otobüs ile Catania – Taormina arası 1 saat 15 dakika kadar sürüyor ve tek yön ücreti 5 Euro civarı.

Daha detaylı bilgi için buradan faydalanabilirsiniz.

Araba ile: Messina yönüne doğru, Taormina tabelalarını takip ederek 55 km gidiyorsunuz. Yol gayet iyi ve kolay. Bu güzergâhta Catania’dan çıktıktan bir süre sonra paralı yola giriyorsunuz, bu paralı yoldan Taormina’ya varmak üzereyken çıkıyorsunuz, ücreti 1.50 Euro. Arabanızı Taormina girişindeki merkez otoparka bırakıp oradan şehir merkezine yani tepeye kalkan otobüslere binebilirsiniz. Biz yürümeyi tercih ettik, yürüme alternatifi daha mantıklı ve keyifli.

TAORMİNA’DA NE YAPILIR?

Taormina, Sicilya’nın en gözde sayfiye yerlerinden biri. Yaz aylarında deniz turizmi nedeni ile dolup taşıyor ve neredeyse sokaklarda yürümek, restoranlarda yer bulmak imkansız bir hale geliyor. Güzel denizi, şahane koyları, kafeleri, restoranları, seyir terasları ile sahilden başlayıp tepelere kadar uzanan şahane bir kasaba. Taormina’da yapabileceğiniz aktiviteler muhakkak ki mevsime göre değişkenlik gösteriyor. Daracık sokakları, şık ve zarif kafeleri, klasik İtalyan lokantaları, deniz mahsulleri ve muhteşem manzarası ile Sicilya ‘ya gelinmiş ise görmeden geçilmemesi gereken yerler listesinde en üst sıralarda bulunuyor.

TAORMINA’DA NERELERİ GÖRMELİSİNİZ?

Taormina’da sokaklarda gezmeli ve şehrin o daracık sokaklarının, tahta panjurlu evlerinin, muhteşem doğasının tadını çıkartmalısınız. Tabi buraya kadar gelmişken;

Duomo di Taormina

San Giuseppe Piazza

San Giuseppe Kilisesi’ni de ziyaret etmenizi öneririz.

Zaten gezmekte olduğunuz sokaklar sizleri eninde sonunda bu meydan ve kiliselerin olduğu noktalara çıkaracaktır.

TAORMINA’DA RESTORAN VE KAFE ÖNERİLERİ.

La Grotta Azzura: Deniz mahsulleri.

Mamma Rossa Pizeria: Pizza

Arco Rosso: Sicilya şarap ve yemekleri.

Mocambo Bar & Cafe: İtalyan kahve, tatlı ve sandviçleri.

5.DURAK; MESSINA:

Messina, Sicilya Adası’nın 3.büyük ve İtalya anakarasına en yakın şehri. Anakara ile Sicilya’yı Messina Boğazı birbirinden ayırmakta olup İtalyan Anakarası dâhilinde Sicilya’ya en yakın şehir Reggio di Calabria’dır.  Sicilya’nın tüm diğer şehirlerinden ve anakaradan Messina’ya tren ya da otobüsler ile rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz, bu ulaşımlarla alakalı yardım alabileceğiniz web sayfalarının adreslerini yazımın üst kısımlarında belirtmiştim.

Biz Messina’ya Catania’dan tren ile gittik, yolculuk 1saat 30 dakika kadar sürüyor, ücret ise 8 Euro civarı / tek yön.

MESSİNA’DA GÖRÜLECEK YERLER NERELERİDİR?

Duomo di Messina

Piazza del Duomo

Campanile del Duomo di Messina

Chiesa della Santissima Annuziata

Museo Regionale Messina

Fontana di Nettuno

Madonnina

6.DURAK; ETNA YANARDAĞI:

Catania’dan Etna’ya gitmek için en kolay ve güvenli yol AST firması otobüslerini kullanmak. Yolculuk yaklaşık olarak 2 saat sürüyor, http://www.aziendasicilianatrasporti.it/ adresinden detaylı bilgi ve tarifelere ulaşabilirsiniz.

Etna’da araçların gidebileceği en son nokta Etna’nın zirvesinin 4 KM alt tarafında bulunmakta olan otoparkın bulunduğu nokta, buradan sonra ya teleferiğe binip zirveye çıkacaksınız ya da yürüyerek. Bence teleferikle zirveye çıkmak çok gerekli değil, çünkü tepede de göreceğiniz manzara soğumuş ve donmuş lavlar, zaten tüm bölge bunlarla kaplı.

Aralık ayı başında Etna’ya gitmiş olmamıza rağmen zirveye doğru yaklaştıkça yol kenarlarındaki kar birikintileri gözümüzden kaçmadı. Bir anda Sicilya ile örtüştüremiyor insan ama realite bu. Sıcaklık en az 15 derece kadar değişiklik gösteriyor, yani Etna’ya çıkacaksanız yanınıza sağlam bir şeyler mutlaka alın. Kış aylarında Etna zirvesi bir kayak merkezi olarak kullanılıyor. Araç ile çıkabileceğiniz son noktaya vardığınızda; o bölgedeki otel, mağaza, teleferik, ahşap kokusu, güneşin vuruş açısı ve benzeri etmenler ile zaten bir kayak merkezi havasını hissetmemeniz imkânsız.

Gelelim Etna ile ilgili korku filmi senaryolarına: Etna’ya tırmandıkça eteklerinde ne çok yerleşim olduğunu görüp şaşırıyoruz. ‘’Burada nasıl yaşanır?’’ diye düşünmeden duramıyor insan, sonuçta Etna aktif bir yanardağ. Etna zirvesinde konuştuğumuz yetkilinin anlattıkları ile bu durum hakkında ne kadar kulaktan dolma ve şehir efsanesi bilgilere sahip olduğumuzu fark ediyoruz. ’’ Volkan faaliyete geçtikten sonra 4 KM aşağıdaki kayak merkezindekilerin bile rahatlıkla bölgeden uzaklaşacak zamanı oluyormuş, lavlar çok yavaş ilerliyormuş ama tabi ki bölgedeki yapılanmaya büyük zarar veriyormuş. Lavların şehir merkezlerine ulaşmasını geçin, Etna’nın eteklerinde bulunan kasabalara bile ulaşması çok zormuş ama sarsıntılar her yerden duyuluyor ve yanardağ faaliyette oldukça bütün bölgeye kül yağıyormuş.’’ (Adamın yalancısıyız, daha net bilgiler internet sitelerinde ve kitaplarda).

7.VE SON DURAK; ARŞİMET’İN ŞEHRİ SIRACUSA:

Sicilya’da son durağımız ünlü bilim adamı Arşimet’in de doğduğu ve mimari açıdan çok farklı bir şehir olan Siracusa.

Siracusa’ya Catania’dan tren ile gitmek mümkün. Yolculuk 1 saat 10 dakika civarında sürüyor ve biletler tek yön 7 Euro civarı. Tren alternatifi dışında Interbus firması otobüsleri ile de Catania’dan Siracusa’ya gitmeniz mümkün; lakin yazımın üst kısımlarında da belirtmiş olduğum gibi, Interbus firması otobüsleri ana terminalden değil farklı bir yerden kalkıyor.

Siracusa’da trenden indikten sonra ulaşmanız gereken nokta Ortigia Adası. Şehrin tüm cazibe noktaları bu adada bulunmakta. Ortigia Adası ile şehrin diğer kısımları köprüler ile birbirine bağlanmış durumda, trenden indikten sonra istasyona sırtınızı verip, sol tarafa doğru yürürseniz, bu yol sizi Ortigia’ya kadar ulaştırır.

SIRACUSA’DA GÖRÜLECEK YERLER NERELERİDİR?

Porta Urbica: Şehrin eski giriş kapısı.

Tempio di Apollo: Ortigia döneminin en önemli ve görkemli yapısı.

Piazza Archimede: Arşimet’in şehrinde bir Arşimet meydanı olmaması mümkün mü?

Fontana di Diana: Piazza Archimede’de bulunan görkemli çeşme.

Piazza Duomo: Palazzo Arcivescovile ve Duomo di Siracusa’nın bulunduğu ve Barok mimarisinin tüm ihtişamının gözler önüne serildiği meydan.

Castello Maniace: Siracusa’da bulunan en önemli tarihi yapılardan biri de Maniace kalesidir. Kale,  tarih boyunca Siracusa’nın askeri açıdan en stratejik noktalarından biri olmuştur.