Kalimnos, Bambaşka Bir Ege Hikayesi.

Sıcak hem de pek sıcak bir Temmuz sabahı Akyarlar‘ dan minibüs ile Turgutreis Marina‘ya iniyorum. Hava sabahın 07.30’u olmasına rağmen şimdiden çok sıcak. Bu saatte beni yola düşüren neden Bodrum’a yakın Yunan adalarından biri olan Kalimnos‘ a gidecek oluşum. Cevat Şakir’in hikâyelerinde de çok bahsi geçer Kalimnos’ un ve adanın kara kaderli sünger avcılarının.

Hiç bir gölgelik alan olmayan yurtdışı çıkış pulu ve feribot bileti kuyruğuna giriyorum. Yaklaşık 1 saatlik bekleyişten sonra-Sistem mi bozulmuş ne?-biletimi alıp pasaport kontrolü için çok şükür ki kapalı ve güneşten korunabileceğim bir alana geçiyorum. Bileti aldığım gişedeki elemen o kadar otomatiğe bağlamış ki, yurtdışı çıkış pulum var dememe rağmen bana ‘’bileti pulsuz satamıyoruz’’ diyor lakin ufak bir tartışmadan sonra saçmaladığının farkına varıp sadece bilet almama razı oluyor. Pasaport kontrolünden sonra ILIAS isimli motora geçiyorum. Üsküdar–Beşiktaş seferini yapan küçük teknelerden biraz daha büyük.

Turgutreis Marina’yı çıkar çıkmaz dalga başlıyor ve Kalimnos’a kadar tekne bata çıka ilerliyor. Kıta sahanlığı nerede başlıyor? Nerede bitiyor? Tam olarak bilmiyorum ama etraftaki kayalıklara, adalara boya ile yapılmış olan Yunan bayrakları 5,10 dakika içinde karşımıza çıkmaya başlıyor. Yolculuk başlangıcında dışarıda oturmayı tercih edenler de sırılsıklam bir vaziyette kapalı olan alana gelince, kapalı alan tam bir mülteci teknesi durumunu alıyor. Sıcak ve motorun delirten gürültüsüne bu kalabalık da ekleniyor.50 dakika kadar süren bu sancılı yolculuk sonunda, dalga bir anda kesiliyor ve Kalimnos limanına varıyoruz. Öyle cennet bir koya falan vardığımızı sanmayın. Ağaç ve yeşilliğin neredeyse hiç olmadığı bir adadayız, bu durumu az çok tahmin ediyordum fakat bu derecesini beklemiyordum desem yalan olmaz.

Çizgi roman meraklısı iseniz; Mr.No karakterini ve pırpır uçağı ile iniş yaptığı barakadan bozma havaalanlarını iyi biliyor olmanız lazım. Kalimnos limanının içinde pasaport kontrolü için girdiğimiz gümrük, bu barakadan bozma havaalanlarından da beter. Gümrük kuyruğunda pasaport polisine hediye etmek için baklava vs. getirmiş olanlar var, pasaport kontrolünde sıkıntı çıkmasın diye mi? Yoksa gerçekten içlerinden mi gelmiş? Açıkçası bilemedim.

Gelmeden önce niyetim adayı kendi başıma gezmek şeklindeydi. Kah yürüyerek kah otobüse binerek Kalimnos’ u gezmeyi planlamıştım lakin hava çok sıcak olduğundan dolayı cesaret edemedim. Limanın hemen çıkışında Ada turu yapan MAGOS Travel’ a girip 10 Euro karşılığında 3 saat sürecek ada turu satın aldım. En azından panoramik ada gezisini otobüs ile yapacak sonra da turun bıraktığı adanın arka kısmındaki plajda denize girip, yemek yiyip 2 saat sonra da onların göndereceği araç ile geri dönecektim. Program akla çok yatkın olup zaten dönüş feribotuna kadar yaklaşık 6 saat vaktim vardı.

Önce kapının önünde 27 kişi kapasiteli midibüs vardı daha sonra çok fazla satış olduğu için bunu otobüse çevirdiler ve 20 dakika kadar bekledikten sonra yola çıktık. Eğer Adaya feribot ile gelmiş ve 6,7 saat vaktiniz var ise bu turu almak oldukça mantıklı. Sizi ada’ nın her köşesine götürüyor ve yaklaşık 3 saat panoramik gezi imkânı sunuyor, yürüyerek bunu yapabilmeniz zor.

Bu Turun Size Avantajları Neler Olur?

  • Adanın hemen hemen büyük bir kısmını panoramik olarak görebilmeniz.
  • Fotoğraf molaları.
  • Muhteşem bir tepede konuşlanmış olan Aya Savvas Manastırı ziyareti.
  • Ada’nın arka kısmında plaj molası (Eğer arzu ederseniz ek bir ücret ödeyerek bu plajda kalıyorsunuz,2 saat kadar sonra sizi alıp Ada merkezine bırakıyorlar.)
  • Ada merkezinde sünger deposunda 30 dakika kadar alışveriş molası.
  • Otobüste buluna rehberin gezilen yerler hakkında ingilizce olarak bilgi vermesi.

Kalimnos’ un diğer Yunan adalarına göre popülaritesi çok daha az. Ada’nın ön kısmı – Limanın da olduğu kısım-genel olarak diğer adalardan ve Bodrum’dan gelmiş olan günübirlikçi turistlerin yeme, içme, dinlenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik restoran ve kafeler ile dolu. Adanın bu kısmı gündüz saatlerinde oldukça boş. Genel olarak konaklamalı deniz tatili için adaya gelenlere hitap eden bölge Kalimnos’ un arka tarafı. Bu bölüm muhteşem, mas mavi kumsallar ile dolu. İstediğiniz kumsala girip yüzebilir, güneşin keyfini çıkarabilir, salaş balıkçı restoranlarında deniz mahsullerine doyabilirsiniz. Kumsallar kimsenin tekelinde değil ve alabildiğine bakir.

Pothia’ ya hakim bir tepede kurulmuş olan Aya Savvas Manastırı ise Ada’nın en önemli ibadethanesi. Uzun ve zorlu bir yokuşun sonunda dik bir tepede bulunmakta olan manastıra yürüyerek çıkılabilir fakat yaz aylarında zorlayıcı olabilir. Manastıra vardığımızda şans eseri içeride ayin vardı. Ana salon ve manastırın bahçesi içindeki küçük odalardan gelen dua sesleri beni başka bir rüya âlemine geçirdi. Kafesli camlardan içeri sızan güneş ışığının gölgesi eğik bir duvar silueti ile vücut buluyor, bu güneş ışığı koridorunda binlerce toz parçası dans ediyordu.

Bu manastırı ziyaret etmenin diğer bir ödülü de panoramik olarak şehir ve liman fotoğrafı alabileceğimiz en iyi noktada bulunuyor olması idi.

Manastırdan ayrıldıktan sonra tur otobüsü beni ve benimle birlikte yüzme molasına katılmak için ödeme yapmış olan birkaç kişiyi daha plaja bıraktı. Deniz kenarında oldukça keyifli geçen 2 saatten sonra Kalimnos merkezine dönüp feribot saatine kadar bir kafe de bira içip, deniz mahsulleri yedim. Fiyatlar makul. Eğer bizim turistik mekânlarda kazıklanmaktan ve etraftaki kendini sosyete olarak tabir eden tiplerden sıkıldıysanız bu adalar sizin için de biçilmiş kaftan olabilir.

Artık dönüş saati gelmişti. Pek uzun sürmeyen bir pasaport kontrolünden sonra Bodrum’a geri döneceğimiz motora geçiyoruz. Güzel bir gün sonunda Bodrum’a geri dönüş yolundayız. Pruvamız Neta Olsun!

0 cevaplar

Cevapla

Yorum yazmak ister misiniz?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir