Bir Çorbacı Hikayesi

İnsanın boğazınızdan sıcak bir yemek geçmesinin en ucuz yoludur çorba. Yemek ritüelinin başlangıcı, alkol alınmış bir akşamın son öğünü, hastaların şifa kaynağı, bir sepet ekmek ile en ucuz yollu doyma garantisi veren fukara dostudur çorba.

Çorba günün her öğününde-kahvaltı, öğlen, akşam, gece yarısı, sabaha karşı-içilebilir. Sabah kahvaltısında çorba içenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Akçeli işlerde beklentinin büyük olmadığını belirtmek için “bir çorba parası yeter” derler. Limon sıkılmış olanı hastaların şifa kaynağıdır, kim annesinden “Şimdi sana bir çorba yapayım, sıcak sıcak iç, bir şeyin kalmaz” klişesini duymamıştır ki?

24 saat açık çorbacılar vardır. Çorbacı denilince benim gözümün önüne ilk olarak; sirkesi, sarımsak tası, tuzlaması, zerdesi ile işkembeciler gelir. Yemede yanında yat değil ye kardeşim ye! 3 kuruşa doymaktır çorba. Bir yazıda okumuştum, neredeydi ve ne zaman okumuştum hatırlamıyorum lakin Türk mutfağına ait 200 ‘e yakın çorba var deniyordu. Bana sorsanız 30 yada 40 derdim ama rakam çok iddialı 200 civarı.

İstanbul’un ismini hatırlayamadığım ekabir bir semtinde, soğuk ve yağışlı bir günün sabahında, camları buğu tutmuş bir çorbacıdayım. İçeri girince mis gibi çorba kokusu geliyor insanın burnuna. Masalarda telaşsız insanlar var. İçeridekilerin büyük bir kısmı da az çorba çok ekmekçi. Buradan işe gidecekler. Dışarısı buz gibi, ayaza kesiyor İstanbul, içleri ısıtıyor sıcacık çorbalar ve buğulu camlı çorbacı dükkanı. Her gün bir sayfası koparılıp atılan, bilmem kaçıncı sınıf sarı kağıda basılmış takvimlerden asılı boyaları dökük duvarda. Düzensizce kesilmiş ekmek dilimleri duruyor-alelade,sıradan- ekmek sepetlerinin içinde, masaların üstünde büyük yemekhane sürahileri var, yenilebilecek tek tatlı gündüzleri tahin, pekmez akşamları ise fırın sütlaç. İşte böyle bir çorbacı hikayesinin içindeyim sabahın bu kör karanlık saatinde. Sonra birden uyanıyorum, bakıyorum ki dışarısı hala zifiri gece lakin saat sabah olmuş, çorbacı rüyadaymış ama dışarıdaki soğuk hava gerçek, titriyor bu sabah İstanbul. Kalkıyorum, giyiniyorum zorlayarak kendimi.Tıraş olmalı.İşlere,güçlere bakmalı.


Mevzuubahis çorbacı rüyasından sonra bu sabahki kahvaltıyı çorba ile mi yapmak gerek bilemedim şimdi?
İlk gördüğüm çorbacıya giriyorum lakin rüyamdaki çorbacı bu mu ? bilemedim şimdi…
Bir gün rüyamdaki çorbacıyı arayıp bulacağım İstanbul’ un ekabir bir semtinde…
İnsan hayallerinin peşinden koşmalı değil mi?
Çıkamadım işin içinden….
Neyse….
Şimdi bir kase sıcak çorba içip ‘’aslolan hayata’’ devam etmeli…
Herkese sıcacık çorba tadında bir sabah diliyorum.

0 cevaplar

Cevapla

Yorum yazmak ister misiniz?
Katkıda bulunmaktan çekinmeyin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir